
İnancına Güvenen Milletin Teknoloji Yürüyüşü
Bir dönem Türkiye'nin gündemi ne yazık ki başörtüsü, sakal, kılık kıyafet ve yaşam tarzı tartışmalarına hapsedilmişti. Ülkenin enerjisi bilim, teknoloji, üretim ve kalkınmaya yönelmek yerine ideolojik kamplaşmaların içinde tüketiliyordu. Bazıları Türkiye'nin geri kalmışlığının sebebini milletin inançlarında, değerlerinde ve kültüründe arıyordu.
Oysa mesele ne başörtüsüydü ne sakaldı ne de insanların yaşam tercihleri... Asıl mesele, bu milletin potansiyeline yeterince güvenilmemesiydi.
Yıllarca Türk insanına "Siz yapamazsınız", "Siz üretemezsiniz", "Siz ancak başkalarının teknolojisini kullanırsınız" denildi. Savunma sanayisinden uzay çalışmalarına, yazılımdan yüksek teknoloji üretimine kadar birçok alanda Türkiye'nin bağımlı kalması gerektiği telkin edildi. Ancak bu millet, kendisine çizilen dar kalıpları kabul etmedi.
Son yıllarda ortaya çıkan tablo, aslında Türk milletinin fırsat verildiğinde neler başarabileceğinin en somut göstergesidir. Yerli ve milli savunma sanayisinde elde edilen başarılar, insansız hava araçları, savaş gemileri, haberleşme sistemleri, uydu projeleri ve yüksek teknoloji yatırımları bunun açık örnekleridir. Bir zamanlar dışarıdan satın almak zorunda kaldığımız birçok ürünü bugün kendimiz tasarlıyor, üretiyor ve dünyanın farklı ülkelerine ihraç ediyoruz.
Bu başarıların temelinde, milletin öz güveninin yeniden ayağa kaldırılması yatmaktadır. Çünkü teknoloji sadece laboratuvarlarda değil, önce zihinlerde üretilir. Kendine güvenmeyen toplumlar büyük işler başaramaz. İnanan, çalışan ve hedef koyan toplumlar ise önlerine çıkarılan engelleri birer birer aşarlar.
Bugün Türkiye, yalnızca teknolojiyi takip eden değil, birçok alanda teknolojik gelişmelere yön veren bir ülke olma yolunda ilerlemektedir. Savunma sanayisinden enerjiye, ulaşımdan dijital dönüşüme kadar pek çok sektörde elde edilen kazanımlar bunun göstergesidir.
Elbette yapılacak daha çok iş, aşılacak daha çok engel vardır. Ancak artık Türkiye eski Türkiye değildir. Kendi mühendislerine, bilim insanlarına ve gençlerine güvenen bir anlayış sayesinde ülkemiz her geçen gün daha güçlü bir konuma yükselmektedir.
Dün "Yapamazsınız" diyenlere rağmen bugün başarı hikâyeleri yazılıyor. Dün önümüze konulan engeller birer birer aşılırken, Türkiye yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılayan değil, ürettiği teknolojiyle dünyada söz sahibi olan bir ülkeye dönüşüyor.
Yeni ve güçlü Türkiye'nin temelleri, milletine güvenenlerin, çalışanların ve hayal kurmaktan vazgeçmeyenlerin omuzlarında yükselmektedir. Bu yürüyüş, yalnızca bir teknoloji hamlesi değil; aynı zamanda bir özgüven, bağımsızlık ve milli kalkınma hikâyesidir.

Türkçe

























