CANBERK

78.5K posts

CANBERK banner
CANBERK

CANBERK

@CANBERK_dr_2

KHK MAĞDURU ÖĞRETMEN KHK lı Kardeşlerimi Takip Ederim. Takipten Çıkarmam.. Sonuna kadar tam destek.

Washington, D.C. Katılım Ağustos 2017
26.6K Takip Edilen36.2K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
CANBERK
CANBERK@CANBERK_dr_2·
"15 Temmuz askeri darbe değildir. Bu olay kime yaradı ise fail de odur." Prof.Dr. Nurşen Mazıcı Mazıcı, bu ifadelerinden sonra yayından alındı.. 15Temmuz Aydınlanıyor ‼️ Hakmar Sabahat Akkiraz
Türkçe
60
897
4.3K
464.4K
CANBERK retweetledi
Yakaran Gönüller
Yakaran Gönüller@YakaranGonuller·
Allahım! Senden nimetinin tamamını, hıfz u sıyanetinin devamını ve rahmetinin kuşatıcı olanını diliyorum. Eksiksiz bir afiyet, huzurlu bir hayat, hayırlı ve bereketli bir ömür diliyorum. İhsanın en güzelini, nimetinin ve lütfunun en bolunu istiyorum. Bize gazap etme; ömrümüzü saadetle nihayete erdir, umudumuzu artır, sabahımızı ve akşamımızı afiyetle taçlandır. Sonumuzu rahmetine ulaştır, günahlarımızın üzerine mağfiretini yağdır. Ayıplarımızı ıslah et, takvayı azığımız yap, Sana tevekkül eden ve istikamet üzere sabit kalan kullarından eyle. Bizi dünyada da ahirette de pişmanlıktan koru, günah yükümüzü hafiflet, iyilerin yaşayışını nasip et, kötülerden uzak eyle. Bizleri, anne babamızı, evlatlarımızı ve sevdiklerimizi kabir ve cehennem azabından muhafaza buyur. Rahmetinle muamele et, ey Merhametliler Merhametlisi! Âmin. 👉 duaufku.com/tv
Yakaran Gönüller tweet media
Türkçe
0
31
56
1K
CANBERK retweetledi
Küheylan gibi...
Küheylan gibi...@kuheylan_gibi·
Haksızca ve tamamen düşmanlık sâikiyle zindanlara atılan, tutuklanan, ızdırar halinde çaresizce kıvrandırılan, gadr-u zulme maruz bırakılan kardeşlerimizi, başkalarının hürriyete kavuşturmasından onları müstağni kılacağın keyfiyette (en yakın zamanda) Sen azat et Allahım! 🤲🏻🌷
Küheylan gibi... tweet mediaKüheylan gibi... tweet mediaKüheylan gibi... tweet media
Türkçe
0
26
53
537
CANBERK retweetledi
Muhammed Şaban
Muhammed Şaban@MuhammedSaban_·
Hergün yazacağım: Cezaevlerinde 15 Temmuz bahanesiyle müebbet hüküm giymiş 3000 kişi var! Bu insanlar çürüyor, aileleri perişan! Bunu önemseyen herkes elini taşın altına koymalı, bu korkunç sorun için çözüm üretmeye çalışmalı! Onları kaderine terk edemeyiz!
Muhammed Şaban@MuhammedSaban_

Hergün yazacağım: Cezaevlerinde 15 Temmuz bahanesiyle müebbet hüküm giymiş 3000 kişi var! Bu insanlar çürüyor, aileleri perişan! Bunu önemseyen herkes elini taşın altına koymalı, bu korkunç sorun için çözüm üretmeye çalışmalı! Onları kaderine terk edemeyiz!

Türkçe
1
79
94
1.4K
CANBERK retweetledi
İTİRAZIM VAR‼️
İTİRAZIM VAR‼️@Dert_Ortagi_dr·
Cezaevinde Bayram mı olur? Cinayet ve Gasp dahil suçlardan ceza alınca çocuk de, Ama annesiyle hapiste ya da anne-babası hapiste çocukların çocukluğunu yok say bu hangi yasaya, kanuna sığar. TümÇocukların 23Nisanı 23 Nisan Ulusal Egemenlik #GSvGB
İTİRAZIM VAR‼️ tweet mediaİTİRAZIM VAR‼️ tweet mediaİTİRAZIM VAR‼️ tweet media
Türkçe
1
35
35
1.8K
CANBERK retweetledi
CANBERK_DR
CANBERK_DR@danyal0767·
İlla bir SULTAN alacaksan, Senin Sultan'ın olacak biri al.
Türkçe
0
3
4
131
CANBERK retweetledi
CANBERK_DR
CANBERK_DR@danyal0767·
4 yaşındaki Selman, 3 yıldır dirençli tüberkülozla mücadele ediyor. Şimdi de anne ve babasından ayrı bırakıldı. Küçük bir çocuk büyük acılarla sınanıyor. TümÇocukların 23Nisanı 23 Nisan Ulusal Egemenlik #GSvGB
CANBERK_DR tweet media
Türkçe
1
60
81
2K
CANBERK retweetledi
Kendi Halinde Bir Mazlum
Kendi Halinde Bir Mazlum@Kendi_Halinde_M·
Çiğdem Arjin ve yüzlerce çocuk için 10 yıldır Bayramlar Bayram tadında değil malesef ‼️ TümÇocukların 23Nisanı 23 Nisan Ulusal Egemenlik #GSvGB
Kendi Halinde Bir Mazlum tweet media
Türkçe
1
26
28
4K
CANBERK retweetledi
Dert_Ortagi_dr
Dert_Ortagi_dr@CanberkDr00·
2022'den beri hapiste olan Nagehan Yüksel'in 3 çocuğundan en küçüğü Yiğit Yusuf, 6 yaşına kadar hapisteydi. Hapiste olduğu dönem Yusuf'un sünneti için kıyafet alımına izin verilmedi. TümÇocukların 23Nisanı 23 Nisan Ulusal Egemenlik #GSvGB
Dert_Ortagi_dr tweet media
Türkçe
0
48
48
1.3K
CANBERK retweetledi
İTİRAZIM VAR‼️
İTİRAZIM VAR‼️@Dert_Ortagi_dr·
Çocuklar bu ayrımı hak etmiyorlar. Siyasetçiler böyle yaparsa halk dik alasını yapar. Örnek olmak lazım❗️ TümÇocukların 23Nisanı 23 Nisan Ulusal Egemenlik #GSvGB
İTİRAZIM VAR‼️@Dert_Ortagi_dr

"Bugün @Ali_Oztunc da burada anlattı! Babası KHKlı cezaevine girmiş diye bakanlar o babaya "terörist" diye bakıyor ve çocuğun cenazesine gitmiyor! Yazıklar olsun ya ama siz işte böyle böyle aileyi mahvediyorsunuz!" @gergerliogluof Mehmet Şimşek Ali Koç

Türkçe
1
35
33
1.1K
CANBERK retweetledi
A.Fettah Şahin
A.Fettah Şahin@A_Fettah_Sahin·
"Today, @Ali_Oztunc spoke about this here as well! Simply because his father—a victim of the KHK decrees—was imprisoned, ministers view that father as a 'terrorist' and refuse to attend the child's funeral! For shame! This is precisely how you destroy families—little by little!"
İTİRAZIM VAR‼️@Dert_Ortagi_dr

"Bugün @Ali_Oztunc da burada anlattı! Babası KHKlı cezaevine girmiş diye bakanlar o babaya "terörist" diye bakıyor ve çocuğun cenazesine gitmiyor! Yazıklar olsun ya ama siz işte böyle böyle aileyi mahvediyorsunuz!" @gergerliogluof Mehmet Şimşek Ali Koç

English
1
9
11
129
CANBERK
CANBERK@CANBERK_dr_2·
🔴Bazen insanın sesi duyulmaz… Ne kadar anlatsa da eksik kalır. Biz de tam olarak o noktadayız. İçimizde birikenleri, yaşadığımızı ve neden adalet aradığımızı sadece 3 dakikalık bu videoda özetleyebildik. Belki biriniz görür, biriniz hisseder diye… youtu.be/bU1aIhXjPY0?si…
YouTube video
YouTube
Türkçe
0
11
16
294
CANBERK retweetledi
İTİRAZIM VAR‼️
İTİRAZIM VAR‼️@Dert_Ortagi_dr·
"Bugün @Ali_Oztunc da burada anlattı! Babası KHKlı cezaevine girmiş diye bakanlar o babaya "terörist" diye bakıyor ve çocuğun cenazesine gitmiyor! Yazıklar olsun ya ama siz işte böyle böyle aileyi mahvediyorsunuz!" @gergerliogluof Mehmet Şimşek Ali Koç
Türkçe
0
17
22
1.4K
CANBERK retweetledi
Kendi Halinde Bir Mazlum
Kendi Halinde Bir Mazlum@Kendi_Halinde_M·
Kulubuddaria'dan Dualar Peygamber (sallallahu aleyhi ve's-sellem ) Efendimizin Yaptığı Akşam Duaları: 18. Sayfanın Türkçesi Dinlemek için duaufku.com ‼️
Kendi Halinde Bir Mazlum tweet mediaKendi Halinde Bir Mazlum tweet mediaKendi Halinde Bir Mazlum tweet mediaKendi Halinde Bir Mazlum tweet media
Türkçe
0
5
6
114
CANBERK retweetledi
Kendi Halinde Bir Mazlum
Kendi Halinde Bir Mazlum@Kendi_Halinde_M·
Kulubuddaria'dan Dualar Peygamber (sallallahu aleyhi ve's-sellem ) Efendimizin Yaptığı Akşam Duaları: 18. Sayfanın Arapçası Dinlemek için duaufku.com ‼️
Kendi Halinde Bir Mazlum tweet mediaKendi Halinde Bir Mazlum tweet mediaKendi Halinde Bir Mazlum tweet mediaKendi Halinde Bir Mazlum tweet media
Türkçe
1
2
4
56
CANBERK retweetledi
Sungur ÇELEBİ
Sungur ÇELEBİ@__Sungur__·
-Hayâtü-s-Sahâbe- 2. Resûlullah’ın İslâm’a Çağrısı ile Müslüman Olanlar ➖Hazreti Ebû Bekir’in Müslüman Olması ➖Hazreti Ömer’in Müslüman Olması ➖Hazreti Osman’ın Müslüman Olması ➖Hazreti Ali’nin Müslüman Olması ➖Amr b. Abese’nin Müslüman Oluşu ➖Hâlid b. Saîd b. el-As’ın Müslüman Oluşu ➖Hazreti Dımâd’ın Müslüman Oluşu ➖İmrân’ın Babası Husayn’ın Müslüman Oluşu *** 🛑Hazreti Ebû Bekir’in Müslüman Olması Hazreti Âişe (radıyallahu anhâ) der ki: Bir gün babam evden çıktı. Belli ki, Kâinatın Efendisine gidecekti. İslâm gelmeden önce zaten bir dostlukları vardı. Birbirlerini iyi tanıyorlardı. Hazreti Ebû Bekir bu kadim dostuna: “Ebu’l-Kasım, kavminin meclislerine katılmaz oldun, yokluğun hissediliyor. Seni, geçmişini ayıplamakla itham ediyorlar.” dedi. Resûlullah: “Ben Allah’ın Resûlüyüm. Seni Allah’a çağırıyorum.” dedi. Allah Resûlünün sözleri biter bitmez, Hazreti Ebû Bekir hemen Müslüman oldu. Resûlullah, Hazreti Ebû Bekir’in İslâm’a girmesine o kadar sevinmişti ki, Hazreti Ebû Bekir’in yanından ayrılırken Mekke’yi çevreleyen dağlar arasında Resûlullah’tan daha sevinçli kimse yoktu. Nebîler Nebîsi buyurdular ki: “Kimi İslâm’a çağırdıysam, şüphesiz bir bekleme ve tereddüt dönemi yaşamıştır. Ama Ebû Bekir bundan müstesnadır.” Hatta, Resûlullah, Ebû Bekir’in hiç tereddüt etmeden iman etmesini çok büyük bir kredi olarak görmüş ve bir gün: “Şüphesiz ki, Allah Beni size peygamber göndermişti. Bunu size tebliğ ettiğimde hepiniz bana: ‘Yalan söyledin.’ demiştiniz. Ebû Bekir ise: ‘Doğru söyledin.’ demiş ve bana canı ve malı ile yardımcı olmuştur.” buyurdular ve yine sonra iki kere: “Şimdi sizler benim bu dostumu, bana bırakırsınız, onu üzmezsiniz değil mi?” diyerek ilk önce yanındakilere; daha sonra da bütün ümmete tembihte bulunmuştu. (İbn Hişâm, Sîre, 2/90) Hazreti Ebû Bekir oradan kalkıp doğru Osman, Talha b. Ubeydullah, Zübeyir b. Avvam ve Sa’d b. Ebi Vakkas’a gitti ve durumu anlattı. Onlar da hemen Müslüman oldular. Ertesi gün Hazreti Ebû Bekir, yine ilklerden Osman b. Maz’un, Ebû Ubeyde b. Cerrah, Abdurrahman b. Avf, Ebû Seleme b. Abdülesed, Erkam b. Ebi’l-Erkam daveti duyar duymaz Müslüman oldular. (İbn Kesîr, el-Bidâye, 3/ 29) 🛑Hazreti Ömer’in Müslüman Olması Hazreti Ömer, risaletin beşinci veya altıncı senesinde yirmi altı yaşında iken Müslüman olmuştu. İslâm’a girişi konusunda farklı rivayetler bulunmaktadır. Hazreti Ömer’in kölesi Eslem der ki: Ömer bize: “Müslüman oluşumu anlatmamı ister misiniz.” diye sordu. “Evet” dedik. Bunun üzerine başladı anlatmaya: “Ben, Resûlullah’a en çok kızanlardan biriydim. Bir gün Kureyş’in ileri gelenleriyle birlikte otururken Ebû Cehil, “Ey Kureyş topluluğu! Muhammed ilâhlarınıza sövdü, akıllarımızın kıt olduğunu söyledi ve ölen atalarınızın cehenneme gittiğini ileri sürdü. Kim Muhammed’i öldürürse, benden 100 tane kızıl ve siyah deve ile şu kadar para ödülü alacaktır.” dedi. Hazreti Ömer şöyle devam etti: “Hemen kılıcımı kuşanıp sadağımı da alarak çıktım. Kâinatın Nebîsini öldürmeye gidiyordum.” Yolda giderken, kendinden önce Müslüman olan ve henüz Müslümanlığını gizleyen akrabası Nuaym b. Abdullah’a rastladı. Bu zat Hazreti Ömer’e: “Nereye gidiyorsun, ey Hattaboğlu?” diye sordu. Ömer: “Şu Kureyş’in birlik ve beraberliğini bozan, bizi akılsızlıkla itham eden, dinimizi eleştiren, ilâhlarımız hakkında kötü konuşan adamı öldürmeye gidiyorum.” dedi. Nuaym: “Şunu iyi bil ey Ömer! Sen ancak kendi kendini aldatırsın. Muhammed’i öldürdüğünde, Adiyy b. Kâ’boğullarının (Resûlullah’ın sülalesi) senin yeryüzünde dolaşmana müsaade edeceklerini mi sanıyorsun? Ben sana bir şey söyleyeyim. Senin ailen ve eniştenin ailesi Müslüman oldular. Seni ve senin bâtıl dinini bıraktılar?” dedi. Ömer, onun bu sözünü duyunca: “Kim onlar?” diye merakla sordu. “Enişten, amcaoğlun Said b. Zeyd b. Ömer ve kız kardeşin Fâtıma b. el-Hattab.” dedi. Nuaym, Ömer’in Kâinatın Efendisine zarar vermesini engellemek dolayısıyla hedef saptırmak için böyle yapmıştı. Bunun üzerine Hazreti Ömer, derhâl kız kardeşinin evine vardı ve onların kapısını çaldı. Sahabeden Peygamber âşığı Habbab b. Eret o sırada, Ömer’in kız kardeşine Tâhâ sûresini öğretiyordu. Kız kardeşi Ömer’i görünce bir kötülük yapacağını anladı ve hemen Kur’ân sayfasını sakladı. Habbab ise, evin içinde bir yere gizlendi. Ömer eve yaklaştığında, Habbab’ın onlara bir şeyler okuduğunu işitmişti. Bu nedenle eve girince “İşittiğim bu anlaşılmaz sözler nedir?” diye sordu. “Aramızda konuşulanın dışında, başka bir şey duymadın.” dediler. Ömer, bir şeyler duyduğu konusunda ısrar etti. “Bana ulaştığına göre, Muhammed’in dinine girmişsiniz.” dedi ve eniştesi Said’in üzerine çullandı. Kız kardeşi aralarına girmeye çalışınca, Ömer onu döverek yaraladı. Bunun üzerine kız kardeşi ve eniştesi: “Evet, Müslüman olduk. Allah’a ve Resûlüne inandık. İşte durum bu, haydi ne yapacaksan yap!” diyerek hiç korkmadan karşılık verdiler. Hazreti Ömer, kız kardeşinin üzerindeki kanı görünce yaptığına pişman oldu ve geri çekildi. Kız kardeşine: “Biraz önce, okuduğunuzu bana getirin bakayım! Bakayım ki, Muhammed ne demiş?” diye sordu. Ömer, okuma yazmayı bilen biriydi. Bunu söyleyince kız kardeşi: “Ona bir zarar vereceğinden korkuyoruz.” diyerek endişesini izhar etti. Ömer: “Korkma.” dedi ve onu okuyup geri vereceğine yemin etti. Kız kardeşi, onun sayfayı görme konusundaki ciddi arzusunu görünce, Müslüman olacağını ümit etti ve: “Kardeşim, sen hâlen müşrik olduğun için ona dokunamazsın. Ona ancak temiz olanlar dokunabilir.” dedi. Bunun üzerine, Hazreti Ömer kalkıp gusletti. Kız kardeşi Kur’ân’ı ona verdi. Ömer okumaya başladı. Tâhâ sûresinin baş kısmını okuyunca, “Bu ne güzel ve ne kıymetli bir sözdür.” dedi. Ömer’in yumuşadığını gören Habbab az önce gizlendiği yerden ortaya çıktı ve: “Ey Ömer, bana itimadın olsun ki, Allah Resûlünün duasının senin hakkında makbul olmasını ümit ediyorum. Çünkü Yüce Resûlü dün: “Ya Rabbi! Şu İslâm’ı ya Hattaboğlu Ömer ile ya da Ebu’l-Hakem b. Hişam ile aziz kıl.” diye dua dua Allah’a niyaz ederken işitmiştim. (İbn Kesîr, el-Bidâye, 3/ 80) Allah Allah, yâ Ömer, ne müthiş bir tevafuk bu!” dedi. Bir başka rivayette ise, Habbab yukarıdaki sözü söyleyince, Ömer, kendini Resûlullah’a götürmelerini ve Müslüman olacağını söyledi. Resûlullah, bir grup ashâbıyla beraber Safa Tepesi yakınlarında bir evde bulunuyordu. Ömer doğruca Kâinatın Efendisinin yanına vardı. Ömer kılıçlı idi. Ashâb, onu böyle kılıçlı bir şekilde kapıda görünce korktu. Hazreti Hamza da oradaydı ve: “Ona izin verin! Eğer iyi niyetli olarak geldi ise istediğini veririz. Kötü bir niyeti varsa, kendi kılıcıyla onu öldürürüz.” dedi. Resûlullah ise: “Kapıyı açınız. Eğer Cenab-ı Hak Ömer’e hayır murad etmişse onu hidayete erdirir.” buyurdular. Kapı açıldı. İki sahabi, Ömer’in kollarından tutup onu Resûlullah’ın huzuruna getirdiler. Resûlullah: “Onu serbest bırakın!” buyurdu. Fahr-i Kâinat, onu ayakta karşıladı. Ömer’in cübbesinden tutup şiddetli biçimde kendine çekti ve: “Ey Ömer! Niye geldin! Allah’ın senin hakkında da rezil, rüsva edici âyetler indirdiğini görmeyeyim!” buyurdular. Ömer: “Ey Allah’ın Elçisi! İman edip şehadet getirmeye geldim. Şehâdet ederim ki, Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur ve yine şehadet ederim ki, Muhammed onun kulu ve Resûlüdür.” dedi. Bunun üzerine Resûlullah ‘Allahu Ekber’ diyerek tekbir getirdi. Ömer’in Müslüman olduğunu anlayan evdeki ashâb da, hep birlikte tekbir getirdiler. Bu ses, tâ Mekke sokaklarında duyuldu. (Ebû Nuaym, Hilye, 1/41) 🛑Hazreti Osman’ın Müslüman Olması Hazreti Osman (radıyallahu anh) anlatıyor: Teyzem, Abdulmüttalib binti Erva’yı ziyarete gitmiştim. Birden Resûlullah içeri girdi. Sürekli ona bakıyordum. O gün kendisine sanki bir şeyler olmuştu. Bana döndü ve: “Niye böyle bakıyorsun?” diye sordu. Ben de: “Zat-i âlinize, içimizdeki mevkinize ve hakkınızda söylenenlere hayret ediyorum?” dedim. O da: “Lâ ilâhe illallah” buyurdular. İnan, vallahi bu sözden tüylerim diken diken oldu. Sonra şu mealdeki âyeti okudu: “Kesin inanmak isteyenler için yeryüzünde birçok deliller vardır. Bizzat kendi varlıklarınızda da böyle deliller vardır. Hâlâ görmeyecek misiniz? Gökte de hem rızkınız (rızkınızın vesileleri) , hem de size vadolunan cennet vardır.” (Zâriyât, 51/22-23) Oradan ayrıldı. Ben de peşinden çıkıp kendisine kavuştum ve Müslüman oldum. (İbn Abdi’l-Berr, el-İstîâb, 4/225) 🛑Hazreti Ali’nin Müslüman Olması Ebû Tâlib’in ailesi kalabalıktı ve Ebû Tâlib onları geçindirmekte hayli zorlanıyordu. Bunun için Efendimiz onu kendi evine aldı ve Hazreti Ali nübüvvet gelinceye kadar bu evin çocuğu oldu. Sonra bir gün, Allah Resûlü ve kıymetli eşleri Hatice annemiz namaz kılıyorlardı. Her ikisi de tam namazda iken, Hazreti Ali içeri girdi ve: “Böyle ne yapıyorsunuz?” dedi. Allah Resûlü: “Bu, Âlemlerin Rabbinin zatı için seçtiği, bu sebeple peygamberler gönderdiği dinidir. Seni de tek ve eşi bulunmayan Allah’a, O’na ibadet etmeye, Lât ve Uzzâ adlı putları inkâr etmeye davet ediyorum.” buyurdular. Hazreti Ali: “Bu daha önce hiç duymadığım bir şey. Kendi başıma karar veremem. Dur; bir babama danışayım.” dedi. Efendimiz, henüz açık bir şekilde dini tebliğ etme emri almadığı için, bu işin Ebû Tâlib’e haber verilmesini istemedi ve: “Ya Ali! Müslüman olmak için beklesen bile, sakın kimseye bu işi açma!” diye tembih etti. Bunun üzerine Hazreti Ali, o geceyi bunu düşünerek geçirdi. Allah ona da hidayet nasip etti. Sabahleyin Resûlullah’a vardı ve: “Dün bana ne teklif etmiştin?” diye sordu. Efendimiz: “Allah’tan başka ilâh olmadığına ve O’nun tek ve eşsiz olduğuna şehadet edeceksin. Lât ve Uzzâ’yı inkâr edip reddedeceksin ve şirkten uzak duracaksın.” buyurdu. Hazreti Ali, buna zaten hazırdı ve hemen oracıkta Müslüman oldu. Babasından dolayı duyduğu endişe nedeniyle, Müslümanlığını bir süre gizledi. (İbn Kesîr, el-Bidâye, 3/24) Daha sonra, Ebû Tâlib onları namaz kılarken görmüş ve bir şey dememişti. 🛑Amr b. Abese’nin Müslüman Oluşu Amr b. Abese anlatıyor: “Cahiliye döneminde insanların dalalet üzere olduklarını görür, putlardan hiçbir hayır gelmeyeceğine inanırdım. Mekke’de birinin, önemli haberlerden bahsettiğini duyunca bineğime bindim ve Mekke’ye geldim. Resûlullah o günlerde henüz alenen tebliğ yapmamaktaydı. Bununla birlikte, nübüvvet haberi, Mekkeliler arasında kulaktan kulağa yayılmıştı. Mekkeliler bu yüzden onu abluka altına almışlardı, her an için üzerine musallat olmaya hazırdılar. Ben de gizliliğe önem vererek, onun yanına vardım ve Resûlullah’a: “Siz kimsiniz?” diye sordum. “Ben Allah’ın Nebîsiyim.” diye karşılık verdi. “Allah’ın Resûlü ne demektir?” dedim. “Allah’ın Resûlü, onun buyruklarını getiren elçisi, demektir.” dedi. “ Peki, seni Allah mı gönderdi?” diye sordum. “Evet, beni Allah gönderdi.” diye cevap verdi. “Pekâlâ, Allah’tan neler getirdiniz?” dedim. “Allah bir bilinecek, ona hiçbir şey ortak koşulmayacak, tapılmakta olan putlar kırılacak ve akrabaların hakları gözetilecek, haksız yere kan akıtılmayacak, yol güvenliği sağlanacak.” dedi. “Siz ne güzel şeyler getirmişsiniz! Size hemen iman ediyorum. Seni tasdik ediyorum. Şimdiye kadar bu dediklerini kimler kabul etti?” dedim. “Ebû Bekir ve kölesi Bilâl el-Habeşî.” diye cevapladı. Ben, “Sana tâbi olmak istiyorum.” deyince “Bugün şartlar çok ağır, bana tâbi olarak burada duramazsın. Fakat şimdi ailene dön. İslâm’ı alenen tebliğ ettiğimi ve hakkın ortaya çıktığını görünce gelirsin.” dedi. Amr der ki: “Müslüman olup aileme döndüm. Allah Resûlü hakkı açıktan neşretti. Medine’ye hicret etti. Sürekli onun hakkında haberler alıyordum. Sonunda Medine’den onu aşkın bir grup geldi. Onlara üstü kapalı bir şekilde: ‘Size hicret eden Mekkeliden ne haber?’ dedim. ‘Kavmi en sonunda onu öldürmek istedi, ama bunu başaramadı. Allah buna izin vermedi. Biz geldik, insanlar iman etmek için hep ona koşuyorlar.’ dediler.” Amr b. Abese, bunu duyar duymaz bineğine atladığı gibi hızla Medine’ye vardı. Kâinatın Fahrının yanına girdi ve: “Yâ Resûlallah! Beni tanıdınız mı?” diye sordu. Efendimiz: “Evet, sen Mekke’de iken bana gelip tâbi olmak isteyen adam değil misin?” deyince Amr b. Abese, “Evet Yâ Resûlallah! Cenab-ı Hakk’ın sana öğrettiği ve benim de bilmediğim konuları bana öğretiniz.” dedi. (İbn Abdi’l-Berr, el-İstiâb, 2/500) 🛑Hâlid b. Saîd b. el-As’ın Müslüman Oluşu Kızının anlattığına göre, Hâlid b. Saîd, gördüğü bir rüya dolayısıyla Müslüman olmuştu. Rüya şöyle idi: “Sanki Mekke’yi büyük bir karanlık kaplamıştı. Öyle ki, karanlıktan, insanlar ellerini göremeyecek durumdaydı. Durum böyle iken, zemzemden bir nur çıkıp göğe yükselerek Kâbe’yi aydınlattı. Daha sonra da bu nur, bütün Mekke’ye yayıldı. Arkasından, Yesrib (Medine) hurmalıklarına yönelerek orayı da nurla doldurdu. Öyle ki, ağaçlardaki hurmalar görünüyordu.” Halid b. Saîd, uyanınca rüyayı kardeşi Amr b. Saîd’e anlattı. Amr ileri görüşlü biri idi. Ona: “Kardeşim! Abdulmuttaliboğullarını büyük bir şey bekliyor. Görmüyor musun? Sözünü ettiğin nur, onların babalarının kazdığı zemzem kuyusundan çıktı.” dedi. Hâlid şöyle der: “Allah bu rüya ile beni İslâm’a hidayet etti.” Hâlid’in annesi ise, oğlunun gördüğü bu rüyayı Resûlullah’a anlatınca Resûlullah’ın: “Ya Halid! Vallahi o nur benim ve ben de Allah’ın Resûlüyüm.” dediğini ve Resûlullah’ın teklifi üzerine oğlunun hemen Müslüman olduğunu anlatmıştır. (Hâkim, Müstedrek, 3/277 (5082)) Halid b. Saîd’in gördüğü rüya, başka bir rivayette farklıdır: Şöyle ki: Halid b. Saîd rüyasında genişliğini ancak Allah’ın bildiği bir ateşin kenarında durduğunu, babasının kendisini o ateşin içine itmeye çalıştığını, ateşe düşmemesi için de Resûlullah’ın onu korumaya çalıştığını görür. Korkuyla uyanır ve “Allah’a yemin ederim ki, bu rüya haktır.” der. Hazreti Ebû Bekir’le karşılaşır ve rüyasını ona anlatır. Ebû Bekir: “Allah hayır etsin. Bu, Resûlullah’tır. Acele et ona tâbi ol. Göreceksin, sen yakında ona tabi olacak ve İslâm’a gireceksin. Rüyada seni ateşten korumak isteyen İslâm’dır. Baban ise inanmayacak ve ateşe girecektir.” dedi. Bunun üzerine Halid b. Saîd, Ecyad mahallesinde Fahr-i Kâinat Efendimiz ile karşılaştı ve ona: “Ya Muhammed! Bizi nelere davet ediyorsun?” diye sordu. Resûlullah: “Sizi tek, eşi ve menendi olmayan Allah’a, Muhammed’in de onun kulu ve elçisi olduğuna inanmaya davet ediyorum. Kendilerine ibadet edildiklerini dahi bilmeyen, ne faydası ne de zararı dokunan; görmeyen, işitmeyen, taştan yapılmış putlara tapmaktan uzak durmaya çağırıyorum.” buyurdu. Halid b. Saîd bunun üzerine: “Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur. Yine şehadet ederim ki sen Allah’ın Resûlüsün.” dedi. Bunun üzerine Efendimiz sevindiler. Babası, Halid’in Müslüman olduğunu duyunca, Halid, babasına görünmeyerek Mekke civarında dolaşmaya başladı. Sahabiler Habeşistan’a ikinci defa hicret ettiklerinde, ilk önce Halid hicret etmiştir. Halid’in babası Saîd b. el-As b. Ümeyye, onu bulup getirmeleri için Müslüman olmayan çocuklarından biri ile kölesi Rafi’i vazifelendirdi. Bir süre sonra Halid’i buldular ve babalarına getirdiler. Babası: “Muhammed’in kavmine aykırı davrandığını, tanrılarını ayıplayıp atalarını küçük düşüren şeyler yaptığını gördüğün hâlde O’na tâbi oldun öyle mi?” dedi. Halid’e kızıp bağırdı ve onu tehdit etti. Elindeki sopayla, Halid’in başını yardı. Halid b. Saîd ise babasına: “O doğru söylüyor, vallahi O’na tâbi oldum.” dedi. Babasının öfkesi iyice arttı ve: “Alçak! İstediğin yere git! Artık sana yemek vermeyeceğim.” dedi. Halid ise babasına: “Sen vermezsen rızkımı Allah verir.” dedi. Babası, Halid’i dışarı attı, oğullarına da şu tembihte bulundu: “Onunla kimse konuşmayacak! Aksi hâlde, ona yaptığımı onunla konuşana da yaparım.” Halid, doğruca Resûlullah’a gitti. Resûlullah da onu yanına aldı ve hiç yanından ayırmadı. (İbn Kesîr, el-Bidâye, 3/32) Hazreti Halid’in babası Saîd İbnü’l-As b. el-Ümeyye, bir ara hastalanınca şöyle dedi: “Allah, bu hastalığımdan kaldırırsa - Resûlullahı kastederek- Ebû Kebşe’nin oğlunun tanrısına şu Mekke’nin ortasında bir daha tapılmayacak.” Halid de, “Allah’ım! Ona iyilik nasip etme!” diye beddua etti. O da zaten yakalandığı hastalıktan bir daha kurtulamadı ve öldü. (İbn Sa’d, Tabakâtu’l-Kübrâ, 4/95) 🛑Hazreti Dımâd’ın Müslüman Oluşu Dımâd, Ezdişenûe kabilesindendi. Afsunculuk yapardı. Umre yapmak amacıyla Mekke’ye gelmişti. Mekkeli bazı düşüncesiz insanların Kâinatın Efendisi hakkında “delidir” sözünü duyunca: “O zat nerede? Belki Allah, benim elimle ona şifa verir.” dedi. Kendisi olayı şöyle anlatıyor: “Ebû Cehil, Utbe b. Rebia ve Ümeyye b. Halef’in bulunduğu bir mecliste oturdum. Ebû Cehil, “İşte birliğimizi parçalayan, çizmeyi aşan ve bizi küçük düşüren, geçmişimizi sapıklıkla itham eden ve tanrılarımızı yeren adam” diye içini döktü. Ümeyye b. Halef ise: “Hiç tereddütsüz, bu adam delirmiş!” dedi. Ümeyye’nin sözü beni derinden etkiledi. Kendilerine, “Ben nefes edip tedavi ederim.” diyerek o meclisten ayrıldım. Onu aramaya başladım fakat o gün bulamadım. Ertesi gün, Mescid-i Haram’da Makam-ı İbrahim’de namazda, tahiyyatta iken buldum. Bekledim. Namazı bitirince yanına oturdum ve: “Ey Abdulmuttalib’in torunu!” diye seslendim. Bana döndü ve: “Ne istiyorsun?” dedi. “Nefesim iyidir. Nefes eder, afsun yaparım. İstiyorum ki, seni de bu yöntemle tedavi edeyim. Ne olur, içinde bulunduğun durumu pek büyütme! Senden daha ağırlarını iyileştirdim. Senin kavminin, şahsın hakkında yakışıksız şeyler söylediğini işittim: Kimi, ‘Çizmeyi aştı, bizi küçük düşürdü!’ kimi ‘Birliğimizi parçaladı!’ kimi ‘Geçmişimizi sapkınlıkla suçladı!’ kimi de ‘İlâhlarımızı ayıpladı!’ diyor. Neden böyle yaptığını sorduğumda, “Delirdi!” cevabını veriyorlar.” dedim. Bunun üzerine Resûlullah: “Hamd, Allah’a mahsustur. O’na hamd ederim ve her zaman O’ndan yardım isterim. O’na iman ederim. O’na tekevekkül ederim. O’nun hidayet buyurduğunu kimse saptıramaz. Her kimi de yoldan çıkarırsa, artık onun bir hidayet edeni bulunmaz. Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. O birdir. Eşi ve menendi yoktur.” buyurdu. “Bu sözlerden daha güzelini şimdiye kadar hiç duymadım.” diyerek Resûlullah’tan söylediklerini tekrarlamasını istedim. Bana tekrar anlattı. “Bizi neye davet ediyorsunuz?” diye sordum. Resûlullah, “Allah’a iman etmeye, O’nun bir olduğuna ve eşi benzeri olmadığına, putları hayatından çıkarmaya ve benim Resûlullah olduğuma şehadet getirmeye davet ediyorum.” buyurdu. “Eğer bunları yaparsam, bunun karşılığında bana ne var?” dedim. “Cennet var.” dedi. Dedim ki: “Hiç şüphesiz tam bir içtenlikle şehâdet ediyorum ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. O birdir. Eşsizdir. Putları hayatımdan çıkarıp atıyorum ve artık onlardan uzaklaştım. Yine şehadet ediyorum ki, sen O’nun kulu ve Resûlüsün.” dedim. Allah Resûlüne hem kendi hem de kavmi adına biat eden Dımâd, Resûlullah’ın yanında bir süre ikamet etti. Kur’ân’dan birçok sûre öğrendikten sonra kavminin yanına döndü. Rivayetlerden anlaşılıyor ki, Allah Resûlü, Dımâd’ın sözlerini çok samimi bulmuş ve onun samimi bir şekilde inandığına kanaat getirmişti. Zira Resûlullah’ın görevlendirdiği silahlı birlik Dımâd’ın kavmine de uğramıştı. Birlik komutanı askerlerine: “Bu kavimden bir şey aldınız mı?” diye sordu. Bir asker: “Evet, bir su tulumu aldım.” dedi. Komutan: “Onu geri ver. Çünkü bunlar, Dımâd’ın kavmidir.” dedi ve alınan şey iade edildi. (İbn Hacer, el-İsâbe, 2/210; İbn Kesîr, el-Bidâye, 3/36) 🛑İmrân’ın Babası Husayn’ın Müslüman Oluşu Kureyşliler saygı duydukları Husayn’a geldiler ve: “Şu zatla bizim adımıza bir konuşsanız. İlâhlarımızı diline dolamış, onları lânetliyor.” dediler ve Husayn’ı alıp Resûlullah’a geldiler. Kalabalıktılar. Resûlullah: “Büyüğe yer açın!” buyurdular. Husayn: “İlâhlarımıza lânet ettiğin ve onları dile doladığın söyleniyor. Hâlbuki senin baban akıllı ve dinini, geleneğini koruyan biri idi. Bize ulaşan bu haberlerin aslı nedir?” diye sordu. Resûlullah: “Ey Husayn! Benim babam da, senin baban da ateştedir. Sen kaç tanrıya inanıyorsun?” buyurdu. Husayn, “Sekiz tanrıya inanıyorum: Bunlardan yedi tanesi yerde, biri gökte.” dedi. Resûlullah, “Bir zarara uğradığında hangisine yalvarıyorsun, yerdekilere mi göktekine mi?” diye sorunca Husayn, “Göktekine yalvarırım!” dedi. Resûlullah: “Malına bir zarar gelince kime yalvarıyorsun? Yerdekilere mi göktekine mi?” diye sorunca Husayn: “Göktekine yalvarırım!” dedi. Bunun üzerine Efendimiz: “Senin duanı işitip, istediğini veren bir iken, sen ne diye başkalarını O’na ortak koşuyorsun. Şükretmekle, O’nu razı ettiğini mi zannediyorsun? Yoksa sana galebe çalıp senin işlerini zora sokmasından mı korkuyorsun?” dedi. “Bunların hiçbiri değil.” diye cevap verdi Husayn. Husayn, bugüne kadar Resûlullah gibi biri ile hiç karşılaşmamıştı. Bunu iyi idrak etmişti. Bunun üzerine Fahr-i Kâinat söze devam etti: “Müslüman ol ki selamette kalasın.” Husayn: “Akraba ve aşiretim var, onlara ne söyleyeyim?” dedi. Allah Resûlü: “Allah’ım! Hidayet nasip eyle ki, doğru yolu bulayım ve faydası olan ilmi ziyadesiyle nasip eyle.” buyurdu. Husayn bu duayı yaptıktan sonra bir süre bekledi ve Müslüman oldu. Ayağa kalkınca oğlu İmran; babasını, başından, elinden ve ayaklarından öptü. Kâinatın Efendisi bunları görünce ağladı ve mübarek ağzından şu sözler döküldü: “İmran’ın bu tavrına ağladım. Babası Husayn, kâfir olarak içeri girdiğinde İmran ne ayağa kalktı ne de onun geldiği tarafa baktı. Ama İslâm’a girince babaya gösterilmesi gereken saygıyı ve evlatlık görevini yerine getirdi. Bu incelik beni ağlattı.” Husayn’ın oradan ayrılma zamanı gelince, Resûlullah arkadaşlarına: “Kalkıp onu evine uğurlayınız.” buyurdular. Husayn, kapının eşiğinden çıkarken onun hâlini gören Kureyş: “Husayn da dinini terk etti!” deyip kendisi ile görüşmeksizin dağıldılar. (İbn Hacer, el-İsâbe, 1/337) -Muhtasar Hayâtü-s-Sahâbe-
Sungur ÇELEBİ tweet media
Türkçe
0
9
19
7.3K
CANBERK retweetledi
Sedat Ceylan
Sedat Ceylan@sedatceylann·
Hasta tutukluların hiçbir hakkı verilmiyor.Tedavi olamıyor,aile görüşlerinden mahrum bırakılıyor,infazları yakılıyor temel insan hakları hiçe sayılıyor‼️ Bu ağır ihmal ve hak ihlalleri derhal son bulmalıHasta tutuklulara mı serbest bırakın,haklarını verin‼️ HemHasta HemTutsak
Sedat Ceylan tweet media
Türkçe
3
108
103
407
CANBERK retweetledi
Eksik Dosya
Eksik Dosya@DosyaEksikk·
75 yaşındaki gazeteci Alaeddin Kaya 2016’dan beri Sincan Cezaevi’nde. Her gün 24 ilaç kullanıyor. Ve buna rağmen tek kişilik hücrede tutuluyor. Bu bir ceza değil, ağır bir insan hakkı ihlalidir. HemHasta HemTutsak
Eksik Dosya tweet media
Türkçe
2
59
54
228