Burak Siperli

8.8K posts

Burak Siperli banner
Burak Siperli

Burak Siperli

@BSiperli

sosyalist doğulmaz, sosyalist yaşanır | şimdi @sabanciu | bir aralar @UniBogazici ve @sciencespo

Katılım Ocak 2018
2.1K Takip Edilen1.9K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Burak Siperli
Burak Siperli@BSiperli·
“Öğrenmeye susayan işçilerle, işçilere uzanan öğrencilere…” -Yalçın Küçük
Türkçe
0
0
21
870
Burak Siperli retweetledi
Burak Siperli retweetledi
Öğrenci Sendikası
Öğrenci Sendikası@OgrenciSen_·
Öğrenci Sendikası burada!
Türkçe
0
20
117
1.4K
Burak Siperli retweetledi
Öğrenci Sendikası
Öğrenci Sendikası@OgrenciSen_·
Ruby Cafe’de zorbalığa ve hak gaspına maruz kalan sıra arkadaşlarımızla birlikte mücadele ettik, dayanışmayı büyüttük ve bugün Ruby Cafe önünden kazanımlarla ayrıldık! Patronların zorbalığına karşı yan yana duran öğrenciler kazandı. Yaşasın öğrenci dayanışmamız!
Türkçe
0
78
267
14.3K
Burak Siperli retweetledi
Vehbii
Vehbii@_Vehbii·
Bugün Boğaziçi’nde inanılmaz bir kazanım elde edildi! Belki de ilk defa bir işletmede çalışan arkadaşlarımız için hep birlikte hareket edip yaşadıkları mobinge, eksik maaş ödemelerine ve SGKsız çalışmaya karşı eyleme çıktık +
Türkçe
1
50
276
12.4K
Burak Siperli retweetledi
Ayrım
Ayrım@ayrimdergi·
“Hataların kabul edilmesi, doğruların paylaşılması ve pratiğin teoriyi doğrulayacak şekilde yorumlanmasından vazgeçilmesi; devrimcilerin sınıfa karşı sorumluluklarındaki ciddiyeti de kanıtlayacaktır. Keza devrimcilik ciddiyet işidir; sorumluluk gerektirir.” Atakan Özsan - Polemik ve Ciddiyet: 19 Mart ve 1 Mayıs’lar Okumak veya dinlemek için tıklayınız. ayrim.org/guncel/polemik…
Ayrım tweet media
Türkçe
1
19
61
6.1K
Burak Siperli retweetledi
Öğrenci Sendikası
Öğrenci Sendikası@OgrenciSen_·
BOĞAZİÇİ’NDE SÖMÜRÜYE, MOBBİNGE VE GÜVENCESİZ ÇALIŞMAYA KARŞI BULUŞUYORUZ! Kuzey Kampüs’te bulunan Ruby Coffee’de çalışan arkadaşlarımız sigortasız çalıştırma, ücret gaspı, mobbing, kamera baskısı ve angarya iş dayatmalarıyla karşı karşıya kaldı. Şimdi haklarını almak ve bunun bir daha yaşanmaması için birlikte mücadele ediyorlar. Arkadaşlarımız yalnız değil. Tüm Boğaziçilileri dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz! 📍 Kuzey Kampüs Ruby Coffee önü 🗓 15 Mayıs Perşembe 🕑 14.00
Öğrenci Sendikası tweet media
Türkçe
0
18
76
3.5K
Burak Siperli retweetledi
Türkiye İşçi Partisi
Türkiye İşçi Partisi@tipgenelmerkez·
3 yıl önce bugün depremzede Hatay halkının temsilcisi olarak seçip Meclis’te görevlendirdiği Can Atalay, anayasa ve hukuk düzeni ayaklar altına alınarak Silivri’de tutsak ediliyor. Anasaya Mahkemesi'nin defalarca kez hak ihlali olarak değerlendirdiği tutsaklığına rağmen milletvekilimiz, cezaevi koşullarında Hatay halkının sesini duyurmak, taleplerini dile getirmek için mücadelesini sürdürüyor. Hukuki tartışmalar bitmiş, Can Atalay’ın Hatay halkıyla buluşmasının önünde tek bir imza kalmıştır. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, halk iradesinin Saray idaresi tarafından gasbedilmesine göz yummaktan vazgeçmelidir. Can Atalay halkın vekilidir, yeri halkının yanıdır!
Türkiye İşçi Partisi tweet media
Türkçe
12
273
1K
46.8K
Burak Siperli retweetledi
Erkan BAŞ
Erkan BAŞ@erkbas·
Ülkemizin tarihinde görülmemiş boyuttaki bir işçi katliamının üzerinden geçen bunca yılın ardından son durum şu: Soma’nın failleri sokakta, işçiler mezarda, işçilerin avukatı Can Atalay Silivri’de! Ancak sanılmasın ki unutacağız, sessiz kalacağız. Madencileri katleden, ihmallerle katliama zemin hazırlayan, madenci yakınını tekmeleyen, ezcümle suçu olan kim varsa hesap verecek!
Türkiye İşçi Partisi@tipgenelmerkez

Soma Maden Katliamı'nda yaşamını yitiren 301 madenciyi saygıyla anıyoruz. Katliamın faillerinin dışarıda, işçilerin avukatı Can Atalay'ın Silivri'de olduğu Soma Katliamı, emekçi düşmanı Saray Rejimi'nin özetidir. Soma Katliamı zaman aşımına uğramayacak, tüm failler hesap verecek.

Türkçe
16
246
1.4K
19.7K
Burak Siperli retweetledi
Sera Kadıgil
Sera Kadıgil@serakadigil·
Senin şu fotoğrafın hiç aldatılmış hissettirmedi biliyor musun? Altı okun üçünü bile algılayacak donanımı olmayan sana pek yakıştı o ampül. En acısı da (dahi anlamındaki de ayrı yazılır) yıllarca yol yürüdüğün insanlar 12 metrekarelik hücrelerde senin de yıllarca mücadele eder gibi yaptığın bir parti tarafından esir tutulurken kalkıp gitmen bile değil. En acısı senin gibi birinin milletvekili, belediye başkanı ve dahi grup başkan vekili olabilmesi. İşte en acısı ülkeyi esir alan bu ideolojisiz siyaset. Ben “partimizden” gittiğimin ertesi günü sokakta eylemdeydim, AKP’nin zulmettiği insanların yanında, CHP’li dostlarımla da yan yanaydım. Gittim diye kırılan, gönül koyan arkadaşlarım oldu ama utanıp da yüzüne bakamayacağım kimse olmadı, çok şükür! Kavgayı satmadığımı, korkup da topuklamadığımı biliyorlardı çünkü. Herkes sen değil, o partide de bu ülkede de onuruyla mücadele eden milyonlarca insan var ve emin ol, değil ben gibi göğsünü gere gere aralarında gezmek, faşizme karşı omuz omuza mücadele etmek, sen onların gözlerine bakmaktan bile korkacaksın bundan sonra. Şimdi söyle bakalım, gerçekten sadece hapse girmemek için mi yaşattığın şu haysiyetsizliği kendine? Yoksa başından beri mi sarayın ajanıydın?
Sera Kadıgil tweet media
BURCU KÖKSAL@burcukoksal03

Aldatıldın öyle mi? Gencecik yaşında milletin yıllarca emek verip giremediği Parti meclisine girdin. Arkasından İstanbul’da kimi koysan seçilecek yerden milletvekili oldun. Sonra ideolojik ayrılıkla karşı karşıya olduğunu söyleyerek istifa edip TİP’e gittin. Biz canla başla köy kasaba dağ tepe iktidara gitmek için oy isterken sen Kadıköy’de konfor alanlarında siyaset yapıyordun.Senin kafana göre yaptığın açıklamalarını birçoğumuz seçim bölgesinde izah etmeye çalıştı.En acısıda tamda seçim öncesi yerdeki karıncadan bile medet umarken partimizi bırakıp gitmendi.Şimdi tekrar gelip bizden aday olmak için mi yapıldı bu açıklama yoksa?Malum genel seçimde yaklaşıyor değil mi?

Türkçe
1.3K
4.3K
28.1K
847.9K
Burak Siperli retweetledi
Türkiye İşçi Partisi
Türkiye İşçi Partisi@tipgenelmerkez·
Soma Maden Katliamı'nda yaşamını yitiren 301 madenciyi saygıyla anıyoruz. Katliamın faillerinin dışarıda, işçilerin avukatı Can Atalay'ın Silivri'de olduğu Soma Katliamı, emekçi düşmanı Saray Rejimi'nin özetidir. Soma Katliamı zaman aşımına uğramayacak, tüm failler hesap verecek.
Türkiye İşçi Partisi tweet media
Türkçe
8
268
922
54.2K
Burak Siperli retweetledi
alan
alan@burasialan·
❓ODTÜ provokasyon için özel olarak mı seçildi? 📌HalkTV'de yaşananlar, "muhalif medya" tartışmaları, 9 Mayıs Nazizme ve faşizme karşı halkın zaferi ▶️Doğan Ergün ile Zamana Karşı, yeni bölümüyle alan'da. @dgnergun youtu.be/h4d6o6rqjBM?si…
YouTube video
YouTube
Türkçe
0
26
68
16.5K
Burak Siperli retweetledi
Türkiye İşçi Partisi
Türkiye İşçi Partisi@tipgenelmerkez·
Partimizin kurucularından, devrimci öğretmen Utkan Adıyaman’ı kaybedişimizin yıl dönümünde özlemle anıyoruz. Anısı mücadelemizde yaşıyor, inancı ve kararlılığı yolumuzu aydınlatıyor.
Türkiye İşçi Partisi tweet media
Türkçe
1
70
595
26.1K
Burak Siperli retweetledi
Türkiye İşçi Partisi
Türkiye İşçi Partisi@tipgenelmerkez·
Partimizin kurucularından, devrimci öğretmen Utkan Adıyaman'ı bugün mezarı başında andık. Onun devrim ve sosyalizm mücadelesine olan sarsılmaz inancı ve kararlılığı yolumuzu aydınlatıyor. Utkan Adıyaman kavgamızda yaşıyor.
Türkiye İşçi Partisi tweet mediaTürkiye İşçi Partisi tweet mediaTürkiye İşçi Partisi tweet mediaTürkiye İşçi Partisi tweet media
Türkçe
2
90
577
33.6K
Burak Siperli retweetledi
Kerim Can Kara
Kerim Can Kara@kerimcan_kara·
Domino's Kadınları Hareketi Başkanı Nursena Gür'ün dün ODTÜ Metro İstasyonu'nda yaptığı konuşmada kullandığı kelime sayısı 60. Ortalama bir günde kullanılan sözcük sayıları: - 2-3 yaş grubunda 100-200 - 4-7 yaş grubunda 300-500 - 8-15 yaş grubunda 500-800 2-3 yaşında bir çocuğun kelime dağarcığının yarısıyla, aynı cümleyi çeşitleye çeşitleye konuşuyor, daha hala "ben şöyle Türk milliyetçisiyim, ben böyle Türk milliyetçisiyim" demeye utanmıyor. Siz de bunları oturup ciddiye alıyorsunuz, "ama halkta milliyetçi eğilimler" diye, ortada dandik bir NATO operasyonundan başka bir toplumsal hakikat varmış gibi analiz yapıyorsunuz ya, ben size ne diyeyim bilmiyorum. 60 kelime, sıralı tam liste: açık, amaç, bağırmak, bağımsız, bayrak, bir, biz, bölmek, bırakmak, bu, bugün, bulmak, bura, çağırmak, da, değil, dernek, devlet, dün, el, etmek, faaliyet, getirmek, görmek, her, herkes, hiç, hiçbir, için, kabul, kan, kardeş, karşı, maruz, millet, o, ODTÜ, olay, olmak, öğrenmek, önlemek, parti, protesto, saldırmak, sanat, sonra, söylemek, su, şehit, terör, toplamak, tutmak, tüm, Türk, üniversite, vatan, ve, yalnız, yapmak, yaşamak.
Kerim Can Kara tweet media
Türkçe
37
53
636
33.9K
Burak Siperli retweetledi
Yeni Nisan
Yeni Nisan@yeninisanlar·
Antikomünizm: Seküler Maskesiyle Yeniden 1943 yılında Ankara’daki çiçeği burnunda akademisyenlerin çıkardığı Yurt ve Dünya ve Adımlar’ın faaliyetlerine karşı bunun “kızıl bir tehdit!” olduğu iddia eden, o dönem henüz 20’li yaşlarında olan Reha Oğuz Türkan Kızıl Faaliyet broşüründen şu halka şu sözlerle sesleniyordu: “Türk milletini sevenler ve ölmesini istemeyenler, hükümetle ve Türkçülerle el ele verip, bu hain mikroba karşı amansız bir mücadele açmalıdırlar. Dikkat. Daima dikkat!” 1943’ten beri sağ siyasi söylem alanını genişletmenin her zaman bir başka yolunu, bir başka yolunu buldukça bir başka aracını buluyor. Çünkü bu halk düşmanlığı uğruna araçsallaşmanın 1943’ten beri kimi zayıf iradelerin karşı koyamayacağı kadar lezzetli bir ödül var. Siyasi rant, görünürlülük, nefret etme konforu ve ataerkinin onayı. Zira tabutluk mavalları okuyanların, pek az bir vakit sonra siyasi faaliyetlerine devlet desteğiyle devam etmesinin başka bir açıklaması da olamazdı. Ülkücü Hareket geleneğinin çeşitli temsilcileri olan MHP, İYİ Parti, Zafer Partisi gibi partiler ile ilintili birtakım sivil görünümlü aparat örgütler her zaman olduğu gibi yine halk mücadelesinin sesinin en gürleştiği, örgütlü emekçi kitlelerin kontrolü eline almaya davrandığı bir zamanda sahneye çıkıyor. Çünkü devlet içi klikler ve bu bayrağın sahibi olduğunu düşünen iktidar ortağı olan olmayan gruplar 19 Mart’tan, 1 Mayıs’tan, halkın demir yumruğunu gösterdiği grevlerden ve eylem alanlarından gittikçe daha çok korkuyorlar. Zira Tencerenin boşluğu her gün daha da derinleşiyor, çalışma saatleri daha da uzuyor, eğitim dinci müfredata daha da teslim olurken en temel sağlık hizmeti daha da lüksleşiyor. “Yeni tür milliyetçi” gençler ODTÜ’nün “bozkurt yuvası” olduğunun sloganları attığı sırada, geriye sadece Türk bayrağı altında bir fotoğrafı kalmış olan 9 yaşındaki İsa Şimşek bir tarlada can veriyor. Dün daha yabancı, yarın daha karanlık hale geliyor. Halk, tarihte hep olduğu gibi, boynundaki zincir sıkılaştıkça attığı çığlığı daha da keskinleştirip kulakları daha da acı verici tırmalıyor. Halkın çığlığı daha kulak tırmalayıcı hale geldikçe, egemenlerin 70’lerdeki Milliyetçi Cephe refleksiyle sivil maskeli paramiliter yapıları birer silah olarak öne sürmesi tarihin bir cilvesi veya tesadüf değildir. Egemenlerin gösterdiği sınıfsal bir iradedir. Bugün Türkiye’ye baktığımızda halkımızın gündelik yaşantısının ne ölçüde siyasallaştığını ve her bir yurttaşın Türkiye siyasetinde doğrudan özneleşme ihtiyacı duyduğunu açıkça görebiliyoruz. Bunu kimi zaman klasik sohbetlerinde pasif bir şekilde yaparken kimi zaman bulduğu en yakın örgütlenme aracına sarılarak yapıyor. Sosyal medya kullanma alışkanlıkları dahi bu yönde değişen halkımız elinden kayıp gitmekte olan yaşamının farkına vardıkça egemenler adına daha korku verici bir tehdit haline geliyor. Metropollerde siyasal gücü temsil eden örgütlü mahalleler ve kampüsler halkın her zaman sömürü terazisini tekmelemeye hazır olduğunu bizlere her gün hatırlatıyorlar. Yoksulluk derinleştikçe, parsellenecek vatan toprağı kalmadıkça, sermayeye hibe edilecek yurttaş emeği tükendikçe bıçak kemiği aşındırıyor, halk elindeki son çareye, örgütlü mücadeleye sarılıyor. Bu işçi sınıfının üzerine düşen tarihsel görev kendisini ondan hiçbir zaman yadsımıyor. Halk tarih sahnesine çıktığında, halk düşmanları da çıkıyor. Bu kampüslerden, grev alanlarından, kırsaldan ve metropollerden yeniden baskın ses olmaya başlayan örgütlü halk hareketine karşı Türkiye’nin yüz yıllık cumhuriyet tarihinde her zaman olduğu gibi yine egemen düzenin yegâne kapı kulları, paramiliter kontrgerilla geçmişlerine özlem duyan sağ gruplar örgütlü halk mücadelesini terörize ve paralize etme uğraşında oluyorlar. Yörükeli Hareketi, Dizgin Dergisi, İstiklal Kadın Hareketi gibi bu görevi üstlenmiş bu gruplar Zafer Partisi, İYİ Parti, MHP gibi ortak gelenekten gelen partiler ile doğrudan ilintili olduklarını çoğu zaman saklama gayreti dahi göstermiyorlar. Her fırsatta, her alanda sahaya inerek gerek kendilerine kutsal bir kalkan olarak siper ettikleri bayrağın arkasından mücadeleyi kriminalize etmekten, solcu öğrencileri önceki gün fişleyip gecesinde sabah yapılacak gözaltıların müjdelerini vermekten gurur duyuyorlar. Üstlenmek istedikleri ve üstlenmekte oldukları rol, devletin mevcut hegemonya ilişkilerini muhafaza etmek için her daim ihtiyaç duyduğu ve hiçbir kaynağı bu uğurda harcamaktan sakınmayacağı bir rol. Yağlı bir kapı. Bu kapının bekçiliğini yapıyorlar. Fakat Halk, her zaman olduğu gibi bugün de bu kapıyı kıracak. CKMP’den MHP’ye dönüşüm sürecinde, sivil gençlik kitlelerinin askeri nizamda eğitilmesi, bugün sivil görünümlü uzantılar olarak tanımlayabileceğimiz bu yapıların prototipidir. Bu kamplar, o dönem yükselen işçi ve öğrenci hareketine karşı bir baraj olarak kurgulanmıştı. Halkın ve emekçilerin sesinin gürleştiği anlarda bu sahneye çıkma durumuna en somut tarihsel örnek Kanlı Pazar’dı. 6. Filo’yu protesto eden devrimci gençlere karşı, dönemin sağ/muhafazakâr derneklerinin (Mücadele Birliği gibi) cihad çağrılarıyla sokağa dökülmesi, bugün karşılaştığımız milliyetçilik çağrılarıyla sokağa dökülen grupların tarihsel bataryası, mücadeleyi kriminalize ve paralize etme stratejisinin ilk büyük ve kanlı provasıydı. Tarihsel ilerlemeyle ve toplumsal dönüşümle sekülerleşmiş olmaları muhakkak bir siyasal hayatta kalma refleksi. Bu gruplar, dünün kanlı pazar zihniyetini, bugünün kentli ve seküler kaygılarıyla soslayarak servis ediyor, ancak kullandıkları fişleme yöntemleri ve devlet içindeki odaklarla kurdukları ihbar hattı ilişkisi, özlerindeki kontrgerilla yöntemlerinin değişmediğini, seküler milliyetçilik adında yeniden üretildiğini kanıtlıyor. Bu yerli ve milli seküler muhalefet, 16 Şubat 1969’da 6. Filo’yu kıble belleyenlerin, 12 Eylül öncesi mahalleleri barikatlarla bölenlerin, 2000’lerde Gülen Cemaatinin Orta Asya’ya genişlemesini salyalar akıtarak izleyenlerin bugünkü modern ve çağdaş görünümlü mirasçılarıdır. 19 Mart süreci sonrasında gençlik üzerinde artan baskıyla birlikte, üniversitelerdeki en basit demokratik taleplerin dahi dillendirilmesinden uzak olunan şu günlerde; “İstibdada karşı hürriyet” sloganıyla yola çıkanları Enver’leri, Niyazi’leri sahiplendiklerini iddia edenler, Abdülhamid dönemine has en alçak hafiyecilik ve jurnalcilik yöntemlerini başvurmuş; öğrenci ailelerinin araması gibi çeşitli yöntemlerle gençlik hareketini bastırma çalışmalarına alet olur hale gelmişlerdir. Seküler ve İttihatçı maskeli Post-modern Genç Siviller bu haliyle AKP iktidarının üniversitelerdeki kayyum ve baskı rejiminin kapı kulluğunu üstlenmektedir. Bugünün sözüm ona “İttihatçıları” Ergenekon’da kullanılıp kenara atılmış Fetullahçı Genç Sivil abilerinin taktikleriyle sosyal medya hesaplarından gözaltıları öncesinde haber verme ve bundan destan yaratma yoluna girmişlerdir. 7-8 Temmuz’da, Ankara’da yapılacak olan NATO zirvesinin evvelsinde bu grupların bu kadar aktifleşmesi ve ODTÜ, Hacettepe gibi politik kampüslerde fişlemeler yapıp, operasyon sipariş etmesi, sosyal medya hesaplarından bu operasyonları gururla birinci ağızdan duyurmaları tabii ki belirli bir siyasal ajandanın gereği. Kendini “yerli ve milli” olarak pazarlayan bu yapıların, her kritik NATO eşiğinde veya emperyalist çıkarların tahkim edildiği dönemlerde (tıpkı 6. Filo’da olduğu gibi) halkçı dinamiklere saldırması, milliyetçiliklerinin sınırının nerede bittiğini ve hangi koroya eşlik ettiklerini açıkça ifşa etmektedir. 15-16 Haziran’da sendikal hakları için İstanbul’u sarsan işçi sınıfına karşı, devletin kolluk güçlerinin yanı sıra sivil grupların da bir tahkimat olarak kullanılması, burada bahsettiğimiz ve bu grupların üstlenmek için canhıraş uğraştığı bu kapı bekçiliği rolünün sınıfsal kökenini gösteriyor. MHP ve diğer sağ partilerin devlet aygıtına sızması ve sivil yapılarını devletin resmi olmayan bir uzantısı gibi kullanması yine bu dönemde kurumsallaşmıştır. Bugün önlerinde nöbet tuttukları bu yağlı kapı, o günlerden bugüne devredilen bürokratik ve ekonomik kadrolaşma geleneğinin sunduğu ranttan fazlası değildir. 12 Eylül darbesinden sonra Türkeş’in ettiği “fikrimiz iktidarda, biz hapisteyiz” sözü bir bayrak olarak taşınmış görünüyor. Bu söylemin bugün karşımızda olan Yörükeli Hareketi, Dizgin Dergisi, İstiklal Kadın Hareketi gibi sağ grupların devlet için kirli işleri yaptıktan sonra bir kenara fırlatılıp atılacakları, silahşörlüğünü yaptıkları düzenin yani statükonun, devletin özü haline gelmiş olduğunu itiraf eden tarihsel bir ibret vesikasıdır. Emekçi çocuklarına, aynı sınıftan geldikleri insanlara karşı kapı bekçiliği yaptıran bu düzen, onlara sadece bir aidiyet yanılsaması ve devletin gölgesinde halk düşmanlığıyla şekillenen kriminal bir konfor vaat ediyor. Oysa o kapı kırıldığında, bekçiliğini yaptıkları sarayların altında kalacak olan yine kendileridir. Dün komando kamplarında eğitilenler, bugün sosyal medya mecralarında ve kampüslerde fişleme listeleri hazırlayanlar, solcu gençleri tehditlerle ve baskıyla sindirmeye çalışanlar aynı tarihsel tiyatronun farklı perdeleridir. Ancak unutulan şudur: Tarih, sadece sarayların ve onların kapı kullarının değil, o kapıları omuzlayanların, 15-16 Haziran’da, 19 Mart’ta barikatları aşanların ve tenceresindeki boşluğun öfkesini örgütlü bir bilince dönüştüren halkın yazdığı bir kitaptır. O kapı, sömürüldükçe özneleşen halkın elinde kalacaktır. Önünde bekleyen silahşörlerle birlikte. Nihat Yalçın yazdı…
Yeni Nisan tweet media
Türkçe
20
94
354
81.9K
Burak Siperli retweetledi
Türkiye İşçi Partisi - İstanbul
Utkan Adıyaman mücadelemizde yaşıyor! Partimizin kurucularından, yoldaşımız, devrimci öğretmen Utkan Adıyaman’ı aramızdan ayrılışının yıl dönümünde sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz. Devrim ve sosyalizm mücadelemizin neferi Utkan Adıyaman yaşadı, yaşıyor, yaşayacak.
Türkiye İşçi Partisi - İstanbul tweet media
Türkçe
2
50
284
9.5K