Berkay Kemal Önoğlu

170 posts

Berkay Kemal Önoğlu banner
Berkay Kemal Önoğlu

Berkay Kemal Önoğlu

@BerkayOnoglu

Türkiye Komünist Partisi @tkpninsesi

Katılım Haziran 2026
329 Takip Edilen626 Takipçiler
Berkay Kemal Önoğlu
Berkay Kemal Önoğlu@BerkayOnoglu·
Görüntülerdeki Fransa Büyükelçisi bu devletin Türkiye’deki en üst düzey diplomatik temsilcisi. Büyük Fransız Devrimi’nin fitilini ateşleyen ve halkın tarih sahnesinde ilk kez boy gösterdiği 14 Temmuz Bastille Baskını’nın yıl dönümünü kutluyor. Burjuvazinin Türkiye’de olduğu gibi Fransa’da ve dünyanın her yerinde devrim fikrinden nasıl köşe bucak kaçtığını çok güzel özetliyor bu durum. Evrensel çapta, insanlığın ileriye doğru attığı tüm adımların içini boşaltmak, ciddiyetsizleştirmek ve her şeyi sıradan, lümpen bir eğlenceye vesile kılmak için el birliğiyle çabalıyorlar.
Türkçe
6
27
192
65.8K
Berkay Kemal Önoğlu retweetledi
Kemal Okuyan
Kemal Okuyan@OkuyanKemal·
Levent Üzümcü’nün gözaltına alınıp hakkında ev hapsi kararı verilmesine neden olan sosyal medya paylaşımına bakıp “e ne var bunda” diye şaşırmanın bir anlamı yok. Yıllardır bir şey yok ve çok şey var. Tarih muktedir olmanın korkuyu aşmaya yaramadığını gösteren çok fazla örnekle dolu. Haksızlık korkuyu besler. Kural budur. Geçmiş olsun @LeventUzumcu
Türkçe
3
147
707
30.7K
Berkay Kemal Önoğlu retweetledi
soL Haber
soL Haber@soLHaberSusmaz·
soL’a yönelik saldırılar: Ne oldu, ne yapıyoruz, okurlarımızdan beklentimiz ne? 📌soL Haber, bir kavganın, işçi sınıfının siyasi kavgasının parçası. Bu kavga uzun erimli. soL da bu yüzden bugünü düşündüğü kadar yarını, uzun vadeyi düşünüyor. haber.sol.org.tr/haber/sola-yon…
Türkçe
0
133
289
28.3K
Berkay Kemal Önoğlu
Berkay Kemal Önoğlu@BerkayOnoglu·
Her şey bir kenara; Başta içişleri bakanı olmak üzere, Haftada en az bir kez, Camilerden habersiz çekilmiş gibi fotoğraf ve videolarla halkla ilişkiler stratejisi geliştirenlerden Bu memlekete, topluma, hatta kendi eşine, dostuna, komşusuna hayır geleceğini düşünen var mıdır? Dini duyguları sömürülenler, aklıyla alay edilenler ne yazık ki bunlardır. Güya gözü kapalı, huşu içinde kendinden geçmiş gibi davranırlarken fotoğrafları çekiliyor ve bunlar paylaşılıyor. Dini siyasete alet etmenin ötesinde, gerçekten utanç verici bir ayıptır bu!
Yeni Şafak@yenisafak

TBMM Mescidi’nde yatsı namazını kıldıran İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, namazın ardından Bakara Suresi'ni tilavet etti.

Türkçe
2
33
191
12.8K
Berkay Kemal Önoğlu retweetledi
soL Haber
soL Haber@soLHaberSusmaz·
Levent Üzümcü hakkında tutuklama talebi "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" iddiasıyla gözaltına alındığı öğrenilen Üzümcü, tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. haber.sol.org.tr/haber/levent-u…
Türkçe
2
14
52
2.4K
Berkay Kemal Önoğlu
Berkay Kemal Önoğlu@BerkayOnoglu·
AKP ile derdi olanlar NATO’suz bir Türkiye tahayyül edemiyorlarsa, bu işin AKP’siz olmayacağını da bilmeliler. Mesela Avrupa’dan demokrasi beklentisi içindelerse, o beklediklerini en iyi AKP’nin getirdiğini ve getireceğini de bilsinler. Mesela durmadan, ekonomi kötü, yoksulluk var, diyenler piyasa kuralları içinde kalarak faiz artırmak ya da kuru dengelemek dışında bir vizyona sahip değillerse Mehmet Şimşek'in bu işte bir numara olduğunu gözetmeliler. Ezbere söyledikleri bir şey var; sihirli değnek gibi ya da maymuncuk mu diyelim: İthalata bağımlıyız, üretim odaklı istihdam yaratacağız... Ondan sonra devletçilik okunu mora boyayacağız(!) Muhalefet, hayati hiçbir konuda gerçekten muhalefet etmiyor. Bu siyasetsizlikle kendine bakanları da savunmasız hale getiriyor. Bunu en güzel NATO Zirvesi’nde gördük. Kendini savunmaya çalışıyor, amenna. Peki, nasıl olacak bu iş? Kişiler üzerinden neyi, nasıl savunacak? AKP'nin siyaset alanını daraltmayı hedeflediği operasyonlarına karşı nerede mevzilenilecek? Aslı varken suretine bakılmaz. Bugün CHP'cilik fena halde pişmanlığa, hayal kırıklığına, telafisi zor yanlışlara sürüklüyor ve sürükleyecektir. Aklımızı bağımsızlaştıralım. Aman dikkat! Emperyalizme, tarikatlara ve holdinglerin tahakkümüne karşı itirazı olanların adresi bellidir. Hayal ettiğimiz gibi bir Türkiye için mücadeleyi birlikte göğüsleyelim. Linkteki TKP WhatsApp hattından partiye başvuruda bulunabilirsiniz: tkp.org.tr/gonullu/
Türkçe
0
24
93
1.5K
Berkay Kemal Önoğlu retweetledi
TKP
TKP@tkpninsesi·
Ankara Zirvesi Sonrası NATO Gerçeği 1. 1949’da büyük bir yalanla kuruldu. Yıllar içinde yalana yalanlar eklediler. 2026 oldu, yalanlar dağ gibi oldu. Bilinmelidir ki, NATO yalan üzerine kurulu bir saldırı örgütüdür.
 2. NATO, İkinci Dünya Savaşı’nda faşist Alman ordularını zorlu bir mücadele sonucunda alt ederek Avrupa’nın yarısını özgürleştiren Sovyetler Birliği’nin ve komünizmin artan etki ve prestijini yeni bir savaşla yok etmeye karar veren emperyalistler tarafından kurulmuştur. NATO kurulduğunda SSCB hiçbir ülkeyi tehdit etmiyor, yaşamını yitiren 27 milyon insanının ve neredeyse tamamen yıkılan kentlerinin ardından yaraları sarmaya çalışıyordu. NATO, İkinci Dünya Savaşı biter bitmez ABD-İngiltere tarafından başlatılan yeni dünya savaşının merkez karargahıdır.
 3. Türkiye’nin 1952’de Yunanistan ile birlikte NATO’ya dahil edilmesi, iddia edildiği gibi Sovyet tehdidine karşı bu ülkeleri korumayı amaçlamıyordu; SSCB’yi kuşatıp askeri baskı altına alma, bu ülkelerde anti-komünizmi resmi ideoloji haline getirerek piyasa ekonomisinin ve Amerikancılığın dokunulmazlığını sağlama amacını taşıyordu.
 4. NATO, kurulduktan sonra üye ülkelerde örtülü ve yasadışı faaliyetler organize etti; bu faaliyetler için kadro yetiştirdi. NATO tarafından kurulan gizli şebekeler siyasi cinayetler işledi, uyuşturucu trafiğini yönlendirdi, provokatif eylemler düzenledi, gerekli gördüğünde darbeler planlayıp ya da darbecileri cesaretlendirip hükümetleri alaşağı etti.
 5. NATO, emperyalizmdir; NATO, çokuluslu tekellerin ve sömürü düzeninin bekçisidir; NATO, anti-komünizmdir. NATO aynı zamanda ABD’nin emperyalist sistem içindeki hegemonyasını sürdürme aracıdır.
 6. SSCB dağıldıktan sonra NATO’nun öncelikleri değişmiş ama özü aynı kalmıştır. Sovyetler Birliği öncülüğünde NATO’nun kuruluşuna karşılık olarak oluşturulan Varşova Paktı’nın sonlanmasına karşın NATO varlığını sürdürmüş, ayrıca doğuya doğru genişlemiştir. Bu genişleme, ABD ve müttefiklerinin Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının yarattığı derin boşlukları doldurma amacının ve çokuluslu tekellerin kâr arayışının ürünüdür. Kapitalist Rusya bu doğrultuda kuşatılıp sıkıştırılmıştır. Bugün Ukrayna’da yaşanan savaş, bu kuşatmayı kabullenmemek için yeterli kaynağa, askeri güce, sermaye sınıfına ve belli bir coğrafyayı kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirme stratejisine sahip olan Rusya Federasyonu’nun NATO’nun meydan okumasına yanıt vermesinin sonucudur.
 7. Ukrayna’daki savaş bu bağlamda NATO’nun Yugoslavya, Afganistan ve Libya gibi ülkelerde öncülük ettiği silahlı müdahale ve işgallerin hem devamıdır hem de onlardan nitelikçe farklıdır. Diğer örnekler, ABD’nin hegemonyasını tehdit eden bir güce dönük hamleler olmaktan ziyade o hegemonyayı pekiştirmek amacıyla yapılan müdahalelerdir. Ukrayna’daki savaş ise ABD’nin Çin’in yükselişini önlemeye dönük stratejisinin bir parçası olarak Rusya’nın devre dışı bırakılması amacıyla başlatılmıştır. Rusya açısından ise savaş, Çin’le dayanışmaktan ziyade kendi egemenlik alanı olarak gördüğü bir bölgede çıkarlarını savunmak anlamına gelmektedir.
 8. NATO hiçbir zaman çelişkisiz, gerilimsiz bir ittifak olmamıştır. SSCB var olduğu dönemde “düşman” karşısında daha bütünleşmiş bir görüntü veren NATO’da o yıllarda dahi ABD ile Avrupalı emperyalist ülkeler arasında çıkar farklılaşması gözlenebiliyordu. Buna önde gelen Avrupa ülkelerinin kendi aralarındaki rekabet de eklenebilir. Bununla birlikte Almanya ve Fransa’nın başını çektiği Avrupa ülkeleri hiçbir zaman ABD hegemonyasını sorgulayacak bir güç ve ufka sahip olamadılar.
 9. ABD yönetiminin Çin’in yükselişini durdurmak için Pasifik’e öncelik vermeye başlaması Trump’ın kişisel tercihi değildir. Daha önceki başkanlar döneminde ABD’nin stratejik planlamasında bir değişim ihtiyacı birçok belgede yer alıyordu. Trump bu süreci hızlandırdı ve bütün tutarsızlıklarına rağmen Avrupalı emperyalistleri bu değişime uygun bir noktaya getirdi. Almanya başta olmak üzere, Rusya ile özellikle enerji alanında köklü işbirliklerine giren Avrupalı ülkeler benzersiz bir ahmaklıkla hızla keskin bir Rus düşmanlığına yöneldi. Trump’ın “Avrupa’dan çekiliyoruz, kendinizi koruyun” tehditleri NATO üyelerinin silahlanma çılgınlığına hız vermesini kolaylaştırdı. ABD bir yandan Ukrayna Savaşı’nı Rusya’yı yıpratacak şekilde uzatırken beri yanda hem Avrupalı emperyalistleri savaş için kaynak ayırmaya hem de onları kendisiyle birlikte hareket etmeye zorlamış oluyordu.
 10. Ankara Zirvesi öncesinde saçma bir biçimde “dağılıyor” denen NATO, bütün iç çelişkilerine rağmen kanlı yolculuğuna devam ediyor. Zirve, silahlanma konusundaki ortak iştahın NATO’nun ana tutkalı olduğunu gösterdi. Savaşa ayrılan bütçeler başta silah tekelleri olmak üzere yeni yatırım alanları peşindeki büyük sermaye çevrelerinin militarist politikaların arkasında koşulsuz durmasına neden oldu.
 11. AKP iktidarı Ankara’da ev sahipliği yapacağı zirveye aynı iştahla hazırlandı. Yıllarca Suriye, Irak, Libya ve Kafkasya’daki sıcak çatışmaları aynı zamanda bir laboratuvar olarak kullanan Türk silah endüstrisi savaş sahasında yaşanan radikal dönüşümü erken fark edip emekleme döneminden koşu evresine hızlı bir biçimde geçmeyi başarmıştı. Zaman zaman hiçbir karşılığı olmayan abartı ve çarpıtmalarla süslense de, “savunma sanayi”nin AKP iktidarı döneminde Türkiye’nin kritik ve öncü sektörlerinden biri olma özelliği kazandığı ortadaydı.
 12. Ancak silah şirketleri palazlanırken sektörün önündeki engeller de büyümekteydi. Her şeyden önce Türkiye ekonomisinin bir bütün olarak ciddi bir kaynak sorunu vardı. Bu sorun hafiflemedikçe “başarı” sınırlanıyor ve riskler artıyordu. İktidar dümeni hem siyasal hem ekonomik açıdan iyice Atlantik’e doğru kırmış olsa da sorun bütün boyutlarıyla kendini hissettirmeye devam ediyordu.
 13. AKP, NATO’da daha merkezi roller üstlenmenin Türkiye’nin Avrupa ile ekonomik ve siyasal ilişkilerini geliştireceğini hesap ederek hazırlandı zirveye. NATO’nun Avrupa kanadının askere ihtiyacı vardı. Ayrıca Avrupa ülkeleri Ukrayna Savaşı’nın ve önlerine koydukları savaş planlarının talep ettiği silah ve cephaneyi karşılayacak üretim kapasitesinden de yoksunlardı. Türkiye ise bazı kalemlerde ucuz ve hızlı bir tedarikçi konumuna gelmişti. Özetle, NATO sermaye sınıfımız için bilinen “fayda”ların yanında bir de batıyla ilişkileri güçlendirecek bir maymuncuk işlevi görecekti. Bu nedenle NATO zirvesi sırasında Ankara’nın her tarafına “yerli ve milli” silah sistemleriyle ilgili görseller asıldı.
 14. Ancak konu yalnızca silah ve cephaneleri görücüye çıkarmaktan ibaret değildi. Silah üretimi açısından da artık bir evrenin sonuna gelinmişti. Daha ileriye gitmek için gerekli işbirliklerinin, yüksek teknoloji gerektiren parçaların tedariğinin önünde Erdoğan’ın “eyyyy Amerika” söylemli günlerinden kalma yaptırımlardan kaynaklı engeller vardı. Yabancı pazarlara gösterişli bir giriş yapan Türk silah şirketleri buralarda tutunabilmek için NATO sertifikalarına ve örgüt bünyesindeki programlara ortak olmaya mecburdu. Dış pazarda kendine alan açamayan ve istikrar yakalayamayan bir silah endüstrisinin “başarı” öyküsü yazması da imkansızdı. Yani Ankara Zirvesi hem silah sanayini kullanarak batılı emperyalistlerle ilişkiyi geliştirmek için kullanılacak hem de bu ilişki sayesinde silah endüstrisi bazı kısıtları aşacaktı.
 15. Bu bağlamda Ankara’daki zirve AKP açısından büyük ölçüde başarılı geçmiştir. Yaptırımların kaldırılması zaman alacak, iki ileri bir geri gidilecek ve hiçbir zaman mutlak anlamda nihayete ermeyecektir. Bununla birlikte NATO’nun Türkiye’ye olan ihtiyacı artmıştır. Dolayısıyla bu yaptırımların etkisi azalacak, Türkiye’nin ittifak içindeki rolü artacaktır.
 16. Türkiye kapitalizmi ile bölgesel rekabet içinde olan Yunan burjuvazisinin Türkiye’nin NATO içindeki rolünün artmasını engellemesinin sınırları Ankara Zirvesi’nde bir kez daha görüldü. Akdeniz’deki doğal kaynaklara erişimde Fransa ile işbirliği halindeki Yunanistan’ın Türkiye itirazları, son tahlilde, Ankara’yı belli bir çizgiye getirmek amacındaki güçlü emperyalist ülkelere pazarlık masasında ek kozlar vermeye yaramaktaydı. Zaten Yunanistan ve Türkiye arasındaki gerilimler iki ülkede egemen olan sömürücü sınıflarla ilgili gerçek temellere sahip olsa da, son tahlilde ABD ve İngiltere açısından bu ülkeleri ve bölgeyi yönetmek için bir enstrüman olarak kullanılmaktadır. ABD’nin bir dönem Türkiye’yi bir başka dönem Yunanistan’ı silahlandırarak ve o ülkedeki askeri varlığını artırarak ötekinde “önemsizleşme” paniği yaratması çok bilinen ama çoğu kez işe yarayan bir taktiktir.
 17. Ankara Zirvesi “silahlanma” ve “savaşa hazırlanma” konusunda bir mutabakat ilanıdır. Ukrayna’ya silah yardımı yapmaya ya da silahlanmaya hedeflenen ölçüde kaynak ayırmaya isteksiz birkaç örneğin direnci fazla önemsenmemelidir. Asıl önemsenmesi gereken, Avrupa’nın hızlı silahlanma için gerekli dönüşüme izin verecek altyapıya ve ekonomik potansiyele ne ölçüde sahip olduğudur. Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinin harp endüstrisine geçiş için attıkları adımları zorlaştıracak siyasi, demografik ve ekonomik engeller orta yerde durmaktadır. Dünya ölçeğinde sürmekte olan sert rekabette AB’nin geri düşmesi bir veri olmakla birlikte, bu ülkelerin ekonomik olarak “cüce” ilan edilmesi elbette gerçekçi değildir. Ancak bu ülkelerin yönetici sınıflarının ilan ettiği ölçekte bir militarizasyonun ciddi toplumsal maliyetleri olması kaçınılmazdır. Kamu harcamalarının daha da kısılması, çalışma koşullarının askerileştirilmesi, “savaş tehdidi” bahanesiyle bazı temel özgürlüklerin askıya alınması emekçi kesimlerin beklenmedik tepkisine yol açabilir. Bu maliyetlerin Türkiye kapitalizminin NATO atıyla Avrupa fatihliğine soyunma hedefini fiyaskoya dönüştürecek gelişmeleri tetiklemesi ihtimal dahilindedir.
 18. Ayrıca çok sık dile getirildiği gibi, Avrupa kanadını silahlanmaya ikna eden ABD yönetiminin silahlanmadan murat ettiği Avrupa’nın kendi silah endüstrisini kurması değildir. Vaşington’un hesabı Avrupa’ya daha çok silah satmaktır. Dolayısıyla NATO içinde yakın gelecekte her bir alım için silah tekelleri arasında kıyasıya rekabet ortaya çıkacaktır. Türkiye bu rekabette mümkün olduğunca fazla ülke ile “ortak projeler”e girişerek ve devlete ait bazı şirketleri “büyük” oyunculara yem ederek aradan sıyrılmak istese de, bazı örneklerde pastayı yeni bir aktörle paylaşmaya isteksiz tekellerin sert müdahaleleri ile karşılaşacaktır.
 19. Söz konusu rekabeti bir nebze olsun yatıştıran, birçok kritik silah açısından piyasada gözlenen kıtlıktır. Füze, savaş uçağı, top mühimmatı gibi kalemlerde NATO ülkelerindeki talebi karşılayacak bir arz bulunmamaktadır. Bu silah sistemlerinin satışlarında sözleşmeler yıllar öncesinde yapılmakta, para transferleri gerçekleşmekte ve alıcılar sıranın kendilerine gelmesini beklemektedir. AKP iktidarı, bu kıtlığı yıllar önce fark ederek bazı açılardan öne geçmiş durumdadır. 
 20. “Yerli ve milli silah sistemlerinin” gelişmesini ABD ve diğer ülkelerin yaptırımlarının tetiklediği gerçeği madalyonun sadece bir yüzüdür. Diğer yandan, bu birikimin şu anda NATO ittifakına entegrasyonundaki kararlılık ve imzalanmakta olan ortaklık anlaşmaları ile yeni projeler, “yerli ve milli silah sistemlerinin” ortaya çıkışında Kanada, İngiltere gibi ülkelerin rolünü daha fazla mercek altına almamızı gerektirmektedir. Bu rol sıradan bir ticari arayışın ötesinde stratejik bir hesabın ürünü olarak da değerlendirilebilir.
 21. AKP ve sermaye sınıfı açısından “başarılı” geçen zirve halkımız ve ülkemiz için büyük tehlikeler barındırmaktadır. Bu tehlikelerin başına, zirvenin başarısızlıklarından ya da çözülemeyen sorunlardan kaynaklı riskleri ve belirsizlikleri yazmakta yarar vardır. Yukarıda bu sorunlardan bazılarına işaret ettik. Ancak ülkemiz açısından en büyük sorun sıcak çatışmaların içine çekilme olasılığımızdır. Ukrayna Savaşı ve İran’a dönük saldırganlık NATO’nun merkez gündemine dönüşmüştür. Bu bağlamda Türkiye resmen taraf olmuştur. Her iki çatışmanın da nereye evrileceği belirsizdir. AKP iktidarı iki komşu ülkeyle ilişkilerini bu belirsizliğin içinde bonkörce harcamaktadır.
 22. Bir süredir iktidarın yetkili isimlerinin ve AKP medyasının Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti’ne dönük dostça olmayan bir tavır sergilemesi, şimdilik sembolik bir önem taşısa da, iktidarın aynı doğrultudaki fiili adımları için kamuoyunu hazırlama amacı taşıdığından ciddiye alınmalıdır. İlginç olan, söz konusu iki ülkenin Türkiye’ye dönük yaklaşımlarında bu tavır değişikliğini açıklayacak herhangi bir değişimin gözlenmemesidir. Türkiye’nin Çin ve Rusya’yla ilişkilerinin bozulmasının ülkemiz ve halkımız için bir dizi olumsuz sonucu olacaktır. 
 23. ABD ve NATO’nun Ukrayna ve İran’da istediğini elde etmesinin önünde aşılması güç engeller vardır. Bu engeller kendisini daha açık bir biçimde hissettirdiğinde bunun Türkiye’ye faturasını silah tekelleri ve bir bütün olarak sermaye sınıfı değil, halkımız ödeyecektir.
 24. Zirve sırasında basına yapılan açıklamalarda ve sonuç bildirisinde hiç bahsi geçmese de Türkiye’de kurulacağı yetkililer tarafından ilan edilen yeni NATO karargâhlarının Türkiye’nin daha fazla gerilimin doğrudan tarafı haline gelmesine yol açacağı açıktır. Bu karargahlardan birinin Boğazlarla ilgili olması konunun vehametini artırmaktadır. İktidarın Montrö Sözleşmesi’ni sağından solundan çekiştiren, onu NATO çıkarlarına kurban edecek davranışlar içine girmesi son derece tehlikelidir. 
 25. AKP’nin Yeni-Osmanlı stratejisini ABD ve NATO himayesinde hayata geçirmeye çalışması bir başka tehdittir. Bu tehdit yalnızca içeride Cumhuriyet’le bütün bağını koparmış bir gerici yapı için uygun bölgesel ortamın şekillenecek olmasından kaynaklanmamaktadır. ABD yetkililerinin Osmanlı övgüleri, monarşi çağrıları yalnızca 1923’ten alınmak istenen intikamın değil, bu bölgeyi daha kolay kontrol altında tutma isteğinin ifadesi olarak değerlendirilmeli. Burada imparatorluk özlemiyle hareket eden bir Türkiye’nin NATO şemsiyesinde etkisini artırması, hatta sınırlarını genişletmesi aynı zamanda daha kırılgan hale gelmesi anlamına gelecektir ve dağılma dinamiklerini de harekete geçirecektir. Büyüme ve küçülme, şişme ve dağılma diyalektik bir bütünlük oluştururken her durumda “savaş” demektir. Emekçi halk üzerine çöküşü benzersiz olacak bu yıkım aynı zamanda ülkemiz açısından bir varoluş meselesine de dönüşecektir.
 26. Yeni-Osmanlıcılığın gözünü diktiği geniş coğrafya çok sert bir rekabete sahne olmaktadır. Bu rekabetin kontrolden çıkması her an için mümkündür. İran’ı bir kenara koyarsak, bu coğrafyada Türkiye ABD’nin diğer müttefikleri olan Yunanistan ve İsrail ile ortaklık ve düşmanlık arasında gidip gelmektedir. Dostluk ve düşmanlıkları kâr arayışının belirlediği, ülkelerin dış politikasına sermaye sınıfının çıkarlarının hâkim olduğu bir dünyada yurttaşlarımız bu sözde dostluklardan da düşmanlıklardan da zarar görmektedir. Emperyalist dünyada dostluklar başka düşmanlıkların habercisidir. Yeni-Osmanlıcılık ülkemizi içerde karanlığa dışarıda ise kaotik çatışmaların içine sürüklemektedir.
 27. NATO’nun yarattığı tehlikeler ortadayken düzen siyasetinin birkaç kişisel tavır dışında bütünüyle NATO’cu bir konumlanış içinde olması, emperyalizmle ve onun NATO gibi örgütleriyle mücadelenin sınıfsal bir temele oturması gerektiğinin bir başka kanıtıdır. NATO yalnızca ABD merkezli bir emperyalist ittifak değil aynı zamanda sermaye egemenliğinin uluslararası alandaki jandarmasıdır. Piyasa ekonomisinin karşısına dikilmeksizin NATO’nun karşısında durulmayacağını düzen muhalefeti zirve sırasındaki suskunluğu ile bir kez daha ve onursuz bir biçimde göstermiştir.
 28. Türkiye Komünist Partisi’nin NATO’ya karşı yıllardır sürdürdüğü mücadele ve bu tehlikeli örgütü yurttaşlarımızın gündemine sokma gayreti bütün bu gerçeklerle ilişkilidir ve ülkemizi çokuluslu tekellerin, holdinglerin, emperyalistlerin tahakkümünden kurtararak bağımsız, egemen ve sosyalist bir Türkiye yaratma kararlılığının ifadesidir. Partimiz “protesto”cu ya da “muhalif” bir kimlikle değil, eşitlik ve adalet arayışı içinde hareket etmiş, zirve sırasında onca baskıya rağmen onurlu bir duruş sergilemiştir. Bu duruş ancak ülkemiz NATO’dan NATO da ülkemizden çıkınca gerçek anlamını bulacaktır. O güne kadar NATO’ya karşı mücadelemizden zerre taviz vermeyeceğiz. İşçi ve emekçileri, yurtsever aydınlarımızı bu mücadeleye güç vermek için TKP saflarına çağırıyoruz.
TKP tweet media
Türkçe
8
353
614
45.7K
Berkay Kemal Önoğlu retweetledi
Cumhuriyet
Cumhuriyet@cumhuriyetgzt1·
🟥TKP Genel Sekreteri Okuyan: "Fethullahçılar Cumhuriyetçi birikimi paralize etmek için misyon üstlenmişlerdi, Türkiye’yi NATO ve ABD çizgisinde tutmakla görevliydiler. Buralarda bir başarısızlık gören var mı bugün?" cumhuriyet.com.tr/siyaset/kemal-…
Cumhuriyet tweet media
Türkçe
0
7
29
5.8K
Berkay Kemal Önoğlu retweetledi
Kemal Okuyan
Kemal Okuyan@OkuyanKemal·
15 Temmuz darbe girişimi dar anlamıyla başarısız oldu. Kanlı, küstah, riyakar bir şebekenin çok katmanlı hamlesi boşa düştü. Ancak süreci öncesi ve sonrasıyla bir bütün olarak ele aldığımızda ortada ne yazık ki bir başarı var. Fethullahçılar Cumhuriyetçi birikimi paralize etmek için misyon üstlenmişlerdi bir, Türkiye’yi NATO ve ABD çizgisinde tutmakla görevliydiler iki. Buralarda bir başarısızlık gören var mı bugün? 1990’lardan itibaren en yetkili kurum ve kişiler tarafından himaye edilen, düzenin ideolojik, ekonomik ve siyasi dinamiklerine şekil veren, hâlâ “geri kalan kadrolarından nasıl yararlanırız” diye kafa patlatılan CIA beslemesi bir fesat hareket sadece 15 Temmuz’da çuvalladığı için nasıl “başarısız” sayılabilir ki?
Türkçe
33
365
1.1K
100.1K
Berkay Kemal Önoğlu
Berkay Kemal Önoğlu@BerkayOnoglu·
15 Temmuz 2026… Cemaatçilik sürüyor, Amerikancılık tam gaz. Siyasetin merkezinde İngilizciler, Amerikancılar, Almancılar vb. kol geziyor. Siyonistler kritik noktalarda etkili olmaya devam ediyor. Okuyucular, Yazıcılar, Menzilciler, İsmailağacılar, bir yandan Süleymancılar, daha ismini sayamayacağımız kadar bela; bakanlıklar için, kurumlar için, rant için, servet için bu halkın iliğini kurutmaya, inancını sömürmeye devam ediyor. Holdingler ve tarikatların egemenliği tartışmasız. AKP'nin 15 Temmuz'da üstesinden geldim dediği nedir? Bu çıkar kavgasının kontrolden çıkmasına izin vermem. El yordamıyla, düşe kalka da olsa, bu kirli düzende her yol bana çıksın, gerisi önemli değil!
Türkçe
0
23
71
1.8K
Berkay Kemal Önoğlu retweetledi
soL Haber
soL Haber@soLHaberSusmaz·
Ayıp değil, anlat: Haluk Levent’in Süleyman Soylu ve Hulusi Akar ile yaptığı görüşmede ne konuşuldu? 📍Haluk Levent’in “ifade vermek istiyorum ama almıyorlar” sözleri ve Süleyman Soylu’yu işaret eden çıkışı çok tartışılacak gibi. 📍Levent’in bu ifadesinin hemen öncesinde bir yandaş yazar tarafından kaleme alınan yazı ise aynı tartışmanın başka bir ucuna kapı aralıyor. haber.sol.org.tr/haber/ayip-deg…
Türkçe
3
96
245
50.6K
Berkay Kemal Önoğlu retweetledi
TKP Hatay
TKP Hatay@hataytkp·
Depremin ilk gününden bugüne halkımızla birlikte dayanışmayı büyütüyoruz. Çok sayıda insanımızı enkazdan canlı çıkardık, yüzlerce insanımıza sağlık müdahalesinde bulunduk, iktidarın ortada olmadığı o günlerde halkımızı ayakta tutmak için seferber olduk. Bizim dışımızda farklı şehirlerden gelen devrimciler, madenciler, hekimler ve binlerce yurttaşımız da benzer çaba içinde oldu. Bu emeği, çabayı "bomboş" olarak tarif etmek ne yazık ki büyük bir talihsizlik ve hala depremin yıkımı ile yaşayan insanlarımıza karşı saygısızlık olmuştur. Biz halkımızla birlikte depremden bugüne hala çözülmeyen onlarca sorunla mücadele ediyoruz. Dayanışma ile kurduğumuz su arıtma cihazlarından her gün binlerce litre su sağlanıyor. Kurduğumuz kültür merkezinde yüzlerce gencimiz kütüphane ve çalışma odalarında uygun ders çalışma ortamı ve internet imkanı buluyor. Yüzlerce yetişkin ve çocuk atölyelerden yararlanıyor, sağlıklı bir sosyalleşme ortamı buluyor -> @defnehalkmeclis Ayrıca depremden bugüne usulüne uygun olmayan yıkımlar, şirketlerin pervasızlığı, su ve elektrik kesintileri, olmayan yollar, toplanmayan çöpler, okullarla ilgili yetersizlik, hem merkezi hem yerel yönetimlerin rant amaçlı uygulamalarıyla ilgili halkımızla birlikte yüzlerce eylem, açıklama yaptık. Bu basınç sayesinde bir çok hane mahalle suya, elektriğe kavuştu, göstemelik de olsa çöp toplandı, okullarda kimi adımlar atıldı, kimi ihaleler yeniden düzenlenmek zorunda kalındı, halkımız örgütlü hareket etmenin gücünü anladı. Kim elinde ne ile döndü bilmiyoruz, "dayanışma yaşatır" biz bunu biliyoruz. O dayanışmayı daha da büyütmek için buradayız!
Samut Karabulut@samutkarabulut

Sol örgütler deprem bölgelerine akın ettiler fakat hiç bir rasyonel plan, proje yapmadıkları için bomboş döndüler. Yapılan projelere de dudak büktüler. Sonra da iş davası olmayan, böyle sıkıntılı organizasyonlara kaldı. Çuvaldızı başkasına batırmadan önce iğneyi kendisine batırmayı unutmayalım

Hatay Merkez, Hatay 🇹🇷 Türkçe
0
65
199
6.5K
Berkay Kemal Önoğlu
Berkay Kemal Önoğlu@BerkayOnoglu·
Deniz Zeyrek; Ali Mahir Başarır'ı, Umut Akdoğan'ı, Veli Ağbaba'yı kenara çekilmeye çağırmış. Oysa benim gördüğüm kadarıyla bu isimler, her gün arkasına havalı müzikler döşenmiş fiyakalı edit videoları paylaşmaya tam gaz devam ediyorlar. Ve üstüne üstlük, daha vahimi 10-20 bin kişi de bu paylaşımları her gün beğeniyor, düşünebiliyor musunuz? AKP karşıtı mücadele için oldukça kaygı verici doğrusu... Tamam, ağzınızdan girip burnunuzdan çıkıyor ve bir şekilde sizi kendilerine mecburmuşsunuz gibi hissettirmeyi başarıyorlar diyelim. Ama hemen boyun büküp kerameti kendinden menkul bu insanlara kendinizi bu kadar kaptırmak, bu kadar körü körüne inanmak neden?! İşte daha dün yaşanan Haluk Levent vakası ortada. Hiçbir zaman RTE'ci, KK'cı, Özelci, İmamcı, şucu, bucu, şunun bunun çantacısı olmayın. Bilin ki sizin dünyanızla onların dünyası arasında dağlar kadar fark var! Sizin kurduğunuz karşıtlık ilişkisiyle, sizin çektiğiniz çileyle alakası yok o dünyaların...
Haber Report@HaberReport

Deniz Zeyrek: "Veli Ağbaba, Ali Mahir Başarır, Umut Akdoğan gibi isimlerin yerinde olsam kenara çekilirim. 'Özgür Özel'in dostuyuz, arkadaşıyız. Madem bizi onun ayaklarına dolamaya çalışıyorlar, önünü açmak için kenara çekiliyoruz' derim. Bu, Özgür Özel'e çok büyük bir güç katar. Yeni hareketin de daha geniş katılımlı, devleti ve siyaseti bilen, donanımlı, deneyimli ve liyakatli yeni isimlerle yürümesi lazım."

Türkçe
1
25
107
11.1K
Berkay Kemal Önoğlu retweetledi
Kemal Okuyan
Kemal Okuyan@OkuyanKemal·
ABD İran’a dönük yeni saldırıyı NATO zirvesi sırasında başlattı. Zirve sonuç bildirisinde de adı zikredilen iki “düşman” Rusya ve İran oldu. Ankara Zirvesi böylece Ukrayna ve İran’daki çatışma alanlarını resmi olarak birbirine bağlayarak dünyayı daha da tehlikeli hale getirmiş oldu. Olmayacak bir şey söylüyorum ama AKP iktidarı “biz İran ile komşuyuz, böyle ifadeler kullanmayalım” diyebilirdi. Ama diyemezler. Yeni-Osmanlıcılığı NATO şemsiyesi altında hayata geçirmeye karar verdiler bir kere. NATO sonuç bildirisindeki o madde Türkiye’nin İsrail ile müttefikliğini de dolaylı olarak tescil etmiş oluyor. Zirve boyunca Netanyahu ile Trump arasındaki gerilime bu gerçeği örtmek için medyada geniş yer verdiler. Öyle ki iktidar İsrail ile ABD’nin arasının açılmasında kendilerinin de rolü olduğunu ima etmeye başladı. Oysa ABD ve İsrail’in arası açılmaz. Netanyahu ve Trump geçicidir; ABD emperyalizminin İsrail devletine ihtiyacı ve tersi kalıcıdır. NATO Zirvesi’nden silahlanma ve savaşa devam kararı çıktı. Şimdi bunun sonuçlarını görüyoruz. Hem Ukrayna hem İran’da çatışmalar tırmanıyor. Ve bize “NATO bir savunma ve güvenlik örgütüdür” denmeye devam ediyor.
Türkçe
5
282
618
16.7K
Berkay Kemal Önoğlu retweetledi
Salih Bostancı
Salih Bostancı@salihbostnc·
Vay arkadaş. Deprem döneminde Almanya'dan gazeteci gelmiş Hatay'a, AFAD'lı eleman gazeteciyi TKP'nin kriz masasının olduğu yere götürüp TKP'nin organizasyonunu AFAD'ın organizasyonuymuş gibi anlatmış.
Berkay Kemal Önoğlu@BerkayOnoglu

Bu halk, ne olursa olsun TKP’ye neden güveniyor? Bu güveni nasıl kazandı TKP? Bakın, 16 Şubat 2023 ve Hatay’da hâlâ TKP’nin Armutlu Kriz Masası dışında esaslı bir organizasyon yok. Bölgeye Alman bir gazeteci gelmiş, adı Martin Lejeune. AFAD’dan bir yetkili bulmuş, genç bir arkadaş. Aslında anlatacağı pek bir şey yok ama kurumunu ezdirmemek için arkasına TKP’nin yardım merkezini alıp Almanca döktürüyor: - Yurt içinden ve yurt dışından yardımlar geldi, düzgünce tasnif ettik, ailelerdeki kişi sayısına göre ihtiyaç sahiplerine çadır dağıtıyoruz, diyor. - Makarna, un, şeker gibi bozulmayacak gıda maddelerinin AFAD depolarında muhafaza edildiğini, bozulabilecek gıdaların ise doğrudan dağıtıldığını söylüyor. - Sadece temel gıda değil; bebek bezi, mama, hijyen malzemeleri, battaniye ve kıyafet gibi her türlü ihtiyacın karşılandığını; bu ürünlerin boyutlarına göre tasnif edilerek hazır paketler hâlinde çadırlara veya ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığını ifade ediyor. - Her noktada insanların ısınması ve moral bulması için sıcak çay-kahve ocaklarının kurulduğunu belirtip bunun maddi ve manevi önemini vurguluyor. - Devamında ise organizasyonun başarısında gönüllülerin rolüne değiniyor. Gelen yardımların üzerindeki etiketlere, beden bilgilerine göre tasnif edildiğini, bu sayede yardımların çok daha hızlı ve verimli bir şekilde dağıtıldığını ve bölgede bir "sosyal market" düzeni kurulduğunu anlatıyor. Bu organizasyon baştan sona TKP'ye aitti. Belki de anlattığı kadar kusursuz değildi her şey. Bu arkadaş, aklınca devletin AFAD'ını ezdirmemek için TKP'nin verdiği mücadeleyi ve kurduğu sistemi, Alman gazeteciye olduğundan da mükemmel göstermek istemişti. Ama asıl sistemli çalışan TKP’ydi. Çünkü aklın, bilimin ve planlamanın yolundan şaşmamıştı. AKP'nin iyice kuşa çevirdiği devlet aygıtının aksine, kriz anlarında örgütlü hareket etme becerisini kaybetmemişti. Ortada gerçekten de anlatılacak tek bir hikâye vardı ve bu arkadaş da o hikayeyi öznesini değiştirerek anlatmak zorunda kalmıştı. youtube.com/watch?v=GNWbA0…

Türkçe
1
63
275
7K
Berkay Kemal Önoğlu retweetledi
soL Haber
soL Haber@soLHaberSusmaz·
İran’dan Hakan Fidan’a sert yanıt: ‘İsrail’e hizmet edecek analizleri tekrarlamaktan kaçının’ 🔴İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, Dışişleri Bakanı Fidan’ın İran'ın eylemlerini İsrail'in işgalci politikalarına benzetmesine yanıt verdi: 💬"Sayın Fidan gibi bir şahsiyetin böyle yersiz bir kıyaslama yapması hayret vericidir. Kendisi de çok iyi bilmektedir ki İsrail rejimi doğası gereği yayılmacıdır ve Türkiye dahil tüm bölgeye zarar verme arayışındadır." 💬"Türkiyeli dostlarımızdan analizlerini mevcut gerçeklerle uyumlu hale getirmelerini ve İsrail rejiminin suistimaline hizmet edecek analizleri tekrarlamaktan kaçınmalarını istiyoruz." haber.sol.org.tr/haber/irandan-…
soL Haber tweet media
Türkçe
13
132
372
29.8K