

Arthur Tränkle
10.3K posts























Bu adama 6 ay ömür biçildi. Son evre akciğer kanseri denildi. Ona ömür biçen doktorların hepsi öldü. O ise 37 yıl daha yaşadı. İşte modern tıbbı şoke eden Stamatis Moraitis'in sırrı: Stamatis ABD'de yaşıyordu. Teşhisi alınca bir hesap yaptı: "Amerika'da ölürsem cenazem binlerce dolar tutacak. Köyüm Ikaria'da ise bedava.. Adaya döndü. Yatağa girip ölümü beklemedi. "Nasıl olsa öleceğim" diyerek kendini doğaya, bahçesine ve dostlarına verdi. Stresi tamamen bıraktı. Amerika ve Avrupa arasındaki en büyük fark: Yemek. ABD'de yediği her şey işlenmiş, koruyucu dolu ve yapaydı.. Ikaria'da ise sadece topraktan geleni yedi. • İşlenmiş gıda YOK. • Şeker YOK. • Katkı maddesi YOK. Vücut zehir almayı kestiği an, kendini onarmaya başladı. Amerika'da bütün gün oturuyordu. Adada ise durmadı. Spor salonuna gitmedi; bahçe ekti, yokuş çıktı, üzüm topladı.. Modern insanın en büyük katili hareketsizliktir. Stamatis ciğerlerine hastane havası değil, Ege'nin oksijenini doldurdu. Stamatis'e sırrı sorulduğunda gülerek cevap verdi: Sanırım şarap.. Ama market şarabı değil. Kendi ürettiği, koruyucusuz, saf üzüm şarabı. Ve bunu tek başına değil, dostlarıyla, kahkahalarla içti. Sosyal bağlar, bağışıklık sisteminin en güçlü ilacıdır. Aradan 30 yıl geçti. Stamatis hala turp gibiydi. Merak etti, ABD'ye gidip kendisine o teşhisi koyan doktorları bulmak istedi. "Bunu nasıl açıklıyorsunuz?" diyecekti. Ama soramadı. Çünkü ona "6 ayın kaldı" diyen doktorların hepsi çoktan ölmüştü.. Stamatis Moraitis 98 yaşında bazı kaynaklara göre 102 yatağında huzurla öldü. Kanserden değil, yaşlılıktan.. Bu hikaye bize şunu anlatıyor: Bazen ihtiyacınız olan şey daha fazla ilaç değil; daha az stres, gerçek yemek ve bir amaçtır.