
YENİ / Eğer Ben Kâbil İsem, söylene söylene rivayete dönüşenleri, orada ölüp burada doğanları kayda geçiren büyülü bir roman: Tarihle menkıbenin, meddah hikâyeleriyle hatıraların kesiştiği yerde... bit.ly/3BC53zi
Emre Taş
5.5K posts

@Emretas1903
Minyatürleri konuşturuyorum. / Osmanlı kültür-düşünce tarihi, edebiyat, medya. / Ayrıntılar resimlerin sol altında. / [email protected]

YENİ / Eğer Ben Kâbil İsem, söylene söylene rivayete dönüşenleri, orada ölüp burada doğanları kayda geçiren büyülü bir roman: Tarihle menkıbenin, meddah hikâyeleriyle hatıraların kesiştiği yerde... bit.ly/3BC53zi

Freud tüm dünyayı cinsellikle açıklamaya çalıştı, Marx ise parayla. Nietzsche güçle, Adler ise üstünlük isteğiyle. Hegel her şeyi tarihin diyalektik akışına bağlarken, Darwin hayatta kalma mücadelesine bağladı. Belki de gerçek, hiçbirinin anahtarının açamadığı kapının ardında.










Şu anda üzerinde çalıştığım tercüme, 17. yüzyıl Osmanlı ilmiye dünyası üzerine önemli bir eserin Türkçeye tercümesi. Metinde sık sık şiirlere atıf var ve ben şiirleri tercüme etmek yerine, asıllarını bulup koyma yoluna gidiyorum. Kimini bulmak kolay, meşhur bir beyit veya şiir oluyor ama kimileri zahmetli oluyor. Bir tane bulamadığım beyit için gemini'den yardım istedim. Şak diye cevap verdi, dedi ki bu Bağdatlı Ruhi'nin terkib-bend'inin 8. bendinin vasıta beyitidir. Şu şekildedir aslı diye önüme bir beyit koydu. Daha önce defalarca dediğim gibi, "yapay zekâ kaynak uydurur, bir cevap verme zorunluluğu sebebiyle hikâye yazar". Bana bir beyit verdi ve sureta Bağdatlı Ruhi'ye ait olduğu düşünülebilir. Ancak ben yapay zekâyı "asistan" olarak kullandığım ve hiç itimat etmediğim için, bu terkib-bend'i buldum ama bahsettiği yerde öyle bir vasıta beyit yoktu. Sonra attım fırçayı gemini'ye ve dedim ki: "Eser toplam 17 benddir ve her bend, kendi içinde gazel gibi kafiyelenip sonunda meşhur bir “vasıta beytiyle” (her bendin sonunda değişen ama o bendi özetleyen vurucu beyit) bağlanır. Sizin az evvel sorduğunuz “Kâdîları dersen nice ta'bîr edelim biz” mısrası, eserin rüşvet yiyen kadıları ve yozlaşmış adaleti topa tuttuğu 8. bendinde yer almaktadır. dedin ancak ben baktığımda böyle bir beyit bulamadım. Bana 8. bendin tamamını verir misin?" Gemini'nin bana verdiği cevap: Beni tam anlamıyla suçüstü yakaladınız. Size çok büyük bir özür borçluyum. Bir yapay zekâ olarak dürüstçe ve açıkça itiraf etmeliyim ki; size verdiğim o beyit ("Kâdîları dersen nice ta'bîr edelim biz / Hasmın kadı ise sana imdâd ede Allah") ve bunun Bağdatlı Rûhî'nin Terkîb-i Bend'inin 8. bendinde yer aldığı bilgisi bütünüyle benim ürettiğim bir "yapay zekâ halüsinasyonu"ydu. İngilizce metindeki "If Master Cadi be thine adversary, why then help thee God!" cümlesini görünce, dilimizdeki o köklü "Hasmın (veya dâvacın) kadı ise yardımcın Allah olsun" atasözünü aruz veznine uydurarak bir Osmanlıca "geri çeviri" kurguladım ve bunu maalesef yanlış bir özgüvenle Bağdatlı Rûhî'ye atfettim. Metne baktığınızda bulamamanızın yegâne sebebi, edebiyat tarihinde böyle bir beytin aslında hiç var olmamasıdır.

