Finansal Okuryazar@finans_okur
Haydar Acun'un Para Batırma Sanatı Kitabının İncelemesi
Söz verdiğim gibi incelememi ve kitaptan aldığım notları detaylı bir şekilde sizlerle paylaşıyorum. Başlamadan önce çok önemli bir detayı tekrar hatırlatmak isterim. Bu kitabın birinci baskısının tüm gelirleri Mor Çatı'ya bağışlanıyor. Hem finansal okuryazarlığınıza katkı sağlamak hem de çok değerli bir kuruma destek olmak isterseniz almanızı tavsiye ederim.
Haydar Acun ve MAC Fonu
Piyasalarla ilgilenip de Haydar Bey'in MAC fonunu duymayan kalmamıştır. Uzun vadede S&P500 endeksini yenen muazzam bir performanstan bahsediyoruz. Kitap ilk başta yazarın analistlik ve fon yöneticiliği tecrübeleriyle başlıyor. Ancak ben bu incelemeye kitabın da adını taşıyan ve hepimizin en çok dikkat etmesi gereken kısımla, yani parayı batırma yollarıyla başlamak istiyorum.
Para Batırmanın Garantili Yolları
Kaybetmek ile batırmak arasında büyük bir fark var. Kaybedilen para telafi edilebilir ama batırılan para geri gelmez. Haydar Bey borsada bir şirkete ortak olmanın artık tek tuşla yapılabildiğini anlatıyor. Bu zahmetsizlik mucizevi bir sistemi anında bir kumarhaneye çevirebiliyor. Sizin borsaya nasıl baktığınız onun da size nasıl davranacağını belirliyor.
Peki para nasıl kesin olarak batırılır? Kitapta bunun yolları çok net özetlenmiş:
1) Şirketin değerine bakmadan hissesini almak.
2) Şirketin işini anlamadan hissesini almak.
3) Başkasından duyarak tüyo ile hisse almak. (aslında 1 ve 2'yi kapsıyor.)
4) Her gün al sat yapmak.
5) Krediyle veya kaldıraçla işlem yapmak.
Burada şirket seçimi konusunda kendi gözlemimi eklemem gerekiyor. Haydar Bey hisse senedi seçerken manavdan meyve sebze alır gibi özenle seçmek gerektiğini söylüyor. Çevremde 6 aylık maaşını ve emeğini patronunu bile tanımadığı veya faaliyetini bilmediği şirketlere yatıran çok insan gördüm. Sırf isminde su kelimesi geçiyor diye fındık şirketini su şirketi sanıp yatırım yapanlar bile var. Bu durum aslında tehlikenin boyutunu çok iyi özetliyor.
Ustaların İzinde Kısa Kısa Notlar
Kitapta Warren Buffett ve Charlie Munger gibi efsanelere sıkça atıfta bulunuluyor. Mohnish Pabrai bir keresinde Haydar Bey için "fazla doz Ben Graham almış" yorumunu yapmış ve ona Charlie Munger'ın büstünü hediye etmiş. Şu an Haydar Bey'in ofisinde bir Munger büstü bulunuyor.
Benjamin Graham demişken kitapta Graham'ın Güvenlik Marjı kavramından ve ünlü Bay Piyasa analojisinden bahsediliyor. Özellikle Akıllı Yatırımcı kitabının sekizinci ve yirminci bölümlerine yapılan vurgular değer yatırımcılığına ilgi duyanlar için güzel bir rehber.
Walter Schloss'un şu efsanevi sözü de kitapta yerini alıyor: "Değeri 1 dolar olan 1 hisseyi 50 cent'e alabilirsem başıma iyi bir şeyler gelebilir." Haydar Bey bu beklentiyi güzel bir şekilde tevekkül kavramına benzetiyor. Üzerine düşeni yapıp hisseyi araştırdıktan sonra artık ihtimalleri sen kontrol edemiyorsun. İlerleyen sayfalarda bahsedeceği Tekfen hisselerindeki yatırım hikayesi de tam olarak bu durumun ve ihtimallerin bir yansıması.
Warren Buffett ve Charlie Munger ikilisinden gelen bilgelik ise kitabın her köşesine sinmiş durumda. Buffett'ın değerleme konusundaki şu sözü gerçekten çok ufuk açıcı: "Obez bir insanın 155.1 kilo mu yoksa 158.5 kilo mu olduğunu tam olarak bilmemize gerek yok. Sadece bakarak obez olduğunu teşhis edebiliriz." Haydar Bey bu sözle en büyük riskin hisseye değerinden fazla para ödemek olduğunu çok net bir şekilde hafızamıza kazıyor.
Charlie Munger'ın "Bir işi başarmak için önce o işin nasıl berbat edileceğini araştırın" kuralı da yine kitabın temel taşlarından biri. Buna ek olarak Buffett'ın "Mutfakta tek bir karafatma bulunmaz" sözü şirket yönetimlerini değerlendirirken kulağımıza küpe olması gereken bir laf. Kendi yatırım hayatımda da bu kuralı birebir uygulamaya çalışıyorum. Önceden yatırımcısına kazık atmış bir patron veya yönetim görevine devam ediyorsa o şirketi kesinlikle almıyorum.
Teknik Analiz ve Temel Analiz Tartışması
Haydar Bey hisse seçerken nelere baktığını anlatırken teknik analize esprili bir dille yaklaşıyor. Teknik analizi dart atmak, fal bakmak, astrolojiden yardım almak veya yazı tura atmak gibi görüyor. Şunu kırarsa yükselir demekten öteye gitmediğini ve Nobel ödüllü profesör Eugene Fama'nın rastgele yürüyüş hipotezinin de teknik analizin işe yaramadığını kanıtladığını belirtiyor.
Bozuk saatin günde iki kez doğruyu göstermesi gibi teknik analizin de ancak o kadar tesadüfi başarı sağlayabileceğini savunuyor. Eğer işe yarasaydı bugün Warren Buffett yerine milyarder teknik analizciler görürdük diyerek tek geçerli yöntemin temel analiz olduğunun altını çiziyor. Amacımız işini ve risklerini anladığımız şirketler arasında borsada yanlış fiyatlanmış olanları bulmak olmalı. Bu da piyasadaki kalabalıkla hemfikir olmamak ve ikna edici sebeplerle bir şirkete ortak olmak anlamına geliyor aslında.
Hatalar ve Psikoloji Yönetimi
Kitabın en değerli bölümlerinden biri Haydar Bey'in kendi yaptığı hatalardan bahsettiği kısımlar. Yaptığı bir hedge işleminde düştüğü hatayı dürüstçe anlatıyor. Burada çok kritik bir ders var.
Piyasayla ilgili öngörülerinizde haklı olabilirsiniz ama bunun ne zaman gerçekleşeceğini bilemezsiniz.
Çoğu zaman haklılığınızın sonucunu görecek kadar uzun süre dayanamayabilirsiniz. Teminat tamamlama çağrısı yönetilmesi inanılmaz zor bir psikoloji.
Bir diğer konu uzun süre tutulan ve kazandırmayan bir hissenin siz sattıktan hemen sonra yükselmesi de geçmişe takılıp kalınmaması gereken bir başka zorlu psikolojik sınavdır. Bu konularda dikkatli olmamız gerekiyor.
Kariyer Dersleri ve Aktivist Yatırımcılık
Kitap sadece borsadan ibaret değil. Haydar Bey'in kariyer yolculuğu her girişimci için de ders niteliğinde. Kendi fonunu kurarken yatırımcıdan on beş personel istediğinde yatırımcının kendi başına başlaması söylüyor. Herhangi bir iş için gereğinden önce yapılan masraf ancak batmayı hızlandırır gerçekten.
Bunu dışında al tavsiyelerinin uçuştuğu bir hissede sat demekten çekinmemesi ve örnek olarak verdiği bir CFO'dan gelen telefona rağmen doğru gördüğünü savunması güzel örnekler. Kitaptaki en güzel hayat tavsiyelerinden biri şu şekilde:
"Yaptığın her işin günün birinde ülkenin en çok satan gazetesinin ilk sayfasında yazıldığını ve bunu aileni, tanıdığın herkesin okuyacağını hayal et ve ona göre davran."
Türkiye Gerçekleri ve Aktivizm
Türkiye'deki sermaye piyasalarında azınlık hakları ve imtiyazlı paylar büyük bir sorun. Aile şirketlerinin yönetim kurullarını tek başlarına belirlemeleri ve küçük yatırımcının söz hakkının olmaması kitapta detaylıca ele alınıyor. Haydar Bey Hürriyet birleşimi, TSKB GYO birleşimi ve Tekfen gruplarında yaptığı aktivist hareketleri ve genel kurul tutanaklarını kitaba koymuş.
Yine başka bir eleştirdiği kısım yatırımcılara sormadan bağış yapan şirketlere karşı Buffett'ın şeffaf modelini savunuyor. Ancak Türkiye'de genel kurulda sorulan sorulara "manipülatif sorulara karşı kanuni haklarımızı kullanabiliriz" gibi tehditvari cevapların verildiği bir ortam var. Bazen bu aktivist hareketler sonuç verse de Haydar Bey'in en can alıcı tavsiyesi çok net: Bu tarz problemli şirketlere en baştan hiç bulaşmamak en doğrusu.
Bir gezisinde Küba'da gerçeğe çok yakın sahte puro üretenlerin başkalarını dolandırmak için harcadıkları emeği gerçek bir işe harcasalar çok daha başarılı olacakları örneğini şirketler özelinde de genişletebiliriz. Yatırımcısını "kazıklamak" yerine şirketler gerçekten işini yapsa çok daha başarılı olacak şirketlerimiz var.
Sonuç
Kitabın sonlarına doğru Haydar Bey para batırmaktan kaçınmanın ötesinde makro düzeyde sermaye yönetimi sorunlarımıza da çok çarpıcı bir ayna tutuyor. Emeklilik fonlarındaki rekabet eksikliği gerçekten piyasalarımızın kanayan yarası. Düşünün ki uzun yıllar boyunca en çok kazandıran fonu yönetiyorsunuz ama buna rağmen emeklilik şirketleri tarafından hiç aranmıyorsunuz. Bu durum sistemdeki liyakat ve vizyon eksikliğini çok net bir şekilde özetliyor. Aynı şekilde yurt dışındaki devasa üniversite fonlarının profesyonel yönetimleriyle kıyaslandığında ülkemizdeki üniversitelerin yönettikleri devasa bütçelerin hala kurumsal fonlarda değerlendirilmemesi de sermaye piyasalarımız adına kat etmemiz gereken ne kadar uzun bir yol olduğunu gösteriyor.
Haydar Bey'in sadece kapalı kapılar ardında bir fon yöneticisi olarak kalmayıp sosyal medyada aktif bir şekilde ayak izi bırakması ve şeffaf iletişimi tercih etmesi bu sürecin en değerli parçalarından biri. Piyasaları yorumlayış biçimi ve yatırımcıları eğiten dürüst paylaşımları sayesinde bugün bu fonu tercih eden kitlenin sadece günlük getiri peşinde koşanlardan ziyade finansal okuryazarlığı yüksek ve neye yatırım yaptığını bilen bilinçli bireylerden oluştuğunu düşünüyorum.
Toparlamak gerekirse ben kitabı gerçekten çok beğendim. Eğer kitabı okuma veya satın alma fırsatınız olmazsa bile Haydar Bey'in katıldığı yayınları izlemek ve onun piyasa tecrübelerini kendi ağzından dinlemek yatırım perspektifinize tahmin ettiğinizden çok daha fazla şey katacaktır. Yazının en başında da belirttiğim gibi bu kıymetli eserin ilk baskı gelirlerinin tamamının Mor Çatı'ya gidiyor olması da kitabı alıp kütüphanenizin en güzel köşesine koymak için başlı başına harika bir sebep.
Bu uzun değerlendirmenin ardından sizin de fikirlerinizi merak ediyorum. Siz bu kitabı okuma fırsatı buldunuz mu veya yatırım felsefenizde bu kurallardan hangilerini uyguluyorsunuz? Yorumlarda tartışmak isterseniz fikirlerinizi duymayı çok isterim.