suna özcan@mosbindje
ıraklılar, necef'te doğduğunu hatırlatarak "gurur duyduklarını" belirtiyor. cezayirliler, sömürgeciliğe karşı direnişin sembolü ali la pointe'den ayırmadıklarını belirterek tıpkı onun için dedikleri gibi "ali mât vâkif", yani "ali ayakta öldü" diyor.
dünyanın her yerinden insanlar, larijani'nin ölümünden üzüntü duyduklarını anlatan paylaşımlar yaptı.
bu insanların neredeyse tümü, ali larijani'nin ismini iki hafta öncesine kadar hiç duymamıştı. ancak bugün onun ardından tuttukları yas, larijani’nin şahsını, karizmatik çıkışlarını ve retoriğini aşan bir anlama sahip.
larijani ve iran'a duyulan ilgi, ölçüp biçilmiş bir siyasal konumlanıştan öte bir vicdan patlaması. çünkü insanlık, bir kere de "kötülerin kaybettiğini" kendi gözleriyle görmek istiyor. bunun için farklı siyasi görüşe ve inanca sahip milyonlarca insan, tüm bu farklılıklara rağmen yüreği ağzında bir şekilde iran'ın abd ve israil küstahlığına verdiği yanıtları takip ediyor.
bu ilgi ve desteğin siyasal zeminini konuşurken gözetmek gereken noktalardan en mühimi şu: yıllardır bu "bedel ödetme" iddiasını direniş örgütleri veya yerel yapılar üstlendi. ancak bugün insanların iran'a bu denli odaklanmasının sebebi, ilk kez bir devletin tüm kurumsal gücüyle bu meydan okumayı sahiplendiğini görmeleri. tüm dünya siyonist anlatı karşısında susarak ona ortak olurken, insanlar "devletler üstü" bir kibir ve saldırganlığa karşı yine bir devlet ciddiyetiyle yanıt verilmesini, o orantısız gücün dengelenmesini istiyorlar. tüm politik farklılıklara rağmen iran'ın kazanması talebi, bu politik iradenin sahadaki başarısına duyulan açlıktır. ispanya'nın çıkışlarına yönelik ilgi ve coşku da bundan bağımsız değil.
insanlığın küresel vicdanı, abd-israil'in ölçüsüz saldırganlığı ve cezasız kalması karşısında bilhassa batı'nın önlerine koyduğu tüm o karmaşık politik analizlerden, stratejik tahminlerden ve bahanelerden artık yoruldu.
modern siyasetin "konforlu" dünyası, "griliğe" sığınmadan siyah ve beyazın ayrımını net bir şekilde yaparak "kötülere" sahada da bedel ödeten siyasetçileri, liderleri özletti. bu yüzden larijani, insanlara savunduğu değerleri kendi güvenliğinden üstün tutan, inandığı doğrultuda hareket eden o eski usul "şövalye ruhu"na sahip karakteri hatırlattı. safı net, duruşu gerçek ve bedel ödemeye hazır bir liderlik anlayışı, bu sahte çağda sarsıcı bir gerçeklik hissi yarattı.
larijani, abd'ye seslenirken "savaş başlatmak kolaydır ancak birkaç tweet'le bitiremezsiniz. hatanızı anlayıp bedelini ödeyene kadar sizi rahat bırakmayacağız" demişti. bugün dünyanın dört bir yanında bu ismi paylaşanlar, aslında tam da bunu bekliyor: o küstahlığın bedelinin ödendiğini görmek. larijani’nin bu sözü, bu yüzden sadece diplomatik bir tehdit değil, "ayakta ölmeyi" seçen bir karakterin, geleceğe bıraktığı geri dönüşü olmayan bir "vaat" olarak okunuyor.