
Akide-i Selef
22 posts

Akide-i Selef
@AkideSelef
Fırka-i Naciye yolunda bir beşer. Akide esnemez, hakikat değişmez. Pusulamız: Selef-i Salihin. Hayır Allah’tan, hata nefsimdendir.




Sofilere müşrik diyen vahhabiler hocalarına veya abilerine öyle köpek olmuşlar ki, vallahi biz böyle mürid olamadık şeyhlerimize. Adamlardaki taassup son derece korkunç, hocaları yat dese yatıyorlar, kalkma dese kalkmıyorlar. Hocalarına yaltaklanmaktan hakikate kör olmuşlar. Bilmesem bunlar hocalarına tapıyorlar diyeceğim. Sırf hocalarının yalanlarını örtpas etmek için her türlü hakareti edip, konuyu karartmakta çok mahirler. Ben bunların rabıtası gibi rabıta edebilseydim şeyhime kırk kere ermiştim.

Selef-i sâlihîn akidesine bağlı müminlere iftira eden, onları hakir gören Recep bey, kendini İsmailağa cemaatine bağlı bir "Müslüman" olarak görüyor. Kendini bir sufi olarak tanımlıyor. Aşağıdaki bilgilere bakalım, nasıl cevap verecek? Yoksa engelleyip müminlere iftira atmaya devam mı edecek? "Kutbü'l-Aktab olan zatlar, yeryüzünün direkleridir. Onların tasarrufu (müdahalesi) olmadan yağmur yağmaz, rüzgar esmez, belalar def edilmez. Allah kainatı onların eliyle yönetir." (Mahmut Ustaosmanoğlu, İrşadül Müridin, Sayfa: 88). "Bir velînin bir nazarı, yüz elli yıllık halis ibadetten evladır (hayırlıdır)." (Risale-i Kudsiyye Tercüme ve Şerhi, c. 1, s. 156). "Şeyhin şeklini hayal etmek, düşünmek, Hakkın zikrinden daha faziletlidir." (Mahmut Ustaosmanoğlu, İrşadül Müridin, 3. Baskı, s. 124). "Allah gibi kim namaz kılabilir? Asıl kendisine layık olan namazı kendisi kılıyor. Ya biz? Çok dikkat ederek kılsak bile Allah’ın kıldığı namazın suretini kılmış oluyoruz. Demek ki zatı paki subhaniye, hem abid hem mabud." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Sohbetler, Cilt: 6, Sayfa: 199). "Efendi babam (Ali Haydar Efendi) buyurdu ki: 'Ahirette melekler bir kimseyi cehenneme götürmek için tutsalar ve o kişi, "Ben Nakşibendi tarikatının Halidi kolundanım" dese, melekler onu bırakırlar.'" (Mahmut Efendi'den Duyulan Hikmetli Sözler, Sayfa: 402). "Ruhul Furkan tefsirinin benzeri yoktur. Bunu okuyan kişinin diğer tefsirleri okuması gerekmez. Ruhul Furkan tefsirini yazmayı bize Resulullah emretti." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Özlü Sözler, Sayfa: 84). "Azrail (a.s.) bir müridin ruhunu kabzetmeye (almaya) geldiğinde, şeyhi müdahale eder ve 'Bırak benim müridimi' der. Azrail (a.s.) da bırakır." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Sohbetler, Cilt: 5, Sayfa: 153). "Mürid, namazda Kâbe’ye yöneldiği gibi, maneviyat yolunda da şeyhinin kalbine yönelmelidir. Şeyh, müridinin gönül kıblesidir." (Mahmut Ustaosmanoğlu, İrşadül Müridin, Sayfa: 63-64). "Mürşid-i kâmil olan zatlar; annenin rahmindeki çocuğun erkek mi kız mı olduğunu, şaki (cehennemlik) mi said (cennetlik) mi olduğunu bilirler." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Sohbetler, Cilt: 3, Sayfa: 310). "Eğer sen, bir şeyhe bağlanmadan bin sene kendi başına Allah’a kavuşmak için inleyip dursan, böylece O Mevla Teala’yı bulman mümkün değildir." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Ruhul Furkan, Cilt: 2, Sayfa: 81). "Biz her ne yapıyorsak Resulullah Efendimiz ile istişare ederek yapıyoruz. O uyanık halde gelir, bize ne yapacağımızı söyler." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Sohbetler, Cilt: 2, Sayfa: 105). "Şeyh efendi müridinin kalbine elini atar; oradaki pislikleri (günahları ve kötü düşünceleri) söküp atar. O kalbe istediği gibi tasarruf eder." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Risale-i Kudsiyye Şerhi, Cilt: 2, Sayfa: 110-112). "Mürid kabre konulup melekler sual için geldiklerinde, mürşid-i kâmil oraya gelir ve meleklerin sorularına müridi adına cevap verir. Meleklere, 'Onu bırakın, o benim müridimdir' der." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Sohbetler, Cilt: 1, Sayfa: 119). "Kâmil bir mürşid, dünyanın neresinde olursa olsun müridinin halinden haberdardır. Ona dünya, elinin ayası (avuç içi) gibidir. Müridinin kalbinden geçenleri de, attığı her adımı da bilir." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Mektubatı Mahmudiye, Cilt: 2, Sayfa: 28). "Mürid son nefesini verirken şeytan imanı çalmak için gelir. O anda mürşid-i kâmil yetişir ve şeytanı defederek müridinin imanlı gitmesini sağlar. Şeyhi olmayanın son nefeste işi çok zordur." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Ruhul Furkan, Cilt: 2, Sayfa: 223). "Mürşid-i kâmil, müridinin elinden tutar ve onu doğrudan cennete götürür. Mahşerde, 'Ya Rabbi, bu benim müridimdir, bunu almadan cennete girmem' der ve Allah da onun hatırına müridini bağışlar." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Sohbetler, Cilt: 4, Sayfa: 184). "Efendi Babam (Ali Haydar Efendi) bir gün buyurdu ki: 'Oğlum Mahmut! Eğer Resulullah Efendimiz (s.a.v.) her gün bizimle görüşmese, biz bir adım bile atamayız.'" (Mahmut Ustaosmanoğlu, Özlü Sözler, Sayfa: 36). "Mürid, mürşidinin hatasını (şeriata aykırı bir işini) görse bile, 'Benim aklım ermez, şeyhimin bir bildiği vardır, bu Hızır'ın adam öldürmesine benzer' diyerek kendi aklını itham etmelidir. Mürşide itiraz edenin feyzi kesilir, helak olur." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Sohbetler, Cilt: 2, Sayfa: 22). "Mürşid-i kâmil olan zatların ruhaniyeti her an müridinin yanındadır. Mürid nerede olursa olsun, sıkıştığı zaman 'Yetiş Ya Şeyhim' derse, şeyhi hemen Allah'ın izniyle onun imdadına yetişir." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Risale-i Kudsiyye Şerhi, Cilt: 2, Sayfa: 150). "İnsan kendi başına Kur'an ve Sünnet'i anlayamaz, tefsir okumakla da din öğrenilmez. Ancak bir mürşidin rehberliğiyle bu anlaşılır. Mürşidsiz yola çıkanın rehberi şeytandır." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Sohbetler, Cilt: 1, Sayfa: 136). "Mürid, şeyhinin huzurunda ve gıyabında, gassalın (ölü yıkayıcısının) elindeki meyyit (ölü ceset) gibi tam bir teslimiyet içinde olmalıdır. Kendi iradesini, arzusunu ve seçimini tamamen şeyhine bırakmalıdır." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Ruhul Furkan, Cilt: 2, Sayfa: 78). "Mürid, mürşidinin iki kaşı arasına (alnına) nazar edip (hayal edip), oradan kendi kalbine ilahi bir feyzin ve nurun bir oluktan akar gibi aktığını düşünmelidir. Rabıtasız feyz (İlahi rahmet) gelmez." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Ruhul Furkan, Cilt: 2, Sayfa: 74-76, Rabıta Bahsi). "Kendisine uyulacak bir mürşid-i kâmili (şeyhi) bulunmayanın şeyhi şeytandır. Şeyhi olmayanın dini de tehlikededir, kurtuluşa eremez." (Mahmut Ustaosmanoğlu, İrşadül Müridin, Sayfa: 52 / Sohbetler'de sıkça tekrarlanan kural). "Bizim tarikatımıza (Nakşibendi-Halidi koluna) intisap eden, bu yola giren bir kimsenin son nefeste imansız gittiği görülmemiştir. Bu yolun büyükleri müridini son nefeste yalnız bırakmaz." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Sohbetler, Cilt: 3, Sayfa: 85). "Her asırda bir Gavs (Kainatın manevi yöneticisi) vardır. Kutublar ve Abdallar onun emrindedir. Dünyadaki savaşlar, barışlar, rızıkların dağıtılması bu manevi meclisin (Divan-ı Salihin) kararıyla ve Gavs'ın onayıyla olur." (Mahmut Ustaosmanoğlu, "Ricâl-i Gayb" Açıklamaları, Ruhul Furkan Tefsiri, Cilt: 2, Sayfa: 84-88). "İşlerinizde ne yapacağınızı şaşırdığınızda kabir ehlinden yardım isteyiniz." (Mahmut Ustaosmanoğlu, Ruhul Furkan, c. II, s. 82). "Ebubekir’e varıncaya kadar bütün silsileden yardım istemeyi âdet edin. Resulullah’a vararak ondan da yardım iste." (Ruhul Furkan, c. 2, s. 86).





Sofilere müşrik diyen vahhabiler hocalarına veya abilerine öyle köpek olmuşlar ki, vallahi biz böyle mürid olamadık şeyhlerimize. Adamlardaki taassup son derece korkunç, hocaları yat dese yatıyorlar, kalkma dese kalkmıyorlar. Hocalarına yaltaklanmaktan hakikate kör olmuşlar. Bilmesem bunlar hocalarına tapıyorlar diyeceğim. Sırf hocalarının yalanlarını örtpas etmek için her türlü hakareti edip, konuyu karartmakta çok mahirler. Ben bunların rabıtası gibi rabıta edebilseydim şeyhime kırk kere ermiştim.
















