anti-aristoteles
9.4K posts

anti-aristoteles
@HawkGamma
theoros erotikos philosophos küçük kulaklı, part time estet opeth, suret nazariyatı, lars von trier, govan, freud-lacan, 70s rock, grek-alman phil. enthusiastı
Katılım Temmuz 2023
11 Takip Edilen1.9K Takipçiler

Her şeyden önemlisi de şu soruyu sormak mümkündür: İdealar (τὰ εἴδη), ister "ebedî duyulur şeylere [gök felekleri]" isterse "oluş ve bozuluş'a" tâbi şeyler hususunda olsun, ne gibi bir katkı sağlamaktadırlar ki?
Çünkü ne hareketin (κινήσεώς) ne de herhangi bir değişmenin (μεταβολῆς) nedeni; değillerdir. Üstelik diğer şeylerin bilgisine de hiçbir yardımda bulunmazlar (çünkü İdealar bu şeylerin tözü (οὐσία) değildir; eğer öyle olsaydı, bunlarda olurlardı).
Ne de onların var olmalarına (τὸ εἶναι) katkı sağlarlar; zira idealar, kendilerine katılan (μετέχουσιν) şeylerin içinde bulunmazlar.
—Aristoteles; Ta Meta ta Phusika, 1079b

Türkçe

Bakın, ben Pavlus size diyorum ki, sünnet olursanız Mesih'in size hiç yararı olmaz.
Sünnet edilen her adamı bir daha uyarıyorum ki: Kutsal Yasa'nın tümünü yerine getirmek zorundadır
Galatyalılar 5:2-3
Again I declare to every man who lets himself be circumcised that he is obligated to obey the whole law.
Galatians 5:2-3
Türkçe
anti-aristoteles retweetledi

Carnap (Husserl gibi) ekler ki, örneğin algının yönelimsel (intentional) niteliği açısından, kendini gösteren nesnenin rüya mı yoksa gerçek mi olduğu ikincil önemdedir.
Carnap şimdi “olağan anlayışa” göre bu tür "yönelimsel (intentional)"yaşantıların “kendi içlerinden” kastedilen nesneyi gösterdiğini iddia eder. Bu anlayışa, nesne ile yaşantının aynı olmadığı konusunda hak verir; ancak eleştirel olarak "yönelimsel (intentional) ilişkinin “tamamen kendine özgü bir ilişki” olmadığını söyler.
Çünkü:
Konstitüsyon teorisi açısından "yönelinen" ağaç, belirli, oldukça karmaşık bir yaşantılar düzeni olup, biz bu düzenin "yönelimsel nesnesi" olduğunu söyleriz. (Aufbau, 227)
Mohanty 1972 bu konuda şöyle der:
Carnap’ın konstrüksiyonizmi, Husserl’in sonraki yönelimsellik (intentionality) teorisine —yani yönelimsmel (intentional) nesnenin noetik edimler içinde konstitüe edildiği görüşüne— şaşırtıcı derecede benzemektedir. (Mohanty 1972, 74)
Gerçekten de Husserl Ideen I’de yönelimsel ilişkiyi, noematik nesnelerin karmaşık noetik edimler tarafından konstitüsyonu ilişkisi olarak betimler. Şöyle yazar:
Aynı şey hakkındaki ‘her yönüyle’ sürekli ve birleşik olarak kendini doğrulayan deneyim bilincine, özsel zorunlulukla, sürekli görünüş ve gölgelendirme çokluklarından oluşan çeşitli bir sistem aittir […]. (Ideen I, 85)
Dolayısıyla Husserl de “konstitüsyon teorisi bakış açısını” savunur.
Carnap literatür atıfında ise şöyle der:
Geleneksel Yönelimsellik teorisi Brentano’dan gelir ve Husserl tarafından [Phänomenol., 64 vd.] devam ettirilmiştir. (Aufbau, 228)
Oysa Husserl aslında Brentano’yu eleştirmekte ve Carnap’ın "Yönelimesllik Anlayışı" Husserl’inkine büyük ölçüde uymaktadır.
Buna rağmen Carnap, Husserl’den farklı bir teori savunuyormuş ve Husserl’in anlayışını “konstitüsyon teorisi bakış açısından” eleştiriyormuş izlenimi yaratır. Ideen I §64 vd.’ye yapılan atıf yanıltıcıdır; çünkü orada "yönelimsellik (intentionality)" yalnızca bilincin bir özelliği olarak ele alınır.
Noesis ve noema kavramları ancak §§87 vd.’de tanıtılır ve yönelimsellik burada konstitüsyon olarak sunulur.
Carnap burada yalnızca bilerek yanlış bir biçimde Husserl’in "yönelimsellik (intentionality)" kavramının ilişkisel ve non-konstitütif olduğunu iddia etmekle kalmaz. Ayrıca "yönelimsel" ilişkinin indirgenemez, “tamamen kendine özgü” bir ilişki olmadığını, yalnızca bir düzen yapısı ile o yapı içindeki bir nesne arasındaki ilişkinin özel bir hali olduğunu ekler (örneğin bir bitkinin bitkiler sistemine “işaret etmesi” gibi). Bu paralelin ne kadar anlamlı olduğu tartışılır; ancak Carnap’a bu noktada birkaç amaç birden sağlar:
(i) Bir yandan Aufbau’yu görünüşte Husserl’den eleştirel olarak ayırmak,
(ii) "Yönelimselliğin (intentionalität)" Aufbau için önemini minimize etmek,
(iii) Üçüncü olarak da ilham kaynağını Russell olarak göstermek.
Carnap literatür notunda, görüşünün Russell’la “temelde uyuştuğunu” iddia eder. Ancak Russell’ın The Analysis of Mind eserinde Carnap’ın görüşüne benzerlik bulmak zordur.
Carnap’ın §164’te Husserl’i adını anmadan özetlemesi, Brentano’yu eleştirmesi, konstitüsyon üzerinden "yönelimselliği (intentionality) açıklaması ve sonra Husserl’den farklı bir pozisyon alıyormuş gibi görünmesi, tipik bir maskeleme stratejisidir. Amacı, fiili olarak Husserl’le olan derin uyumu gizlemektir.

Türkçe

(...) Bir hususa daha kısaca temas edelim.
Meßkirch'li Heidegger'in, "Sein und Zeit" başlığı ile tesis ettiği "nisbet'li theo-logia (theo-logia rationalis)", esas itibariyle, "var'lık (Existenz)" düşüncesinin kaydı altında, Stageira'lı Aristoteles'e mahsus "(düşkün) fikriyat'ın" tafsilinden ibarettir; bu cihetten eksiktir, dardır ve arızalıdır.
—Koç, Yalçın; Dil Theographiası'nın Esasları (2026)
Türkçe

"Bu bakımdan, "düşkün-dil'in" esası olarak "ön'e'r'me'ye" mahsus "kayna'k", ve bu itibarla da "ön'e'r'me'nin" esası, tekraren belirtelim, "asl'i resim-isim'dir"; "asl'i resim-ism'in" esası ise "asl'i aşkın-isim".⁸⁷
⁸⁷ - Bu bakımdan, Gottlob Frege'nin "Begriffschrift" adlı eserinde ele aldığı şekliyle "Formelsprach'ı" yeni baştan yazması gerekir; "Namensschrift" başlığı altında "Formelsprach" olarak.
"Begriffschrift", "dil theo-graphia'sı" ve "mantık" inşası itibariyle "ek'si'k'tir"; bu nedenle.
—Koç, Yalçın; Dil Theographiası'nın Esasları (2026)
anti-aristoteles@HawkGamma
(...) Fikriyat (logia) esasında "sayı sıfatı", "(müteşekkil) sayı'nın" kaydı altında inşa edilir. Bu itibarla Frege'nin "sayılar inşasını", "theographia" esasında "theogonia'ya" mahsusen yeni baştan ele alması gerekir. —Koç, Yalçın; Tamga-İsim Theographiası
Türkçe

"Düşkün-dil" teşkilinin esası, "asl'i resim ism'in", "ayrı'ş'ma'sı" ve "dar'a'l'ma'sı" suretinde "düşüş" yoluyla ve "(Cevher'i) İsim" marifetiyle "(suret'siz) asl'i düşkün-isim" inşasıdır;
"ayrı'ş'ı'k dış dünya" teşkilinin esası ise, "nesne'si beli'r'siz resim-hareket'in", "ayrı'ş'ma'sı" ve "dar'a'l'ma'sı" suretinde "düş'ü'ş" yoluyla ve "(Cevher'i) İsim" marifetiyle "beli'r'li nesne" inşası.
—Koç, Yalçın; Dil Theographiası'nın Esasları (2026)
anti-aristoteles@HawkGamma
@suretsizisim gibi düşünülemez“ değil zaten aşkın'ın düşküne düşmesi sureti kaybetmesi demek dolayısıyla ben bu pasajlar ile düşmeyi beraber anabilirim bunların bu pasajda geçmemesinin hiçbir önemi yok
Türkçe

Wittgenstein'ın kariyeri boyunca çıkabildiği bana göre en yüksek seviyelerden biri:
TRACTATUS — 6.4312
İnsanın ruhunun zamansal ölümsüzlüğü, yani yaşamının ölümünden sonra da ebedi olarak devam edeceği, hiçbir şekilde garanti edilmemiş olmakla kalmaz; bilakis bu varsayım, öncelikle, insanların tam da bununla ulaşmak istedikleri şeyi hiçbir biçimde sağlamamaktadır da.
Benim ebediyen yaşamaya devam etmemle bir bilmece mi çözülmüş olacaktır ki?
Bu ebedi hayat o zaman şimdiki hayat kadar gizemli olmayacak mıdır?
Yaşamın uzay ve zamandaki bilmecesinin çözümü, uzayın ve zamanın dışında yatar.
(Zaten çözülecek olan doğa bilimi sorunları değildir ya.)

Türkçe




