


Thank you for being on this journey with me. Next stop, the rest of our lives.. 🐿❣
Buğse
1.1K posts




Thank you for being on this journey with me. Next stop, the rest of our lives.. 🐿❣


Aksaray Akademisi'nde eğitim gören bir öğretmen adayıyım. Hak ve Sorumluluklar dersimize giren öğretim görevlisi Şenyurt Yenipınar, akademide sadece iki sınıfın dersine girmesine rağmen bizlere karşı açıkça psikolojik şiddet, baskı ve mobbing uygulamaktadır. Kendisi sürekli olarak bizim hiçbir vasfımızın olmadığını söylüyor. Dersimize geldiği ilk gün; “Öğretmenler çok kötü, vasıfsız. Görev yaptığım süre boyunca sürekli kötü öğretmenlerle karşılaştım. Ben de dedim ki bu işi kökten halledeyim, Öğretmen Akademisine geleyim, düzgün yetiştireyim.” diyerek mesleki saygınlığımızı ve gururumuzu zedeliyor. Öğretmenlerin üç temel görevi olduğunu iddia edip bunları bile beceremediğimizi öne sürüyor ve akademi hakkındaki bilgisizliğine rağmen, buradaki öğretmen adayları üzerinden kendi egosunu tatmin etmeye çalışıyor. Bize ilk hafta 40 sayfalık makale verip “Haftaya bundan size sınav yapacağım.” dedi. Biz bir hafta boyunca bu makaleye çalıştık. Ders günü geldiğinde ise “Şimdi yapmayacağım sınavı.” dedi. Bize ilk haftadan 550 TL’lik kitap aldırdı. “Sınavı bu kitaptan, kendi slaytlarımdan ve makalelerden yapacağım.” dedi. İzlenceye bunun uymadığını söylesek de bizi dinlemedi. Biz hepimiz o kitabı aldık ve okuduk. Gidip bunu Akademi idaresine bildirdik, bize hocayla konuşacaklarını söylediler. Sonra hoca geldi ve bize sınavın sadece slaytlardan olduğunu söyledi. Kitabı boşu boşuna almış olduk. Sınavı dediği gibi slayttan yapmıştı. Sınıf olarak sınavımızın çok iyi geçtiğini düşünüyorduk ama sınav sonucu açıklandığında şoka uğradık. Bu psikolojik şiddetin ve haksızlığın boyutu sınav sonuçlarıyla da somut bir şekilde ortaya çıkmıştır. Şenyurt Yenipınar’ın dersimize girdiği her iki sınıfta, 60 puanın altında not alan toplam 12 kişi bulunmaktadır. Hocaya 60 altında alırsak Akedemiden atılacağımızı söyledik zaten elenmeye geldiniz buraya elemeceksiniz dedi. Sınav sonuçları açıklandığında, uğradığım bu haksızlık ve baskı karşısında sınıfın ortasında sinir krizi geçirdim; fakat kendisi bu durum karşısında en ufak bir üzüntü veya empati göstermek yerine karşımda sadece sırıttı. Bizim sınıfımızın not ortalaması 71, dersine girdiği diğer sınıfın ortalaması ise 69’dur. Buna karşın, bu hocanın girmediği diğer tüm sınıfların not ortalamaları 90 ile 95 arasında değişmektedir. Bu durum, notlandırma sürecindeki kasıtlı ve adaletsiz yaklaşımı açıkça gözler önüne sermektedir. Akademi içerisinde haksızlık vardır. Tüm bunların yanı sıra, kendisi dini ve manevi hassasiyetlerimize de saygı göstermemektedir. Cuma günleri normal şartlarda cuma namazı sebebiyle öğle aramız saat 12.30’da başlamaktadır. Ancak bu hoca, cuma günleri dersine kendisi 10 dakika geç gelip, çıkışta bizi 15 dakika geç bırakmaktadır. Onun bu sorumsuz davranışı ve ders sürelerini keyfi olarak esnetmesi yüzünden sınıftaki erkek öğretmenler cuma namazına yetişememekte ve mağdur olmaktadır. Maruz kaldığımız bu sistemli mobbing, psikolojik baskı, haksız notlandırma ve saygısız tutumları lütfen yetkili birilerine bildirin.


Milli Eğitim Akademisi'nde "kültür sanat" uygulamaları: Engin Altan Düzyatan filmi Gaziantep’te öğretmen adaylarının eğitim aldığı Milli Eğitim Akademisi’nde, geçmişte TRT’de yayınlanan Diriliş Ertuğrul dizisinde rol alan Engin Altan Düzyatan’ın başrolünde yer aldığı ve halen sinemalarda gösterimde olan ‘Bir Adam Yaratmak’ filmi izletildi. Adaylar katılımın zorunlu olduğunu belirterek, “Yoklamayla bizi oraya topladılar, biz de dışarı çıkıp yoklama için QR kodunun açılmasını bekledik. AKP’li belediye başkanı konuştu. Kültür ve sanat bunun neresinde? Etkinlikten sonra rapor yazacağız” dedi. Öğretmen adayı, “Bazı hocalar geliyor, sanki bakanın ikizi gibi onun ideolojisini aktarıp gidiyorlar. Olumsuz bir eleştiri sonrası hakkımızda soruşturma açılır mı diye düşünüyoruz. Fikirlerimizi açıkça söyleyemiyoruz” diye konuştu. Gülseven Özkan'ın ( @GulsevenOzkan ) haberi... kisadalga.net/haber/gundem/e…

***AKADEMİ EĞİTİMLERİ*** Bir eğitimden istenilen sonucun alınabilmesi için o eğitimin: ● İhtiyaç haline gelmesi, ● İyi planlanması, ● Kolay ulaşılabilir olması, ● Mecburi değil gönüllü olması, ● Puan veya belge gibi güçlü teşvik unsurlarıyla desteklenmesi gerekir. Milli Eğitim Akademisi tarafından, dört ve sekiz yılı dolan eğitim yöneticilerine verilen eğitimler, uzun vadede zorunlu tutularak değil teşvik edilerek daha verimli hale getirilebilir. Yöntem ve yaklaşım değişikliğine gitmek gerekiyor.

📌Hazreti Ali şöyle diyor: İnsanlara merhametle yaklaş. Adaleti önce en yakından başlayarak koru. Yakınlarına karşı da hakkaniyetten ayrılma. İstişareyi terk etme. Görev vereceğin kişide ehliyet ve ahlak ara. Halktan uzaklaşma, öfkeni dizginle. @tcmeb @Yusuf__Tekin @farukyelkenci


‼️Milli Eğitim Akademisi Bir Eğitim Politikası Değil, Öğretmene Güvensizlik Projesidir. ⚠️İlk Aylardan Bu Uygulama Çöp Olmuştur! 👉Yıllarca üniversite sıralarında dirsek çürütmüş, pedagojik formasyonunu tamamlamış, KPSS’ye hazırlanmış, alan sınavından geçmiş, mülakat engelini aşmış genç öğretmenlerimiz bugün bir kez daha “yetersiz” ilan edilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Milli Eğitim Akademisi” adı altında hayata geçirdiği bu uygulama, öğretmeni geliştirme amacı taşımamakta; aksine öğretmeni değersizleştiren, üniversiteleri yok sayan, akademik emeği hiçe indiren bir anlayışın ürünüdür. 👉Bugün öğretmenlere fiilen söylenen şudur: “Dört yıl okudunuz, sınavları geçtiniz, mülakatı aştınız ama biz size hâlâ güvenmiyoruz.” ⚠️Bu kabul edilemez. 👉Eğer eğitim fakülteleri öğretmen yetiştiremiyorsa bunun hesabı neden genç öğretmenlere kesilmektedir? 👉Madem üniversiteler yetersiz görülmektedir, o halde yıllardır verilen diplomaların, akademisyenlerin, öğretmenlik uygulamalarının anlamı nedir? 👉Devlet kendi yükseköğretim sistemine güvenmiyorsa, bunun bedelini yeni atanmış öğretmenlere ödetemez. Bugün akademilerden yükselen sesler, bu sistemin daha ilk aşamada çöktüğünü göstermektedir. ‼️Tarafıma Ulaşan Öğretmenler: •4 günde 9 sınava sokulduklarını, •Sürekli ödev, form ve rapor yükü altında ezildiklerini, •Psikolojik baskı ve korku ortamı oluşturulduğunu, •“Bazılarınızı eleyeceğiz” denilerek tehdit edildiklerini, •Ekonomik olarak tükenme noktasına geldiklerini, •Kiralarını, faturalarını, yemek masraflarını karşılayamaz hale geldiklerini, •Haftalarca ailelerinden uzak, belirsizlik içinde yaşadıklarını, •Akademide kendilerini öğretmen değil adeta “itaat etmek zorunda bırakılan stajyer memur” gibi hissettiklerini ifade etmektedir. ⚠️Öğretmenler artık eğitim konuşmuyor; hayatta kalmayı konuşuyor. 👉30 bin lira maaşla başka şehirlerde 18-20 bin lira yurt ücreti ödeyen, ulaşım ve yemek giderleri altında ezilen genç insanlar nasıl motive olacak? Bir öğretmen adayı, “karnımızı mı doyuralım, sınava mı çalışalım?” diyorsa burada pedagojik değil, vicdani bir kriz vardır. 👉Daha mesleğe başlamadan tükenmişlik yaşayan öğretmenlerden nasıl verimli bir eğitim sistemi beklenmektedir? 👉Üstelik akademilerde anlatılan birçok içeriğin üniversitede alınan derslerin tekrarı olduğu açıkça görülmektedir. Yani bu sistem ne öğretmene yeni bir yeterlilik kazandırmakta ne de eğitime katkı sunmaktadır. Tam tersine zaman kaybı, ekonomik yük ve psikolojik yıpratma üretmektedir. 👉Öğretmenler “uygulama ağırlıklı eğitim” beklentisiyle geldikleri akademilerde; bitmek bilmeyen evraklarla, anlamsız seminerlerle, baskıcı disiplin anlayışıyla ve korku kültürüyle karşı karşıya bırakılmıştır. 👉Daha vahimi ise; öğretmenlerin artık düşüncelerini açıkça ifade etmekten korkar hale gelmesidir. “Fişlenmekten korkuyorum” diyen öğretmenlerin olduğu bir yerde özgür eğitim ikliminden söz edilemez. ⚠️Eğitim korkuyla değil; güvenle, bilimle ve saygıyla yürütülür. ⚠️Milli Eğitim Bakanlığı şunu anlamalıdır: Öğretmen yetiştirmek; öğretmeni sürekli sınava sokmak, baskılamak ve değersiz hissettirmek değildir. ⚠️Öğretmen yetiştirmek; ona güvenmek, destek olmak ve mesleki itibarını korumaktır. ‼️Bizler buradan açıkça çağrıda bulunuyoruz: ⚠️Milli Eğitim Akademisi uygulaması derhal durdurulmalıdır. 👉Yeni atanmış öğretmenler üzerinde oluşturulan bu ekonomik, psikolojik ve mesleki baskıya son verilmelidir. Öğretmenlik mesleği itibarsızlaştırılmamalı; eğitim fakülteleri ve akademisyenler yok sayılmamalıdır. Üniversite diplomasını değersizleştiren, öğretmeni potansiyel “eksik personel” gibi gören bu anlayış terk edilmelidir. 👉Öğretmen; bu ülkenin geleceğini yetiştiren kişidir. Geleceği yetiştirecek insanları daha mesleğe başlamadan tüketen hiçbir sistem başarılı olamaz. 👉Biz öğretmenlerimizi tüketen değil, güçlendiren bir eğitim politikası istiyoruz. Çünkü güçlü öğretmen olmadan güçlü eğitim, güçlü eğitim olmadan da güçlü bir ülke kurulamaz. @HurEgitimSen @tcmeb