
Bence "ibretlik" bir tweet bu. Bazıları için durum tam bir çölleşmeye dönüşmüş anlaşılan. Hiçbir şeyi "gündelik politikadan bağımsız" değerlendiremiyorlar. Kaybolmuşlar orada. Chul Han'ı, İllich'i, Bachelard'ı, Schmitt'i "babalarının malı" saymaları da ayrı garabet. 80'lerden beri okuyorum, 2000'li yılların başından beri yayıncılığın bir şekilde içindeyim. İçi boş kibirleriyle ne yapacaklarını şaşırmış sol-liberal çevrenin yayıncılıktaki gücünün nasıl zayıfladığını da; Müslümanların yayıncılıkta hangi atakları yaptığını da yakından takip ettim. Okurun nasıl dönüştüğünü de gördüm. Fantastik cimnastik, suyunun suyu postmodern işler sol-liberal çevreye, taş gibi düşünce ve edebiyat metinleri bize kaldı. En sıcak ve önemli metinleri kim yayınlarsa yayınlasın biz okuduk. Yahu sadece Müslümanların son 10 yıl için Yaşamın Amacı Olarak Yaşam, Ten Medeniyeti, Ahlakiliğin Doğası, Derin Yapı, Matematik ve Metafizik, Transhümanizm gibi telif düşünce metinlerine bakmak yeterli o yatakta neler olduğunu anlamak için. Sol-liberal çevreler ha babam de babam cinsiyet eşitliği çalışırken Müslümanlar düşüncenin her alanında atak üzerine atak yaptılar. "Parıl parıl parlayan bir yayın dünyası var" demiyorum elbette. Ama şunu diyorum: Ketebe ve yanına ekleyebileceğimiz 10 kadar "bunlar" denilen yayınevi Türkiye'de yatağı değiştiriyor. Daha doğrusu "gerçek okumalar yapan gerçek bir kitleye" iyi yayıncılık servis ediyorlar. Buralardan bakılsa keşke gündelik politikanın zibidi cümleleriyle konuşmak yerine. Sol-liberal çevrenin çok satanı İlber, Müslümanların çok satanı Revnakoğlu abicim. Fark bu kadar net!






















