



Yakup Yalvaç - TA3YKP
19.6K posts

@tegarut
COVID'e virüs değil zehir sebep oluyor; aşılarda, maskelerde, PCR testinde, sularda, sütlerde, sodalarda, pedlerde oluşan Grafen KarbonTüpler zehirliyor bizleri
























Mustafa Kemal Atatürk; “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.”










Arapça Kuran-ı Kerim mi Okunmalı, yoksa Türkçe Kutsal Metin* mi okunmalı? Kur’an’ın anlaşılmadan, sadece Arapça lafzı tekrar edilerek okunmasının ibadet olmadığı; asıl ibadetin Allah’ın mesajlarını anlamak ve yaşamaya çalışmak olduğu Kur’an ayetlerinde çok nettir: Vahiy, Yüce Allah’ın, peygamberleri aracılığı ile insanlığa mesajıdır. Kaynak: dijital.diyanet.gov.tr/makale/vahiy/p… 1. Hâkka 40: “Kur’an, elçinin sözüdür” ne demektir? “Şüphesiz Kur’an, çok şerefli bir elçinin sözüdür.” Burada geçen “kavl (قول)”, Arapça’da seslendirme, aktarma, ifade etme demektir. Aynı kökten gelen "kelâm (كلام)" ise içerik ve anlam ifade eder. - Yani peygamber kelimeleri söyleyen dildir. - Ama söylenen kelâmın (mesajın) sahibi Allah’tır. Bu nedenle Kur’an: Lafzı (kavl) Resul’ün diliyle, Mesajı (kelâm) Allah tarafından iletilmiştir. Bu ayet, Kur’an’ın asıl olanının mesaj ve mana olduğunu ispat eder. Ayeti anlayamayanlara göre, Kuran'ı Allah'ın değil de, Peygamberin sözü mü olduğunu sanıyorlar? Veya Hâkka 40'ı nasıl açıklıyorlar? Aksini iddia edenler, Arapçadaki (القول - الكلام)’’kavl ve kelâm’’ arasındaki farkı bilmezler. Özetle, ilahi mesajlardan ibaret olan Kur’an’daki ayetler elçinin dili ile okunduğu, ses ve sözcükler onun ağzından çıktığı için, elçiye nispet ediliyor, ama içerdiği mesaj, onu elçi olarak görevlendiren ve kendi mesajlarını onun vasıtasıyla iletmek isteyen yüce Allah’a aittir. Kaynak: kuranmeali.com/Aciklama.php?m… Cum’a Suresi 2. ayette Kuran'ın Allah'ın sözleri değil, mesajları olduğu emrediliyor. Mesajların anlaşılması için de herkes anladığı dilde okumalıdır, çünkü bizleri farklı yaratan da Allah'tır; "O Allah ki, kitap ve okuma ile ilgisi olmayan bir topluma, kendi aralarından kendilerine, Allah'ın mesajını aktaran, onları küfür, şirk ve nifak gibi hastalıklardan arındıran, ilâhî kelamı ve hikmeti öğreten bir elçi göndermiştir ki, oysa onlar bundan önce, apaçık bir sapıklık içindeydiler." Cum’a Suresi 5. ayette anlamadan ibadet edenlere kitap taşıyan eşekler denilmektedir; "Tevrat’ı anlama ve uygulama ile yükümlü tutulup bunun sorumluluğunu yerine getirmeyen kimseler, üzerinde ciltler dolusu kitap taşıyan eşek gibidirler. Allah’ın ayetlerini anlayıp uygulamayan bir toplumun hali gerçekten içler acısıdır. Allah, ayetlerini anlayıp uygulamayan bir toplumu amaçlarına ulaştırmaz." Kuran'ın Arapça olmasının tek nedeni Peygamberimizin Arap milletinden olmasıdır, çünkü Arapça anlayıp açıklayıp yazdırmıştır. Aksi halde Peygamberimiz kendisine emredileni nasıl tüm insanlığa duyurmak için görevlendirilebilirdi; Şuârâ 192–195. ayetlerde açıkca belirtilir; "O Kur’anı, güvenilir ruh olan Cebrail, uyarıcılardan olman için, apaçık bir Arapça ile senin kalbine indirdi." - “Apaçık dil”, muhatabın anlaması içindir. Aksini yorumlayanlara göre apaçık olmayan Arapça mı var, neden apaçık vurgusu yapılmış? - Başka milletlerin bunu kendi dillerinde de “apaçık” hâle getirmesi gerekir. Kısaca Arapça Kuran okumak değil, anlayarak Kuran okumak ibadettir. Kutsal olan Arapça değildir, Allah'ın bizlere gönderdiği metinler kutsaldır. *Kur’ân-ı Kerîm adının Türkçe tercümesi: 1. “Kur’an” kelimesinin anlamı: Arapça قُرْآنٌ (Kur’ân); - qara’e (قرأ) fiilinden gelir → okumak - mastar olup “okuma, okuyuş, tilavet” anlamındadır - ayrıca “okunan şey (metin)” anlamına da gelir Dolayısıyla Kur’an = “Okuma / Okunan Metin” demektir. 2. “Kerim” kelimesinin anlamı: Arapça كريم (Kerîm); Şerefli, Değerli, Yüce, Cömert, Haysiyetli anlamlarını içeren Kutsal kelimesidir. *Kur’an’da Allah’ın sıfatı olarak da geçer. (“Rabbin Kerîm’dir(Kutsal'dır.)” 3. Birleşik anlamı: Kur’ân-ı Kerîm = Kutsal Metin demektir. Sizce Kur'an-ı Kerim hangi dilde okunmalıdır?


Arapça Kuran-ı Kerim mi Okunmalı, yoksa Türkçe Kutsal Metin* mi okunmalı? Kur’an’ın anlaşılmadan, sadece Arapça lafzı tekrar edilerek okunmasının ibadet olmadığı; asıl ibadetin Allah’ın mesajlarını anlamak ve yaşamaya çalışmak olduğu Kur’an ayetlerinde çok nettir: Vahiy, Yüce Allah’ın, peygamberleri aracılığı ile insanlığa mesajıdır. Kaynak: dijital.diyanet.gov.tr/makale/vahiy/p… 1. Hâkka 40: “Kur’an, elçinin sözüdür” ne demektir? “Şüphesiz Kur’an, çok şerefli bir elçinin sözüdür.” Burada geçen “kavl (قول)”, Arapça’da seslendirme, aktarma, ifade etme demektir. Aynı kökten gelen "kelâm (كلام)" ise içerik ve anlam ifade eder. - Yani peygamber kelimeleri söyleyen dildir. - Ama söylenen kelâmın (mesajın) sahibi Allah’tır. Bu nedenle Kur’an: Lafzı (kavl) Resul’ün diliyle, Mesajı (kelâm) Allah tarafından iletilmiştir. Bu ayet, Kur’an’ın asıl olanının mesaj ve mana olduğunu ispat eder. Ayeti anlayamayanlara göre, Kuran'ı Allah'ın değil de, Peygamberin sözü mü olduğunu sanıyorlar? Veya Hâkka 40'ı nasıl açıklıyorlar? Aksini iddia edenler, Arapçadaki (القول - الكلام)’’kavl ve kelâm’’ arasındaki farkı bilmezler. Özetle, ilahi mesajlardan ibaret olan Kur’an’daki ayetler elçinin dili ile okunduğu, ses ve sözcükler onun ağzından çıktığı için, elçiye nispet ediliyor, ama içerdiği mesaj, onu elçi olarak görevlendiren ve kendi mesajlarını onun vasıtasıyla iletmek isteyen yüce Allah’a aittir. Kaynak: kuranmeali.com/Aciklama.php?m… Cum’a Suresi 2. ayette Kuran'ın Allah'ın sözleri değil, mesajları olduğu emrediliyor. Mesajların anlaşılması için de herkes anladığı dilde okumalıdır, çünkü bizleri farklı yaratan da Allah'tır; "O Allah ki, kitap ve okuma ile ilgisi olmayan bir topluma, kendi aralarından kendilerine, Allah'ın mesajını aktaran, onları küfür, şirk ve nifak gibi hastalıklardan arındıran, ilâhî kelamı ve hikmeti öğreten bir elçi göndermiştir ki, oysa onlar bundan önce, apaçık bir sapıklık içindeydiler." Cum’a Suresi 5. ayette anlamadan ibadet edenlere kitap taşıyan eşekler denilmektedir; "Tevrat’ı anlama ve uygulama ile yükümlü tutulup bunun sorumluluğunu yerine getirmeyen kimseler, üzerinde ciltler dolusu kitap taşıyan eşek gibidirler. Allah’ın ayetlerini anlayıp uygulamayan bir toplumun hali gerçekten içler acısıdır. Allah, ayetlerini anlayıp uygulamayan bir toplumu amaçlarına ulaştırmaz." Kuran'ın Arapça olmasının tek nedeni Peygamberimizin Arap milletinden olmasıdır, çünkü Arapça anlayıp açıklayıp yazdırmıştır. Aksi halde Peygamberimiz kendisine emredileni nasıl tüm insanlığa duyurmak için görevlendirilebilirdi; Şuârâ 192–195. ayetlerde açıkca belirtilir; "O Kur’anı, güvenilir ruh olan Cebrail, uyarıcılardan olman için, apaçık bir Arapça ile senin kalbine indirdi." - “Apaçık dil”, muhatabın anlaması içindir. Aksini yorumlayanlara göre apaçık olmayan Arapça mı var, neden apaçık vurgusu yapılmış? - Başka milletlerin bunu kendi dillerinde de “apaçık” hâle getirmesi gerekir. Kısaca Arapça Kuran okumak değil, anlayarak Kuran okumak ibadettir. Kutsal olan Arapça değildir, Allah'ın bizlere gönderdiği metinler kutsaldır. *Kur’ân-ı Kerîm adının Türkçe tercümesi: 1. “Kur’an” kelimesinin anlamı: Arapça قُرْآنٌ (Kur’ân); - qara’e (قرأ) fiilinden gelir → okumak - mastar olup “okuma, okuyuş, tilavet” anlamındadır - ayrıca “okunan şey (metin)” anlamına da gelir Dolayısıyla Kur’an = “Okuma / Okunan Metin” demektir. 2. “Kerim” kelimesinin anlamı: Arapça كريم (Kerîm); Şerefli, Değerli, Yüce, Cömert, Haysiyetli anlamlarını içeren Kutsal kelimesidir. *Kur’an’da Allah’ın sıfatı olarak da geçer. (“Rabbin Kerîm’dir(Kutsal'dır.)” 3. Birleşik anlamı: Kur’ân-ı Kerîm = Kutsal Metin demektir. Sizce Kur'an-ı Kerim hangi dilde okunmalıdır?






Zîynet” (زينة) kelimesinin geçtiği ayetler 1. A’râf Suresi 7/31 “Ey Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde ziynetinizi alın…” 2. A’râf 7/32 “De ki: Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti kim haram kıldı?” 3. A’râf 7/26 “Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek bir elbise ve ziynet (güzellik vesilesi) indirdik.” 4. Nahl 16/14 “Gemilerin denizi yarıp gitmesi… ondan taze et yemeniz ve takınacağınız ziynetler çıkarmanız içindir.” 5. Nahl 16/6 “Onlarda sizin için bir güzellik (ziynet) vardır.” 6. Lokmân 31/20 “Allah göklerde ve yerdeki şeyleri sizin hizmetinize verdi… açık ve gizli nimetlerini (ziynetlerini) üzerinize serdi.” 7. Nur 24/31 “Ziynetlerini… göstermesinler…” (Tartıştığımız ayet.) 8. Kasas 28/79 “Karun ziynetiyle (gösterişiyle) kavminin karşısına çıktı.” 9. Zukhruf 43/18 “Süs içinde büyütülen (fi’z-zîneti)…” 10. Kehf 18/46 “Mallar ve evlat dünya hayatının ziynetidir.” 11. Hud 11/15 “…dünya hayatının ziynetini isteyenlere…” 12. Kehf 18/7 “Yeryüzündeki şeyleri onun için bir ziynet kıldık.” 13. Tâhâ 20/87 Harun’a şöyle derler: “Biz kavmin ziynet takılarını ateşe attık…” 14. Tâhâ 20/95 Musa Samiri’ye: “Bu yaptığın nedir?” Samiri: “O kavmin ziynetinden bir miktar aldım…” Ziynet kelimesinin, kadınların herhangi bir organı veya bölgesinin olmadığını, değerli takılar ve süs eşyaları olduğunu yine Kuran'dan anlıyoruz.
