God Willing@Theaopo
Altay Cem Meriç hadisleri ve tüm mezhep imamlarının fetvalarını inkar etmeye devam ediyor.
Altay mezhep imamlarının görüşlerini gizleyip tam aksi olan bambaşka insanların saçma sapan görüşlerine yer vererek “mürted öldürülmez” diyor.
Hanefi fıkhı temel metinlerinden olan Serahsi El Mebsut’ta mürted için şu söylenir;
“Mürted bir erkeğin ne bir mürted kadınla ne bir Müslüman kadınla ve ne de aslen kâtir olan bir kadınla evlenmesi câiz değildir. Çünkü nikah din esasına dayanır ve mürtedin dini yoktur. Çünkü o, sahip olduğu dini bırakmıştır yeni sahip olduğu inanç üzerine kalmasına da izin verilmez. Mürtedle ilgili bu hüküm iki nedenden ötürüdür. Birincisi: nikah, devamlı kalma amacıyla meşru kılınmıştır Çünkü neslin devamı nikahla olur. Canların devamı da hayatın yararına olan şeylerin yerine getirilmeleriyle olur. Mürted ise ölümü hak etmiştir. O halde hayatın devamının nedeni olan bir șey (nikah), onun hakkında meşru olamaz.
ikincisi: Mürted irtidat etmekle ölümü hak etmiştir. Öldürülmeden önce üç gün süre verilmesi, kendisinde oluşan şüpheler üzerinde düşünmesi içindir. Bunun dışında hükmen hayatta değilmiş gibi değerlendirilir. Bu yüzden de nikah akdi yapması geçerli değildir. Çünkü nikahla uğraşması onun, hayatı için gerekli olan şeyle ilgilenmesine engel olur. O da düşünmektir. Aynı şekilde mürted kadının da herhangi bir kimseyle evlenmesi geçerli değildir. Çünkü o da Islam'a geri dönmek için düşünmekle yükümlüdür. Başka bir şeyle uğraşması yasaktır. Ayrıca o, dinden çıkmakla, kendisiyle evlenilmesi yasak duruma gelmiştir. Oysa nikah, ilk başta kendisiyle evlenilmesi helal olan kadına (mahalle) hastır. Bundan dolayı mürted adının herhangi bir kişiyle nikahlanması câiz değildir.” ( Cilt 5 Sayfa 77)
İmam Şafii’nin El Umm adlı eserinde de şu ifadeler geçer;
“Bir adam veya kadın İslam'dan irtidat ederse hangisi olursa olsun tevbe etmeye çağrılır. Rivayetlerin zahirinden anlaşıldığı kadarıyla irtidat ettiği yerde tevbe etmesi istenir. Tevbe etmezse öldürülür.
Yine rivayetlerden, tevbe etmesi için belli bir süre tanınabileceği ihtimali de anlaşılıyor.
Bize Malik rivayet etti, ona Abdurrahman b. Muhammed b. Abdullah b. Abdulkadir, ona da babası şöyle rivayet etmiş: Ebu Musa el-Eş'ari tara-fımdan bir adam Hz. Ömer'e takdim edildi. Hz. Ömer insanların durumunu sordu, adam anlattı. Sonra şöyle dedi: "Sizde uzak diyarlardan gelen yeni bir haber var mı?"
"Evet, bir adam Müslüman olduktan sonra tekrar küfre döndü." dedi. Ömer: "Ne yaptınız ona?" diye sordu. "Yakaladık ve boynunu vurduk." dedi. Ömer de şöyle dedi: "Adamı üç gün kadar hapsetseydiniz, her gün çörek yedirseydiniz ve bu arada tevbe etmeye çağırsaydınız olmaz mıy-dı? Belki de adam tevbe eder ve Allah'ın emrine uymaya geri dönerdi. Allah'ım! Ben orada değildim. Böyle bir şeyi emretmedim ve haber aldı-ğımda da bundan hoşnut olmadım.” (Cilt 3 Sayfa 247)
Bu meseleyle ilgili o kadar fazla nakil getirilebilir ki yazıyı uzatmak istemiyorum dileyen kaynağa gidip daha fazlasını görebilir.
Altay yalanlarla irtidat etmeyi “dine savaş açmak” olarak değiştiriyor oysa ki bu kelime anlam olarak da din değiştirmeyi dinden çıkmayı ifade eder. Dine savaş açan kişi “baği” olarak nitelendirilir. Bunlardan da Kur’an’da bahsedilir ve cezası da bellidir.
Açıkça yalanlarla yanlış bilgi verip tüm hadisleri mezhep imamlarının fetvalarını inkar eden Altay gizli bir modernisttir.