Sabitlenmiş Tweet
Muazzez Çörtelek
49.8K posts

Muazzez Çörtelek
@Allmbb
Avukat, yazar. Tuğla Harmanı, Belki de Rüya Değildi ve Bulutuyla Dolaşan Kadın isimli kitapların yazarı. -Hayat bir tuğla harmanıdır. M.Ç
Türkiye Katılım Temmuz 2012
1.6K Takip Edilen1.6K Takipçiler

MASMAVİ AKIŞTA BENLİK; TANPINAR’DAN BAĞLANTISALLIK BİLİMİNE
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın
“Ne içindeyim zamanın…” dizeleriyle başlayan şiiri, Türk edebiyatının en derin varoluş metinlerinden biridir. Bu şiir, yalnızca estetik bir deneyim değil; aynı zamanda insanın zaman, benlik ve evrenle ilişkisini yeniden tanımlayan sezgisel bir teoridir. Bugün modern nörobilim ve ağ bilimi perspektifinden bakıldığında, Tanpınar’ın bu dizeleri şaşırtıcı biçimde “bağlantısallık” temelli bir varlık anlayışına karşılık gelir.
Zaman: Parçalı değil, sürekli bir akış
Şiirin ilk dizeleri:
“Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare geniş bir anın
Parçalanmaz akışında”
klasik zaman algısını kırar. Newtoncu zaman anlayışında zaman, ardışık ve ölçülebilir bir çizgidir. Oysa Tanpınar’ın “yekpare an”ı, sürekliliği ve bölünemezliği ifade eder. Bu yaklaşım, modern fizikteki süreklilik kavramı ve nörobilimdeki akış, “sürekli işlem” (continuous processing) modeliyle örtüşür.
Bağlantısallık bilimi açısından zaman, olayların sıralanması değil; ilişkilerin sürekliliğidir. İnsan, zamanın içinde ilerleyen bir nesne değil, zamanın akışında oluşan bir örüntüdür.
“Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil”
Bu dizeler, benliğin çözülmesini anlatır. “Hafiflik”, yalnızca şiirsel bir duygu değil, ontolojik bir durumdur. Sabit, ağır, sınırları belirli bir “ben” yoktur. Yerine, akışkan ve değişken bir varoluş geçer.
Modern nörobilimde benlik, sabit bir merkez değil; beynin farklı bölgeleri arasındaki dinamik etkileşimlerin bir sonucu olarak görülür. Connectome (bağlantı ağı) sürekli değişir; dolayısıyla benlik de sürekli yeniden oluşur.
Bu bağlamda Tanpınar’ın hafifliği, şu bilimsel gerçeğin şiirsel karşılığıdır:
👉 Benlik, bir nesne değil; bağlantıların akışıdır.
Zihin: Öğüten bir ağ sistemi
“Başım sükûtu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen”
Zihin burada enformasyon sistemidir. Gelen veriyi işler, dönüştürür ve anlam üretir. Bu metafor, çağdaş nörobilimdeki “predictive processing” ve “network dynamics” yaklaşımlarına oldukça yakındır.
Beyin, dış dünyayı pasif biçimde algılayan bir yapı değil; sürekli tahmin eden, güncelleyen ve bağlantılar kuran bir sistemdir. Tanpınar’ın “değirmeni”, bu sürekli dönüşümün şiirsel ifadesidir.
Dünya: Dışımızda değil, içimizde köklenen ağ
“Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim”
Bu dize, şiirin en güçlü ontolojik önermesidir. Dünya, insanın dışında duran bir nesne değildir. İnsan ve dünya, karşılıklı olarak birbirinin içinde köklenir.
Bu yaklaşım, Spinoza’nın “içkin varoluş” anlayışıyla ve modern ekolojik düşünceyle örtüşür. Bağlantısallık bilimi açısından ise bu, açık bir sistem tanımıdır:
İnsan, çevresinden bağımsız bir varlık değil; onunla birlikte oluşan bir ağ düğümüdür.
Masmavi Akış: Bilincin ve varlığın ortak alanı
“Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.”
Bu son imge, şiirin zirvesidir. “Mavi ışık”, sınırların ortadan kalktığı bir varoluş alanını temsil eder. Öznenin ve nesnenin ayrımı silinir; geriye yalnızca akış kalır.
Yaşamdaşlık Perspektifi: Birlikte varoluşun şiiri
Bu şiir, Yaşamdaşlık yaklaşımı açısından şu temel önermeleri içerir:
•Varlık, bağımsız birimler değil; ilişkiler ağıdır
•Benlik, sabit değil; akışkan bir süreçtir
•İnsan ve dünya ayrı değil; birbirine köklenmiş yapılardır
•Zaman, parçalı değil; sürekli bir oluş halidir
Tanpınar, bilimsel bir dil kullanmaz; ancak sezgisel olarak, günümüzün bağlantısal evren anlayışına ulaşır.
Sonuç: Şiirden bilime uzanan bir köprü
Tanpınar’ın dizeleri, edebiyat ile bilimin iki ayrı alan olmadığını gösterir. Şiir, bazen bilimin henüz kavramsallaştıramadığı gerçeklikleri sezgisel olarak yakalayabilir.
Bugün bağlantısallık bilimi bize şunu söylüyor:
Evren, nesnelerden değil ilişkilerden oluşur.
Yaşam, bu ilişkilerin sürekliliğidir.
Tanpınar ise bunu yıllar önce tek bir imgeyle ifade etmiş:
“Masmavi bir ışığın ortasında yüzmek”
Bu cümle, belki de yaşamın en sade ama en derin tanımlarından biridir.
Foto: patricia realign

Türkçe
Muazzez Çörtelek retweetledi

Dünya'ya en büyük iz bırakan şarkıcıyla tanışın;
O bir mülteci,
O bir Zerdüşt,
O bir Farslı;
x.com/i/status/18607…
Farrokh Bulsara’nın kalbi, kadim bir ateşle yanıyordu.
Anne babası Bomi ve Jer, Zerdüşt inancına bağlı Persi bir ailedendi. Ataları, bin yıl önce İran’dan dinlerini korumak için Hindistan’a sığınmış, oradan da Zanzibar’a uzanmıştı.
Stone Town’un dar sokaklarında, okyanusun tuzlu rüzgârında Farrokh büyüdü; palmiyeler, baharat kokuları ve annesinin mırıldandığı dualarla.
1963’te Zanzibar bağımsızlığını kazandı.
Ama mutluluk kısa sürdü. 1964 Ocak ayında devrim patladı.
Sokaklar kanla doldu; binlerce Arap ve Hint kökenli hedef alındı.
Bomi, karısını ve 17 yaşındaki oğlunu aceleyle topladı.
Ellerinde birkaç valiz, derin bir korku. Gemiye binerlerken Jer’in gözleri doldu: “Yine mi sürgün?” diye fısıldadı. Bomi, elini sıktı: “Ateşimiz içimizde, yavrum.
Hiç sönmez.”Soğuk İngiltere’ye, Feltham’ın gri sokaklarına vardılar. Farrokh, adını Freddie Mercury’ye çevirdi.
Okulda, arkadaşları arasında “yabancı” hissetti ama müziğe sarıldı. Geceleri hâlâ annesinin Zerdüşt dualarını duyuyor, babasının sessiz bakışlarında Zanzibar’ın kayıp ışıklarını görüyordu.
O kadim ateş, sahnede “Bohemian Rhapsody”ye dönüştü.
Bir göçmenin, bir mültecinin, bir Zerdüşt’ün çığlığı.
Freddie, tüm dünyayı kucakladı ama içinde hep o genç çocuk kaldı: valizini tutan, annesinin elini sıkan, “Bir gün evimize döner miyiz?” diye soran.
Asla dönmediler.
Ama Freddie, şarkılarıyla o ateşi milyonlara taşıdı. Sürgün, acı, özlem… hepsi bir rock efsanesinin kalbine sığdı. Ve hâlâ yanıyor. VESSELAM...
Mommyyyy! 🥺
Türkçe

Neden?
Çocuklar ve gençler düzgün binalarda okumasınlar mı?
Öğrencilik yaşamımın en güzel yılları geçti deniz kenarındaki o güzelim okulda ve İstanbul Üniversitesinin merkez binasında...
Yine sormak istiyorum, neden öğrencilerden alınıp İlçe MEM'e veriliyor?
Merak ediyorum...
sendika.org@sendika_org
Ankara'da neredeyse bir asırlık olan Mimar Kemal Ortaokulu kapatılıp Çankaya İlçe MEM'e verilmek isteniyor Veliler eylemde: "Bu mücadele sadece bir okulun değil, kamusal eğitimin geleceğinin mücadelesidir" Çocuklar da eyleme "Okuldan çıkmayacağız" sloganlarıyla destek verdi
Türkçe
Muazzez Çörtelek retweetledi

@MugeKortanoglu Acıklı, içler acısı bir vaziyet...vah ki vah...
Türkçe

@piinar_o Beğeneceğinizi düşünüyorum...keyifli bir seminer olsun 🌼
Türkçe

@haluk_sargin Üzücü gerçekten...hele bir yazar konuşuyor ise beklenti de biraz artıyor tabii...
Türkçe

@Allmbb tam bır collesme hızla gunluk dertlerımızı bıle 120 kelıme ıle anlatır duruma gelecegız
Türkçe

@piinar_o Camus başka...
Yabancı'yı son filmden sonra bir kez daha okudum ve kaldıramıyorum masanın üzerinden 🪷
Türkçe

@muratonderman En önemli sorunlardan biri. Ben yapmadım, o yaptı...
Türkçe

Filmimdi zaten, bir kez daha Benighi... 😇
behic ak@behicak
Benigni Susmamış. Film festivallerinde Amerika ve İsrail’in yaptığı katliamları kınanması istenmiyor. Festivalizm, ödülle susturur. Emperyalizmi kınarsanız ödül alma ihtimaliniz hayli zayıflar. Bizdeki ödüllü yönetmenler Gazze ve İran’a yapılanlara suskun mu?
Türkçe

"Yumurta Kapıya Gelince"
Neden toplum olarak yönelimimiz bu yönde sorususunun cevabı değil ama üzerinde düşünmeye yarayan soru ve bilgiler yekünü: "Deyimlerimizdeki Evrimsel Baskı ve "Son Dakika" Kurtuluşunun Biyolojisi"
Yazı uzun ve keyifli:
Buyrunuz ..
evrimagaci.org/yumurta-kapiya…
Türkçe

Bütün diziler yüzüklerin efendisi olmuş. İyice şaşırdı herşey...
#kıskanmak
Türkçe






