Arzu retweetledi

Dostlar sakinleştiysek birkaç konuyu konuşalım.
Net olmak adına uzun bir yazı olacak, okumanızı rica ediyorum.
Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu'nu ne kadar sevdiğinizi biliyorum. Ben de en az sizin kadar seviyorum.
Fakat atılan/atılmayan her adımda başta Genel Başkanımız Özgür Özel olmak üzere birilerinin Ekrem Başkan'ı yarı yolda bıraktığı argümanına sığınmak sağlıklı bir şey değil.
Özgür Özel'in dostu Ekrem İmamoğlu'nu Cumhurbaşkanı yapmak, Türkiye'yi demokratik ve müreffeh bir ülke haline getirmek için ortaya canını dahi koymaktan çekinmediğini hatırlamanızı rica ediyorum.
Bugün Ekrem İmamoğlu'nun Özgür Çelik, Gökhan Günaydın, Turan Taşkın Özer, Özgür Karabat gibi yol arkadaşları Genel Başkanımız Özgür Özel'le kol kola yürürken böyle bir şeyin ihtimalinden dahi söz etmek saçma olur.
Şimdi önemli kısma geçelim.
Genel Başkan olduğu günden bu yana Özgür Özel'in ne rejime ne de rejimin butlan kollarına karşı tutumunu hiçbir şekilde korkuya dayandırmadığını kesin ve net biçimde görüyorum ve tekrar ediyorum.
Kullandığı dili birilerine inandığı, birilerine güvendiği, birileriyle uzlaşmak istediği, korktuğu, geri adım attığı, saf olduğu veya naif olduğu için bu şekilde kullanmıyor.
Hiçbir hamlesinde rejime aparatlık edenlere bel bağlamıyor, bağlamadı da.
Dikkatinizi 2 yere çekmek istiyorum.
Genel Başkan 21 Mayıs'taki hukuksuz mutlak butlan kararından çok önce böyle bir karar durumunda bir başka partiye geçilmeyeceğini net şekilde ifade etmişti. Ancak parti kapatma durumunda bu stratejinin uygulacağını da eklemişti.
2 ay kadar önce de Grup Başkanvekilimiz Gökhan Günaydın Timur Soykan'a verdiği röportajda mutlak butlan konusuyla ilgili gelişme beklediklerini ve planlarının da olduğunu belirtmişti.
Rejimin mutlak butlan kararıyla ulaşmak istediği noktanın burada yeterince iyi irdelenmediği düşüncesindeyim.
Geleceği göremem fakat baskın seçim fikrinin gerçekten çok uzak olduğu kanaatindeyim. Açıklayayım:
AKP Butlan Kolları Sekreteri Kemal'in müdürlük ettiği bir CHP'yi, 2028'e kadar "ayakları yere basan" bir hale getirme fikrindeler.
Partide herhangi bir sebeple kalacak vekil ve belediye başkanlarını da CHP kimliği altında işlevselleştirerek önce bugünlerde yaşadığımız hukuksuzlukların üstünü örterek; ardından rejimin istediği konularda muhalif, istediği konularda "devlet adamlığı" rolü üstlenerek koparabildiği kadar seçmen koparmak istiyorlar.
Hazine yardımı ve parti mülklerinin bu süreçlerde ne kadar kolaylaştırıcı etkisi olacağını tahmin edersiniz.
Daha da önemlisi "devletin kurucu partisi" unvanıyla birlikte rejimin attığı her adımı "devlet projesi" adıyla topluma pazarlama hedefleri var.
Örneğin İmralı'ya gitmememizden bu yüzden çok rahatsız oldular. Konunun "partilerüstü" imajını lekeledi çünkü.
İşte bizim sıkı sıkıya sarıldığımız bir CHP'yle bunları başarmaları mümkün değil, bu yüzden gerekirse bir süre sakat kalacağız ama bırakmayacağız.
Peki YSK veya x bir mahkeme bize engel olursa...
Avukat arkadaşlarımdan özür dileyerek söylüyorum, bir süredir hukukla zerre ilgilenmiyorum. Bugün hukuka en uygun kararın bile ancak siyasi hedeflere hizmet edip etmemesiyle tartıldığının bilincinde olmak lazım.
(Avukatlarımız bizim en çok ter dökenlerimiz, yanlış anlaşılmak istemem)
Evet rejim muktedir. Kafamızın içindeki düşünceleri bile manipüle etmeye mahir. Ancak hedefi olan herhangi bir otoritenin olduğu gibi onların da bir hedefi var, ve "ne yaparsak yapalım işimize gelir" fikrinde de değiller.
Gün geçtikçe tüm tuşlara basma eğilimindeler ama kesinlikle rastgele adımlar atmıyorlar.
Şu an yaşadığımız duruma emsal göstermek doğru olmaz fakat Eylül ayında yaşadıklarımızı hatırlamak gerekiyor.
Bir tarafta İstanbul İl Başkanlığımıza kayyım atayan "devlet", diğer tarafta YSK eliyle kongrelerimizi yapmamıza izin veriyor, mazbata hazırlıyor, resmi programlara çağırıyor.
Bu organların birbirinden bağımsız çalışabildiği veya rejimin kendi attığı her adımın sonuna kadar arkasında durmadığı gerçeğini yok sayamayız.
Bugün görünen o ki Genel Başkanımız Özgür Özel, AKP Butlan Kolları Sekreteri'ne pek arka çıkıldığı kanaatinde değil veya yalnızca böyle bir retorik kurmayı tercih ediyor.
Ne kadar doğru olduğunu hep birlikte göreceğiz.
"Kurultay yaptırmaz, başka partiye geçelim" argümanını anlıyorum.
Fakat bu bakış açısıyla baktığımızda bize özgürce siyaset yaptıracakları fikrini de çöpe atmamız gerekmez mi? Sonu var mı böyle bir argümanın?
Her şey oyuna dahil dostlarım. Siyasetten tek çıkarı bu dünyanın onurlu insanlarının tırnak ucu kadar daha mutlu olması olan biri olarak söylüyorum bunu.
Kimse annesine babasına güvenmek zorunda değil. Bunu söylemek bile haddime değil. Ama Genel Başkan'ın dün de söylediği gibi Türkiye göründüğünden çok daha büyük bir fırsatın eşiğinde.
Cehennemin tam ortasında, cenneti reddetmek pahasına birbirini satmayan iki arkadaşın öyküsü yazılıyor gözümüzün önünde.
"Siyasetçi ahlaksızdır, satar; bu toprakların insanı kurnazdır, arkadan iş çevirir" diyenleri tarihe gömme fırsatımız var.
Bu fırsat hepimizin, direnin.
Türkçe


















