Yakup Yalvaç - TA3YKP

19.6K posts

Yakup Yalvaç - TA3YKP banner
Yakup Yalvaç - TA3YKP

Yakup Yalvaç - TA3YKP

@tegarut

COVID'e virüs değil zehir sebep oluyor; aşılarda, maskelerde, PCR testinde, sularda, sütlerde, sodalarda, pedlerde oluşan Grafen KarbonTüpler zehirliyor bizleri

İzmir, Türkiye 가입일 Kasım 2009
3K 팔로잉27K 팔로워
Gökhan Satıcı
Gökhan Satıcı@GkhanSatc1·
@tegarut @AhmetCe8088 uzun zamandır yazmıyorsunuz hocam hayatta olmanıza sevindim başka bir platformda mı takılıyorsunuz artık acaba aralarda ses verin :)
Türkçe
1
0
1
28
Yakup Yalvaç - TA3YKP
Yakup Yalvaç - TA3YKP@tegarut·
Musluk sularından gelen grafen kaynaklı karbontüplerinin boyutunu anlamanız için paylaşıyorum. Lavabonuzu istediğiniz kadar temizleyin, temiz olduğundan emin olun. 5 dakika bekleyin ve oluşan maddelere yakından bakın. Suda grafen varsa bu karbontüp(CNT/CCT) oluşuyor.
Yakup Yalvaç - TA3YKP tweet media
Türkçe
11
44
158
0
Yakup Yalvaç - TA3YKP
Yakup Yalvaç - TA3YKP@tegarut·
@GkhanSatc1 @AhmetCe8088 Evet Gökhan Bey. Sediment filtreler mutlaka 1 mikronluk olmalı. Yılda bir filtre harici diğer malzemelerin de kontrolünü yapın, değişmesi gereken varsa değişmeli.(Patlak su tankı ve shut-off gibi.) Membran filtre tercihiniz de 75 GPD daha iyi olur, 100 GPD de olur.)
Türkçe
1
0
1
38
Mustafa Ekin
Mustafa Ekin@MustafaEkkin·
KÖLELİK ve KÖY ENSTİTÜLERİ -Ankara/Hasanoğlan köy enstitüsünü biz yaptık. 40 gün karın tokluğuna amelelik yaptık. Tamamen ücretsiz. -Kaymakam, beni kendi köyüme imam yaptı. İki sene maaş vermediler. 👇Hatırat değil, akademik makaleden.
Mustafa Ekin tweet mediaMustafa Ekin tweet mediaMustafa Ekin tweet media
Türkçe
1
1
19
1.1K
Yakup Yalvaç - TA3YKP
Yakup Yalvaç - TA3YKP@tegarut·
@chsynchysn @Elf92919266 Evet, devam. Ne yazık ki hala en çok sularımızda CNT maddesi oluşuyor ve havaya da çeşitli yollarla karışıyor. O yüzden hala listede belirttiğim takviyelerden uzak durulmalı. Bu zamana kadar bu saçmalık biter sanmıştım ama yanılmışım malesef.
Türkçe
0
1
1
93
ABDULHEY
ABDULHEY@chysncchs·
@tegarut @Elf92919266 2026 oldu devammı uzak durulması gerekenlere? yoksa hala tohumlama devam ediyormu
Türkçe
1
0
1
31
Yakup Yalvaç - TA3YKP
Yakup Yalvaç - TA3YKP@tegarut·
KARABAŞ OTU(Lavandula Stoechas) bitkisinden, aşılar, sular, gıdalar veya solunum yolları ile vücudumuza nüfuz eden GRAFEN kaynaklı KARBONTÜPLERİN(CNT/CMT) dağılmasını önleyen Miyeloperoksidaz enzimi aktivitesinin azalmasına ve Kan-Beyin Bariyerini zayıflatarak beyne daha çok GRAFEN bulaşmasına sebep olduğu için UZAK DURULMALI. "L. stoechas özleri, sitokinler ve nitrik oksit gibi farklı inflamasyon aracılarını aşağı doğru düzenleyen in vitro immünomodülatör özellikler sergiledi. Ayrıca, miyeloperoksidaz aktivitesinin azalması ve toplam glutatyon içeriğinin artmasıyla kanıtlandığı gibi, kolitin TNBS modelinde anti-inflamatuar etkiler gösterdiler.." Kaynak: doi.org/10.1016/j.jep.… *Bahsettiğim husus, sadece vücutta grafen olduğu varsayılarak izah edilmiştir.
Yakup Yalvaç - TA3YKP tweet media
Türkçe
11
8
51
8.6K
HURMA
HURMA@HurmaEdit·
HAŞIIIRRRRTTT Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den “okul tuvaletlerinde sabun yok” diyen CHP’lilere: Okullarımızın tuvaletlerinde sabun var. İzmir’in okullarında tuvaletlerde sabun var ama çeşmelerden su akmıyor, önce onu çözün. x.com/BrieflyHaber/s…
Türkçe
162
1.3K
7.2K
238.7K
Riyaziye Muallimi
Riyaziye Muallimi@RMuallimi·
@tegarut @MustafaEkkin İtirazlarımı belirttim. "mazur" değil "münevver", "âdâbı" değil "padişah", " tâbi‘" değil "sâni", "mebânî-i", değil "bahş-i füyuzat", "evvelce" değil "oldukça", "pür-sûd imişdir" değil "buyursun amin". Böyle basit kelimeleri bile yanlış çevirmiş. Varın gerisini siz düşünün 🤦
Türkçe
1
0
1
62
Yakup Yalvaç - TA3YKP
Yakup Yalvaç - TA3YKP@tegarut·
OSMANLI'NIN CAHİL BIRAKTIĞI HALK Osmanlı döneminde halk cahildi. Harf devrimi ile başlatılan okuma yazma seferberliği sayesinde Anadolu'da cehaletle savaş başlamıştır. Alıntılar ve Kaynaklar: 1. Maarif Nazırı Emrullah Efendi (1910'lar): “Memleketin kahir ekserisi okuma yazmadan bîhaberdir.” Kaynak: Maarif-i Umumiye Nezareti Raporları, 1326–1328 (1908–1910) Osmanlı Arşivi, Maarif Nezareti Evrakı (MF.MKT) Ayrıca: Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi, Pegem Yayınları, s. 218–220 2. Şemseddin Sami – Kamus-ül Âlâm (1889): “Osmanlı halkının ekseriyeti okuma yazma bilmez.” Kaynak: Şemseddin Sami, Kamus-ül Âlâm, Cilt 1–6, Dersaadet 1889 Özellikle Cilt 5, “Maarif” maddesi 3. Selim Sabit Efendi – Maarif Müfettişi Raporları (1880’ler): “İptidai mektepler az, köylerde mektep nâmına bir şey yoktur. Bu sebeple ahali cehalet içindedir.” Kaynak: Selim Sabit Efendi, Raporlar ve Layihalar, Maarif Arşivi Ayrıca: Mustafa Gündüz, Osmanlı’dan Cumhuriyete Eğitim, Küre Yayınları, s. 94–97 4. Ahmet Cevdet Paşa – Tezakir ve Maruzat: “Halkımız arasında cehalet pek fena hâle gelmiştir. Mektep yok, muallim yok; köylü okumaz, yazmaz.” Kaynaklar: Ahmed Cevdet Paşa, Tezakir, Türk Tarih Kurumu, Cilt 1, s. 56–57 Ahmed Cevdet Paşa, Maruzat, Çağrı Yayınları, s. 212–214 5. Ahmet Mithat Efendi: “Bizde halkın ekserisi okur yazar değildir. Matbuatımız azdır çünkü okuyacak adam yoktur.” Kaynak: Ahmet Mithat, Avrupa'da Bir Cevelân, 1890, Tercüman-ı Hakikat Matbaası Ahmet Mithat, Üss-i İnkılâp, 1876 Ayrıca: Ahmet Mithat üzerine İsmail Kara, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Din ve Eğitim, s. 143–145 6. 1897 Maarif Salnamesi (Resmî Osmanlı Devlet Yıllığı): “Maarif teşkilatı memalik-i şahanede henüz layık olduğu derecede inkişaf edememiştir.” Kaynak: Salnâme-i Nezâret-i Maârif-i Umûmiyye, 1313 (1897), s. 10–45 Osmanlı Arşivi ve TBMM Kütüphanesi dijital salname koleksiyonu Bu raporda: Toplam iptidai (ilkokul) sayısı, rüştiye sayısı, medreseler detaylı şekilde yazılmıştır ve nüfusa oranla çok azdır. 7. Halil Hamid Paşa (Sadrazam, 1782–1785): “Cehalet memleketi yiyip bitirmektedir.” Kaynak: Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, Cilt 5, s. 108 Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, Cilt 3, s. 349 (Bu söz, Paşa'nın askerî–mühendislik okulları kurma çabaları sırasında dile getirilmiştir.) 8. II. Abdülhamid’in Eğitimle İlgili Sözleri: “Milletimizin cehaleti büyük bir derttir. Mektepler yapınız, köylere mektep yapınız.” Kaynak: II. Abdülhamid’in Hatıraları, s. 87–89 Şehsuvaroğlu, Sultan Abdülhamid, s. 131 BOA (Osmanlı Arşivi) Yıldız Evrakı, Y. A. HUS., 245/13 9. Ziya Paşa (Tanzimat Aydını): “Memleket cehaletten muzdariptir. Maarif ıslah edilmedikçe ilerleme olmaz.” Kaynak: Ziya Paşa, Şiir ve İnşa, Hürriyet Gazetesi (Londra), 1868 Ziya Paşa, Eş’ar-ı Ziya, Matbaa-i Osmaniye, 1879 Mehmet Kaplan, Ziya Paşa’nın Fikirleri, s. 55–61 Özetle Osmanlı’nın kendi kaynakları hep aynı şeyi söylüyor: -Halkın çoğu okuma yazma bilmiyor -Köylerde okul yok -Öğretmen yok -Eğitim teşkilatı yetersiz -Cehalet resmî devlet adamları tarafından bile temel sorun olarak görülüyor. Grafik kaynağı: ourworldindata.org/literacy (Ayarlar kısmından Türkiye'yi eklemelisiniz.)
Yakup Yalvaç - TA3YKP tweet media
Türkçe
2
0
3
621
Riyaziye Muallimi
Riyaziye Muallimi@RMuallimi·
@tegarut @MustafaEkkin Paylaştığınız çevirinin de yine metinle hiç alakası yok. "münevver", "padişah", "sâni", "bahş-i füyuzat", "oldukça", "buyursun amin" gibi temel kelimeleri bile "mazur", "âdâbı", " tâbi‘", "mebânî-i", "evvelce" , "pür-sûd imişdir" gibi saçma sapan kelimeler olarak çevirmiş.
Türkçe
2
0
1
48
İlyas Fazıl
İlyas Fazıl@Fuzuli550·
@tegarut @TekYolHakkk @_eyvAllah_ @fehmi_ilkay Ben Atatürk donemine kültürel yozlaşma donemi diyorum.Süzme süzme gelmiş kültürünü kendi elinle katledip medeniyet zannettiğin dunkü emir erin batinin kolonisi olduğunu iddaa ediyorum.Ulus devlet ve ırk milliyetçiliği bu devleti büyük bir devlet yapmaz Osmanlı modeli elzemdir
Türkçe
1
0
0
53
Yakup Yalvaç - TA3YKP
Yakup Yalvaç - TA3YKP@tegarut·
Mal, beni engelledi bir de. Yazdığım cevabı buraya ekliyorum. Alakası bile yok, Kuran'da her şey açıkca yazar. Okuduğunda ne anlıyorsan odur. Öteki türlü herkes işine geldiği gibi yorar. İnanan kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar ve açığa çıkanlardan, görünenlerden başka ziynetlerini göstermesinler ve örtülerini, göğüslerini örtecek bir tarzda omuzlarından aşağıya doğru salsınlar; kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babasından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut Müslüman kadınlardan, yahut kendi malları olan kölelerden, yahut erkeklikten kesilmiş veya kudreti olmayan erkek hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların gizli hallerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başka erkeklere ziynetlerini göstermesinler; gizledikleri ziynetler, bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar ve tövbe edin hepiniz Allah'a ey inananlar da kurtulun, erin muradınıza. "açığa çıkanlardan, görünenlerden başka ziynetlerini göstermesinler" derken hangi ziyneti kasteder? Fizik de olabilir, yetenekler de, takva da demişsin ama kadın fiziğini kayın babasına gösterebilir mi mesela? Veya yeteneklerini başkasına göstermesin de kayın babasına göstersin mi demek istemiş? Takva demişsin mesela, takva her zaman gereklidir, herkes takva sahibi olduğumuzu da bilmelidir. Şimdi anladın mı açıklamanın ne kadar saçma sapan ve boş bir açıklama olduğunu? Ziynet kelimesi altın, değerli mücevherler vs. temsil eder.
Türkçe
0
0
0
52
Yakup Yalvaç - TA3YKP
Yakup Yalvaç - TA3YKP@tegarut·
Emre Bey, Araf 26'da avret yerlerini örtecek elbiseler indirdik diyor ayet, takva elbisesi daha hayırlıdır da diyor. Yani özellikle iki tür elbiseyi birbirinden net olarak ayırt ediyor ayet; Ey Adem oğulları! Size avret yerlerinizi örten giysi ve giyinip süsleneceğiniz elbise indirdik. Takva elbisesi ise en hayırlı olandır. İşte bunlar Allah'ın ayetlerindendir. Umulur ki öğüt alırlar. Kadınlar o dönemde ziynetlerini yani altınlarını, süs eşyalarını üzerlerinde taşıyorlarmış banka veya kasa olmadığı için, o ziynetlerinizi takınabilirsiniz ama belli olmasın diye ayaklarınızı yere vurmayın diyor ayet. Siz Nur 31'de ziynet kelimesini yanlış yorumluyorsunuz, kayınbabaya, hizmetçiye, üvey çocuğa gösterilebilecek ama başkasına gösterilemeyecek; ayrıca ayaklar yere vurulduğunda ses yapacak bir şey ima ediliyor. Sizce nedir bu?
Türkçe
2
0
0
64
Yakup Yalvaç - TA3YKP
Yakup Yalvaç - TA3YKP@tegarut·
NUR SURESİ 31. AYET BAŞI ÖRTMEYİ Mİ YOKSA ZİYNETLERİN(SÜS EŞYALARININ) BAŞKASINA GÖSTERİLMEMESİNİ Mİ ANLATIYOR? ZİYNET VEYA SÜS EŞYASI NEDİR? Kısaca ayet, başı kapatmayı değil, dış elbisenin kapattığı kısımlarda takılan ziynet eşyalarının/süslerin gizlenmesi gerektiğini açıklamaktadır. Detaylandırırsak; Şeriatçıların, Müslüman kadınların başlarını örtmesinin emredildiğini öne sürdüğü, hatta bu ayete dayanarak Atatürk düşmanlarının Atatürk'e hakaretler ettiği Nur Suresi 31. ayeti analiz edelim; Abdulbaki Gölpınarlı Meali(siz diğer meallere de bakabilirsiniz, linki aşağıda): İnanan kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar ve açığa çıkanlardan, görünenlerden başka ziynetlerini göstermesinler ve örtülerini, göğüslerini örtecek bir tarzda omuzlarından aşağıya doğru salsınlar; kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babasından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut Müslüman kadınlardan, yahut kendi malları olan kölelerden, yahut erkeklikten kesilmiş veya kudreti olmayan erkek hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların gizli hallerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başka erkeklere ziynetlerini göstermesinler; gizledikleri ziynetler, bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar ve tövbe edin hepiniz Allah'a ey inananlar da kurtulun, erin muradınıza. Tartışmalı olan emirleri koyu olarak işaretledim, şimdi kısım kısım inceleyelim; 1- açığa çıkanlardan, görünenlerden başka ziynetlerini göstermesinler: Ziynet, süs veya süs eşyası demektir. Elmas, yakut, zümrüt, pırlanta taş gibi eşyalar ziynet eşyalarıdır. Allah, bu süs eşyalarının kendilerinden görünenlerden (küpe, yüzük.. gibi) başka süs eşyalarını saklasınlar diye emrediyor. Ziyneti, kadınların cinselliği uyandırıcı bölgeleri gibi anlayanlar tamamen yanlış içerisindedirler. (Nedenini anlayacaksınız.) 2- örtülerini, göğüslerini örtecek bir tarzda omuzlarından aşağıya doğru salsınlar: Emrinde üzerlerinde olan bir örtü ile gerdan bölgesinin kapatılması emredilmektedir, başınızda örtü varsa onunla, üzerinizdeki bir kıyafetin herhangi bir örtüsü ile gerdan bölgesinin kapatılması gerekmektedir. Nedeni ise, 1. alıntıda belirtildiği üzere gerdanlık gibi ziynet yani değerli süs eşyalarının görünmesi istenmemektedir. 3- kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babasından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut Müslüman kadınlardan, yahut kendi malları olan kölelerden, yahut erkeklikten kesilmiş veya kudreti olmayan erkek hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların gizli hallerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başka erkeklere ziynetlerini göstermesinler: Emriyle, kocalarından, babalarından, kayınbabalarından.. başka erkeklere ziynetlerini yani süs eşyalarını göstermesinler diye emretmiştir Allah. Eğer ziynet veya süs ifadesini kadınların cinsellik uyandıran kısımları olarak algılarsanız ortaya; kocandan, babandan, kayınbabandan.. başkasına cinsel organlarını gösterme gibi, izah edilemeyecek bir mana ortaya çıkar. Burada kadınların hangi bölgelerini kimlerden sakınması değil, değerli ziynet eşyalarını başkalarına göstermemesi emredilmektedir. 4- gizledikleri ziynetler, bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar: Emri ile de boyunlarına, bileklerine, ayak bileklerine.. yani kendiliğinden görünmesi istenmeyen kısımlara takılan ziynet eşyalarının gizlenmesine rağmen ayaklarını yere vurarak, zıplayarak ziynet eşyalarının sesini dahi duyurmayı yasaklamaktadır. Eğer ziynet yani süs eşyasından kasıt kadınların cinsel organları olsaydı, bu sefer 3. kısımda bahsettiğim örneğin çocuğundan başkasına gösteremeyeceğin bir cinsel organ kastedilmiş gibi manasız bir durum ortaya çıkardı. O yüzden kibir taslamak(kendini başkalarından yüksek görerek onları aşağılamak) isteyenler için ayaklarını yere vurarak üzerlerinde gizlenmiş ziynet eşyalarının sesini dahi duyurmayacaksınız diye emretmektedir Allah. Sonuç olarak Nur Suresi 31. ayette, Müslüman kadınların başlarını örtmesi gerektiği değil, inanıla gelenden çok uzak bir şekilde gerdanlık, kolye, bilezik, bileklik, halhal vb. dış elbiseleri ile kendiliğinden görünmeyecek şekilde tanımlanan değerli ziynet eşyalarının gizlenmesi emredilmiş; kendiliğinden görünenler olarak tanımlanan yüzük, küpe, hızma vb. ziynet eşyalarının ise gizlenmesinin gerekmediği emredilmiştir. Gelelim vahim olan duruma, bu açıklamayı onca İslam alimi, hocalar, tercümanlar.. yapmıyor. Lütfen yazdıklarımı okumadan değerlendirme yapmayın. Böyle önemli bir ayetin yanlış anlatılması/anlaşılması Müslümanların hayatlarını etkilemektedir. Lütfen sizler de sorularınız varsa sorun, görüşleriniz varsa da açıkça yazın. Ben haklı olduğumu düşünerek herkesi uyarmak istedim, tek amacım; Kuran'ın, yani Allah'ın emirlerinin doğru anlaşılmasını istememdir. Kaynak: kuranmeali.com/AyetKarsilasti… Ayette bahsedilen durumun anlaşılması için şu görseli örnek olarak ekliyorum, yani bunun gibi olunmaması emrediliyor;
Yakup Yalvaç - TA3YKP tweet media
Türkçe
7
4
7
1.9K
Yakup Yalvaç - TA3YKP
Yakup Yalvaç - TA3YKP@tegarut·
@emreemr90708316 @__analist__ Asıl ben seni adam zannedip açıklama yaptım. Daha okuduğunu anlayamayan beyinsizlere Kuran'ı izah ediyoruz. Üzerine hakaret yiyoruz. Kaybol, bir daha da yazma beyinsiz.
Türkçe
0
0
0
13
emre.emre
emre.emre@emreemr90708316·
@tegarut @__analist__ Kafa basmıyor mu kardeş, ya da zekasal bir sorun mu var yoksa trol müsün?.. Yahu, tartışma olmasın diyen mi var çocuğum? Konu, kendi yorumlarını ayet eminliğinde sunman. O doğrusunu bilir diyememek, ego ilahlaşması. Adam zannettik muhatap olduk, trol kafa velet çıktı, iyi mi.
Türkçe
1
0
0
19
Yakup Yalvaç - TA3YKP
Yakup Yalvaç - TA3YKP@tegarut·
Ben Kuran'a göre konuşuyorum, bak sana izahımı paylaştım. Varsa bir itirazın, hayır Yakup sen burada hatalısın, çünkü şöyle şöyle.. diye izah edersin. Oturur onu tartışırız. Kuran'dan başka kaynak esas alınamaz. Ayrıca Arapça Kuran okumayı biliyorsan o yasak değildi, Arapça Kuran eğitimi yasaktı. Atatürk'e atılan iftiralara cevap vermek boynumuzun borcudur. Ben Atatürk dönemini savunuyorum, başka dönemleri değil.
Türkçe
1
0
0
20
İlyas Fazıl
İlyas Fazıl@Fuzuli550·
@tegarut @TekYolHakkk @_eyvAllah_ @fehmi_ilkay Asıl sen safsatalarini art arda sıralamak yerine birdolu kaynaktan bu konunun hakikatlerine vakıf olabilirdin.İbadeti hangi dilde nasıl yapacağımi ben bilirim ne giyeceğimi de.Sen fen ve ilimden bshset şapka ve Türkçe ibadet yerine nuri killigil,Nuri Demirağlara shp cksalrdi
Türkçe
1
0
0
43
İlyas Fazıl
İlyas Fazıl@Fuzuli550·
@tegarut @TekYolHakkk @_eyvAllah_ @fehmi_ilkay Hadi ordan benim hangi dilde ibadet yapacağıma kadar her şeye karisip,hristiyanlik temelli ananeleri medeniyet diye dayayıp özgürlük getirdim diyeceksin bende alkış tutacağım.Bu projelerin hiçbiri medeniyet getirmedi.Dinci dedikleri kişiler bile uzaya ckti bnlr arapc ile uğrşti
Türkçe
1
0
0
20
Yakup Yalvaç - TA3YKP
Yakup Yalvaç - TA3YKP@tegarut·
@FuzuliIlyas @TekYolHakkk @_eyvAllah_ @fehmi_ilkay Konuyu saptırdın, sorularıma da cevap vermedin. Tekrar izah edeyim, o belgelerde Türkçe'den başka dilde ibadet yapılması yasaktı. Türkçe ibadet serbestti yani. x.com/tegarut/status…
Yakup Yalvaç - TA3YKP@tegarut

Arapça Kuran-ı Kerim mi Okunmalı, yoksa Türkçe Kutsal Metin* mi okunmalı? Kur’an’ın anlaşılmadan, sadece Arapça lafzı tekrar edilerek okunmasının ibadet olmadığı; asıl ibadetin Allah’ın mesajlarını anlamak ve yaşamaya çalışmak olduğu Kur’an ayetlerinde çok nettir: Vahiy, Yüce Allah’ın, peygamberleri aracılığı ile insanlığa mesajıdır. Kaynak: dijital.diyanet.gov.tr/makale/vahiy/p… 1. Hâkka 40: “Kur’an, elçinin sözüdür” ne demektir? “Şüphesiz Kur’an, çok şerefli bir elçinin sözüdür.” Burada geçen “kavl (قول)”, Arapça’da seslendirme, aktarma, ifade etme demektir. Aynı kökten gelen "kelâm (كلام)" ise içerik ve anlam ifade eder. - Yani peygamber kelimeleri söyleyen dildir. - Ama söylenen kelâmın (mesajın) sahibi Allah’tır. Bu nedenle Kur’an: Lafzı (kavl) Resul’ün diliyle, Mesajı (kelâm) Allah tarafından iletilmiştir. Bu ayet, Kur’an’ın asıl olanının mesaj ve mana olduğunu ispat eder. Ayeti anlayamayanlara göre, Kuran'ı Allah'ın değil de, Peygamberin sözü mü olduğunu sanıyorlar? Veya Hâkka 40'ı nasıl açıklıyorlar? Aksini iddia edenler, Arapçadaki (القول - الكلام)’’kavl ve kelâm’’ arasındaki farkı bilmezler. Özetle, ilahi mesajlardan ibaret olan Kur’an’daki ayetler elçinin dili ile okunduğu, ses ve sözcükler onun ağzından çıktığı için, elçiye nispet ediliyor, ama içerdiği mesaj, onu elçi olarak görevlendiren ve kendi mesajlarını onun vasıtasıyla iletmek isteyen yüce Allah’a aittir. Kaynak: kuranmeali.com/Aciklama.php?m… Cum’a Suresi 2. ayette Kuran'ın Allah'ın sözleri değil, mesajları olduğu emrediliyor. Mesajların anlaşılması için de herkes anladığı dilde okumalıdır, çünkü bizleri farklı yaratan da Allah'tır; "O Allah ki, kitap ve okuma ile ilgisi olmayan bir topluma, kendi aralarından kendilerine, Allah'ın mesajını aktaran, onları küfür, şirk ve nifak gibi hastalıklardan arındıran, ilâhî kelamı ve hikmeti öğreten bir elçi göndermiştir ki, oysa onlar bundan önce, apaçık bir sapıklık içindeydiler." Cum’a Suresi 5. ayette anlamadan ibadet edenlere kitap taşıyan eşekler denilmektedir; "Tevrat’ı anlama ve uygulama ile yükümlü tutulup bunun sorumluluğunu yerine getirmeyen kimseler, üzerinde ciltler dolusu kitap taşıyan eşek gibidirler. Allah’ın ayetlerini anlayıp uygulamayan bir toplumun hali gerçekten içler acısıdır. Allah, ayetlerini anlayıp uygulamayan bir toplumu amaçlarına ulaştırmaz." Kuran'ın Arapça olmasının tek nedeni Peygamberimizin Arap milletinden olmasıdır, çünkü Arapça anlayıp açıklayıp yazdırmıştır. Aksi halde Peygamberimiz kendisine emredileni nasıl tüm insanlığa duyurmak için görevlendirilebilirdi; Şuârâ 192–195. ayetlerde açıkca belirtilir; "O Kur’anı, güvenilir ruh olan Cebrail, uyarıcılardan olman için, apaçık bir Arapça ile senin kalbine indirdi." - “Apaçık dil”, muhatabın anlaması içindir. Aksini yorumlayanlara göre apaçık olmayan Arapça mı var, neden apaçık vurgusu yapılmış? - Başka milletlerin bunu kendi dillerinde de “apaçık” hâle getirmesi gerekir. Kısaca Arapça Kuran okumak değil, anlayarak Kuran okumak ibadettir. Kutsal olan Arapça değildir, Allah'ın bizlere gönderdiği metinler kutsaldır. *Kur’ân-ı Kerîm adının Türkçe tercümesi: 1. “Kur’an” kelimesinin anlamı: Arapça قُرْآنٌ (Kur’ân); - qara’e (قرأ) fiilinden gelir → okumak - mastar olup “okuma, okuyuş, tilavet” anlamındadır - ayrıca “okunan şey (metin)” anlamına da gelir Dolayısıyla Kur’an = “Okuma / Okunan Metin” demektir. 2. “Kerim” kelimesinin anlamı: Arapça كريم (Kerîm); Şerefli, Değerli, Yüce, Cömert, Haysiyetli anlamlarını içeren Kutsal kelimesidir. *Kur’an’da Allah’ın sıfatı olarak da geçer. (“Rabbin Kerîm’dir(Kutsal'dır.)” 3. Birleşik anlamı: Kur’ân-ı Kerîm = Kutsal Metin demektir. Sizce Kur'an-ı Kerim hangi dilde okunmalıdır?

Türkçe
1
0
0
18
Yakup Yalvaç - TA3YKP
Yakup Yalvaç - TA3YKP@tegarut·
@FuzuliIlyas @TekYolHakkk @_eyvAllah_ @fehmi_ilkay Bu belgede Arapça ibadetin yasaklandığı yazılı, Türkçe ibadet serbestti. Asıl ibadet de anadilde yapılmalıdır. x.com/tegarut/status…
Yakup Yalvaç - TA3YKP@tegarut

Arapça Kuran-ı Kerim mi Okunmalı, yoksa Türkçe Kutsal Metin* mi okunmalı? Kur’an’ın anlaşılmadan, sadece Arapça lafzı tekrar edilerek okunmasının ibadet olmadığı; asıl ibadetin Allah’ın mesajlarını anlamak ve yaşamaya çalışmak olduğu Kur’an ayetlerinde çok nettir: Vahiy, Yüce Allah’ın, peygamberleri aracılığı ile insanlığa mesajıdır. Kaynak: dijital.diyanet.gov.tr/makale/vahiy/p… 1. Hâkka 40: “Kur’an, elçinin sözüdür” ne demektir? “Şüphesiz Kur’an, çok şerefli bir elçinin sözüdür.” Burada geçen “kavl (قول)”, Arapça’da seslendirme, aktarma, ifade etme demektir. Aynı kökten gelen "kelâm (كلام)" ise içerik ve anlam ifade eder. - Yani peygamber kelimeleri söyleyen dildir. - Ama söylenen kelâmın (mesajın) sahibi Allah’tır. Bu nedenle Kur’an: Lafzı (kavl) Resul’ün diliyle, Mesajı (kelâm) Allah tarafından iletilmiştir. Bu ayet, Kur’an’ın asıl olanının mesaj ve mana olduğunu ispat eder. Ayeti anlayamayanlara göre, Kuran'ı Allah'ın değil de, Peygamberin sözü mü olduğunu sanıyorlar? Veya Hâkka 40'ı nasıl açıklıyorlar? Aksini iddia edenler, Arapçadaki (القول - الكلام)’’kavl ve kelâm’’ arasındaki farkı bilmezler. Özetle, ilahi mesajlardan ibaret olan Kur’an’daki ayetler elçinin dili ile okunduğu, ses ve sözcükler onun ağzından çıktığı için, elçiye nispet ediliyor, ama içerdiği mesaj, onu elçi olarak görevlendiren ve kendi mesajlarını onun vasıtasıyla iletmek isteyen yüce Allah’a aittir. Kaynak: kuranmeali.com/Aciklama.php?m… Cum’a Suresi 2. ayette Kuran'ın Allah'ın sözleri değil, mesajları olduğu emrediliyor. Mesajların anlaşılması için de herkes anladığı dilde okumalıdır, çünkü bizleri farklı yaratan da Allah'tır; "O Allah ki, kitap ve okuma ile ilgisi olmayan bir topluma, kendi aralarından kendilerine, Allah'ın mesajını aktaran, onları küfür, şirk ve nifak gibi hastalıklardan arındıran, ilâhî kelamı ve hikmeti öğreten bir elçi göndermiştir ki, oysa onlar bundan önce, apaçık bir sapıklık içindeydiler." Cum’a Suresi 5. ayette anlamadan ibadet edenlere kitap taşıyan eşekler denilmektedir; "Tevrat’ı anlama ve uygulama ile yükümlü tutulup bunun sorumluluğunu yerine getirmeyen kimseler, üzerinde ciltler dolusu kitap taşıyan eşek gibidirler. Allah’ın ayetlerini anlayıp uygulamayan bir toplumun hali gerçekten içler acısıdır. Allah, ayetlerini anlayıp uygulamayan bir toplumu amaçlarına ulaştırmaz." Kuran'ın Arapça olmasının tek nedeni Peygamberimizin Arap milletinden olmasıdır, çünkü Arapça anlayıp açıklayıp yazdırmıştır. Aksi halde Peygamberimiz kendisine emredileni nasıl tüm insanlığa duyurmak için görevlendirilebilirdi; Şuârâ 192–195. ayetlerde açıkca belirtilir; "O Kur’anı, güvenilir ruh olan Cebrail, uyarıcılardan olman için, apaçık bir Arapça ile senin kalbine indirdi." - “Apaçık dil”, muhatabın anlaması içindir. Aksini yorumlayanlara göre apaçık olmayan Arapça mı var, neden apaçık vurgusu yapılmış? - Başka milletlerin bunu kendi dillerinde de “apaçık” hâle getirmesi gerekir. Kısaca Arapça Kuran okumak değil, anlayarak Kuran okumak ibadettir. Kutsal olan Arapça değildir, Allah'ın bizlere gönderdiği metinler kutsaldır. *Kur’ân-ı Kerîm adının Türkçe tercümesi: 1. “Kur’an” kelimesinin anlamı: Arapça قُرْآنٌ (Kur’ân); - qara’e (قرأ) fiilinden gelir → okumak - mastar olup “okuma, okuyuş, tilavet” anlamındadır - ayrıca “okunan şey (metin)” anlamına da gelir Dolayısıyla Kur’an = “Okuma / Okunan Metin” demektir. 2. “Kerim” kelimesinin anlamı: Arapça كريم (Kerîm); Şerefli, Değerli, Yüce, Cömert, Haysiyetli anlamlarını içeren Kutsal kelimesidir. *Kur’an’da Allah’ın sıfatı olarak da geçer. (“Rabbin Kerîm’dir(Kutsal'dır.)” 3. Birleşik anlamı: Kur’ân-ı Kerîm = Kutsal Metin demektir. Sizce Kur'an-ı Kerim hangi dilde okunmalıdır?

Türkçe
1
0
0
8
Yakup Yalvaç - TA3YKP
Yakup Yalvaç - TA3YKP@tegarut·
Mustafa Bey siz çevirin diyorum, onu yapmıyorsunuz; benim paylaştığım güncel Türkçe'yi baz alıp hata yapmışsınız diyorsunuz. Eski üslupla paylaşsam bu yazıyı kimse bir şey anlamaz ki. Bakın şöyle bir şey çıkıyor ortaya; "Cenâb-ı Şeyh ‘İzzet, medenî sun‘-ı umûr-ı kâinâtı tefekkür etmekle an ezvâk ve tabî‘attan sâmete resânet, ‘adâlet ve kerâmet kanâ‘atı kitab-ı hikmet ve ma‘rifet-sâz olan şöhret-yâr-ı ma‘zûr el-efkâr ve âdâbı ve lifre’l-âsâr gāziy bi-madân (Abdü’l-Hamîd Hân tâbi‘) Efendimiz hazretleri kitâb-ı cihân-ı istikrâr içün mebânî-i ‘ilm ve ‘irfânı evvelce bi-külli şân ve sân bu gāh izhâr edip ancak mevkûf âyât-ı pür-sûd imişdir." bunu kim anlayacak Mustafa Bey?
Türkçe
1
0
0
40
Mustafa Ekin
Mustafa Ekin@MustafaEkkin·
@tegarut @RMuallimi Bu saatten sonra beni mahcup edebileceğiniz tek şansınız var. Attığınız o iki sayfada en azından 1 tane "cahil/cehalet/cahillik" kelimesi göstermek. Ki yok, gösteremeyeceksiniz! Erdemli iseniz sonrasında yapacağınız da bellidir.
Türkçe
1
0
2
69
Riyaziye Muallimi
Riyaziye Muallimi@RMuallimi·
@tegarut @MustafaEkkin Zamanınız olmadığı için mevzuyu uzatmadık diye hatırlıyorum. Siz müsaid zaman bulun kaynaklarınızı ispat edin sonra bu mevzudaki yanlışlarınıza zevkle geçeriz. Biz buralardayız. Selametle 👋
Türkçe
1
0
1
27
emre.emre
emre.emre@emreemr90708316·
@tegarut @__analist__ Yakup bey, konu o noktayı çoktan aştı. Burada esas öne çıkan konu şudur; Yorumları ve anlayışları "A.A." ya da "Doğrusunu O bilir" demeden bitirmek... Bu, birkaç ayetin kapsamına giren bir konu ve direkt şirk kapısıdır...
Türkçe
1
0
0
17
Yakup Yalvaç - TA3YKP
Yakup Yalvaç - TA3YKP@tegarut·
Ziynet konusunun hangi anlamda kullanıldığı, bulunduğu ayet içinde anlaşılır zaten. Nur31'de bahsedilen ziynetler göğüs ve kalça olamaz, sallandığında ses çıkarmaz. Kıyafetin nasıl olacağını sizin de dediğiniz gibi belirten başka ayetler var ama bu Nur 31 değil. Örnekleri paylaştım bakın; x.com/tegarut/status…
Yakup Yalvaç - TA3YKP@tegarut

Zîynet” (زينة) kelimesinin geçtiği ayetler 1. A’râf Suresi 7/31 “Ey Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde ziynetinizi alın…” 2. A’râf 7/32 “De ki: Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti kim haram kıldı?” 3. A’râf 7/26 “Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek bir elbise ve ziynet (güzellik vesilesi) indirdik.” 4. Nahl 16/14 “Gemilerin denizi yarıp gitmesi… ondan taze et yemeniz ve takınacağınız ziynetler çıkarmanız içindir.” 5. Nahl 16/6 “Onlarda sizin için bir güzellik (ziynet) vardır.” 6. Lokmân 31/20 “Allah göklerde ve yerdeki şeyleri sizin hizmetinize verdi… açık ve gizli nimetlerini (ziynetlerini) üzerinize serdi.” 7. Nur 24/31 “Ziynetlerini… göstermesinler…” (Tartıştığımız ayet.) 8. Kasas 28/79 “Karun ziynetiyle (gösterişiyle) kavminin karşısına çıktı.” 9. Zukhruf 43/18 “Süs içinde büyütülen (fi’z-zîneti)…” 10. Kehf 18/46 “Mallar ve evlat dünya hayatının ziynetidir.” 11. Hud 11/15 “…dünya hayatının ziynetini isteyenlere…” 12. Kehf 18/7 “Yeryüzündeki şeyleri onun için bir ziynet kıldık.” 13. Tâhâ 20/87 Harun’a şöyle derler: “Biz kavmin ziynet takılarını ateşe attık…” 14. Tâhâ 20/95 Musa Samiri’ye: “Bu yaptığın nedir?” Samiri: “O kavmin ziynetinden bir miktar aldım…” Ziynet kelimesinin, kadınların herhangi bir organı veya bölgesinin olmadığını, değerli takılar ve süs eşyaları olduğunu yine Kuran'dan anlıyoruz.

Türkçe
1
0
0
20
emre.emre
emre.emre@emreemr90708316·
@tegarut @__analist__ Ziynet konusuna gelirsek, O konu görecelidir, geniş kapsamlıdır. Hem normal ziynettir ses çıkarıp kendini belli eden "Topuklar yere sert vurulunca", hem de kadının göğüs ve kalça bölgesidir kendini belli eden. Bu sebeple de dar kıyafet olmamasını işaret eden ayetler varır. A.A.
Türkçe
1
0
0
39