




Onuncu köy
5K posts







🔴Kurban Bayramına Katliam diyenler sosyal medyada tepkilerin odağı oldu.



Hangi yola devam ediyorsunuz? Köpeklerin artırımına mı? Ailenin daha da çökertilmesine mi? Şimdi de torba yasayı çıkartırken milleti uyutma yoluna mı? Milletin aklı ile alay etmektir şu ifadeler⬇️


Siz hiç "Istakoz yemek yasaklansın!" diyen hayvansever gördünüz mü? Biz görmedik!






Bu yazıyı tamamen dostane duygularla kaleme alıyorum. Yıldıray Bey'in paylaşımını okuduktan sonra farkettim ki, kendisinin "Atatürk düşmanları" olarak sınıflandırdığı o kişiler arasında başı çekenlerden birisiyim. Türk İslam Ülküsüne inanıyorum ve kendimi önce Müslüman sonra da Türk milliyetçisi olarak tanımlıyorum. İslam'ın çizdiği sınırları ihlal eden bir milliyetçilik anlayışını yani ırkçılık ve türevlerini ise reddediyorum. Sanırım bu aynı zamanda Cumhur İttifakı seçmeninin de buluştuğu en geniş paydadır. İşte size o paydada buluşmuş milyonlarca kardeşinizden birisi olarak paylaşımınızda bahsettiğiniz ama benim anlayamadığım iki konuyu sormak istiyorum. @Yildiraycicek9 1-) Yıldıray Bey, "Atatürk düşmanlığı" dediğiniz kavram tam olarak nedir? Mustafa Kemal'in bu millete dair yaptığı kimlik tanımlarının ve uyguladığı politikaların tartışılmaz şekilde doğru olduğuna inanıyor musunuz? Yani Mustafa Kemal'in "Ne Mutlu Türk'üm diyene" diyerek kestirip attığı mesele, bugünkü sorunlarımıza yeterli bir cevap mıdır? Mesela 1923'e kadar Kürt ve Müslüman olarak yaşamış 60 yaşındaki bir Anadolu insanına sen bundan sonra Türk'sün demek gerçekten akılcı ve uygulanabilir bir politika mıydı? Bugün Ne mutlu Kürt'üm ya da Müslüman'ım demeyi tercih edenlere Mustafa Kemal'in o günkü politikalarıyla mı yaklaşmalıyız? Mustafa Kemal'in Türk olmayan vatandaşlarına da Türk'üm dedirterek yalan söylettiği ve bu yalanın üzerine kurmaya çalıştığı "ulus" kimliğinin tek seçenek olduğunu mu kabul etmeliyiz? Ben bunu kabul etmediğim için mi Atatürk düşmanıyım ve siz kabul ettiğiniz için mi değilsiniz? O halde bugün yürütülen sürecin anlamı nedir tam olarak? Dağdakiler Ne mutlu Türk'üm demeyi kabul ettikleri için mi silahlarını bırakıyorlar? Peki bu sürece en sert itirazın, kendisini Atatürkçü olarak tanımlayan kişilerden gelmesini ne ile açıklamalıyız? Sizin bizi Atatürk düşmanı olarak tanımladığınız şu günlerde, onlar da sizi Atatürk düşmanı olarak tanımlamıyor mu? Yukarıda sorduğum sorulardan sadece bir tanesinin cevabını vermeniz benim için yeterlidir Yıldıray Bey, sizin "Atatürk düşmanlığı" dediğiniz kavram tam olarak nedir? 2-) Yazıda anlayamadığım ikinci husus ise "Atatürk'e hakaret" kavramı ile alakalı. Mustafa Kemal'e yöneltilen eleştirilerde sizin için hakaret sınırının nerede başladığını yazınızdan anlayamadım. Mesela benim "Atatürk düşmanı" ilan edilme sebebim, Mustafa Kemal'e yönelttiğim hakaret yada küfürler değil onun fikirlerini, kurduğu rejimi ve uyguladığı politikaları eleştiriyor olmamdır. Ülkede kendisini Atatürkçü veya Kemalist olarak tanımlayan kişiler için "Atatürk'e hakaret", onun herhangi bir fikrini kabul etmediğiniz ve kendilerinin şekil verdiği Atatürk figürüne itiraz ettiğiniz noktadan başlıyor. Mesela Atatürkçülerin en sık kullandığı "Atatürk olmasaydı adınız Yorgo olurdu, babanız belli olmazdı, ezanlar okunmazdı, o olmasaydı hiçbirimiz olmazdık" gibi gerçekçi olmayan argümanları kabul etmediğimizde "Atatürk'e hakaret" etmiş oluyor muyuz? Ya da Mustafa Kemal diye birisi hiç yaşamamış olsaydı, "kendi vatanımızda Yunan'ın bizi esir edebileceğine, kadınlarımıza tecavüz edilirken çaresizce izleyeceğimize ve direniş gösteremediğimiz için milletçe yok olacağımıza" itiraz etmek, Atatürk'e hakaret midir? Bu söylemi kabul eden birisinin Türk milliyetçisi olması mümkün müdür? Dört bin yılı aşkın tarihinde verdiği sayısız ölüm kalım savaşını, her defasında kazanmakla nam salmış bir milletin namusunu, bir kişinin varlığına borçlu olduğunu söylemek o millete atılmış iğrenç bir iftira değil midir? Bu söylemin gerçek olabileceğine inansaydım, Türklerin milliyetçisi olmaya değmeyecek bir millet olduğunu düşünürdüm. O yüzden Atatürkçülük ile Türk milliyetçiliğinin bir arada var olabileceğine inanmıyorum. Sizin tavizsiz şekilde cezalandırılması gerektiğini söylediğiniz "Atatürk'e hakaret" fiilinin içine, bu yukarıda bahsettiğim duruma itiraz etmek de giriyor mu? Sizden yine cevaplamanızı istediğim tek bir soru var Yıldıray Bey; sizin için "Atatürk'e hakaret" kavramı tam olarak nedir? Mustafa Kemal'in İstiklal Savaşı'ndaki pozisyonunun önemini kabul edip Türk milletine sağladığı faydaya minnet duymak, savaş sonrasındaki politikalarını da sorgulamadan kabul etmek anlamına gelmemeli. Bugün Türkiye'de kendisini Atatürkçü veya Kemalist olarak tanımlayan kişiler, Kurtuluş Savaşını öne sürüp savaşla alakası olmayan bir siyasi görüşü de toplumun diğer kesimlerine baskılamaya çalışıyor. Mustafa Kemal'in adını "kitap, vatan, millet, devlet" gibi Türklerin en üst değerlerinin yanına eklemeye çalışıyorlar. Mesela bir Atatürkçü mitingine gittiğinizde üzerinde Mustafa Kemal resmi olan Türk bayrakları görürsünüz. Türk milletinin tarihi, büyük liderlerle, imparatorluk kuran önderlerle, imkansız zamanlarda ortaya çıkmış kahramanlarla dolu olmasına rağmen bugüne kadar hiçbirisi bayrakla eş değerde tutulmamıştır. Bayrak, o liderlerin, önderlerin, kahramanların ve bu milletin bütün değerlerinin toplamıdır. Bu, Türk bayrağına yapılan bir saygısızlıktır ve tarihte bu hadsizliğin başka örneği de yoktur. Ben bir Türk milliyetçisi olarak kendimi bu zihniyetle mücadele etmek zorunda hissediyorum çünkü muhatabım olan Atatürkçüler, bütün değerlerime saldırıp sonra da dokunulmaz ilan ettikleri Mustafa Kemal'in arkasına saklanıyorlar. İşte sizin Mustafa Kemal'in şahsına yönelik olduğunu düşündüğünüz çoğu söylemin sebebi aslında bu durumdur. Samimi duygularla "Mustafa Kemal'e sahip çıkmak" isteyen birisinin yapması gereken ilk şey, Mustafa Kemal'i Türk milletinin üst değerlerinin yanından alıp ait olduğu yere, yani tarihteki benzerlerinin ve eşlerinin arasına koymaktır. Ayakları yere basan, makul, tartışılabilir ve sorgulanabilir bir Atatürkçülük anlayışına bu ülkede kimsenin düşmanlık edeceğini sanmıyorum. Ama 2025 yılı dünyasında, bir önceki asrın bambaşka şartlarında yaşamış birisinin benim için çizdiği ya da çizdiği iddia edilen sınırlarda bir hayat geçirmeyi reddediyorum. Ben artık Türk milletinin yurtta sulh cihanda sulh dağını eritip Kızılelma'ya doğru yol alması gerektiğine inananlardanım. Bence devlet ciddiyeti aslen budur ve bu toplum etrafını çevreleyen bu dağı aşmadan da asla huzura kavuşamaz Yıldıray Bey. @Yildiraycicek9

Parti sözcüsü Ömer Çelik'ten açıklama geldi. Taslaktaki sorun fark edilmiş, süreç olumlu olacak gibi görünüyor. Tepkiler kulak arkası edilmediği için teşekkürler. Hassas bir meseleyi burada arz edenleri algıcı, fitneci vs. ilan edenlerin karaktersizliği de tescil edilmiş oldu.





