Dr.Kurda ☀️
271 posts

Dr.Kurda ☀️
@DrKurdaa
TikTok: https://t.co/UspIbluy9j



Ruşen Çakır’ın Kürt milliyetçi çizgi ve diaspora hakkındaki görüşlerine gösterilen tepki, aslında bu iki olgunun savrulduğu yerle yüzleşmekten kaçınılmasının sonucu. Aklı başında olan herkesin bu savrulmadan endişe duymaya başlaması gerekir. Kürt diasporasının, politize olmuş tüm diasporalar gibi daha fazla şiddet ve “kesin çözüm” yanlısı olması, analitik bir çıkarım gibi sunulmamalı. Maalesef yapılan tam olarak budur. Diasporanın taleplerinde daha az tavizkâr olması siyasi bir pozisyondur ve herkesin siyasi tavır alma hakkı vardır. Fakat bu taleplerin analitik birer sonuç gibi sunulması tartışmayı olması gereken siyasi mecradan saptırır. PKK dışındaki Kürt milliyetçi çizginin Türkiye’deki siyaseti, barış sürecinin pragmatizmi yerine retorik bir anti-PKK ve anti-Öcalan söylem üzerinden reddetmesi acilen yüzleşilmesi gereken bir sorundur. PKK dışında kalan Kürt grup ve bireylerin, seslerinin yüksekliğine ve sayılarına rağmen siyaseten etkisiz kalmalarının yegâne sebebi, tarihin doğru yerinde durmalarını sağlayacak fikrî önderlikten yoksun olmalarıdır. Beni tanıyanlar bilir, hiçbir şey için kolay kolay “yegâne” demem. Ama bu konuda çok net söyleyebilirim ki çok eleştirilen Kürt solunun otuz yıl öncesine ait komik söylemlerle siyaset yapmasına benzer biçimde, Kürt sağının söylemini de Şivan Perwer’in kırk yıl önce yazdığı edebi değeri düşük ajitatif şarkılardan ve absürt bir “PKK’yi devlet kurdu” iddiasından öteye taşıyabilen kimse çıkmamıştır. Yegâne olan sebep budur. Kürt milliyetçilerinin son dönemde absürt ve abartılı bir İsrail müttefikliği retoriğine sarılmış olmaları da aslında bu ideolojik eksikliğin bir sonucudur. Kendi siyasi zeminini kuramayan hareketler mecburen bir kurtarıcı figür ararlar ve çoğunlukla o figürün bu arayıştan haberi dahi olmaz. Tam olarak bu olmaktadır. Bugün dahi tanınmış bir Kürt avukat, Türkiye devletinin Öcalan’ı yalnızca görüş günlerinde İmralı’ya götürdüğünü, bunun dışındaki zamanlarda ise başka bir yerde tuttuğunu iddia edebilmektedir. Yani son 27 yılda İmralı’da görev yapmış on binlerce asker, subay, gardiyan, memur vesairin, hayatın olağan akışına bütünüyle aykırı biçimde böyle bir sırrı saklamayı başardığını söylüyor. Bu iddianın, ABD’nin aslında Ay’a gitmediği ve yüz binlerce memurun robot gibi, hiç fire vermeden bu sırrı ölümüne sakladığı iddiasından farkı yoktur. Kürt milliyetçilerine, özellikle diasporada ve sosyal medyada, bu tür absürt konuları tartıştırmaktan ve “kesin devlet kurmamız lazım” gibi yüzeysel aforizmalardan öte bir şey sunan kimse yoktur. Kürtler arası kutuplaşmanın Kürtleri rasyonel siyasi düşünce ve olgunluktan uzaklaştırmasının birinci sorumlusu PKK’dir. Buna bir kuşku yok. Bu kutuplaşmayı rijit solcu söylemiyle, Türk soluyla kurduğu ittifaklarla ve Güney Kürdistan’a yönelik anlamsız düşmanlığıyla PKK hayata geçirmiştir ve şimdi de bunun bedelini ödemektedir. Ancak bu durum, diğer tarafın yüzleşmesi gereken sığlığını ve takıntılı PKK düşmanlığını gündemden düşüremez.




















Kürt kadın doktor akıcı ve sadece Kürtçesi ile kalp masajını anlattı






