



Bilgin Celik7
6.1K posts

@BilginCelik7
DEÜ Öğretim üyesi Berkeley





Gazeteci arkadaşlar ayrıntıları paylaşıyorlar. Altı yıldır kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması, gündemi sarsacak gibi gözüküyor. Gözaltındaki 13 kişi arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in bulunması ise gecenin sürprizi. Yakından takip edenler bilir, bu soruşturma 3 başsavcı eskitmişti. Aile ise sürekli olarak soruşturmanın örtbas edildiğini öne sürmüştü. Soruşturmanın vali oğlu ve kamu görevlilerine kadar uzaması, kimsenin imtiyazlı olmadığını göstermesi bakımından önemlidir. Dilerim, bu adalet duygusu, her geçen gün güçlenir. Suç işleyen hiç kimse kendini artık dokunulmaz olarak görmez.

Türkiye'de "saçmalama" boyutlarının rektör paylaşımlarına yansımış olduğu gerçeği dikkate alındığında kalitedeki düşüş somutlaşıyor. Üniversitelerde nepotizmin geldiği nokta ise artık herkesin görebildiği, anlayabildiği bir hale gelmişse çürüme ve yozlaşmanın geldiği seviye netleşiyor. Sonra çıkıp "Batı bizi kıskanıyor!" "21.yüzyıl Türkiye yüzyılı olacak" gibi hamaset içeren BÜYÜK BÜYÜK laflarla insanların aklıyla alay edilerek kurulan "çarpık düzen"in devamı için başta HUKUK olmak üzere devletin temel dayanakları kullanılarak buna eleştiri getirenleri sindirme gayreti yaygınlaşıyor. Ama tarih şunu göstermektedir ki, çarpık düzenler hukuk ve adalet temelli düzenlere göre her zaman kısa ömürlü olmuştur.

Sayın Timur Soykan, bir gazetecinin sermayesi belgedir, haberdir, hakikattir; sizin gibi hakaret, sığ yakıştırmalar ve "tetikçilik" değildir. Ortada binlerce sayfalık itirafçı beyanı ve ciddi iddialar dururken bunları görmezden gelip, sadece bir siyasetçiye şahsi kin kusmanız gazetecilik değil, bir operasyon aparatlığıdır. Şu ayrımı net yapalım: Siz bu siyasi partinin bir mensubu değilsiniz ama o partinin içinde odaklanmış belli bir yapının "aparatı" gibi, hatta onlardan daha ateşli bir nefer gibi davranıyorsunuz. Bir gazeteciyi, kendi mesleğine ihanet edercesine bir siyasi grubun kalemşörlüğüne soyunduran motivasyon nedir? Tarafsızlık zırhını kuşanıp, bir yapının içerisinden nemalanan bir figür gibi sahneye çıkmanız; kaleminizin iradesini hangi odaklara teslim ettiğinizin en açık kanıtıdır. Bizim için Zübük yakıştırması yapanlara şunu hatırlatalım: Eğer zübük olsaydık, sizin o canhıraş savunduğunuz "yönetemeyenlerin" yanında saf tutar, rüzgara göre eğilir, koltuğumuzu ve konforumuzu garantiye alırdık. Eğer ihanet içinde olsaydık, bugün sizin gibi birilerinin "hizmetkarı" haline gelmiş kalemlerin hedefinde değil, o çıkar ağlarının sofrasında başköşede olurduk. Gerçek zübüklük; elindeki basın kartını, fonlandığı veya nemalandığı çevrelerin siyasi operasyonlarına kalkan yapmaktır. Bir siyasetçiyi "koltukçu" diye suçlamadan önce, o koltuklarda oturanların savunuculuğunu yaparak kendinize nasıl bir ikbal devşirdiğinizi açıklayın. Sizin bu üslubunuz ne bir özel habercilik başarısıdır ne de bir yolsuzluk ifşası; bu sadece, bir yerlerden beslendiği belli olan bir üslubun dışa vurumudur. Unutmayın ki belgeler susar ama kalemini satanların bıraktığı o kirli iz, tarihin sayfalarından asla silinmez.




📌 Dünyanın neresinde, hangi zeminde ve kimlerle muhatap olursak olalım, hareket noktamız her şeyden önce ahlaki sorumluluk bilinci. Bu bilinçle, insanlık onurunu zedeleyen zulüm karşısında sessiz kalmıyoruz. Başta Filistin coğrafyası olmak üzere, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan insanlık dışı uygulamaların karşısında olduğumuzu açık ve güçlü bir şekilde ifade ediyoruz. Öte yandan, yükseköğretimin temel işlevleri arasında yer alan bilimsel üretimi, akademik gelişimi ve nitelikli insan kaynağı yetiştirme sorumluluğunu en güçlü şekilde sürdürmeye devam ediyoruz. Gençlerimizin çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donanmış, özgüveni yüksek, üretken ve küresel ölçekte kendini ifade edebilen bireyler olarak yetişmesini önceliklendiriyoruz. Bu anlayışla Türk yükseköğretiminin vizyonunu insani değerlerle beslenen, bilimsel yetkinlikle derinleşen ve uluslararası ölçekte karşılık bulan bir eğitim ekosistemi olarak inşa ediyoruz. Attığımız her adımda, sadece bugünü değil, ortak geleceğimizi de şekillendirme iradesiyle durmaksızın yol alıyoruz.

📌Yükseköğretim ailesi olarak iş birliğini ve istişareyi önemsiyoruz. Bu doğrultuda rektörlerimiz, akademisyenlerimiz ve idarecilerimizle sıklıkla bir araya gelerek hem vizyonumuzu hem de uygulanabilir gelişim alanlarını birlikte değerlendiriyoruz. İzmir programımız kapsamında da Dokuz Eylül Üniversitesinin ev sahipliğinde Ege Bölgesi’ndeki devlet ve vakıf üniversitelerimizin rektörleriyle verimli bir toplantı gerçekleştirdik. Her bir kurumumuzun ülkemizin akademik birikimine sunduğu katkı son derece kıymetli. Ortak akıl, güçlü iş birliği ve çok çalışmayla Türk yükseköğretimini daha ileriye taşıyacağımıza inancımız tam.





📌Yükseköğretim ailesi olarak iş birliğini ve istişareyi önemsiyoruz. Bu doğrultuda rektörlerimiz, akademisyenlerimiz ve idarecilerimizle sıklıkla bir araya gelerek hem vizyonumuzu hem de uygulanabilir gelişim alanlarını birlikte değerlendiriyoruz. İzmir programımız kapsamında da Dokuz Eylül Üniversitesinin ev sahipliğinde Ege Bölgesi’ndeki devlet ve vakıf üniversitelerimizin rektörleriyle verimli bir toplantı gerçekleştirdik. Her bir kurumumuzun ülkemizin akademik birikimine sunduğu katkı son derece kıymetli. Ortak akıl, güçlü iş birliği ve çok çalışmayla Türk yükseköğretimini daha ileriye taşıyacağımıza inancımız tam.

📌 Dünyanın neresinde, hangi zeminde ve kimlerle muhatap olursak olalım, hareket noktamız her şeyden önce ahlaki sorumluluk bilinci. Bu bilinçle, insanlık onurunu zedeleyen zulüm karşısında sessiz kalmıyoruz. Başta Filistin coğrafyası olmak üzere, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan insanlık dışı uygulamaların karşısında olduğumuzu açık ve güçlü bir şekilde ifade ediyoruz. Öte yandan, yükseköğretimin temel işlevleri arasında yer alan bilimsel üretimi, akademik gelişimi ve nitelikli insan kaynağı yetiştirme sorumluluğunu en güçlü şekilde sürdürmeye devam ediyoruz. Gençlerimizin çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donanmış, özgüveni yüksek, üretken ve küresel ölçekte kendini ifade edebilen bireyler olarak yetişmesini önceliklendiriyoruz. Bu anlayışla Türk yükseköğretiminin vizyonunu insani değerlerle beslenen, bilimsel yetkinlikle derinleşen ve uluslararası ölçekte karşılık bulan bir eğitim ekosistemi olarak inşa ediyoruz. Attığımız her adımda, sadece bugünü değil, ortak geleceğimizi de şekillendirme iradesiyle durmaksızın yol alıyoruz.

Türkiye’de önceleri daha yavaş olan ama artık giderek hızla yerleşen bir duyarsızlaşma hali var. Kaldı ki, duyarlı olmak cezalandırıldığında acı veriyor. Biz de her gün biraz daha az hissederek hayatta kalmaya çalışıyoruz. Zaten her şeyi aynı anda hissetmek ne kadar mümkün?.. Hissetmemek, akıl ve ruh sağlığımızı korumak için bir savunma. Ancak bu halimiz uzun sürdüğünde adını koyamadığımız bir kayıp ve yasa dönüşüyor. Bunun yazık ki bedeli var; insan olanlara karşı sorumluluk hissetme kapasitesini de, tepki verme gücünü de kaybediyor. Hissetmedikçe susuyoruz, duymuyoruz, görmüyoruz. Sürekli kriz, belirsizlik ve güvencesizlik içinde kaybettikçe kabul ve uyum sağlıyoruz. Umarım her şeye rağmen, kısa ömrümüzde hissedebildiğimiz yeri kaybetmeden yaşayabilmenin yollarını tez zamanda buluruz.

📌 Dünyanın neresinde, hangi zeminde ve kimlerle muhatap olursak olalım, hareket noktamız her şeyden önce ahlaki sorumluluk bilinci. Bu bilinçle, insanlık onurunu zedeleyen zulüm karşısında sessiz kalmıyoruz. Başta Filistin coğrafyası olmak üzere, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan insanlık dışı uygulamaların karşısında olduğumuzu açık ve güçlü bir şekilde ifade ediyoruz. Öte yandan, yükseköğretimin temel işlevleri arasında yer alan bilimsel üretimi, akademik gelişimi ve nitelikli insan kaynağı yetiştirme sorumluluğunu en güçlü şekilde sürdürmeye devam ediyoruz. Gençlerimizin çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donanmış, özgüveni yüksek, üretken ve küresel ölçekte kendini ifade edebilen bireyler olarak yetişmesini önceliklendiriyoruz. Bu anlayışla Türk yükseköğretiminin vizyonunu insani değerlerle beslenen, bilimsel yetkinlikle derinleşen ve uluslararası ölçekte karşılık bulan bir eğitim ekosistemi olarak inşa ediyoruz. Attığımız her adımda, sadece bugünü değil, ortak geleceğimizi de şekillendirme iradesiyle durmaksızın yol alıyoruz.

Türkiye'de "Görünmez eller" yıllarca birilerini koruyup kolladı, yükseltti, ilerletti. Sonra 17/25 Aralık ile "beraber yürüyüp beraber ıslananlar"ın yolları ayrıldı. 15 Temmuz'la bu ayrım keskinleşti. Ama içlerinde adeta bukalemunun renk değiştirmesi gibi "gömlek değiştirenler" güçlü olanın yanına geçerek saf tuttular. Yine "korunup kollanan yandaş" oldular. "Devşirme" kadrolar devlet kurumlarında hala etkin ve yetkin pozisyonlarda!

#YÖK Denetleme Kurulunda daha denetlenecek kaç üye var? Bilime, hukuka aykırı şekilde dosyalara imza atanlar, Bilirkişiler,Atama jürileri hakkında inceleme yapıldığında altından neler çıkacağının vahim bir örneği Akademide hukuksuz alış verişin hesabı er geç verilir #takipçisiyiz

Barış Pehlivan: "YÖK Denetleme Kurulu üyesi Metin Dağdeviren'in makalesinde sahtecilik tespit ediliyor. Hakkında soruşturma açılması gerekirken, 'İmamoğlu’nun diploması sahte diyerek' rapor yazıyor. O rapora dayanılarak İmamoğlu'nun diploması iptal ediliyor."

Barış Pehlivan: "YÖK Denetleme Kurulu üyesi Metin Dağdeviren'in makalesinde sahtecilik tespit ediliyor. Hakkında soruşturma açılması gerekirken, 'İmamoğlu’nun diploması sahte diyerek' rapor yazıyor. O rapora dayanılarak İmamoğlu'nun diploması iptal ediliyor."