Kurtuluş Hareketi Arşiv
47 posts

Kurtuluş Hareketi Arşiv
@4kurtulus1976
Kurtuluş Hareketi'nin ideolojik, politik ve örgütsel belgelerinin arşiv incelemesi için açılmıştır.
Katılım Aralık 2025
0 Takip Edilen496 Takipçiler

Biz, yarına umutla bakıyoruz. Umudumuz, faşizme ve emperyalizme karşı kinimizle yoğurulmuş. Biz geleceğin, aydınlık geleceğin temsilcileri her şeyde varlığı kaçınılmaz olan emeğin temsilcileriyiz.
Biz geleceği bugün ki mücadelemizle inşa ediyoruz. Bu mücadeleyi engellemeye çalışmak, zaptedilmez güçleri zaptetmeye çalışmak, güneşi zaptetmeye niyetli insanları engellemeye çalışmak şimdiye kadar başarılamadı. Ve bundan sonra da başarılamayacaktır.
Özel Sayı | 1 Mayıs, 1978

Türkçe

Siz ki canınızı verdiniz
halkımız için
siz ki her şeyinizi verdiniz
bu kavga uğruna
göğüsünüzde onurla dalgalanan
kavganın bayrağına siz ki
al rengini verdiniz
Kurtuluş Hareketi’nin öncü militanlarından Ali Güngör 49 yıl önce Küçükbakkalköy’de faşist çetelerin alçakça saldırısında katledildi.
Yiğit, yılmaz, kararlı ve disiplinli bir proletarya sosyalisti olarak yaşadı, öyle ölümsüzleşti. Anısı mücadelemize önder olmaya devam ediyor. Yaşasın kurtuluşa kadar savaş!

Türkçe

LENİN’İN YOLUNDA İLERİ
Onun mirasına sımsıkı sarılmak, onun bıraktığı bayrağı yükseltmek görevimizdir.
Kurtuluş, Sayı: 16
#Lenin156Yaşında

Türkçe

Bugün, partimizin olmadığı bu şartlar altında dahi en önemli görevlerimizden biri faşizmin Türkiye halklarına karşı giriştiği hayasızca, alçakça, canavarca saldırıya karşı direnmektir. Çağımızın bu en vahşi, en kanlı diktatörlüğü, egemen sınıflıların sürekli bir talebidir. Daima zorladıkları bir taleptir. Günümüzde faşist saldırganlık gemi azıya almış durumdadır. Her gün ama her gün işçilere, emekçilere, devrimcilere kan kusturmaktadır. Cinayetler işlemektedir. Hunharca saldırmaktadır. Faşizmin nihai geberişi demokratik halk devriminin zaferi ile mümkündür. Bu kesin bir gerçek. Ama bugünde faşizme karşı görevlerimiz var. Sosyalist hareketin bu dağınıklık ortamında, partimizin olmadığı bugünde de görevlerimiz var. Faşizme karşı omuz omuza aktif mücadele bu görevimizin merkezini oluşturmaktadır. Faşizme karşı en geniş yığınları bir araya getirmek ve faşizme aman vermemek gerekiyor. Ama unutmamalıyız ki faşizmi yenecek olan işçi sınıfının devrimci savaş örgütüdür, partisidir. Faşizmin nihai mağlubiyeti ise ancak demokratik halk devriminin zaferi ile mümkündür.
Önümüzdeki 1 Mayıs Türkiye işçi sınıfı açısından çok önemli bir gündür. Her şeyden önce proletaryanın öncülerinin, Marksist-Leninistlerin işçi sınıfının en geniş kesimine siyasi, ekonomik, demokratik taleplerini ileteceği bir gündür. Sosyalizme giden yolda işçilerin ve emekçilerin güncel talepleri 1 Mayıs’da bir kere daha en güçlü biçimde haykırılacaktır. Azgınca saldıran faşizme yeni ve büyük bir şamar daha indirilecektir. İşçilerin ve emekçilerin meydana getireceği mahşeri kalabalık oligarşiye gücümüzü bir kere daha gösterecektir. Ama büyük güç örgütsüz oldukça, yani devrimci bir partiye sahip olmadıkça, etkisiz bir güçtür. Oligarşide bunun farkındadır. Ama her 1 Mayıs sınıfımızın en geri kesimlerine dahi sınıfımızın gücünü önümüzdeki acil talepleri göstermekte ve her 1 Mayıs partimizin oluşmasını biraz daha hızlandırmaktadır. Ve oligarşi bunuda görmektedir. 1 Mayıs’dan korkmasının asıl nedenide budur. Her 1 Mayıs proletaryanın devrimci partisinin kurulmasını biraz daha yakınlaştırırken, oligarşinin saltanatının yıkılmasınıda biraz daha yakınlaştırmaktadır.
İşte 1 Mayıs 1977 katliamının ardında yatan gerçek budur. Oligarşinin (işbirlikçi tekelci burjuvaların ve toprak ağalarının) korkusu, kapıldığı panik, gözü dönmüşcesine 1 Mayıs’a saldırmasının nedeni oldu.
Ne var ki 1 Mayıs 77’de kaybettiğimiz 34 arkadaşımız 1 Mayıs 78’deki gücümüze güç katıyor. Onların mücadelesini bugün 34 değil binlerce yeni işçi ve emekçi ilerletiyor. Bütün tehditlere, engellemelere ve provakasyonlara rağmen yüzbinlerce işçi ve emekçi 1 Mayıs’a hazırlanıyoruz. Sokakları afişlerimizle donatıyoruz, bezlerimizi pankartlarımızı hazırlıyoruz. Mücadelemizi, taleplerimizi anlatan bildiriler basıyor, dağıtıyoruz. Kısacası 1 Mayıs 78’i 1 Mayıs 77’den daha görkemli, daha bilinçli yapacağız.
KADIN VE ERKEK İŞÇİLER EMEKÇİLER;
Çağımızda iki temel güç var. Her türlü sömürünün, baskının nedeni olan kan emici, asalak kapitalistler sınıfı ve her şeyin yaratıcısı biz: İşçi sınıfı. Ve bir savaş var; kapitalistler ile işçi sınıfı arasında her geçen gün gelişen ve büyüyen bir savaş. Her geçen gün işçi sınıfının yeni zaferler kazandığı, kapitalist sınıfın biraz daha batağa battığı bir savaş. Sonu belli olan bir savaş bu. Sonu belli: Zafer sosyalizmin. Zafer bütün ülkelerin işçi sınıfının.
Türkçe

Çağımızda iki temel güç var. Her türlü sömürünün, baskının nedeni olan kan emici, asalak kapitalistler sınıfı ve her şeyin yaratıcısı biz: İşçi sınıfı. Ve bir savaş var; kapitalistler ile işçi sınıfı arasında her geçen gün gelişen ve büyüyen bir savaş. Her geçen gün işçi sınıfının yeni zaferler kazandığı, kapitalist sınıfın biraz daha batağa battığı bir savaş. Sonu belli olan bir savaş bu. Sonu belli: Zafer sosyalizmin. Zafer bütün ülkelerin işçi sınıfının.
Emekçilerin ve sınıfımızın büyük bir kısmının henüz sınıflarının durumunun bilincine varamamalarının esas nedeni, Türkiye işçi sınıfının devrimci partisinin olmamasıdır. Bugün sınıfımızın ve bizimle birlikte tüm emekçilerin en büyük zaafı, eksiği budur.
Emperyalizmin denetimi altında, bir avuç azınlığın devleti olan oligarşik diktaya karşı biz işçilerin ve emekçilerin en büyük silahı, şüphesiz devrimci siyasi partimiz olacaktır. Devrim mücadelemizi bir kızıl güneş gibi aydınlatacak olan, mücadelemizde sınıfımızı ve müttefiklerimizi yönetecek olan ve sınıfımızı zafere götürecek olan devrimci siyasi partimizdir. İşçi sınıfının gücü ideolojimizin gücünden ve sınıfımızın birliğinden gelir. Sınıfımızın gücünün tek göstergesi ise siyasi örgütümüzdür. Sosyalizmin bilimi ile donanmış, sınıfımızın öncülerinden oluşan Proletaryanın Devrimci Partisi. İşte bizi devrime götürecek olan, kurtuluşumuzu sağlayacak olan araç budur. Sadece bizim, işçi sınıfının kurtuluşunu mu? Hayır, tüm emekçilerin kurtuluşunuda sağlayacak olan araçtır, proletaryanın devrimci partisi.
Bugün ülkemizde proletaryanın devrimci partisini kurmak en temel görevimizdir. Bütün çalışmalarımız, bütün aklımız, bütün gücümüz, bütün cesaretimiz kısacası her şeyimiz devrimci partimizin oluşturulması yolunda harcanmalıdır. Kurtuluşumuza giden yolda en önemli adımdır siyasi partimizin yaratılması.
Bizim partimiz, yani proletaryanın devrimci partisi Marksizm-Leninizmin bilimi ile donanmalıdır. Bizim siyasi partimiz savaşkan bir parti, mücadeleci bir parti olmalıdır. Bizim partimiz işçi sınıfına ve onun müttefiklerine güven veren, onları yönetmeye, yönlendirmeye yetenekli bir parti olmalıdır. Kısacası bizim partimiz işçi sınıfına layık bir parti, savaş örgütü olmalıdır.
Proletaryanın devrimci partisi emperyalizme, emperyalizmin işbirlikçisi tekelci kapitalistlere ve toprak ağalarına ve onların köpeklerine korku salmalıdır. Böyle bir partinin yaratılması açıktır ki bugünden yarına başarılabilecek kolay bir görev değildir. Zorlu bir mücadelenin ürünü olacaktır. Mücadele içinde doğan bir programa, mücadele içinden doğan kadrolara sahip olacaktır. Çünkü ancak işçi sınıfı mücadelesinin ateşi içinde pişmiş, çelik gibi bir parti proletaryanın devrimci partisidir. Ancak böyle bir parti emperyalizmi ülkemizden kovup, oligarşik diktatörlüğü yıkacak ve işçilerin köylülerin devrimci demokratik iktidarını kuracaktır.
Bugün devrimci bir partimiz yok ama önümüzde yapılması gereken sayısız görevler var. Bütün bu görevlerin önümüzdeki dönem içinde temel görevimizin partileşmek olduğu bir an dahi unutulmadan hepsinin yerine getirilmesi gerekmektedir. Partileşmek bu görevler yerine getirilmeden mümkün değildir.

Türkçe

1 Mayıs 78 eylemi, oligarşinin bütün karşı propagandasına ve 1977 1 Mayıs katliamına karşın gayet olumlu bir havada geçti. Ancak yine de değinilmeden geçilmemesi gereken bir başka gerçek hâlâ bir takım eksikliklerin varlığıdır, bu eksiklikleri şekillendiren en önemli
faktör işçi sınıfı hareketi ile sosyalist hareketin
kopukluğudur. Daha kısa ifadesiyle sosyalistlerin önünde proletarya partisinin inşa görevi hâlâ durmaktadır. 1 Mayıs 1978’e iki değişiklikle girdik. Bunlardan biri MC’nin düşmesi ve yerine CHP’nin ağırlıkla yer aldığı hükümet değişikliği, diğeri ise DİSK yönetimindeki değişikliktir. 1 Mayıs değerlendirmelerinde bu iki değişiklik
dikkate alınmalıdır. Birinci değişikliğin tezahürleri değişik muhtevalarda ele alınabilir, bir yanıyla değişikliğin objektif sonuçlan söz konusu iken, bir diğer yanıylada değişiklikten «bir şeyler» bekleyenlerin içine düştükleri sübjektif durumdur. İkinci değişiklik ise birinciden bağımsız olarak ele alınmamalıdır. Bu değişiklik sonucunda DİSK’in tepesine çöreklenen «ilerlemecilerin» düşürülmesi ve yerine CHP’lilerin ağırlıkta olduğu bir yönetimin geçmesidir. Bu değişiklik daha öncekilerin tekkeci tavırları söz konusu olduğunda daha demokrat bir görünüm umutları veriyordu. Aynı sonuç yönetimde oluşan garip dengeylede bağlantılı olarak ele alınabilir. Bu objektif durum DİSK’in CHP yönetiminden pek çok şey beklemesini de getirdi. Bu, özellikle proletaryanın bağımsız siyasi hattını savunacak partinin yokluğunda daha da önem kazanıyordu. Önemle değindiğimiz gibi eksikliklerin temelinde yatan en önemli etken proletarya partisinin olmamasıdır. Ve bu durumun değişik bir görünümüde sosyalist hareketin hâlâ ideolojik olarak belli bir açıklığa sahip olamamsıdır. Bunun objektif sonuçlan bazı grupların bazı «partileri» lanse çabalarında ve yine bazı grupların partisizlikten yakınmalarında kendini göstermektedir. Sosyalist hareketin bu konumdan kurtulabilmesi için bir yandan ideolojik netliği sağlamaya çalışırken bir diğer yandan da emperyalizme, faşizme ve şovenizme karşı çeşitli eylem birlikleri oluşturarak, siyasi birliğe doğru adımlar atılmalıdır. Bu adımlar atılırken yapılan eylem birlikleri bir takım siyasi hareketlerin uzantısı durumunda olan demokratik kitle örgütleri yerine doğrudan siyasi hareketler arasında yapılmalıdır. Sorunlara böyle yaklaşmaya çalışmak sağ elle sol kulağı gösterme alışkanlığından kurtulmayı gerektirir.
Kurtuluş Sosyalist Dergi
Sayı 24 | 1978
Türkçe

Sosyalistlerin önünde proletarya partisinin inşa görevi hâlâ durmaktadır.
…Burjuvazi 1 Mayıs’ın bir bayram olmadığını çok iyi bilmektedir, ayrıca enternasyonal birlik ve dayanışmanın sonuçlarınında bilincindedir. 53 yıl süren yasaklarla bugünün kutlanmasını burjuvazi engellemişti ama gelişen sosyal muhalefet ve işçi sınıfının mücadelesinin ulaştığı boyutlar bu yasakları tek tek aşmayı bilecekti. Artık 1 Mayısları koyduğu yasaklarla engelleyemeceğini anlayan oligarşi yeni yöntemlere başvurmaya başladı. Bu yaklaşımda ilk gözönüne alınacak şey solun dağınıklığı ve örgütsüzlüğü idi. Bu tespitle hareket eden oligarşi, sosyalistlerin iç mücadelesinin istenmez boyutlara ulaşmasını da kullanarak yaptığı saldırılarla halk kitlelerini yıldırmaya çalıştı. 1 Mayıs 1977 de bu perspektifle incelenmelidir. Burada değinilmesi gereken bir başka gerçekte bu durumu doğru olarak tespit edemeyen DİSK yönetiminin bu tip katliamlara karşı yeterli önlemler almamasını getirmiştir.

Türkçe
















