
Başkan Barzani: Şüpheli pazarlıklarla Kerkük halkının iradesiyle oynanmasına izin vermeyeceğiz rudaw.net/turkish/kurdis…
Alişer Rizgar
40.3K posts


Başkan Barzani: Şüpheli pazarlıklarla Kerkük halkının iradesiyle oynanmasına izin vermeyeceğiz rudaw.net/turkish/kurdis…

Abê ta qetandîyê serî û bînî kirye gizilgo

Mustafa Destici'den Kürtlere hakaret: Ey hainler topluluğu... "Newroz' kutlamaları yapıyorlar 10 binlerle, bir kişinin elinde Türk bayrağı yok. Siz hangi devletin vatandaşısınız ey hainler topluluğu"









Yaprağından dalına, gövdesinden damarlarına kadar tahrib edilmiş bir kültürün varlık yokluk mücadelesinde kurulan parti ve parti kurumlarının başvurdukları doğru-yanlış yöntemlerin tümü araçsaldır ve geçicidir. Verilen bütün bedeller bilincin ve kültürün açığa çıkarılması içindir. Bu cümleleri siyasi toplantılarda ve diyaloglarda sürekli duyarız. Kürt-Zaza sanatını açığa çıkarmak amacıyla siyasal hareketin bünyesinde sanatsal kurumlar oluşturuldu. Sahipsiz kalan bu alanın meşruiyeti ve temsili için de büyük bedeller verildi. İlk başladığımız yıllarda bu kurumlar hep yanımızda oldular, sanatımızı icra etmek için bizlere yeni alanlar açtılar. Dükkanları, büroları, evleri basıldı, kol kanatları kırıldı, zulüm gördüler, hapis yattılar. Bahsedilen süreçte yanımızda duran Hunerkom, Mîr Muzîk, Kom Muzîk gibi kurumlara minnetdârız. Bu birlikteliği, omuz omuza mücadeleyi da her zaman ve her yerde gururla anlatırız. Ancak değerli sanatçı kardeşim Mem Ararat'ın bahsettiği tartışmayı birbirimizi kırmadan devam ettirmemiz, kendimiz, tarihimiz ve değerlerimize duyduğumuz saygının gereğidir. Bir gerçek var ki sanatın yolu ile siyasetin yolu her zaman ve çağda tümüyle aynı değildir. Eğer bir yer ve çağda ikisi arasında sürekli ve tam bir uyum varsa ortada bir sorun var demektir. Siyaset bulunduğu zamana ve güne endekslidir, sanat ise toplumsal hafızaya hakim olan duygusal kodlarıyla zaman ve mekan ötesidir, en azından maksadı ve hedefi budur. Her ikisinin algısında farklılıklar vardır ve bu doğaldır. Bu gerçeği ve durumu anladığımızda iki alanın birbirlerini muazzam şekilde tamamladığını görebiliriz. Bir çok sanatçı gibi benim de bu kurumlarla kavgam oldu. Kurumlara katılan, görev alan kişilerin beraberlerinde getirdikleri anlayışlar veya merkezden üretilen sanata yönelik yanlış yaklaşımlar vb. Kürt-Zaza sanatının yeniden üretilmesiyle beraber siyasal hareketin bünyesi içinden ya da dışından yeni sanatkarlar, yeni anlayışlar ortaya çıktı ki amaç ve sonuç buydu zaten. Şimdi hareketin bünyesindeki kurumlar, "daire" dışında kalan veya "kurum dışı" olan yeni isim ve oluşumlarla nasıl ilişkilenecekler? Huzursuzluğa ve gerginliğe sebep olan durum tam da budur. Yoksa "telif", "Kom Müzik" veya bazı şahıslar değildir. Durum yapısaldır. Tartışılması gereken budur. Devrimci ve ulusal bilincin geniş halk kesimlerine aktarılmasıyla beraber oluşan yeni yapıda toplum takip edeceği, seveceği ya da sevmeyeceği sanatçıyı kendisi seçiyor artık. Şimdiye kadar öncülük misyonunu üstlenen emekdar kurumlara düşen yeni görev, kendi halkına güvenmeleri ve bu yolda halka eşlik etmeleridir. Çünkü partiler ve siyasetler seçenek sunabilir, ama halk seçer, seçimi yapan halktır. Halk kendi sihirli dinamiğiyle bunu seçiyor veya vazgeçiyor. Kalıcı olmak da sanatçının çabasına, kendini geliştirmesine kalıyor. Bundan kastım örgütsüzlüğü öğütlemek ve savunmak değildir. Her sanatçı siyasal yapılar içinde de örgütlü olabilir, sanatçı örgütleri içinde de. Örgütsüz sanatçı bir süre sonra kendi gölgesine tapmaya başlayabilir. Bizi sanatçı olarak diğer insanlarla eşitleyen şey, sosyal varlıklar olmamızdır. Atalarımızdan miras kalan bahçe elimizden alınmıştı. Bahçemizi yakmışlardı. Tarumar etmişlerdi. Verilen ve daha da verilecek olan bedellerin toplamında bir bilince ulaştık ve bize ait olan bahçemize sahip çıkmayı öğrendik. Siyaset veya parti "bahçeyi ben size geri kazandırdım, benim sözüm geçer" dememelidir. Çünkü halk artık bunun bilincindedir. "Kurum içi-dışı" anlayışını sorgulayarak bahçemize renk katan, değer katan her bireyi ve çabayı yüceltmeliyiz. Sonuç olarak bahçe hepimizindir, o kutsal emaneti ekip biçerken kimse üstten konuşmamalı. Emek veren, üreten her kimse, o bahçede hakkı vardır. Bize ait olan değerlere, kendimizden birine hor davranmadığımız sürece doğru yoldayız demektir.

Kürdce statü kazanması için entegrasyon fikrini çöpe atıp,Rojavada özerkliği koruyarak sağlanır,özerklik olmadan kürdce korunmaz,entegrasyon adı altında Araplaşma gerçekleşir,

Mizahı ‘miz’ zanneden ve öyle icra edeni baş tacı edersen tacından aşağı böyle mizahını bırakır



hergün kürt özgürlük hareketine saydıran, hakaret eden, barış ve demokratik toplum sürecini işbirlikçilikle suçlayan bu kişi şu an toplumsal barış ve demokrasi forumunda çeviri yapıyor. bir açıklamanız var mı @DEMGenelMerkezi @doganhatundbb @serrabucak @DEMPartiDYYK @spfforum

Mem Ararat’ın yayınladığı videolu mesajı anlaşılır olmadığı gibi, bazı çevreleri, özellikle DEM Parti ve eski PKK çevrelerini, töhmet altında bırakıyor. Mem Ararat’ı engeleyen, sanatını icra etmede sorunlar yaratan her tür yaklaşıma karşı olduğumuzu belirtmekle beraber, bir sanatçının da kimseyi zan altında bırakmaması lazım. Kamuoyuna yönelik sosyal medya üzerinden mesaj verirken açık ve net olmalıdır. Mem Ararat’ı bu noktada açıklayıcı bir yayına davet ediyorum. Arwar TV ekranları tüm Kürt lere açıktır. Bize çok kolay ulaşılabilir: arwartv@gmail.com



Mem Ararat kan emici Dehaqa boyun eğmeyen Kawa’dır artık!

