
ישראל תחת הנהגתי תמשיך להילחם במשטר הטרור של איראן ובשלוחותיו, בניגוד לארדואן שמסייע להם ואף טובח באזרחיו הכורדים.
HÜDA PAR İnsan Hakları ve Hukuk İşleri Başkanlığı
378 posts

@HudaParHukuk
HÜDA PAR İnsan Hakları ve Hukuk İşleri Başkanlığı Resmi Hesabı | Chairmanship of Human Rights and Legal Affairs | | Adâlet hiçbir şeye feda edilemez.

ישראל תחת הנהגתי תמשיך להילחם במשטר הטרור של איראן ובשלוחותיו, בניגוד לארדואן שמסייע להם ואף טובח באזרחיו הכורדים.




İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından Gazze’ye insani yardım götüren Sumud filosuna yönelik İsrail'in barbarca saldırısına ilişkin hazırlanan iddianamenin kabul edilmesiyle önemli bir yargılama süreci başlamıştır. Görev yaptığım dönemde başlattığımız bu tarihi nitelikteki soruşturmanın yargılama aşamasına gelmesi, Türk adaletinin uluslararası hukuk temelinde ortaya koyduğu kararlı iradenin somut bir göstergesidir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yalnızca diplomasi alanında değil, hukuk zemininde de zulme karşı duruşunu açık ve net biçimde ortaya koymaktadır. Hiç kimse, işlediği suçun ağırlığını makamının arkasına saklayamaz. Netanyahu ve beraberindeki katliam şebekesinin; sivillere yönelik planlı ve sistematik saldırıları, insanlığa karşı suçlar, soykırım, işkence ve yağma gibi ağır fiilleri de hukuk önünde mutlaka karşılık bulacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı olarak, vatandaşlarımızın ve insanlığın ortak vicdanını yaralayan her eylemin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Adaletin tesisi için hukuk içinde, kararlı mücadelemizi sürdüreceğiz.

Bugün ziyaretleriyle bizleri şereflendiren kıymetli meslektaşlarım Emrullah Şahin, Mahmut Şahin, Hasan Ece ve Yusuf Ölmezoğlu oldu. Avukatlık mesleği, sivil toplum çalışmaları ve dostluk üzerine yaptığımız muhabbetimizi merhum Fethi Gemuhluoğlu’nun anlatıldığı Dostluk Üzerine kitabının hediyesiyle tamamladık. Nazik ziyaretleri, güzel sohbetleri için çok teşekkür ediyorum.


Ramazan Hoca ile ilgili daha önce yaptığımız paylaşımlarda yaşanan hukuksuzluğa dikkat çekmiştik. Aradan geçen sürede ortaya çıkan gerçekler, yapılan suçlamaların yönlendirmeler ve baskılarla oluşturulduğunu açıkça göstermiştir. Bu durum şikayetinden vazgeçen bazı öğrencilerin yazılı beyanlarına da yansımıştır. Buna rağmen yetkililerden bugüne kadar somut bir adım gelmiş değil; Ramazan Hoca hâlâ tutuklu. Daha da düşündürücü olan ise, duyarlılık göstermesi ve inisiyatif alması gerekenlerin sessizliğidir. Açık bir adaletsizlik karşısında sergilenen bu suskunluk kabul edilemez. Ramazan Hoca bir an önce özgürlüğüne kavuşmalı ve bu hukuksuzluk derhal sona erdirilmelidir. #ramazanhocayaözgürlük @tcbestepe @adalet_bakanlik @TC_icisleri @tcmeb @Akparti @EgitimBirSen



Yalçın Küçük, vefat etti. Allah rahmet eylesin. O, Türkiye'nin son düşünürüydü. Diğerleri nesnesiz, soyut düşüncenin sürtünmesiz uzayında, tarihten ve topraktan azade kavramlarla gezinirken, Yalçın Küçük Türkiye'nin somut, sarp ve çoğu zaman bitimsiz yollarında yürüdü. O, hep Türkiye'yi düşündü. Türkiye onun düşüncesinin hem nesnesi idi hem de öznesi. Türkiye üzerine ve Türkiye için tezler yazabilmesi bundan ötürüydü. Kemalizm'e yöneltilmiş en doğru ve güçlü eleştirileri o yazdı. Kemalizm'i ve Kemal'i sevgi dolu bir gözükaralıkla eleştirdi; keskin ve doğru bir eleştiri ancak sevgiyle yapılabilirdi çünkü ona göre. Türkiye’nin tek maksimalist ve dahi tek emperyalist düşünürüydü Yalçın Küçük. Fakat Kemalist maksimlerin/ilkelerin ötesini tarif edemedi. Tahayyül etti ama tasvir ve tarif edemedi; çünkü o nesil için ötesi hiçbir dilde yazılmamıştı. Bu dilsizlik, onun en büyük yalnızlığı idi. 1990'ların sonuna doğru yalnızlığı öyle derinleşti ki, yalnızlaştıkça Kemalizm'e mavi boncuk dağıttı. Eleştirilerini paranteze aldı; aldı almasına ama yine de Kemalistler için istenmeyen bir sadık dost oldu. AK Parti ve Erdoğan karşıtlığı belki politik doğrusu sayılabilirdi ama Erdoğan nefreti onun en büyük metodolojik hatasıydı. Bu nefret, onun düşüncesindeki berraklığı bulandıran koyu sıvı gibiydi. Nefreti, Erdoğan'ın değişimini ve Türkiye'nin değişecek koşullarını görmesine engel oldu. Bu nefret yüzünden, aştığını söylediği ve en doğru eleştirileri yönelttiği her şeye –Kemalizm’e, militer reflekslere, ulusalcı söyleme– geri döndü. Kendi itirafıdır: "Biz Kemalizm'i aşmıştık, AKP bizi yeniden Kemalist yaptı." Oysa suç "AKP"de değildi; bu, bir kuşağın kendi yetersizliğini başka bir aktöre yüklemesiydi. Türkiye, Kemalizm sonrasını düşünebilecek entelektüel ufka sahip değildi. "Sonrası" o nesil için mümkün değildi. Bu yüzden, gönülsüzce ve öfkeli bir halde Kemalizm’e geri döndü. (Kalanlar öfkeli Kemalizm-eleştirmeni olarak kaldılar sadece.) Geri döndükçe dört bir yanını beceriksiz, ham ve gösteriş meraklısı insanlar sardı. Ona bir şeyler söyletmek isteyen şovmen kaltabanlar öğrencisi imiş gibi davrandılar. Hâlbuki ondan hiçbir şey öğrenmediler. Onun kütüphanesine dahi sahip çıkmadılar. Kitaplarını Kadıköy’de bir kütüphanenin raflarına gelişigüzel dizdiler. Türkiye son düşünürünü kaybetti. Bu, aklı başında olanlar için bir yas sebebidir. Başımız sağ olsun.





İsrail cezaevlerinde tutulan Filistinli Esirler, ağır işkencelere maruz kalmakta ve son çıkan yasa ile idam edilme riski altındadır. Bir kısmı müvekkilimiz olan Filistinliler adına ve diğer tüm Filistinli esirler için suç duyurusunda bulunacağız. Her bir esirin sesi olmak için basın açıklamasına bekliyoruz Tarih : 8.4.2026 Saat : 11:00 Çağlayan Adliyesi Önü

Ramazan Hoca Beraat Etti Bütün dostlara selamı var. Kumpas çöktü🤲🤲



Nasip olursa Salı günü Berlin’de beyin pili ameliyatı olacağım. Rabb-i Rahîm’den şifa diliyorum. Hakkınızı helal edin, dualarınızı lütfen esirgemeyin. Kardeşiniz Said