Cihat Gençer

1.2K posts

Cihat Gençer banner
Cihat Gençer

Cihat Gençer

@GencerCihat

Kişisel görüşlerim tanrı tarafından tasdik edilmiş yargılar değildir. Tasdik veya tekzibe açık denemelerdir. Anlama ve yorumlama üzerine düşünüyorum.

Katılım Haziran 2024
386 Takip Edilen132 Takipçiler
Cihat Gençer retweetledi
Nida Yayıncılık
Nida Yayıncılık@nidayayincilik·
Hz. Ali’nin bu karara varmadan önceki tereddütleri neydi? Hz. Ebubekir, Hz. Ömer’in gelmesini neden istemedi? Sahabe dönemini bir "çatışma" değil, bir "metodik yaklaşım" ile anlamaya hazır mısınız?
Nida Yayıncılık tweet mediaNida Yayıncılık tweet media
Türkçe
0
1
11
653
Cihat Gençer retweetledi
Musa Eşit
Musa Eşit@MusaEsit·
Yeni Eser📚 "Çağdaş Hadis Araştırmalarında Yeni Temalar II Hadis ve Tarih" yayımlandı. Merhum Prof. Dr. Talat Koçyiğit'e ithaf edilen eserde farklı disiplinlerden 12 akademisyenin yazısı yer alıyor. Alana katkısı olmasını dileriz.. İçerik için: aybu.academia.edu/MusaEsit
Musa Eşit tweet mediaMusa Eşit tweet media
Türkçe
0
1
22
1.2K
Cihat Gençer retweetledi
Osman Bayder
Osman Bayder@BayderOsman·
Osmanlı şeyhülislamlarından Kemalpaşazade'ye ait Munira adlı eserin tercümesi @misvakkitap'tan çıktı. Eserde inanç, ahlak ve ibadetlere ilişkin onlarca mesele kolay bir üslupla ele alınmıştır. Hayırlara vesile olsun.
Osman Bayder tweet media
Türkçe
11
22
145
7K
Cihat Gençer retweetledi
Albaraka Yayınları
Albaraka Yayınları@albarakayayin·
#YENİKİTAP İSLAM HUKUKUNDA İLLETLER VE HİKMETLER (2 CİLT) Kaffâl eş-Şâşî’nin (ö. 365/976) İslam Hukukunda İlletler ve Hikmetler adıyla dilimize kazandırılan Mehâsinu’ş-Şerîa adlı eseri, fıkıh tarihinde makâsıd ve hikmet eksenli yorum anlayışının ilk örneklerinden biridir. Kaffâl bu eserinde dinî hükümlerin kendi içinde taşıdığı güzellikleri ele almış; yeri geldiğinde genel ilkeler üzerinden giderek, yeri geldiğinde ise ayrıntılara işaret ederek dinî kuralların konuluş hikmetine dair özgün bir yaklaşım geliştirmiştir. Şâfiî bir fakih olduğu için ağırlıklı olarak kendi mezhebini esas almakla birlikte kimi yerlerde diğer mezheplerin ve özellikle Hanefîliğin görüşlerini de aktaran Kaffâl, kitabına bir din olarak İslamiyet’i ve Hz. Peygamber’in (sav) nübüvvetini temellendiren önemli bir girişle başlamış ve ardından sırasıyla ibadetler, muamelat ve ceza hukuku konularını işlemiştir. “Mushaf/Defter” adını taşıyan dört ana bölümden oluşan Mehâsinu’ş-Şerîa, şer‘î hükümlerin dayandığı illetleri ve içerdiği hikmetleri tespit eden önemli bir İslam hukuk klasiğidir. İslam hukuku alanında uzman Prof. Dr. Mehmet Erdoğan’ın titiz çevirisi ve Prof. Dr. Münteha Maşalı’nın takdimiyle Türkçeye kazandırdığımız bu klasik eser, özgün içeriğiyle furû ve usûl türlerinden ayrışmış ve İslam hukuk edebiyatında zamanla müstakil hâle gelecek yeni bir türün en yetkin ve kapsamlı örneklerinden biri olarak kabul görmüştür. Kıymetli akademisyenlerimiz Nail Okuyucu ve Asım Cüneyd Köksal danışmanlığında İslam İlimleri ve Düşüncesi Kitaplığımız genişlemeye devam ediyor. Kaffâl eş-Şâşî'nin bu kıymetli eseri, Mehmet Erdoğan tercümesiyle okuyucu ile buluşuyor. İncelemek veya satın almak için: l24.im/0FIEryP @Nail_Okuyucu @lazamani
Albaraka Yayınları tweet mediaAlbaraka Yayınları tweet media
Türkçe
1
10
51
9.8K
Ozan Dur 60 34
Ozan Dur 60 34@ilimyolcusu06·
Dostlar ben günahkar bir adamım. Olayları büyütmeyelim. Bu olay da böyle kapansın. Nefsimi temize çıkaramam. Âciz günahkar bir kulum. Ülkemizde dahili sorun çıkarmayalım.
Türkçe
1
0
0
579
Cihat Gençer retweetledi
Türk Tarih Kurumu
Türk Tarih Kurumu@ttkgovtr·
Türk Tarih Kurumu Ansiklopedik Türk Tarih Sözlüğü Erişime Açıldı! Türk ve Türkiye tarihine ilişkin terim, deyim ve kavramları bilimsel ölçütler çerçevesinde açıklayan çevirim içi başvuru kaynağına erişmek için: sozluk.ttk.gov.tr #TürkTarihKurumu95Yaşında
Türk Tarih Kurumu tweet media
Türkçe
3
231
703
61.9K
İlker Şahin 🇵🇸
İlker Şahin 🇵🇸@hurufunharfleri·
Beyefendi koskoca profesör, üstelik "din eğitimi" üzerine çalışıyor ve burada akşama kadar ahlaktan söz ediyor. Fakat insanların tvitlerini çalıp bir iki kelime değişikliğiyle kendisininmiş gibi paylaşıyor. İyi ama bunu nefsine nasıl yediriyor, vicdanına nasıl sığdırıyor?
Türkçe
6
4
95
18.5K
Cihat Gençer
Cihat Gençer@GencerCihat·
@yldrm_numan23 uygulama yerleşmemiş olmalı. İbrahim en-Nehai'den aktarıldığına göre o şöyle diyordu: "Fitne zamanı kadınlardan başkası mescide, cemaate gelmezdi."
Türkçe
0
0
3
2.2K
Σ Numan Yıldırım 🇵🇸
Σ Numan Yıldırım 🇵🇸@yldrm_numan23·
Hz. Ömer (ihtilattan dolayı) kadınların cemaate gelmesini yasaklaması üzerine kadın sahabiler Aişe annemize şikayete gittiler. Aişe annemiz şöyle buyurdu: “Rasulullah da Ömer’in gördüğünü görseydi o da yasaklardı.” |Muhît-i Burhânî, 2/102 Hz. Ömer de bizim gördüğümüzü görse…
zülük@zuleyhanuryslgl

Arkadaşlar adam o kadar heybetli o kadar uzunki herkes boyuna bakmaktan adamla selamlaşmayı unuttu

Türkçe
4
7
180
53.3K
Cihat Gençer retweetledi
mehmet fatih kaya
mehmet fatih kaya@mfkaya08·
Hamdolsun. Bazı yakın talebelerimin uzun süren gayretleri sonucunda hadis ilimlerine dair internette dağınık haldeki derslerim bir youtube kanalında bir araya toplandı. Bu derslerin Türkiye'deki hadis çalışmalarına katkı vermesi en büyük niyazımdır. @klasikhadismetinleri?si=2zbCADp2yQotCHjW" target="_blank" rel="nofollow noopener">youtube.com/@klasikhadisme
mehmet fatih kaya tweet mediamehmet fatih kaya tweet media
Türkçe
26
149
723
81.4K
Cihat Gençer retweetledi
Asım Cüneyd Köksal
Asım Cüneyd Köksal@lazamani·
İlim yolcusu genç kardeşlerime naçizane bir tavsiye: Birilerinin şu veya bu sebeple ortaya atıp gündem yaptığı meseleleri kendi gündeminize almayın. Kendi uzun vadeli gündeminizle meşguliyeti bırakmayın.
Türkçe
12
107
1.1K
39.9K
Cihat Gençer retweetledi
Diyanet Vakfı Yayınları
Diyanet Vakfı Yayınları@Diyanetvakfiyay·
YENİ - Klasik Fıkıh Usulü’nde Bilgi Anlayışı. Bilginin kaynağı, değeri ve mahiyeti üzerine derin bir bakış sunar. 📚 Epistemoloji ile bağlantılı bu çalışma, İslam düşüncesinin teorik zeminini ve amelî hayata etkisini anlamak isteyenler için önemli bir kaynak. #tdvyayın
Diyanet Vakfı Yayınları tweet media
Türkçe
3
4
21
2.4K
Cihat Gençer retweetledi
Ömer Türker
Ömer Türker@omerturkerin·
Ömer Türker’in yeni kitabı “Varlık Yurduna Tutunmak: Varlıkla Sahih Bağ Kurmanın İmkânı” çıktı.
Ömer Türker tweet media
Türkçe
5
84
473
22.2K
Cihat Gençer retweetledi
Kasım Küçükalp
Kasım Küçükalp@kkucukalp·
Yıllardır çalışıyor olduğum Fizik, Metafizik, Gayb: Dinin Ontolojik Teklifi başlıklı çalışmam İhsan Fazlıoğlu hocamızın takriziyle yayımlandı. İslam'ın ontolojik teklifinin anlaşılması bakımından katkıda bulunması temennisiyle dost, arkadaş ve öğrencilerime muhabbetlerimle...
Kasım Küçükalp tweet media
Türkçe
22
97
557
30.7K
Cihat Gençer retweetledi
İnsan Yayınları
İnsan Yayınları@insanyayinlari·
yeni kitap İki Rüya Arasında Müfessir, Mesut Kaya  İslam medeniyetinin yetiştirdiği en büyük müfessir ve tarihçilerden Ebu Cafer et-Taberî’ye odaklanan bu roman, yalnızca bir âlimin hayatını değil, bütün bir ilim geleneğinin nasıl inşa edildiğini de anlatıyor. İlk sayfalar için: l24.im/nzNZUW
İnsan Yayınları tweet media
Türkçe
1
19
116
5.4K
Zerka
Zerka@ylmzzms·
İsa aleyhisselâm şöyle derdi: "Allah’ın zikri dışında kelamı çoğaltmayın, aksi halde kalpleriniz katılaşır. Şüphesiz ki katı kalp Allah’tan uzaktır; lakin siz bilmezsiniz. İnsanların günahlarına sanki onlara Rab imişsiniz gibi bakmayın; kendi günahlarınıza ise birer kul imişçesine bakın. Şüphesiz insanlar ya bela (imtihan) altındadır ya da afiyettedir. Bela ehline merhamet edin, afiyette olduğunuz için de Allah’a hamd edin." -İmam Malik, el-Muvatta (belağ olaraj)
Türkçe
2
15
125
4.7K
Cihat Gençer
Cihat Gençer@GencerCihat·
2- dünyanın hali, yarın ne olacağı belli olmaz düşüncesiyle 2. bir lisansa teşvik ettim. bitirmek üzere. keyfe keder okudu, bitiyor. şoförü hususi işlerinde hizmetine ram olmuş durumda :)) bence güzel imkan. bekar ve 20'li yaşlarda hanım kızlarımız bunu değerlendirmeli...
Türkçe
0
0
1
227
Cihat Gençer
Cihat Gençer@GencerCihat·
@mesutozbilir 1-Belki teşvik olur ümidiyle -hususi de olsa- bir örnek vermek istiyorum: Üniv. mezunu eşim kaliteye de dikkat ederek aldığım botu 3 yıldır giyemedi. kışlık elbise alma ihtiyacı hissetmiyor, çünkü, giyemiyorum, diyor. zira gideceği yere şoförüyle, sıcak arabada gidiyor, geliyor.
Türkçe
2
0
1
707
Mesut Özbilir
Mesut Özbilir@mesutozbilir·
Ev İşlerine Dair: Son Söz “Son kez” diyorum; çünkü bugüne kadar söylediklerimi artık daha derli toplu ve ikna edici bir metinde topladım. Ayrıca bu saatten sonra ev hanımlığının bir tercih olmaktan çıkıp lüks hâline geldiği de ortadadır. Maalesef ev hanımlığı her kadının erişebileceği bir şey olmaktan hızla uzaklaşmaktadır. Bütün maddi ihtiyaçları kocası tarafından karşılanan ev hanımları ev işlerini yapmakla “diyaneten” yükümlüdür. Bunun vacip olduğu açıkça fıkıh kitaplarında yazar ama yıllarca bilerek ya da bilmeyerek bunu çarpıttılar. Evet, âlimler, kadının yemek pişirme ve ekmek yapma konusunda kadının hukuken zorlanamayacağını; ancak bu işleri yapmaktan kaçınması durumunda kocanın da nafaka sorumluluğu olarak ona sadece temel gıdası olan ekmeği verip, “katık” (idam) verme zorunluluğunun ortadan kalkacağını ifade etmişlerdir. Takdir edersiniz ki bu da kadını ölmeyecek kadar karnı doyurulan cinsel bir objeye indirgemek anlamına gelir. Oysaki erkeklerin bugün kadınlar için yaptıkları harcamalar bunun çok çok ötesindedir. Nasıl ki maddi beklentilerde örf esas alınıyorsa, sorumluluklarda da yerleşik örf esas alınmalı ve bu gibi türedi iddialarla insanların kafası karıştırılmamalıdır. Konuyu fıkhî olarak temellendirecek olursak; ev kadınları, İslam iktisadında “çalışan kadın” olarak kabul edilmiştir. Ev içi hizmetleri karşılığında “maddi ihtiyaçlarının kocası tarafından karşılanması” esasına dayalı bir sorumlulukları vardır. (Bkz: es-Serahsî, el-Mebsût, [Dâru'l-kütübi'l-ilmiyye, Beyrut, 2009] XVI, 62.) Yani ortada açık bir hizmet ve bu hizmetin mukabilinde alınan bedel bulunmaktadır. Ne erkeğin dışarda çalışarak maddi ihtiyaçlarını karşılaması kadına bir ihsandır, ne de kadının evinde yaptığı (temizlik, yemek vb.) işler erkeğe bir lütuftur. Bunlar açıkça İslam'ın kadına ve erkeğe aile içerisinde yüklediği sorumluluk, ödev ve görevlerdir. Taraflar “bu denklemde” bu vazifeleri yerine getirmekle yükümlüdür. Çok ironiktir; ev hanımları, bir yandan “karın tokluğuna çalışan bir köle”, diğer yandan “hayatını bedavaya getiren bir beleşçi” olarak yaftalanır. Hayatından memnunsa beleşçi muamelesi görür, değilse köle denir. Oysa ev hanımı ne köledir ne de beleşçi; o da herkes gibi çalışan, mesai harcayan ve emeğiyle hayatını kazanan bir insandır. İslâm hukuku ideal aile kurumunu böyle tesis etmiştir. Tarım toplumlarının İslâmî olmayan kaba yaklaşımları ve katı tabiatları öne çıkarılarak kadınlara sunulan bu muazzam imtiyazın itibarsızlaştırılmaya çalışılması hiçbir şekilde kabul edilemez. Bugün asgari ücretle çalışıp yalnız yaşayan bir kadının; ev kirası, doğalgaz, elektrik, su, telefon gibi faturalar, yemek, giyim ve diğer zorunlu harcamaları toplandığında aldığı 28.000 TL maaş bunu ancak karşılamakta, çoğu zaman ise karşılayamamaktadır. Böyle bir kadının bütün mesaisi neredeyse karın tokluğunadır. Oysa bütün bu masrafları kocası tarafından üstlenilen ev hanımlarının durumu bundan çok daha iyidir. Dahası, dışarıda çalışan kadının çalışma şartları, ev hanımlarının esnek çalışma ortamıyla kıyas dahi edilemez. Dolayısıyla kadınlar, -geç kalmış olsalar da- dinen ve örfen sahip oldukları bu imtiyazı sıkı sıkıya korumalı ve hukuken güçlendirilmesini talep etmelidir. Bariz biçimde ortada duran bu hizmet-bedel ilişkisinin adı konulmalı; ev kadınları “çalışan kadın” statüsüne alınmalı; gerekirse sigortaları devlet tarafından karşılanmalı ve çocuk başına makul bir maaş/harçlık tahsis edilmelidir. Nüfus artışını hızlandırmak ve kadınların hizmet sektöründe yıpranmasının önüne geçmek için atılması gereken en ivedi adımın bu olduğu kanaatindeyiz. Türkiye bu konuda öncülük ederse, bunun dünya genelinde de güçlü bir karşılık bulacağını; kadınlık fıtratı ve feminist politikalar arasında sıkışıp kalan kadınların bu yaklaşımı sahipleneceğini düşünüyoruz. Zira kendilerine “hak” diye sunulan pek çok şeyin kendilerine artı bir yük yüklediğini tecrübe etmiş bulunmaktadırlar. Ev kadınları açısından durum böyle iken çalışan kadınlar hakkında denklem değişir. Fıkıh kitaplarında bu farklılığa “eşrâf kadınları” istisnasıyla da temas edilmiştir ama konuyu şekillendiren iki temel fıkhî kavramdır: “ihtibas” ve “nafaka” İhtibâs, kadının kocası, çocukları ve evinin işleri için mesaisini eve hapsetmesidir. Şu durumda evlilik sorumlulukları, kadının kendi nafakasını kazanmasına imkân vermediği için kadının nafakası kocası üzerine vacip olmuş olur. Yani nafaka hakkını doğuran “ihtibâs”tır. İhtibas ortadan kalkınca nafaka hakkı da kalkar. Buna göre çalışan kadın şu üç senaryoyu doğurur: I) Kendisi çalışmak istiyor, kocası istemiyorsa, kocasının ihtibâs hakkını ihlal ettiğinden nafaka hakkı düşer. Çocukların bakımı ve ev işlerini yapmıyorsa eve maddi katkı sunar. Yani benim param benim, kocamın parası ikimizin hikayesi bu senaryoda yoktur. II) Kadın çalışmak istemiyor kocası çalışmaya zorluyorsa, koca ihtibâs hakkından feragat etmiştir. Yani kadından çocukların bakımı ve ev işlerini talep etme hakkı olmaz. III) Karşılıklı rızayla kadın çalışıyorsa: a) Kadın fazla mesai harcayarak ev işlerini yapıyor, çocukların bakım masraflarını üstleniyorsa eve maddi katkı sunmak zorunda değildir, kazancı bütünüyle kendisinindir. b) Ev işlerini ve çocukların bakımını üstlenmiyorsa; ev işleri de evin ekonomik giderleri de karı-koca arasında ortak olur. Kadın, benim kazancım benimdir, diyemediği gibi erkek de ev işleri ve çocuk bakımına karışmam diyemez. Çünkü karısının çalışmasını onaylayarak ihtibâs hakkından feragat etmiştir. Ayrıca da kadına 24 saat mesai yükleyerek zulmetmiş olur. Son olarak bir noktanın altını tekrar kalınca çizerek bitirmek istiyorum. Bu konular maalesef şimdiye kadar tarım toplumunun zorbalıkları ve modern dünyanın dayatmaları arasına sıkışmış, manipülatif zeminlerde ele alınmış, hocalar düzeyinde bile tahkik edilmeden gelişi güzel konuşulmuştur. Muhtemelen bu meseleyi bu bakış açısıyla pek çoğunuz ilk defa okuyorsunuz. Bu yüzden başta söylediğim şeyi tekrar ifade etmek istiyorum: Ne erkeğin dışarda çalışarak maddi ihtiyaçlarını karşılaması kadına bir ihsandır, ne de kadının evinde yaptığı (temizlik, yemek vb.) işler erkeğe bir lütuftur. Bunlar, açık bir hizmet-bedel ilişkisinin gereği olup İslam’ın aile içinde kadın ve erkeğe yüklediği sorumluluk, ödev ve görevlerdir. Taraflar “bu denklemde” bu vazifeleri yerine getirmek zorundadırlar. Hiçbirinin yaptığı hizmeti karşı tarafın başına kakma gibi bir hakkı da yoktur. Mesut Özbilir
Türkçe
24
66
478
44.6K