Türkiye'de bir çocuğun en büyük handikapı ne biliyor musunuz?
Ailesi.
Uzun süre sonra Türkiye'de yaklaşık 1 ay geçirdim.
İstanbul'da site, yazlıkta site sonra otel. Üçü de kontrollü ortam.
Buna rağmen ebeveynler kontrol manyağı.
4 yaşında bir çocuk denize bir adım attı, annesi koştu.
Topa uzandı, babası araya girdi.
Başka bir çocukla oynamaya çalıştı, aile müdahale etti.
Bir gün değil. Haftalarca izledim.
Her yerde aynı sahne. Ebeveynler gölge gibi. Kuma girdi, koş. Suya girdi, koş. Bisiklete bindi, koş.
Oğlum 3,5 yaşında. Üç farklı ortamda tek bir çocukla bile arkadaş olamadı.
Sebebi basit: diğer çocukların arkadaş olma kapasitesi yoktu. Ebeveyn izni olmadan 2 metre bile hareket edemiyorlardı.
Bunu okuyan annelerin yarısı şu an kendini gördü.
Aileler buna "iyi ebeveynlik" diyor.
Ben buna çocuğu köreltmek diyorum.
En acı kısmı şu: Türk üst-orta sınıfı bunu bilmiyor değil.
Biliyor ama yapamıyor.
Çevrenin gözü, büyükannenin baskısı, "kötü ebeveyn" damgası korkusu.
Yani çocuğu koruyan ebeveyn değil.
Ebeveyn kendi imajını koruyor.
Çocuk araç.
Bu çocuklar büyüyecek. Bir gün ilk kez gölgesiz sokağa çıkacak.
Karşısında hayatını denetimsiz büyümüş, sokak zekası gelişmiş, çatışmayı kavga ederek çözmüş insanlar olacak.
Ya ezilecek. Ya da ilk özgürlüğünde savrulacak.
İkisi de aynı kapıya çıkıyor: kırılgan yetişkin.
"Ortam kötü Serhan, ne yapacaktık" diyeceksiniz. Farkındayım. Farkında olduğum için yurt dışına taşındık zaten.
"Ama her çocuk farklı" diyecekler.
Farklı olabilir. Ama hiçbiri kafes istemez.