Emre Gürel

4K posts

Emre Gürel banner
Emre Gürel

Emre Gürel

@GurelEmre

MSc. Architect / Temeli düşünceye dayanan fikir atölyesi..- 'Ne mutlu Türk'üm diyene..' 🇹🇷

Konstantiniyye Katılım Haziran 2011
1.6K Takip Edilen530 Takipçiler
Emre Gürel retweetledi
Ülkü-Der
Ülkü-Der@ulkuder·
“Sürecin temel varsayımı şuydu: "Etnisiteye ait kimlik tezahürleri kamusal alanda görünür kılınırsa, Kürdistan projesi zayıflar." İktidar, bu varsayımın peşinden giderken, etnik kimliği olumlamakla yetinmeyip, ayrılıkçı siyasi projenin aktörlerini meşrulaştıran bir yola girmiştir.” “İktidarın bu söylemi, terörle mücadelenin en çetin dönemlerinde dahi devlete sadakatinden taviz vermeyen geniş Kürt kitlelerinde derin bir travma ve kırılma yaratmıştır. PKK’yı asla kendi temsilcisi olarak görmeyen bu kitleler, bizzat devlet eliyle teröristbaşı A. Öcalan’ın yüceltildiğini ve örgütün makulleştirildiğini görünce, kendi duruşlarını sorgulamaya itilmiştir.” “O dönemde AKP hükümetinin "Çözüm" dediği şey, Kürt kökenli vatandaşımızın kalbini örgüt propagandasına kapalı tutan manevi düğümleri çözmüş ve onları örgütün kucağına itmiştir.” “TERÖRE CAN SUYU VERMEK”: PKK İLE MÜCADELEDEKİ TARİHİ HATALAR ve SÖZDE ÇÖZÜM SÜREÇLERİ başlıklı çalışmamıza ulkuder.org.tr/Terore-Can-Suy… bağlantısından ulaşabilir ve baskısını Ocaktan temin edebilirsiniz.
Ülkü-Der@ulkuder

“TERÖRE CAN SUYU VERMEK”: PKK İLE MÜCADELEDEKİ TARİHİ HATALAR ve SÖZDE ÇÖZÜM SÜREÇLERİ başlıklı raporumuzu kamuoyunun dikkatine sunarız. Çalışmamıza ulkuder.org.tr/Terore-Can-Suy… bağlantısından ulaşabilir ve baskısını Ocaktan temin edebilirsiniz. Bu rapor, Ülkücü Düşünce Derneği (ÜLKÜ-DER) karar alma mekanizmaları ve mensupları tarafından, bölücü terör örgütü PKK’nın yarattığı beka tehdidi ve Ekim 2024 itibarıyla siyaset sahnesine sürülen yeni açılım süreci teşebbüsü üzerine gerçekleştirilen derinlikli istişarelerin, stratejik bir perspektifle kayıt altına alınmış entelektüel çıktısıdır. Ülkücüler olarak son açılım sürecine karşı olan duruşumuzu ve itirazımızı bu raporumuzla milletimize ve tarihin şahitliğine sunuyoruz. Saygılarımızla.

Türkçe
0
4
10
326
Emre Gürel retweetledi
Selçuk Uygur
Selçuk Uygur@selcukuygur·
Rahmetli Hoca'nın bunlarda çıkardığı yangının üç temel odunu var: Birincisi, "ABD'nin ittirmesiyle bu topraklarda Kürdistan kuramazsınız," beyanı. İkincisi, "Siz bizimle aynı çatı altında buluşmayacaksınız diye biz ne Türklüğümüzden vazgeçeriz, ne de Türkiyelilik gibi bir zırvalığa paye veririz" demesi. Üçüncü de, her ne koşulda olursa olsun Türklüğe hizmet etmiş figürlere kara çalınmasına asla müsamahası olmaması. Üçü de kendisinin Türk milletinin kalbine gömülmesi için yeterli, siz öldüğünüzde ise insanlar yere tükürmeye bile zahmet etmeyecekler.
Türkçe
27
510
3.4K
150.3K
Emre Gürel
Emre Gürel@GurelEmre·
“Ey Türk! üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız Yer delinmedikçe, senin İlini ve Töreni kim bozabilir!” Bu çalışma, ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu kritik bir dönemde Türk Milliyetçileri için ortak bir vicdani ve tarihi söylem birliğidir.
Ülkü-Der@ulkuder

“TERÖRE CAN SUYU VERMEK”: PKK İLE MÜCADELEDEKİ TARİHİ HATALAR ve SÖZDE ÇÖZÜM SÜREÇLERİ başlıklı raporumuzu kamuoyunun dikkatine sunarız. Çalışmamıza ulkuder.org.tr/Terore-Can-Suy… bağlantısından ulaşabilir ve baskısını Ocaktan temin edebilirsiniz. Bu rapor, Ülkücü Düşünce Derneği (ÜLKÜ-DER) karar alma mekanizmaları ve mensupları tarafından, bölücü terör örgütü PKK’nın yarattığı beka tehdidi ve Ekim 2024 itibarıyla siyaset sahnesine sürülen yeni açılım süreci teşebbüsü üzerine gerçekleştirilen derinlikli istişarelerin, stratejik bir perspektifle kayıt altına alınmış entelektüel çıktısıdır. Ülkücüler olarak son açılım sürecine karşı olan duruşumuzu ve itirazımızı bu raporumuzla milletimize ve tarihin şahitliğine sunuyoruz. Saygılarımızla.

Türkçe
0
1
2
253
Emre Gürel retweetledi
Ahmet Selçuk CAN
Ahmet Selçuk CAN@canahmetselcuk·
Devlet Bahçeli’nin, klasik anlamda bir siyasetçiden ziyade “devletin elemanı” ve AKP'nin "anketörü" olarak hareket ettiği yönündeki kanaat her yeni olayla teyit ediliyor ve pekişiyor. Bir önceki paylaşımımda belirttiğim TBMM'nin A. Öcalan ile görüşmesi fecaati bir yana, "Irak ya da Suriye'de bir Kürt devleti kurulup bunun ileride Türkiye’ye bağlanması üzerinden Türkiye’nin 'büyümesi' ve böylece Misak-ı Millî’nin gerçekleştirilebileceği" fikrinin, Bahçeli ve ekibinin zihin dünyasında ciddi bir yer kapladığı endişesine kapılmamak mümkün değildir. PKK/KCK terör örgütünün hapisteki elebaşı A. Öcalan'ın bu türlü teklifleri olduğunu bütün kamuoyu biliyor. Korkum şu ki yakın dönemde buna uygun sahnelerin ve söylemlerin dolaşıma sokulmasına yönelik hamlelerle karşılaşacağız. Muhtemeldir ki Devlet içinde bu tür projeleri savunan aktörler var ve Bahçeli de büyük ihtimalle bu çevrelerin yönlendirmesiyle hareket eder bir vaziyettedir. Bu kanaati siyasi bir öngörü olarak not düşüyorum. Bunlara ilaveten, Türk kamuoyu, terörist elebaşı A. Öcalan'ın Türk bayrağını öpüp alnına koyduğu fotoğrafların dahi dolaşıma sokulabileceği, böylelikle terörist elebaşına yönelik bir sempati kampanyasının ilk adımlarının atılabileceği bir oyuna hazırlıklı olmalıdır. Türk milleti ülke dışında tasarlanan ve taşeronlar tarafından “milli” diye sunulan planları bertaraf edecektir!
Aykırı@aykiri

TBMM Başkanlığı, heyetin İmralı’ya gittiğini ve görüşmenin gerçekleştiğini açıkladı: "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, ilk toplantısını yaptığı 5 Ağustos 2025 tarihinden bugüne kadar 18 kez toplanmış ve ilgili kesimlere dönük dinleme faaliyetlerini gerçekleştirmiştir. En son 21 Kasım 2025 tarihinde yapılan 18'inci toplantısında ise İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'nda Abdullah Öcalan'ın dinlenmesi konusunda nitelikli çoğunlukla karar alınmıştır. Söz konusu karar doğrultusunda, 24 Kasım 2025 tarihinde heyet, İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'na gitmiştir.Bu doğrultuda, 27 Şubat'ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı akabinde örgütün kendisini feshetmesi ve silah bırakması yönündeki açıklamaların yanı sıra Suriye'de 10 Mart mutabakatının hayata geçirilmesine yönelik sorulan sorular kapsamında detaylı beyanları alınmıştır. Görüşme neticesinde; toplumsal bütünleşme, kardeşliğin pekiştirilmesi ve bölgesel perspektife yönelik sürecin pozitif ilerletilmesi açısından olumlu sonuçlar alınmıştır. Komisyonun bundan sonraki süreçte hedeflerini gerçekleştirme yönündeki azimli ve kararlı tutumu sürdürülecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur"

Türkçe
0
14
65
8.2K
Emre Gürel retweetledi
Millî Egemenlik Platformu
Millî Egemenlik Platformu@MEplatformu·
YÜCE TÜRK MİLLETİNE Milletvekilleri göreve başlarken aşağıdaki gibi andiçerler: “Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim.’’ Bizler, çeşitli dönemlerde, Türk Milletinden yetki alarak, yasama ve yürütme organlarında görev yapmış ve yukarıdaki yemini etmiş bakan ve milletvekilleriyiz. Milli Egemenlik Platformu üyeleriyle, parti ve ideolojik mensubiyetlerimizi öncelemeyip bir kenara koyarak bir araya geldik. İktidarın “yeni bir anayasa” yapma girişimleri ve kamuoyuna yansıyan değişikliklerinin içerikleri hakkındaki endişelerimizi milletimizle paylaşmayı görev bildik. “Yeni anayasa ya da anayasa değişikliği” veya anayasanın maddelerinde değişiklik yapmayı teklif ve arzu edenlere, bizler gibi bu yemini etmiş olduklarını hatırlatıyoruz. Bugünkü TBMM üyeleri kurucu meclis üyeleri değildir. “Yeni bir anayasa’’ yapmak üzere de seçilmemişlerdir. Şayet anayasa maddelerinde değişiklik yapacaklarsa; mevcut anayasanın usullerine göre yapmaları yasal zorunluluk, andiçtikleri yemine bağlı kalarak yapmaları ise vicdani ve ahlaki zorunluluktur. 📌 Türk Milletinin ve Devletinin kadim tarihine ve geleceğine aykırı olarak; bölücülüğe ve teröre tavizler verilerek, yargının Türk Milleti adına mahkûm ettiği katillerle ortaklaşarak, onların taleplerini karşılamak amacıyla “yeni anayasa” ya da anayasamızda değişiklikler yapma girişimleri TBMM’nin tarihine düşürülecek kara bir leke olacaktır. 📌 Mevcut anayasaya ve yasalara uymayanların ‘’yeni anayasadan’’ murat ve amaçlarının ne olduğu milletimize açıkça anlatılmalıdır. 1982 yılından itibaren birçok maddesi sayısız kez değiştirilen anayasada hangi maddelerin, hangi gerekçelerle değiştirilmek istendiği ve değişiklik içerikleri derhal açıklanmalıdır. 📌 Son mahalli seçimlerde ortaya çıkan tablo ve kamuoyu araştırmalarının sonuçları TBMM’deki iktidar blokunun sayısal çoğunluğuyla uyumlu değildir. 📌 Bu yüzden TBMM’de oy çokluğu hatta şaibeli milletvekili transferleriyle ulaşılacak çoğunluk oylarıyla yapılacak anayasadaki değişiklikler toplumda karşılık bulmayacak, millet iradesini yansıtmayacaktır. Bu kabul edilemez. Şimdi milletvekili yemininde vücut bulan iradeyi, aklı ve kavramları bir kez daha hatırlatalım: 📌 Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerine ve devletin temel niteliklerine aykırı olacak değişiklikler asla kabul edilemez. 📌 Devletimizin varlığını ve bağımsızlığını, Türk Milletinin birliğini tehlikeye düşürecek hiçbir değişiklik teklif dahi edilemez. 📌 Vatan Türkiye’dir. Türk Milleti de anayasamızda ve Büyük Atatürk’ün tarifinde yer alan Türk Milletidir. Vatan ve millet bölünmez bir bütündür. 📌 Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. Türk Milleti egemenliğini anayasanın koyduğu yetkili organları eliyle kullanır. Etnik ve dinî gruplar, sınıflar ve zümreler ortak edilemez. 📌 Türk vatandaşlığını kabul eden ve özümseyen herkes Türk’tür, bireydir ve kanun önünde eşittir. 📌 Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletidir. Bu niteliklerden vazgeçilemez. 📌 Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı tehdit altındadır. Adalete olan güven kaybının en önemli sebebi tek adam rejiminin kuvvetler ayrılığını fiilen ortadan kaldırmasıdır. Bunun sonucunda devlet ve yürütme organları ayrımı ortadan kaldırılmış, devletin bekası iktidarın sürdürülmesine bağlanmıştır. 📌 Eğitim ve öğretim Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. 📌 Partili Cumhurbaşkanlığı Hükumet sistemi yönetimde keyfiliğe dönüşmüş, devlet mekanizmasındaki denge ve denetim yok edilmiş, vatanın ve milletin kaderi tek kişinin iradesine terk edilmiştir. 📌 Bu sistemi tahkim edecek değişiklikler ülkemizi dönüşü olmayan mecralara sürükleyecektir. 📌 Halkımızın, siyasi, etnik ve inanç üzerinden ayrıştırılma çabaları, adalet duygusunu derinden zedelemiştir. 📌 Yargının siyasi ve toplumsal muhalefete karşı sopa olarak kullanılmasının ancak otoriter rejimlere özgü bir uygulama olduğu gerçektir. Maalesef bugün toplumda şiddetle ve yaygın olarak kullanıldığı kanaati büyüyerek yerleşmektedir. 📌 Bu şartlarda herkesin insan haklarından temel hürriyetlerden eşit şekilde faydalanma imkânı ve ülküsünden bahsetmek mümkün değildir. 📌 Devlet yetkisini, devletin kurum ve organlarını kullananlar anayasa ve yasaları zorlayarak, toplumu kontrollü olarak germekten ve macera aramaktan vazgeçmelidir. 📌 Ekonomik olarak dar boğaza düşürülen insanımızın, açlıkla mücadele eden emeklinin, enflasyona ezdirilen ücretlinin, üretemeyen çiftçinin, işini sürdüremeyen sanayicinin, beslenemeyen çocuklarımızın ve en önemlisi de yabancı elçiliklerin önünde gelecek arayan gençlerimizin ihtiyacı "yeni anayasa" değil hukuk devleti ve ADİL YÖNETİMDİR. EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR. @RTErdogan @NumanKurtulmus @TBMMresmi @Akparti @herkesicinCHP @eczozgurozel @MHP_Bilgi @dbdevletbahceli @iyiparti @MDervisogluTR @zaferpartisi @umitozdag @GelecekPartiTR @devapartisi @YeniYolTBMM @rprefahpartisi @atapartimiz @atacizeybek @dogrupartiresmi @rifatserdaroglu @kutlupartiresmi @yusufhalacoglu @anahtarparti
Türkçe
109
1.1K
4.2K
644.8K
Emre Gürel retweetledi
Ülkü-Der
Ülkü-Der@ulkuder·
Büyük Türk Milleti’ne;
Ülkü-Der tweet mediaÜlkü-Der tweet mediaÜlkü-Der tweet media
Türkçe
1
34
112
10.2K
Emre Gürel retweetledi
İlkut
İlkut@ilkut_t_t·
“Terör, İdeoloji ve Tarih: PKK’nın Tarihi Araçsallaştırması” başlıklı doktora tezimin bölümlerinden biri “Lozan Barış Antlaşmasına İlişkin Tarihsel Propagandalar” idi. Bu husustaki detaylar için teze bakılabilir fakat gündemdeki bazı tartışmalara akademik katkı sağlamak açısından şu hususları paylaşmakta fayda var. Doktora tezimin ilgili bölümünde ayrıntılı biçimde ele alındığı üzere, PKK’nın tarihsel propaganda pratiğinde Lozan Barış Antlaşması, ideolojik-politik olarak “yok edilmesi gereken düşman” olarak konumlandırılan ve örgütün tarihyazımında bilinçli bir biçimde "unutulan" bir olgudur. Bu durum, yalnızca bir tarih okuması değil; aynı zamanda PKK politikalarına yön veren “tarihsel bilinç inşası”nın bir tezahürüdür. Terörist elebaşı Abdullah Öcalan’ın metinlerinde Lozan’a yönelik ilk doğrudan göndermeler, “Manifesto” ve “Zorun Rolü” başlıklı yayınlarında yer almaktadır. PKK terör örgütünün açıkça reddettiği Lozan Barış Antlaşması, 2000’li yıllara kadar A.Öcalan tarafından neredeyse hiç zikredilmemektedir. Bu eğilim, 1998 yılında A. Öcalan’ın Roma’da bulunduğu sırada gazeteci Chris Kutschera’ya verdiği röportajla kırılır. Bu söyleşide Lozan’ı “hatırlayan” Öcalan, söz konusu antlaşmanın yalnızca Kürtleri değil, Ermeni, Süryani ve Yunan halklarını da "tasfiye ettiğini" öne sürer. Elebaşı, Lozan’ı bir tür “çoklu soykırım sürecinin” başlangıcı olarak lanse etmekte; bu tarihsel iddia üzerinden Avrupa’ya sözde ahlaki bir sorumluluk yüklemektedir. Avrupa’nın Lozan dolayısıyla “ilk sorumluluğu taşıdığı”, kendisine sahip çıkmaması hâlinde “ikinci bir Lozan”ın yaşanacağı iddia eden Öcalan, bu yolla bireysel durumunu, sözde kolektif bir ulus trajedisine dönüştürmekte; böylelikle “lider” merkezli mağduriyet anlatısını evrensel bir “tarihsel suç” söylemiyle harmanlamaya çalışmaktadır. Basit bir ifadeyle, tarihsel olgu kötüye kullanılmakta, araçsallaştırılmaktadır. 2000 sonrası dönemde Öcalan’ın savunma metinlerinde Lozan, ideolojik kriminalizasyon sürecinin parçası olarak tezahür eder. Bu dönemde Lozan Barış Antlaşması, Öcalan tarafından hatırlansa dahi, olumsuz bir içerik yüklenerek ya da tehditlere temel teşkil edecek tarzda veyahut “tarihsel bir yanlış” olarak lanse edilmekte, Kürtlerin “yok edilme onayı” olarak tanımlanmaya devam edilmektedir. Elebaşı Öcalan’ın Bir Halkı Savunmak adlı metninde geçen şu ifade ile bu ifadeler somutlaştırılabilir: “Kürtlerle uzlaşma yerine savaş derinleşirse, Sevr ve Lozan arası bir durum beklenebilir…” Bu cümle, Lozan’ı Sevr ile birlikte zikrederek adeta bir “ikili tarihsel travma” inşasına matuftur. Bir başka ifade ile PKK TÖ, Sevr ve Lozan’ı kurucu travmatik çerçeveye yerleştirerek hem tarihsel meşruiyet zemini hem de güncel siyasal talep gerekçesi üretme amacındadır. “Çözüm”ün reddi hâlinde “Türkiye’yi birçok cephede savaşların beklediğini” ima etmektedir. Bu tartışma bağlamında, Laclau’nun kavramsallaştırdığı biçimiyle “boş gösteren” kavramına benzer biçimde, Lozan’ı örgütün siyasal amaçlarını yüklediği esnek ve çok-anlamlı bir simgeye dönüştürdüğünü söylemek de mümkündür. Propagandanın hedef kitleleri üzerinden düşünüldüğünde; (i) Uluslararası kamuoyuna hitap ederken; Lozan, Avrupa’nın Kürtleri “yok saydığı” bir suç belgesidir. (ii) Kendi kadro ve kitlesine hitap ederken; Lozan, “Kürtlerin yok sayıldığı tarihsel bir kırılmadır”. (iii) Türk kamuoyuna ve karar alıcılara yönelirken; Lozan, “çözümsüzlüğün başlangıç noktasıdır”. (iv) Kendi ideolojik gündemi açısından Lozan, demokratik konfederalizme karşı olan devletçi anlayışın temsilcisidir. Görüldüğü üzere, PKK nezdinde Lozan, şeytanlaştırılarak düşmanlaştırılmanın yanı sıra farklı anlamlarla doldurulan, esnek bir kavramsal araç olarak kurgulanan bir hedeftir. Sonuç olarak tezimdeki şu cümleyle genel bir değerlendirme şablonu ortaya koymak mümkündür: “Lozan Barış Antlaşması, PKK ve bileşenlerinin niyetlerini değerlendirmek açısından kullanılabilecek bir sınama aracı mahiyetindedir.” Bir nevi “turnusol kağıdı” da denebilir.
Türkçe
0
13
33
4.2K
Emre Gürel retweetledi
Prof.Ahmet Taşağıl
Prof.Ahmet Taşağıl@ProfTaal·
Biri Ötüken’de biri Erzurum’da … Türk kültürünün izleri….
Prof.Ahmet Taşağıl tweet mediaProf.Ahmet Taşağıl tweet media
Türkçe
109
753
13.4K
374.3K
Emre Gürel
Emre Gürel@GurelEmre·
Atatürk Kültür Merkezi sembol bir yapı, ülkenin en özel kültür sanat merkezlerinden biri. Vaziyeti de öyle ifade edelim; “Temizlen de gir mezara, Toprak senden incinmesin ! Tabutuna sararlarsa, Bayrak senden incinmesin!” Her insana, tertemiz bir hikayeyle göçmek nasip olsun.
Türkçe
0
3
5
505
Emre Gürel retweetledi
Ahmet Selçuk CAN
Ahmet Selçuk CAN@canahmetselcuk·
Türk devletlerinin idarecileri için otoriter rejimlerinin gücünün tahkimi diğer her husustan önceliklidir. Bu durum Türkiye için de geçerli. Son anlaşmalar, Türkçülük davasının güçsüzlüğü veya haksızlığını değil, ülkelerimizdeki demokrasinin eksikliğini ve Türk devletlerinin iyi idare edilmediklerini ispatlıyor. Bu da içerdiği demokrasi talebi bakımından Türkçülük davasını daha da meşru kılar ve güçlendirir. Hem kardeşlik hem de karşılıklı menfaatlerin temini açısından Türk dünyası ülküsünü savunmak, demokrasiyi ülkelerimizde hakim kılma mücadelesini de zorunlu kılıyor. Demokrasinin sağlıklı işlediği bir düzende, Türk dünyası bütünleşmesi de aklın, şartların ve halkın menfaatlerinin gereği olarak kendiliğinden ilerleyecektir.
Etkili Haber@etkiIihaberO1

Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Kırgızistan'ın AB ile imzaladığı anlaşmaya göre Kıbrıs'ın tek meşru hükümetinin GKRY olduğunu belirten ve KKTC'yi reddeden BMGK kararına bağlılık taahhütünde bulunduğu ortaya çıktı.

Türkçe
1
5
16
1.1K
Emre Gürel retweetledi
Ülkü-Der
Ülkü-Der@ulkuder·
Bu yıl 20.sini düzenlediğimiz Geleneksel Büyük İftarımızda; soframızı paylaştık, bir ve beraber olarak kutlu bir iftar programı yaşadık. | 15.03.2025 |
Ülkü-Der tweet mediaÜlkü-Der tweet mediaÜlkü-Der tweet mediaÜlkü-Der tweet media
Türkçe
1
6
32
1.7K
Emre Gürel
Emre Gürel@GurelEmre·
@ulkuder Bozkurt yürekli genç dimağlar bu akıl tutulmalarına geçit vermiyordu. O gün de dost az düşman çoktu. Bugünler öyle çetindir ki, her nasıl ihtiyacınız olursa kabulünüz olsun, bir dost bir destekçiniz, neferiniz, abiniz kardeşiniz ülküdaşınız olarak yanınızdayım bozkurtlar! 🇹🇷
Türkçe
0
0
1
178
Emre Gürel
Emre Gürel@GurelEmre·
@ulkuder Ödüller dahi alan bu öğrenci kulüpleri, üniversitelerde gündemi belirliyorlardı. 2012 de Hocalı Soykırımı, 2014 de Kırım İşgali tek ses ifade edilerek kamuoyu oluşturuluyordu. O yıllarda da Ergenekon Balyoz Referandum süreçlerinin akabinde 2013 de İhanet Süreci sahne almıştı.+
Türkçe
1
0
1
193
Emre Gürel retweetledi
Ülkü-Der
Ülkü-Der@ulkuder·
Emperyalizmin uşağı kanlı terör örgütü PKK ve onun katil elebaşısı öcalan’dan medet ummak utanç vericidir! Türk milleti büyüktür.Egemenliğine, milli-üniter yapısıyla devletine ve bu devletin yegane resmi dili Türkçe’ye sahip çıkacaktır! Bugünkü sözde çağrıyla ilgili açıklama;
Ahmet Selçuk CAN@canahmetselcuk

Emperyalizmin uşağı kanlı terör örgütü PKK ve onun katil elebaşısı öcalan’dan medet ummak utanç vericidir! Türk milleti büyüktür. Egemenliğine, milli ve üniter yapısıyla devletine ve bu devletin yegane resmi dili Türkçe’ye sahip çıkacaktır! Öte yandan, kamuoyunu dizayn etmeye yönelik metnin gerçekleri şunlardır; 1.“Türk-Kürt kardeşliği” gibi söylemlerde etnik düzeyde olan Kürt kimliğini Türk kimliğine eşitleyen etnikçi-ırkçı bakışın hakim olduğu bu metin, “Türk’ün tarihsel-anayasal kurucu” niteliğini örgüt propagandalarına kurban etmiştir. 2.Metinde “PKK”nın örgüt hiyerarşisindeki yerinin kamuoyunca yeterince bilinmemesi çerçevesinde bir algı yönetimi yapılmaktadır. PKK, örgüt hiyerarşisi içinde “onursal bir kuruluş” ya da “felsefi-ideolojik organ” mahiyetindedir. KCK başta olmak üzere örgütün esas yapılanmasının faaliyetlerini sürdüreceği anlaşılmaktadır. 3.Buna ilaveten PKK daha önce de “kapanmış” ve sonra açılmıştır. Bir terör örgütünü kurumsal bir aktörmüş gibi muhatap almak, gaflet, dalalettir ve hatta ihanettir. Tüm dünyada terör örgütleri listelerinde olan PKK'nın feshedilmesi, listelerde olmayan diğer örgüt adlarıyla faaliyete devam etmesi, Türk kamuoyunu aldatmaya yönelik bir safsatadır. 4.Terörist elebaşı Öcalan’ın mektubu diye okunan metinde, Suriye’ye ilişkin bir içeriğin olmayışı, örgütün oradaki silahlı teröristlerini ve diğer faaliyetlerini “her an sahaya sürülebilecek bir koz” olarak tuttuğunu göstermektedir. 5.“Çağrı”da silahsızlanma değil, silah bırakma çağrısı ifade edilmiştir. “Silahsızlanma”ya başvurulmadan “silah bırakma” ifadesinin tercih edildiği görülmektedir. Bu, terör örgütünün tam anlamıyla silahsızlanmayı –yani kalıcı, yapılandırılmış ve denetimli şekilde silahlı kapasitenin kaldırılmasını– kabul etmediğini, bunun yerine koşullu bir adım olan “silah bırakma”yı tercih ettiğini ortaya koymaktadır. Bu tercih, örgütün silahlı gücünü tamamen ortadan kaldırmamak, lider kültünü ve ideolojik bağlılığı sürdürmek ve "müzakere" süreçlerinde stratejik avantaj sağlamak amacını ortaya koymaktadır. 6.Terörist elebaşı A. Öcalan, örgütüne yönelik sözde çağrısında “kongre toplayın” şeklinde emir kipi kullanırken, devamında “silah bırakmalı ve kendini feshetmeli” ifadesinde öneri dili kullanmaktadır. 7.A. Öcalan, KCK sözleşmesini “demokratik konfederalizm” ve “ekolojik toplum” üzerine inşa etmiştir. Sözde çağrı metninde ise "demokratik toplum" ifadesi hakimdir. Dolayısıyla “yeniden yapılanma” ya da “PKK’nın dönüşümü” olarak görülen/gösterilen bu metin, öz itibariyle üniter milli devlet ile mücadele niteliğindedir. Bu çerçevede PKK’nın “kuruluş amaçlarından” vazgeçmemiştir. 8.Irak’ın kuzeyi başta olmak üzere gelecek süreçte operasyonların durması, bir turnusol niteliği görecek ve 2013-15 dönemindeki ihanetin güncel bir versiyonu olacaktır. 9.“İmralı Heyeti” sıfatıyla terörist elebaşının mektubunu okuyan güruhtan birinin, Abdullah Öcalan’ın heyete “Şüphesiz pratikte silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir” dediği yönünde bilgiler söz konusudur. Bu sözler, ortada bir “anlaşma” olduğuna işaret etmektedir. Bu açıdan okunan mektup, “şartsız bir metin değil, şartları kamuoyundan gizlenen bir metin”dir. Açıklamanın yapıldığı salonda, konuşma başlarken A.Öcalan'ın fotoğrafının ekrana yansıtılmasıyla başlayan ayakta alkış ve "Biji Serok Apo" sloganları, bugünü tarihimize kara bir gün olarak geçirmiştir. Mektuptan önce ifade edilen "Değer ailelerimizi hürmetle selamlıyoruz" cümlesi, terör örgütünün, mensubu aileleri sözde onurlandırmak için kullandığı bir tabirdir. Terör örgütünün dili fütursuzca kullanılmıştır. Mektubun okunması öncesinde "cezaevindeki arkadaşları özgürleştirme irademiz-sözümüzle selamlıyoruz" ifadesi gelecek günlere dair önemli bir satır arası mesaj içermektedir. Teröristlere af getirilmesi gündeme gelecektir. Bu ihanet çemberi kırılacaktır! Türk milletine saygıyla arz olunur!

Türkçe
0
15
21
1.3K
Emre Gürel retweetledi
Ahmet Selçuk CAN
Ahmet Selçuk CAN@canahmetselcuk·
Ülkede topyekün muhalefet gayrimeşru ilan ediliyor, falanca kişiler veya söylemler değil. İktidar kendi geleceği için millet yapısını parçalamak pahasına yandaşları ve destekçileri ile adeta modern bir "aşiret" inşa etti. Bugün artık kendinden olmayan herkesi, varlığına tehdit oluşturan “öteki” ilan ediyor. Bu durum insanımızda dar ve öncelikli aidiyetler ortaya çıkarırken millet varlığına aidiyeti ve bağlılık bilincini zayıflatıyor, milletin birlik ve bütünlüğünü yok ediyor. Toplum çözülerek birbiriyle kavga eden parçalardan ibaret hale geliyor. Yargının, iktidar aygıtı bir sopa olarak kullanılması ve meşru hukuk düzeni üzerinde bir üstünler hukukunun tesis edilmesi devletimizin temellerini sarsıyor. Toplumsal güveni ortadan kaldırıyor. Türk millet varlığına kast ediliyor! Buna izin vermeyeceğiz! Türk milleti için susmamalıyız. Susmayacağız!
Türkçe
1
6
17
947