Hürriyetçi Eğitim Sen TV

665 posts

Hürriyetçi Eğitim Sen TV

Hürriyetçi Eğitim Sen TV

@HurEgitimSenTV

Katılım Ekim 2022
5 Takip Edilen1K Takipçiler
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Levent Kuruoğlu
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu·
NORM KADRO YAZILIMI, ÖĞRETMEN NORMU BELİRLENMESİNDE BİLEREK YANLIŞ ÇALIŞTIRILIYOR Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin 25 Kasım 2024 tarihinde A Haber canlı yayınında eğitime ilişkin konuşmasında MEBBİS üzerinden okul müdürlerinin, öğrenci sayısı ve haftalık ders saati üzerinden hangi branştan öğretmenlere ihtiyaç duyacağını sisteme girdiklerini aktardıktan sonra; "Sonuçta yaklaşık 65 bin okulumuz bu bilgileri girdikten sonra, bahsettiğim 120 civarındaki atama branşından ne kadar öğretmene ihtiyacımız olduğu ortaya çıkar. Sonra Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Strateji Başkanlığıyla yaptığımız istişarelerde aldığımız kadro sayısı bu yıl 20 bindi. 20 bin rakamının ihtiyaç duyduğumuz branşlar bazıyla elektronik ortamda orantısını kurarız. En çok hangi branşa ihtiyacımız varsa orantı sonucunda da atama sayısı en çok o branşa çıkar. Dolayısıyla bu orantıyı kurarız. Nihayetinde de branş bazlı olarak 20 bin öğretmenin dağılımını yaparız. Sonra ikinci adımımız, şimdi yeni yaptığımız şey... İl bazlı olarak hangi illerde daha çok ihtiyaç varsa o illeri önceleyerek bu branş bazlı atamalarımızı yaparız. Burada sistem, hani amiyane tabirle, el değmeden yürüyen bir sistem." açıklamasında bulunmuştur. Evet; öğretmen norm kadrolarını, öğretmen ihtiyacını ve fazlalığını branş bazında belirleyen sistem, yani Norm Kadro Modülü, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in de işaret ettiği gibi el değmeden yürümektedir. Peki Norm Kadro Belirleme Sistemine Dışarıdan Nasıl Müdahale Ediliyor? Fakat bu durum, “el değmeden yürüyen bu sisteme” dışarıdan müdahale edilemeyeceği anlamına gelmemektedir. Sisteme aşağıda maddeler halinde belirttiğimiz şekillerde bilerek ya da bilmeyerek müdahale edilmesi sonucunda, açık olması gereken normlar öğretmen gelmesin ya da var olan gitsin saikiyle kapalı gösterilmekte, kapanması gereken normlar var olan öğretmen okulda kalsın saikiyle açık gösterilmektedir. 1- Sisteme branş bazında ders yükleri girilirken -bilerek ya da bilmeyerek- fazla ya da eksik olacak şekilde hatalı veri girilmesi sonucunda öğretmenler norma dahil olmakta ya da norm fazlası olabilmektedir. Okul müdürlerinin, norm kadro modülüne girecekleri alanlar bazındaki ders yükleri, şube sayıları MEB'in resmî yazısı gereğince öğretmenlere tebliğ etmek zorunda olduğu; ders yükünün ve şube sayısının az girilmesi halinde ise bazı öğretmenlerin norm fazlası olacakları, bu nedenle de öğretmenlerin ısrarla okul müdüründen norm kadro modülüne girdiği bilgileri istemesi; yanlış bilgi girilmişse itiraz etmesi ve daha sonra sorun oluşmaması için evrakın bir örneğini fotokopi olarak alması gerekse de ne yazık ki birçok okulumuzda ne taslak norm öğretmenlere tebliğ edilmekte ne de öğretmenler mevzubahis nedenlerle okuldaki tapusu olan normuna sahip çıkabilmektedir. 2- Sınıf öğretmeni normu belirlenmesinden öğretmenler norm fazlası olmasın ya da norm fazlası olsun saikiyle az öğrenci grubuyla sınıf oluşturulmakta ya da sınıflar bileştirilerek norm kadro fazlası öğretmen meydana getirilmektedir. Açılacak olan 1. sınıf, 5. sınıf ve 9. sınıfların hedeflenen öğrenci sayısının üstünde ve 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 50. maddesindeki "Birleştirilmiş sınıflar da dahil olmak üzere bir öğretmene düşen öğrenci sayısı 40’tan fazla olamaz." hükmü gereği 40'ın altında olması gerekmektedir. Örneğin, 60 öğrencisi olan bir okulda 2 sınıf açılması gerekirken 4 sınıf açılmaktadır. 3- Seçmeli derslerin seçimi norm kadro sayılarını yönetmek amaçlı kullanılmakta ve bu durumda okul yönetimi seçmeli dersleri kullanarak öğretmenlerden bazılarını norm fazlası bırakabilmekte, bazılarını ise norm kadroya dahil edebilmektedir. 4- Verimli olmadığı düşünülen öğretmenler çeşitli soruşturmalarla okuldan uzaklaştırılarak norma müdahale edilmektedir. 5- Norm kadro yazılımın yanlış çalıştırılması sonucunda aslında ihtiyaç olan branşlarda normlar açılmamaktadır. Norm Kadro Belirleme İşlemleri Düzgün Yapılmazsa Neler Oluyor? Bu durum; 1- Atanacak öğretmen sayısının branş bazında eksik belirlenmesine, 2- Norm verilmeyen derslere okul yöneticilerinin girmesine (Aslında toplantı, iş yoğunluğu vb. sebeplerle giremiyorlar.), yan branştaki öğretmenlerin girmesine (Bölge normundaki öğretmenin bu derslere girmesi düşünülse de görevlendirilen farklı okullardaki haftalık ders programlarının uyuşmaması, okulların birbirine uzaklığı, ulaşım imkanlarının olmaması vs. nedeniyle Ankara'da masada yapılan hesap taşrada alanda uygulanamamaktadır.) 3- İl içi, il dışı ve özür durumu yer değiştirmelerinde aslında ihtiyaç bulunan yerlerin kapalı gösterilmesine, 4- Aslında norm kadro fazlası olması gereken öğretmenlerin normu işgal etmesine, 5- Aslında norm kadroda bulunması gereken öğretmenlerin norm fazlası olmasına, eş durumu ve özür durumu gözetilmeden ilçe dışına resen atanmasına, tercihe zorlanmasına, 6- Norm kadro fazlası olan öğretmenlerin normla ilişkilendirilmemesine sebebiyet vermekte; okullarımızda eğitim ve öğretim hizmetlerinin gerekli ve yeterli personelle yürütülmesine, personel boyutunda atıl kapasite yaratılmamasına; var olan atıl kapasitenin ise ihtiyaç duyulan okul ve kurumlara yönlendirilmesine ve verimliliğe dönüştürülmesine engel olmaktadır. Norm Kadro Yazılımı, Öğretmen Normu Belirlenmesinde Nasıl Bilerek Yanlış Çalıştırılıyor? Norm kadro modülündeki yazılımın; 18.06.2014 tarihli ve 29034 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmeliğin "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 1. fıkrasındaki; "(1) Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında, genel bilgi ve meslek dersleri toplam ders yükü; a) 6-31 saate kadar 1, b) 31-42 saate kadar 2, c) 42'den fazla olması halinde her 21 saat için 1, genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu verilir. Bu şekildeki hesaplama sonrasında artan ders yükünün en az 15 saat olması halinde ilave olarak 1 genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu daha verilir." hükümlerinde yer alan normları vermeyip, sisteme girilen ders yüklerini 21'şer saatlik paketler haline getirip her 21 saate 1 öğretmen normu verilmektedir. Eğitim bölgesinde de 21 saatten az ders yüklerini toplayıp her 21 saate 1 öğretmen olacak şekilde bölge normu verilmektedir. Bu durum atölye ve laboratuar öğretmenleri için de aynen geçerlidir. Örneklendirecek olursak; yönetmelik 31-42 saate kadar herhangi bir alanda ders yükü olan okullara 2 öğretmen normu veriyor iken, norm kadro modülündeki yazılım ikinci normu 21'şer saatlik paketler halinde vermeye ayarlandığı için ikinci normu verememektedir. Eğer bu ikinci normu alan okul var ise o normu bölge normundan almaktadır. Bölge normu, Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmeliğin "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 2. fıkrasındaki hükümlerine göre belirlenmektedir. İşte o fıkra; "(2) (Değişik: 17/10/2016-2016/9488 K.) Yatılı bölge ortaokulları, proje okulları ve özel eğitim kurumları hariç olmak üzere, aynı yerleşim merkezinde bulunan eğitim kurumlarının genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenleri bakımından alanlar itibarıyla öğretmen norm kadrolarının belirlenmesinde, o yerleşim merkezindeki (birden fazla eğitim bölgesi oluşturulmuşsa her bir eğitim bölgesindeki) eğitim kurumlarının aynı alanlardaki haftalık ders yükü toplamı dikkate alınır. Belirlenen norm kadroların eğitim kurumları itibarıyla dağıtımı, toplama dahil edilen her bir eğitim kurumuna o alandaki ders yükü en fazla olandan başlanarak her 21 saate bir genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu verilecek şekilde yapılır. Bu şekilde yapılacak dağıtımda artan norm kadro, öncelikle o alanda norm kadro verilmemiş olan eğitim kurumuna olmak üzere, 6 saatten az olmamak şartıyla artan ders yükü en fazla olan eğitim kurumuna verilir." Ama bu 2. fıkranın sadece son cümlesindeki "Bu şekilde yapılacak dağıtımda artan norm kadro, öncelikle o alanda norm kadro verilmemiş olan eğitim kurumuna olmak üzere, 6 saatten az olmamak şartıyla artan ders yükü en fazla olan eğitim kurumuna verilir." hükümleri bölge normunun belirlenmesinde kullanılmaktadır. Fakat aynı 2. fıkranın ilk cümlesindeki "Alanlar itibarıyla öğretmen norm kadrolarının belirlenmesinde, o yerleşim merkezindeki (birden fazla eğitim bölgesi oluşturulmuşsa her bir eğitim bölgesindeki) eğitim kurumlarının aynı alanlardaki haftalık ders yükü toplamı dikkate alınır. Belirlenen norm kadroların eğitim kurumları itibarıyla dağıtımı, toplama dahil edilen her bir eğitim kurumuna o alandaki ders yükü en fazla olandan başlanarak her 21 saate bir genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu verilecek şekilde yapılır." hükümlerinde "eğitim kurumlarının 1. fıkradaki belirlemeden artan aynı alanlardaki haftalık ders yükü toplamı dikkate alınır." demesi gerekirken "Eğitim kurumlarının aynı alanlardaki haftalık ders yükü toplamı dikkate alınır." diyerek "Her bir eğitim bölgesindeki eğitim kurumlarının aynı alanlardaki haftalık ders yükü toplamı dikkate alınarak her 21 saate bir, okullara 1 norm verilir." şeklinde hatalı kodlandığı için yazılım Yönetmeliğe aykırı olarak yanlış çalışıyor. Norm kadro yazılımının Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmeliğin "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 2. fıkrasındaki hükümlerine göre çalıştırıldığı, bunun da birçok öğretmenin haksız yere norm kadro fazlası olmasına yol açtığı aşikardır. Çünkü 18.06.2014 tarihli ve 29034 sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmeliğinin; "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 1. fıkrasındaki; "(1) Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında, genel bilgi ve meslek dersleri toplam ders yükü; a) 6-31 saate kadar 1, b) 31-42 saate kadar 2, c) 42'den fazla olması halinde her 21 saat için 1, genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu verilir. Bu şekildeki hesaplama sonrasında artan ders yükünün en az 15 saat olması halinde ilave olarak 1 genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu daha verilir." hükümleri gereğince belirtilen ders yükleri aralığındaki ders yüklerine norm verilmesi gerekmektedir. Ama norm kadro yazılımı, Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmeliğin "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 2. fıkrasındaki hükümlerine göre çalıştırılmaktadır. Norm Kadro Yönetmeliğinin "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 1. fıkrası Yönetmelik’e neden yazılmış? Çünkü bu haliyle 18. maddenin 1. fıkrası varken 2. fıkrasına gerek yok. 2. fıkrası varken de 1. fıkrasına gerek yok. Dolayısıyla norm kadro modülündeki yazılımın "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 2. fıkrasındaki "Eğitim kurumlarının aynı alanlardaki haftalık ders yükü toplamı dikkate alınır." hükümlerine göre her 21 saate bir, okullara 1 norm verilecek şekilde kodlandığı açıkça ortaya çıkıyor. Çünkü Yönetmeliğin "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 1. fıkrasındaki hükümlerde hiçbir şekilde "Eğitim bölgesinde yer almayan bağımsız okullara uygulanır." hükmü yer almamasına rağmen eğitim bölgesi dışında yer alan bağımsız okullara uygulanmakta, bölge içinde yer alan okullara ise hiç uygulanmamaktadır. Bir öğretmenimiz tarafından bu meyanda yapılan başvuruya Millî Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü 123906829 sayılı yazılarıyla "Yönetmelik'in 18'inci maddesinin ikinci fıkrasına göre belirlendiği, norm kadronun belirlenmesinde herhangi bir hata bulunmadığı” şeklinde cevap vererek norm kadronun bilerek ve istenerek yanlış çalıştırıldığını itiraf etmiştir. Peki, Norm Kadro Yönetmeliğinin "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 1. fıkrası hangi durumlarda yazılımda çalışıyor? Bu madde hükmü sadece bağımsız okullarda çalıştırılmaktadır. O zaman Norm Kadro Yönetmeliği’nin "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 1. fıkrası yönetmeliğe neden yazılmış? Çünkü bu haliyle 18. maddenin; 1. fıkrası varken 2. fıkrasına gerek yok. 2. fıkrası varken de 1. fıkrasına gerek yok. Bakanlıkta bu sorunun cevabını bildiği ve bu durumların farkında olduğu için öğretmenimize, "Yönetmelik'in 18'inci maddesinin ikinci fıkrasına göre normunuz belirlendi." diyor. Gaziantep ilimizde norm kadro fazlası olarak resen atanan bir öğretmen tarafından açılan davada GAZİANTEP 5. İDARE MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/1506 KARAR NO: 2025/1687 kararında norm kadro yazılımının yanlış çalıştırıldığına karar verildi. "18.06.2014 tarih ve 29034 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmeliğin "Genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu" başlıklı 18. maddesinde; "(1) Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında, genel bilgi ve meslek dersleri toplam ders yükü; a) 6-31 saate kadar 1, b) 31-42 saate kadar 2, c) 42'den fazla olması halinde her 21 saat için 1, genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu verilir. Bu şekildeki hesaplama sonrasında artan ders yükünün en az 15 saat olması halinde ilave olarak 1 genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu daha verilir." düzenlemesi yer almaktadır. Dava dosyasının incelenmesinden; Gaziantep İl Millî Eğitim Müdürlüğünün 28.08.2024 tarih ve 112840287 sayılı yazısı ile ilimize bağlı resmi eğitim kurumlarında görevli olup, bulunduğu eğitim kurumunda ihtiyaç veya norm kadro fazlası durumunda olan kadrolu öğretmenlerin, ilçe içerisinde alanlarında öğretmen ihtiyacı bulunan eğitim kurumlarına tercih ve hizmet puanı üstünlüğüne göre atamalarının yapılacağı, norm kadro fazlası öğretmen olup herhangi bir tercihte bulunmayanlar ile ilgili resen atama yapılacağının bildirilmesi akabinde ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde kimya öğretmeni olarak görev yapan davacının norm fazlası olarak belirlenmesi üzerine tercih yapmayarak atamasının resen ... Anadolu Lisesine yapılması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, il içi atamalarda okullardaki hizmet ihtiyacının giderilmemesi halinde norm fazlası olan öğretmenlerin hizmet puanı üstünlüğüne göre atamalarının yapılacağı, norm kadronun ne şekilde belirleneceği ise yönetmelikle açıkça düzenleme altına alınmıştır. Bakılan davada; her ne kadar ilgili mevzuat uyarınca norm kadro fazlası öğretmenlerin belirlendiği ve bunlardan tercihlerinin alındığı, alınan tercih listesi de dikkate alınarak atamaların yapıldığı, tercih yapmayanlar yönünden ise re'sen atamaların gerçekleştiği, somut olayda davacının hizmet puanı en düşük olması sebebiyle ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde kimya/kimya teknolojileri branşında norm fazlası olarak olarak belirlenip bu kapsamda da atamasının gerçekleştirildiği görülmekte ise de ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ne ilişkin 01.11.2023 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Norm Kadro Tespit Çizelgesi incelendiğinde kimya/kimya teknolojisi ders saatinin 32, norm durumunun 1 olarak belirlendiğinin yine 01.01.2025 tarihli sorgulama tarihli norm durumu çizelgesinde de kimya/ kimya teknolojisi ders saatinin 36, norm durumun 1 olarak belirlendiğinin görüldüğü, davacının atamasının yapıldığı ... Anadolu Lisesinden ihtiyaç nedeniyle 13.09.2024 tarihli işlem ile tekrar geçici olarak eski okulu olan ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde görevlendirildiği, akabinde 11.08.2025 tarihli kararname ile de tekrar atamasının ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ne yapıldığı görülmektedir. Bu durumda, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerle yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte incelendiğinde; Yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında, genel bilgi ve meslek dersleri toplam ders yükü 31-42 saat olması durumunda norm durumunun 2 olarak belirlendiği, davacının görev yaptığı ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ne ilişkin 01.11.2023 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Norm Kadro Tespit Çizelgesinde ise kimya/ kimya teknolojisi ders saatinin 32, norm durumunun 1, yine 01.01.2025 tarihli sorgulama tarihli norm durumu çizelgesinde de kimya/ kimya teknolojisi ders saatinin 36, norm durumun 1 olarak belirlendiğinin görüldüğü, bu nedenle 31-42 saat aralığında ders saati olan anılan okulun kimya/kimya teknolojileri dersi için 2 norm belirlenmesi gerekirken norm durumunun 1 olarak belirlenmesinin hatalı olduğu dikkate alındığında, davacının norm kadro fazlası olarak belirlenmesine ilişkin işlem ile norm kadro fazlası olduğundan bahisle atamasının re'sen ... Anadolu Lisesine yapılmasına ilişkin işleme yaptığı itirazın reddine ilişkin 09/09/2024 tarih ve E-113632699 sayılı işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Norm Kadro Yazılımı Yanlış Çalıştırılırsa Neler Olur? Norm kadro yazılımı yanlış çalıştırılırsa; 1-Branş bazında atanacak öğretmen sayıları az belirleniyor. 2-Ücretli öğretmenler görevlendirilmesinde talep meydana geliyor. 3-Az öğretmenle verimsiz çok iş yapılıyor. Yazılım Doğru Çalıştırılırsa Ne Kadar Boş Norm Kadro Ortaya Çıkar? Millî Eğitim Bakanlığının 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı istatistiklerine göre, örgün eğitimde 59 bin 336 resmî okul bulunmaktadır. Ekte sunduğumuz norm kadro tespit çizelgeleri ve tablodan hareketle her okulda en az 3 branşta norm ihtiyacı var iken yazılımın yanlış çalışması nedeniyle normun kapalı gösterildiğini varsayarsak ortalama 180 bin normun kapalı gösterildiği ortaya çıkmaktadır. 1- Varın siz hesaplayın; kaç öğretmen, her türlü yer değiştirmede, kontenjan yetersizliği nedeniyle yer değiştirememiştir? 2-Varın siz hesaplayın, boş olması gereken kaç norm haksız yere kapalı gösterilmiştir? 3-Varın siz hesaplayın, yazılım hatası nedeniyle kaç öğretmen norm fazlası olmaktadır? Kaç öğretmen eş durumu ve özür durumu gözetilmeden ilçe dışına resen atanmış veya tercihe zorlanmıştır? 4-Varın siz hesaplayın, ilk defa atanacak kaç öğretmen yazılım hatası nedeniyle atanamamaktadır? 5-Varın siz hesaplayın, kaç ücretli öğretmen yazılım hatası nedeniyle fazladan görev yapmaktadır? 6-Varın siz hesaplayın, yazılım hatası nedeniyle kaç derse yan branş veya okul yöneticisi girdiği için dersler verimli işlenememektedir?
Türkçe
50
112
468
59.8K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Levent Kuruoğlu
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu·
İKRAMİYEYİ İNEK İÇTİ, EK DERS DAĞA KAÇTI, ZAM AĞACA ÇIKTI, EK DERSE VERGİYİ BALTA KESTİ, VERİLEN SÖZLER SUYA DÜŞTÜ, UMUTLAR YANDI BİTTİ KÜL OLDU. Tam 20 yıldır ek derse bir kuruş zam yapılmadı... İkramiyeyi İnek İçti, Ek Ders Dağa Kaçtı, Dizüstü Bilgisayar Ağaca Çıktı, Verilen Sözler Suya Düştü, Ek Ödemeyi Balta Kesti, Umutlar Yandı Bitti Kül Oldu. İkramiyeyi İnek İçti 1-5 Kasım 2010 tarihlerinde yapılan 18. Millî Eğitim Şurası Kararlarının "Öğretmenin Yetiştirilmesi, İstihdamı Ve Mesleki Gelişimi" başlıklı bölümü 27. maddesi; "27. Öğretmen ve yöneticilerin ekonomik durumlarının iyileştirilmesi amacıyla her yıl kasım ayında bir maaş tutarında ikramiye verilmeli, ek ders ücretleri 12 TL'ye çıkarılmalı, görev aldığı projeler için ek ders ücreti tahakkuk ettirilmeli, yöneticilere ek ders ücreti yerine makam tazminatı ödenmeli ve ek ders ücretinin maaşlara yansıtılmasına yönelik düzenlemeler yapılmalıdır." hükümlerinde her yıl Kasım ayında bir ikramiye ödenmesi ve ek derslerin 12 TL'ye çıkarılması kararı alınmasına rağmen enflasyon oranında artan ek ders dışında 2026 yılına kadar bir arpa boyu yol alınmadı. Kısacası 18. Millî Eğitim Şurasında; ek ders 12 lira olacak kararı aldıydınız ne oldu, öğretmene bir ikramiye kararı aldıydınız ne oldu, Cevap veriyorum; Ek Ders Dağa Kaçtı, Zam Ağaca Çıktı, Ek Derse Vergiyi Balta Kesti Ek Ders Dağa Kaçtı Devam edelim 28 Ekim 2005 tarihinde öğretmenler günü öncesinde gazetelerde; "Öğretmenlerin ek ders ücretleri 3 kat artacak" başlığıyla "Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmenlerin 3,510 lira olan bir saatlik ek ders ücretlerinin 10 liraya çıkarılmasını öngören bir kanun taslağı hazırlayarak Başbakanlık'a gönderdi." şeklinde gündeme gelen ek derse zam hikâyesi bir türlü sonuçlanmamış, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in ek ders ücretlerini artırıyoruz açıklamasıyla beklentiye giren ve hükümetten gelen sinyaller doğrultusunda ümitleri sönen öğretmenler eylemlerde bulunmuşlardı. 24 Kasım 2005 Öğretmenler Günü'nde yapılacağı sözü verilen Öğretmen ek ders ücretini 3.510 TL'den 10 TL'ye yükseltme sözü veren Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile "Fatura 3 milyar YTL tutuyor" diyerek ek ders ücretlerini kırpma yoluna giden ve "Maliye Bakanı Kemal Unakıtan arasındaki anlaşmazlık ve gecikmeden dolayı aradan aylar geçmesine rağmen açıklanmamıştı. Başbakanın da devreye girmesiyle “Maliye çalışmalarını sürdürüyor. Ben istiyorum, Bakan Unakıtan istemiyor, bütçeye ek yük getiriyor" şeklinde beyanatlarda bulunan bakanlık 2006 yılında ek ders ücretlerine yapılan zam oranlarını açıklamıştı. Çelik, ek ders ücretlerinin saatinin 3.52 TL´den 5 TL´ye çıkarıldığını, bu konuda Maliye Bakanlığı ile mutabakata varıldığını söylemiş, yapılan zamla birlikte ek ders ücretlerinde yüzde 40 artışa gidildiğini, Ek ders ücretlerine yapılan zammın mevcut ek ders ücretinin 8 kat artışı anlamına geldiğini ifade eden Çelik'in bu açıklaması anlaşılamamıştı. 3,5 TL´yi 5 TL yapar iken zam yapılmış gibi gösterilmiş idarecilerin derse girmeleri, Yüksek lisans yapanların yüzde 25 ve Doktora yapanların yüzde 40 ek derslerinin kesilmesi, bazı öğretmenlerin ders dışı hazırlık ücretlerinin iptal edilmesi, ek ders hesabında haftalık hesaba geçilmesi nedenleriyle aslında toplamda zam yapılmamıştı. 28 Ekim 2005 tarihinde öğretmenler gününden önce ek dersler 10 TL olacak diyenler, 2006 yılında ancak 5 TL yapabilmişlerdir. Zam Ağaca Çıktı 2010 yılı öğretmenler gününden önce ek dersler 15 TL olacak diyenler şimdi kaç TL yapabilecekler? Her öğretmenler günü öncesinde verilen sözler tutulsaydı, 2005 yılında ek dersler 10 TL 2010 yılında ek dersler 15 TL olacaktı. Ek ders ücretleri aradan geçen 20 yıla rağmen ve enflasyon oranında zam alan 2026 yılında 160 TL civarındadır. Kısacası 2025 yılında yapılan zam haricinde bugüne kadar ek derse sıfır zam yapılmış sadece enflasyon zammı eklenmiştir. Ek Derse Vergiyi Balta Kesti Yetkili sendikanın 2021 yılında MEB Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik'e sunduğu öneriyle, öğretmenlere ödenen ek ders ücretlerinin vergiden muaf tutularak, vergi matrahına dâhil edilmemesi Bakanlıkça değerlendirmeye aldığı öneri uygun görülür ve ek ders vergiden muaf tutulursa, öğretmen maaşına yaklaşık 100 TL zam gelmesi söz konusu olacaktı. Verilen Sözler Suya Düştü 2003 de dönemin başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan "Sayın Başbakan, Türkiye'nin kaynakları yeterli değil. Biraz, bekleyin, 3 yıl sonra rahata kavuşacaksınız" demişti. Umutlar Yandı Bitti Kül Oldu Yukarıda hep verilen sözleri hatırlattık. 26 yıldır umutla yönetildik. Ama Umutlar Yandı Bitti Kül Oldu. 26 yıldır bekliyoruz. Dolayısıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 176. maddesindeki gösterge rakamları yükseltilerek, ek ders ücretleri günün şartlarına uygun hale getirilmeli ve ek ders gösterge rakamları iki katına çıkarılmalıdır. Bu nedenle hafta içi saat 18.00’den önceki ek dersler için 140 olan gösterge rakamı 280; hafta sonu ve hafta içi saat 18.00’den sonraki ek dersler için 150 olan gösterge rakamı 300 olarak belirlenmeli ve ek ders ücretleri iki katına çıkarılmalıdır..
Türkçe
18
159
662
36.1K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Mehmet63
Mehmet63@mehmetulug63·
Şanlıurfanın Eyyübiye ilçesinde Eğitim çalışanlarının promosyon süreciyle ilgili bugün yapılan görüşmelerde son teklif 85.500 TL (geri iadeli) olarak Akbank tarafından sunulmuştur. Henüz resmi sözleşme imzalanmamıştır. Ancak biz, emeğimizin karşılığının bu rakam olmadığını düşündüğümüz için komisyon tutanağına kabul etmediğimize dair şerhimizi koyduk. (Fotoğrafı mevcuttur.) Yetkili sendika olarak komisyon sürecini yakından takip etmeye devam devam edeceğiz. Şu an için teklif edilen rakamın üzerine çıkılması ve ek avantajlar sağlanması adına bankalarla görüşmelerimiz devam etmektedir. Özellikle promosyon tutarına ek olarak chip-para ve benzeri avantajların verilmesi konusunda bankalarla temaslarımız sürmektedir. Bununla birlikte faizsiz kredi imkânı sağlanabilmesi için de bankalarla görüşmeler yapılmaktadır. Promosyonu alacak banka bu imkânı sunmasa dahi, Hürriyetçi Eğitim-Sen olarak farklı bankalarla yaptığımız görüşmeler sonucunda üyelerimize faizsiz kredi seçeneği sunulması için çalışmalar yürütüyoruz. Şunu özellikle bilmenizi isteriz ki; promosyon sürecini yakından takip ediyoruz ve eğitim çalışanlarının hakkını alması için mücadelemiz devam ediyor. Gelişmeleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Mehmet ULUĞ Hürriyetçi Eğitim Sen Şanlıurfa 1 Nolu Şube Başkanı @leventkuruoglu @OmerOzyavuz06 @AjansUrfa @HurEgitimSen
Şanlıurfa, Türkiye 🇹🇷 Türkçe
2
12
42
5.1K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Levent Kuruoğlu
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu·
YÜKSEK LİSANS VEYA DOKTORA YAPMIŞ OLAN ÖĞRETMENLERE 8 BAŞLIKTA ARTIRIMLI EK DERS ÖDENMESİNİN YOLU KAPATILMIŞ ATÖLYE VE LABORATUVAR ÖĞRETMENLERİ İSE KURBAN EDİLMİŞTİR Toplu Sözleşmelerde yetkili sendika Eğitim Bir-Sen’in öğretmene verdiği zararlar-2 8. Dönem Toplu Sözleşmesiyle yüksek lisans ve doktora yapmış olan yönetici ve öğretmenlere 8 başlıkta artırımlı ek ders ücreti ödenmemesi hükmü getirilmiş özellikle işletmelerde meslek eğitimi ve staj kapsamındaki görevler ile planlama ve bakım-onarım görevlerini yapan yüksek lisans veya doktora yapmış atölye ve laboratuvar öğretmenleri; eğitim çalışanlarının hakkını koruduğunu iddia eden yetkili sendika Eğitim Bir-Sen tarafından parasal haklarından yoksun bırakılmış, maddi zarara uğratılmış ve hak kaybına neden olunmuş hatta dava açmaları bile engellenmiştir. Şöyle ki; Yüksek lisans veya doktora yapmış, atölye ve laboratuvar öğretmenleri, rehber öğretmenler ile yöneticiler artırımlı ek ders ücreti alabilmek için dava açıyorlar ve açılan davaların tamamı kazanılıyordu. Açılan davaların önüne geçmek amacıyla; 8. Dönem Toplu Sözleşmesinin, “Lisansüstü öğrenim görmüş yönetici ve öğretmenlerin ek ders ücreti” başlıklı 8. maddesi 1. fıkrasındaki, “MADDE 8- (1) Milli Eğitim Bakanlığına bağlı örgün ve yaygın eğitim kuramlarında görev yapan yönetici ve öğretmenlerden yüksek lisans ve doktora yapmış olanlara, fiilen girdikleri dersler için ödenecek ek ders ücretleri ile 2006/11350 sayılı Kararın 10 uncu maddesi uyarınca ders niteliğinde yönetim görevi karşılığı ödenecek ek ders ücretleri sırasıyla %7 ve %20 artırımlı ödenir. (2) Birinci fıkra hükmü, işletmelerde meslek eğitimi ve staj kapsamındaki görevler ile hazırlık ve planlama, planlama ve bakım-onarım, öğrenci sosyal ve kişilik hizmetleri, sınav, nöbet ve belleticilik gibi fiilen derse girilmeksizin yürütülen görevler için ödenecek ek ders ücretleri ile anılan Kararın 10 uncu maddesinde sayılmayan yönetim görevleri kapsamında ödenecek ek ders ücretleri için uygulanmaz. ” hükümleriyle yüksek lisans ve doktora yapmış olan öğretmenlere ödenmekte olan artırımlı ek ders ücretine, Ek Dersle İlgili Kararın 10. maddesine göre ek ders almakta olan rehber öğretmenler ile yöneticilerde eklenerek artırımlı ek ders alma sorunu çözülmüştür. 8 BAŞLIKTA ARTIRIMLI EK DERS ÖDENMESİNİN YOLU KAPATILMIŞTIR Fakat 8. Dönem Toplu Sözleşmesinin “Lisansüstü öğrenim görmüş yönetici ve öğretmenlerin ek ders ücreti” başlıklı 8. maddesi 2. fıkrasındaki, “MADDE 8- (2) Birinci fıkra hükmü, işletmelerde meslek eğitimi ve staj kapsamındaki görevler ile hazırlık ve planlama, planlama ve bakım-onarım, öğrenci sosyal ve kişilik hizmetleri, sınav, nöbet ve belleticilik gibi fiilen derse girilmeksizin yürütülen görevler için ödenecek ek ders ücretleri ile anılan Kararın 10 uncu maddesinde sayılmayan yönetim görevleri kapsamında ödenecek ek ders ücretleri için uygulanmaz. ” hükümleriyle de; 1- İşletmelerde meslek eğitimi ve staj kapsamındaki görevler 2- Hazırlık ve planlama, 3- Planlama ve bakım-onarım, 4- Öğrenci sosyal ve kişilik hizmetleri, 5- Sınav, 6- Nöbet 7- Belleticilik gibi fiilen derse girilmeksizin yürütülen görevler için ödenecek ek ders ücretleri 8- Ek Dersle İlgili Kararın 10. maddesinde sayılmayan yönetim görevlerine yüksek lisans ve doktora yapmış olan yönetici ve öğretmenlere 8 başlıkta bir çok ek ders alınabilen görevlere kısıtlamayla ek ders ücreti ödenmemesi hükmü getirilmiştir. YÜKSEK LİSANS VEYA DOKTORA YAPMIŞ ATÖLYE VE LABORATUVAR ÖĞRETMENLERİ KURBAN EDİLMİŞTİR Bu hükümlerde özellikle işletmelerde meslek eğitimi ve staj kapsamındaki görevler ile planlama ve bakım-onarım görevlerini yapan yüksek lisans veya doktora yapmış atölye ve laboratuvar öğretmenleri; eğitim çalışanlarının hakkını koruduğunu iddia eden yetkili sendika Eğitim Bir-Sen tarafından parasal haklarından yoksun bırakılmış, maddi zarara uğratılmış ve hak kaybına neden olunmuş adete kurban edilmiştir. YÜKSEK LİSANS VEYA DOKTORA YAPMIŞ ATÖLYE VE LABORATUVAR ÖĞRETMENLERİ TARAFINDA AÇILAN DAVALAR KAZANILIYOR İKEN ARTIK BU KONUDA DAVA AÇMA HAKLARI BİLE ELİNDEN ALINMIŞTIR Halbuki; Yüksek lisans veya doktora yapmış atölye ve laboratuvar öğretmenleri “Lisansüstü öğrenim görmüş yönetici ve öğretmenlerin ek ders ücreti” başlıklı 8. maddesi 2. fıkrasındaki hükümler olmasaydı, sadece 1. fıkra olsaydı açtıkları davaları kazanacaklar ve artırımlı ek ders almaya devam edeceklerdi. Örneğin; 6. Dönem Toplu Sözleşmesinin 36. maddesindeki, “Lisansüstü öğrenim gören öğretmenlere ilave ek ders ücreti MADDE 8- (1) Milli Eğitim Bakanlığına bağlı örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerden yüksek lisans ve doktora yapmış olanlara, fiilen girdikleri dersler için ödenecek ek ders ücretleri sırasıyla %7 ve %20 artırımlı ödenir.” 7. Dönem Toplu Sözleşmesinin 8. maddesindeki, “Lisansüstü öğrenim gören öğretmenlere ilave ek ders ücreti MADDE 8- (1) Milli Eğitim Bakanlığına bağlı örgün ve yaygın eğitim kuramlarında görev yapan öğretmenlerden yüksek lisans ve doktora yapmış olanlara, fiilen girdikleri dersler için ödenecek ek ders ücretleri sırasıyla %7 ve %20 artırımlı ödenir.” Hükümlerine göre Yüksek lisans veya doktora yapmış atölye ve laboratuvar öğretmenleri açmış olduğu davaları kazanıyor ve yargı kararı sonrasında sürekli olarak artırımlı ek derslerini alabiliyordu. EĞİTİM BİR-SEN TARAFINDAN KAZANDIK DENİLEN YARGI KARARI NEDEN YAyINLANMIYOR? Bunu nereden görebiliyoruz. Yetkili Sendika Eğitim Bir Sen tarafından ebs.org.tr/haber/alan-sef… linkinde “ALAN ŞEFİ ÜYEMİZİN ARTIRIMLI EK DERS TALEBİ İÇİN VERDİĞİMİZ MÜCADELEYİ KAZANDIK” başlığı altında yayımlanan haberde; “Eğitim Bir-Sen olarak Ankara’da bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde koordinatör ve alan şefi olarak görev yapan yüksek lisans mezunu üyemizin ek ders ücretlerinin artırımlı ödenmesi talebinin idare tarafından “fiilen derse girmediği” gerekçesiyle reddedilmesi üzerine açtığımız davada mahkeme üyemiz lehine karar verdi.” açıklamasında bulunmuştur. İşte bu kazanılan dava 7. Dönem Toplu Sözleşmesinin 8. maddesindeki, “Lisansüstü öğrenim gören öğretmenlere ilave ek ders ücreti MADDE 8- (1) Milli Eğitim Bakanlığına bağlı örgün ve yaygın eğitim kuramlarında görev yapan öğretmenlerden yüksek lisans ve doktora yapmış olanlara, fiilen girdikleri dersler için ödenecek ek ders ücretleri sırasıyla %7 ve %20 artırımlı ödenir.” hükümlerine göre kazanılmıştır. Her ne hikmetse sendikalar kazanmış oldukları yargı kararlarını sitelerinde yayınlamakta iken Eğitim Bir-Sen bu kararı neden internet sitesinde yayınlamamıştır. Çünkü karar yayınlandığında gerçekler ortaya çıkacak yargı kararı incelendiğinde 7. Toplu Sözleşme hükmüne göre kazanıldığı anlaşılacaktır. 1 Ocak 2026 dan önce yüksek lisans veya doktora yapmış atölye ve laboratuvar öğretmenlerinden açtıkları davaları kazananların bu hakları 8. Dönem Toplu sözleşmesinin “Lisansüstü öğrenim görmüş yönetici ve öğretmenlerin ek ders ücreti” başlıklı 8. maddesi 2. fıkrasındaki hükümleri ile işlevsiz hala gelecek ve artırımlı ak ders almaları sekteye uğrayacaktır. Eğitim Bir-Sen tarafından kazandık diye açıklanan bu yargı kararındaki atölye ve laboratuvar öğretmeni arkadaşımız ne yazık ki, 1 Ocak 2026 dan sonra yürürlüğe giren 8. Dönem toplu sözleşmesine göre artırımlı ek ders almaya devam edemeyecektir. Çünkü dava 7. Toplu Sözleşme hükmüne göre kazanılmıştır. Ve 7. Dönem toplu sözleşmesinin yürürlük süresi 31 Aralık 2025 te son bulmuştur. Dolayısıyla yüksek lisans veya doktora yapmış atölye ve laboratuvar öğretmenleri tarafından 8. Dönem Toplu Sözleşmesine göre artırımlı ek ders talebiyle açılan hiç bir dava artık kazanılmayacaktır. Yetkili sendika Eğitim Bir-Sen öğretmenlerin bu konuda dava açma haklarını bile elinden almıştır. Peki, yüksek lisans veya doktora yapmış atölye ve laboratuvar öğretmenleri aslında açılan davaları kazanıyor iken yetkili sendika Eğitim Bir-Sen bu işi nasıl başarmıştır? Çünkü, eğitim çalışanlarının hakkını koruduğunu iddia eden yetkili sendika Eğitim Bir-Sen kaş yaparken göz çıkarmıştır. Yüksek lisans veya doktora yapmış rehber öğretmenler ile yöneticilerin artırımlı ek ders ücreti alabilmelerinin önünü açarken 8 başlıkta bir çok ek ders alınabilen görevlere kısıtlama getirmiş artırımlı ek ders ödenmesinin yolunu kapatmıştır. Özellikle Yüksek lisans veya doktora yapmış Atölye ve laboratuvar öğretmenlerinin işletmelerde meslek eğitimi ve staj kapsamındaki görevler ile planlama ve bakım-onarım görevlerine kısıtlama getirmiş artırımlı ek ders ödenmesinin yolunu kapatmıştır. Eğitim çalışanlarının hakkını koruduğunu iddia eden yetkili sendika Eğitim Bir-Sen bunları neden talep etmiş veya neden bu dayatmayı kabul etmiş ve toplu sözleşmeyi imzalamıştır. Aslında toplu sözleşmeler vasıtasıyla kamu görevlilerinin sahip oldukları haklara ilave bazı haklar elde etmeleri sağlanmakta iken Eğitim Bir- Sen bu davranışıyla, Yüksek lisans veya doktora yapmış Atölye ve laboratuvar öğretmenlerinin parasal haklarından yoksun bırakılmasına, maddi zarara uğratılmasına ve hak kaybına neden olmuştur.
Türkçe
11
79
298
23.8K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Levent Kuruoğlu
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu·
1. Dereceye Gelen Tüm Kamu Çalışanlarına 3600 Ek Gösterge Verilmelidir Bilindiği üzere 5 Temmuz 2022 tarih ve 31887 sayılı “Torba Yasa” ile 3600 ek gösterge kapsamı genişletilmiş ve 1. dereceye gelmiş olmak şartıyla tüm öğretmenler, 2 yıl ve üzeri yükseköğrenim mezunu emniyet personeli, 2 yıl ve üzeri yükseköğrenim mezunu tüm sağlık çalışanları ve din görevlileri 3600 ek gösterge kapsamına alınmıştır. 3 Eylül 2023 tarih ve 32298 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2024-2025 yıllarına yönelik Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarına İlişkin Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı’nın “Ek gösterge çalışması” başlıklı 50. maddesinde ise; “(1) Kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınarak, 1. derecedeki bazı memurlar ve diğer kamu görevlilerinin 3600 ek gösterge rakamından faydalandırılması hususunda yetkili konfederasyonun katkısıyla yapılacak çalışma bu toplu sözleşme döneminde tamamlanacaktır.” hükmü bulunmasına rağmen, 1. derecedeki memurlar ve diğer kamu görevlilerinin 3600 ek gösterge rakamından faydalanması hususunda herhangi bir adım atılmamıştır. 1 Mayıs 2023 tarihinde dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, Memur-Sen Genel Kurulu’nda; “15 Mayıs’tan itibaren kollarımızı sıvayacağız, önümüzdeki kapatamadığımız dosyaları açıp çözeceğiz. 15 Mayıs’ta tartışma yok, elbette biz olacağız. Büyük Türkiye yolundaki yürüyüşümüz devam edecek. 3600 ek göstergeyi 1. dereceye gelen tüm çalışanların müktesep hakkı olarak düzenlemek gerekir, kanun teklifimiz hazır.” ifadelerini kullanmıştır. 14 Mayıs 2023 tarihli Türkiye genel seçimleri öncesinde, 11 Mayıs 2023 tarihinde HAK-İŞ Genel Kurulu’na katılan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan; ücrette adaleti ve çalışma barışını korumakta kararlı olduklarını, kanuni düzenleme gerektirdiği için yeni yasama döneminde atacakları adımlardan birinin de birinci dereceye geldiği hâlde 3600 ek gösterge alamayan memurlara yönelik olacağını ifade ederek; “Birinci dereceye inen ve şartları tutan tüm memurlarımızın 3600 ek gösterge hakkından yararlanabilmesini sağlayacağız. Memurlarımız gönüllerini ferah tutsunlar, müsterih olsunlar. Bize güvenmeye, hükümetlerine inanmaya devam etsinler. Biz hiçbir çalışanımızın hakkını yemeyiz, yenilmesine de izin vermeyiz.” açıklamasında bulunmuştur. 2 Kasım 2023 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Bakanlığının 2024 yılı bütçesine ilişkin yaptığı sunumda, 3600 ek gösterge düzenlemesi ile çalışan ve emekli 5,3 milyon kamu personeli ve bunların hak sahiplerinin ek göstergelerinin yeniden belirlendiğini anımsatarak; “Öğretmenler, sağlık çalışanları, polisler ve din görevlilerinin ek göstergelerinin 3600’e yükseltilmesinin yanı sıra uzman jandarma ve uzman erbaşlar, avukatlar, şube müdürleri, müdürler ve müdür yardımcıları ile taşra uzman ve denetmenlerinin de ek gösterge rakamları 3600’e yükselmiştir. Yine bazı istisna unvanlarda daha yüksek veya daha düşük artış olmakla birlikte tüm kamu görevlilerinin ek gösterge rakamları 600 puan artırılmıştır. Bununla beraber, birinci dereceye yükselen devlet memurlarımız için 3600 ek gösterge düzenlemesini de hükümet olarak hayata geçireceğiz.” demiştir. Tüm bu açıklamalara rağmen yıllardır 1. dereceye gelen kamu çalışanları 3600 ek gösterge rakamından faydalandırılmayarak kamu çalışanları arasında adaletsizlik yaşanmasına neden olunmuş, çalışma barışı bozulmuştur. Söz konusu bu adaletsizliğin “eşit işe eşit ücret” ilkesi çerçevesinde acilen giderilmesi gerekmektedir.
Levent Kuruoğlu tweet media
Türkçe
9
75
202
7.5K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Levent Kuruoğlu
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu·
TÜM EK ÖDEMELER EMEKLİ MAAŞI HESABINA KATILMALIDIR Kamu görevlileri emekli olduklarında maaşlarında ortaya çıkan ciddi düşüş nedeniyle mağdur olmakta, bu nedenle emekli olmaktan kaçınmaktadırlar. Kamu görevlilerinin emekliliklerinde de mevcut ekonomik statülerini koruyabilmeleri için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Bu kapsamda kamu görevlilerinin maaşlarının, ek ödemelerinin, ek derslerinin, uzman ve başöğretmenlik tazminatlarının ve fazla çalışma ücretlerinin tamamı emekli keseneği matrahına dahil edilmeli ve emekli maaşı hesaplamasına katılmalıdır. Devlet memurlarının maaşını oluşturan bütün kalemler ile özel hizmet tazminatı, ek ödeme, ek ders, döner sermaye, fazla çalışma ücreti, ikramiye, sosyal denge tazminatı, uzman ve başöğretmenlik tazminatları ve diğer tüm ödemeler de emekli keseneğine dahil edilmeli; buna bağlı olarak emekli maaşlarının yükselmesi sağlanmalıdır. Ayrıca uzman ve başöğretmenlik tazminatı, askerlikteki unvanlarda olduğu gibi emeklilikte de alınmaya devam edilmelidir.
Türkçe
17
161
627
31.4K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Levent Kuruoğlu
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu·
Toplu Sözleşmelerde Yetkili Sendika Memur-Sen’in Memura Verdiği Zararlar – 1 (Aile Yardımı Ödeneği) Memurun hakkını koruduğunu iddia eden yetkili sendika Memur-Sen, kanundan ve mevzuattan habersiz şekilde, toplu sözleşmelerin “Aile yardımı ödeneğinden geriye dönük yararlanma” başlıklı maddelerinde yer alan ve “Aile yardımı ödeneğinden üç ay geriye dönük ödeme yapılır.” anlamına gelen hükümlere göre, memurun aile yardımı ödeneğinden yararlanabileceği tarihten önceki belirlenen bir tarihe kadar üç ay geriye dönük aile yardımı ödemesi verilmesini talep etmiş ve toplu sözleşmeleri bu şekilde imzalamıştır. Peki, aslında kanuna göre geriye dönük 5 yıl alınabilmekte olan aile yardımında, geriye dönük ödemeyi belirlenen bir tarihe kadar 3 ayla sınırlayan yetkili sendika Memur-Sen bu işi nasıl başarmıştır? Oysa toplu sözleşmeler vasıtasıyla kamu görevlilerinin sahip oldukları haklara ilave yeni haklar elde etmeleri amaçlanmaktadır. Ancak Memur-Sen, bu talebiyle mevzuatta yer almayan kısıtlamalar getirerek memurların parasal haklarından yoksun bırakılmasına, maddi zarara uğratılmasına ve hak kaybına neden olmuştur. Şöyle ki; 6. Dönem Toplu Sözleşmesinin 36. maddesinde; “Aile yardımı ödeneğinden geriye dönük yararlanma MADDE 36- (1) Aile yardımından yararlanılabilecek eş ve çocuk durumunda meydana gelen değişiklikleri daha sonraki tarihlerde bildiren personele, ilgili mevzuatı uyarınca aile yardımı ödeneği verilmesi koşullarının mevcut olması ve 01/10/2021 tarihinden öncesine taşmaması kaydıyla, anılan bildirime dayanılarak aile yardımı ödeneğinden yararlanabileceği tarihten önceki üç aya kadar olan dönem için de aile yardımı ödenekleri verilir.” 7. Dönem Toplu Sözleşmesinin 35. maddesinde; “Aile yardımı ödeneğinden geriye dönük yararlanma MADDE 35- (1) Aile yardımından yararlanılabilecek eş ve çocuk durumunda meydana gelen değişiklikleri daha sonraki tarihlerde bildiren personele, ilgili mevzuatı uyarınca aile yardımı ödeneği verilmesi koşullarının mevcut olması ve 01/10/2023 tarihinden öncesine taşmaması kaydıyla, anılan bildirime dayanılarak aile yardımı ödeneğinden yararlanabileceği tarihten önceki üç aya kadar olan dönem için de aile yardımı ödenekleri verilir.” 8. Dönem Toplu Sözleşmesinin 35. maddesinde; “Aile yardımı ödeneğinden geriye dönük yararlanma MADDE 35- (1) Aile yardımından yararlanılabilecek eş ve çocuk durumunda meydana gelen değişiklikleri daha sonraki tarihlerde bildiren personele, ilgili mevzuatı uyarınca aile yardımı ödeneği verilmesi koşullarının mevcut olması ve 01/10/2025 tarihinden öncesine taşmaması kaydıyla, anılan bildirime dayanılarak aile yardımı ödeneğinden yararlanabileceği tarihten önceki üç aya kadar olan dönem için de aile yardımı ödenekleri verilir.” Bu hükümlerle, aile yardımı ödeneğinden belirlenen tarihe kadar en fazla üç ay geriye dönük ödeme yapılması kararlaştırılmıştır. Oysa toplu sözleşmelerin amacı kamu görevlilerinin sahip oldukları haklara ilave haklar kazandırmaktır. Ancak yukarıdaki düzenlemeler incelendiğinde, memurlara yeni bir hak verilmesinden ziyade zaten var olan bir hakkın kısıtlandığı açıkça görülmektedir. Peki bu nasıl olmuştur? Aile yardımı; Anayasamızda yer alan sosyal devlet ilkesi ve ailenin korunması ilkesi gereği, ayrıca taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerde yer alan devletin anne ve çocukların korunması için aile yardımları ve mali düzenlemeler dahil her türlü tedbiri alacağına ilişkin hükümler doğrultusunda düzenlenmiş olan bir haktır. Bu yardım; aynı statüde çalışan kamu görevlilerinden, eş ve çocukları nedeniyle fazladan mali yük taşıyanlara verilmekte olup ücrette adaletin sağlanmasına katkı sağlayan memurun mali özlük haklarından biridir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Aile Yardımı Ödeneği” başlıklı 202. maddesinde; “Evli bulunan Devlet memurlarına aile yardımı ödeneği verilir. Bu yardım; memurun her ne şekilde olursa olsun menfaat karşılığı çalışmayan veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eşi için 1500, çocuklarından her biri için 250 gösterge rakamının (72 nci ay dahil olmak üzere 0-6 yaş grubunda yer alan çocuklar için bir kat artırımlı) aylık katsayısı ile çarpılması sonucu elde edilecek miktar üzerinden ödenir.” hükmü yer almaktadır. “Aile yardımı ödeneğinin ödeme usulü” başlıklı 203. maddesinde; “Aile yardımı ödeneği Devlet memurlarına her ay aylıklarıyla birlikte ödenir.” hükmü yer almaktadır. “Aile yardımı ödeneğine hak kazanma” başlıklı 204. maddesinde ise; “Memur, eş için ödenen aile yardımı ödeneğine evlendiği; çocuk için ödenen yardıma da çocuğunun doğduğu tarihi takip eden ay başından itibaren hak kazanır.” hükmü bulunmaktadır. Görüldüğü üzere 657 sayılı Kanun’da aile yardımı bildiriminin verilmesi için herhangi bir süre şartı öngörülmemiştir. Ayrıca geriye dönük talep edilmesini engelleyen bir hüküm de bulunmamaktadır. Harcama Belgeleri Yönetmeliği’nde de buna ilişkin bir sınırlama yer almamaktadır. Dolayısıyla memurların verecekleri bildirimlere dayanarak geriye dönük aile yardımı talep etmelerinin önünde hukuki bir engel bulunmamaktadır. Ancak toplu sözleşmelerde yer alan “üç ay geriye dönük ödeme” sınırlaması, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmiş borçlar” başlıklı 34. maddesinin 3. fıkrasına da aykırıdır. Söz konusu maddede; “İlgili olduğu mali yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde, alacaklıları tarafından geçerli bir mazerete dayanmaksızın yazılı talep edilmediğinden veya belgeleri verilmediğinden dolayı ödenemeyen borçlar zamanaşımına uğrayarak kamu idareleri lehine düşer.” hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, kamu alacaklarının beş yıl içinde talep edilmesi halinde ödenmesi mümkündür. Tüm bunlara rağmen memurun hakkını koruduğunu iddia eden yetkili sendika Memur-Sen, kanundan ve mevzuattan habersiz şekilde, memurun aile yardımı ödeneğinden yararlanabileceği tarihten önceki belirlenen bir tarihe kadar sadece üç ay geriye dönük ödeme yapılmasını talep etmiş ve bu şekilde toplu sözleşmeleri imzalamıştır. Oysa sendikaların temel görevi, memurların mevcut haklarını korumak ve yeni haklar elde etmektir. Ancak bu örnekte Memur-Sen, kanuna göre 5 yıl geriye dönük alınabilecek bir hakkı 3 ay ile sınırlayarak, memurların parasal haklarından mahrum bırakılmasına, maddi zarara uğramasına ve hak kaybı yaşamasına neden olmuştur. Kaldı ki normlar hiyerarşisi gereğince, alt düzenleyici işlemler üst hukuk normlarına aykırı olamaz ve mevcut hakları daraltamaz. Dolayısıyla Devlet Memurları Kanunu ve ilgili mevzuatta geriye dönük ödeme konusunda herhangi bir sınırlama bulunmamasına rağmen, toplu sözleşme ile bu hakkın daraltılması hukukun genel prensiplerine açıkça aykırıdır. Sonuç olarak, yetkili sendika Memur-Sen; kanuna göre 5 yıl geriye dönük alınabilecek aile yardımı ödeneğini, toplu sözleşme hükümleriyle 3 ayla sınırlandırarak memurların mevcut hakkını daraltmış ve önemli bir hak kaybına yol açmıştır.
Levent Kuruoğlu tweet media
Türkçe
23
63
276
19.1K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Levent Kuruoğlu
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu·
Bir okul düşünün… 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde okul müdürü, WhatsApp grubundan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili bir paylaşım yapıyor. Okuldan 4 kadın öğretmen arkadaşımız ise paylaşımın altına beğeni yapmıyor. Bunun üzerine okul müdürü, beğeni yapmayan bu 4 öğretmene ceza veriyor. Şaka gibi değil mi? Yanlış okumadınız. Bu olay tamamen gerçek. Uşak Muzaffer Mert İlkokulu müdürü, WhatsApp grubundaki paylaşımını beğenmeyen 4 öğretmene ceza vermiştir. Bu konuda gerek Bakanlığın gerekse Uşak İl Millî Eğitim Müdürlüğü’nün süreçle ilgili gereğini yapacağına inanıyorum. @Yusuf__Tekin @tcmeb @usakilmem @TC_UsakValiligi
Levent Kuruoğlu tweet media
Türkçe
243
258
800
126.7K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Levent Kuruoğlu
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu·
2023 yılında atanan sözleşmeli öğretmenlerimizin yaz tatilindeki mazeret atamalarına başvurmaları sağlanırsa kıyamet kopmaz. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2023 yılında atanan ve 3 yıllık zorunlu hizmet süresini henüz tamamlayamayan öğretmenlerin bu yaz yapılacak eş durumu atamalarına dâhil edilmesinin mevcut yasal düzenleme çerçevesinde mümkün olmadığını açıkladıktan sonra “Kanuna aykırı olmamak koşuluyla bir şey yapabilir miyiz, bakacağız.” diyerek konuyu değerlendireceklerini söyledi. Peki uygulamada durum nedir? Söz konusu bu talepler, güvenlik soruşturmaları vs. sebeplerle öğretmenlerin kendilerinden kaynaklanmayan nedenlerle 30 Eylül tarihinden sonra göreve başlamaları nedeniyle her yıl sürekli olarak gündeme gelmiş ve bugüne kadar Bakanlığımız mevzuata aykırı olarak bu talepleri olumlu karşılamıştır. Örneklendirecek olursak, 2025 YAZ TATİLİ ÖĞRETMENLERİN İLLER ARASI MAZERETE BAĞLI YER DEĞİŞTİRME DUYURUSU’nun “A. GENEL AÇIKLAMALAR” başlıklı bölümünün 1. maddesindeki, “Bakanlığımız kadrolarında görev yapan öğretmenler bu duyuru kapsamında başvuruda bulunabilecektir. Sözleşmeli öğretmen olarak görev yapmakta iken kadrolu öğretmenliğe atananlar 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla sözleşmeli ve kadrolu toplam üç yıllık çalışma süresini tamamlamaları hâlinde bu duyuru kapsamında başvuruda bulunabileceklerdir.” açıklamasıyla Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin ilgili maddelerinde “Çalışma sürelerinin hesabında yer değiştirme yapılacak yılın 30 Eylül tarihi esas alınır.” şeklindeki hükümlerine göre çalışma sürelerinin hesabında 30 Eylül tarihi esas alınır kuralına aykırı olarak bu duyuruda 31 Aralık tarihinin baz alınacağını açıklamıştır. Yani Bakanlık bu konuda yıllardır kuralsızlığı kural hâline getirmiştir. Şimdi ise getirmeyeceğim demektedir. Fakat 2023 yılı Mayıs ayında sözleşmeli öğretmen olarak atanan ancak kendi iradeleri dışında göreve 2023 Eylül ayında başlayan öğretmenlerimiz bulunmaktadır. Bu öğretmenlerimiz göreve başladıkları gün itibarıyla kadrolu öğretmenliğe atanacaklardır. Dolayısıyla bu öğretmenlerimiz kendi iradeleri dışında gerçekleşen çok kısa bir süre nedeniyle 2026 Yılı Yaz Tatili Öğretmenlerin Mazerete bağlı Yer Değiştirmelerinde başvuruda bulunmayacaklardır. Yani bu öğretmenlerimiz sağlık veya eş durumu nedeniyle yer değiştiremeyeceklerdir. Aile kutsaldır. Sağlığımız çok önemlidir. Dolayısıyla bu öğretmenlerimizin haklı ve yerinde olan bu talepleri dikkate alınırsa kıyamet kopmaz. Bu nedenlerle, mazeret durumuna bağlı yer değiştirmelere ilişkin 2026 Yılı Yaz Tatili Öğretmenlerin İller ve İlçe Grupları Arası Mazerete Bağlı Yer Değiştirme Duyurusu’nda 2023 Eylül ayında göreve başlatılan sözleşmeli öğretmenlerimizin durumunun dikkate alınarak mazeret başvurularında bulunulmasının sağlanması ve bu tür taleplerin sürekli olarak gündeme gelmesi ve bu talepleri Bakanlığımızın olumlu karşılaması yerine tüm personelin her türlü atama ve yer değiştirme işlemlerinde çalışma sürelerinin hesabında; yani mazeret, il içi-il dışı yer değiştirme, yönetici atama, çeşitli okul ve kurumlara atama, sınavlara başvurma vb. işlemlerde 31 Aralık tarihi esas alınarak hesaplama yapılması gerekmektedir.
Levent Kuruoğlu tweet media
Türkçe
4.6K
439
854
53.2K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Levent Kuruoğlu
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu·
Yozgat Merkez Cumhuriyet Ortaokulu Müdürü Fatih Bilir, bir öğrenci yakını tarafından makam odasında darp edilmiş, burnu kırılarak Yozgat Şehir Hastanesinde tedavi altına alınmıştır. Meslektaşımıza acil şifalar diliyorum. Eğitim yöneticimize yönelik bu alçak saldırıyı en sert şekilde kınıyoruz. Okullarımıza yönelik şiddete asla müsamaha gösterilemez. Saldırganın en ağır şekilde cezalandırılması için sürecin takipçisi olacağız.
Türkçe
21
110
304
23.3K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Mustafa Tolga PİŞKEN
Mustafa Tolga PİŞKEN@mtpisken·
Beylikdüzü Dr. Ayla Savaş Ortaokulu’nda Üyemiz - Meslektaşımız’a karşı yapılan tehditler asla kabul edilemez. Söz konusu olayı öğrenir öğrenmez Hürriyetçi Eğitim SEN Genel Merkezimiz (@HurEgitimSen ) ve Genel Başkanımız Levent Kuruoğlu’na (@leventkuruoglu ) konunun hassasiyeti ve önemi bildirilmiştir. Bilinmesini isteriz ki meslektaşımızın-üyemizin yaşadığı durumla alakalı tüm hukuksal süreç Sendika Genel Merkezimiz, Şubemiz ve Avukatlarımız tarafından titizlikle ele alınıp takip edilecektir. Söz konusu tehtit içeriğini öğrenir öğrenmez Kamu Adına Cumhuriyet Savcılığına Suç Duyurusunda bulunan Beylikdüzü Kaymakamı Sn Bülent Karacan’a (@bulent_karacan_ @TC_Beylikduzu ), Konuyla alakadar olan Beylikdüzü İlçe Milli Müdürü Zekeriya Postacı’ya (@zekeriyaz @Beylikduzu_mem ) ve Şube Müdürü Fethi Güngör’e (@fethigungor23 ) teşekkür ederiz…
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu

ÖĞRETMENE YÖNELİK TEHDİT ASLA KABUL EDİLEMEZ İstanbul Beylikdüzü Dr. Ayla Savaş Ortaokulu’nda görev yapan bir kadın öğretmenimiz hakkında, bir veli tarafından İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne gönderilen e-postada açıkça fiziksel şiddet tehdidinde bulunulmuştur. “O öğretmeni okul içinde veya okul çıkışında yakalar ve fiziki olarak şiddete başvururum. Haziran ayına kadar evinde ya da hastanede raporu ile yatar.” İfadeleriyle açıkça tehdit etmiştir. Öğretmenimize yönelik bu açık tehdit asla kabul edilemez. Yetkilileri derhal göreve davet ediyor; bu açık tehdidi savuran kişi hakkında gerekli adli ve idari işlemlerin gecikmeksizin başlatılmasını, öğretmenimizin, öğrencilerin ve okul personelinin güvenliğinin sağlanmasını talep ediyorum. @tcmeb, @adalet_bakanlik @TC_icisleri @istanbul_EGM @TC_icisleri

Türkçe
9
49
115
9.7K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Levent Kuruoğlu
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu·
ÖĞRETMENE YÖNELİK TEHDİT ASLA KABUL EDİLEMEZ İstanbul Beylikdüzü Dr. Ayla Savaş Ortaokulu’nda görev yapan bir kadın öğretmenimiz hakkında, bir veli tarafından İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne gönderilen e-postada açıkça fiziksel şiddet tehdidinde bulunulmuştur. “O öğretmeni okul içinde veya okul çıkışında yakalar ve fiziki olarak şiddete başvururum. Haziran ayına kadar evinde ya da hastanede raporu ile yatar.” İfadeleriyle açıkça tehdit etmiştir. Öğretmenimize yönelik bu açık tehdit asla kabul edilemez. Yetkilileri derhal göreve davet ediyor; bu açık tehdidi savuran kişi hakkında gerekli adli ve idari işlemlerin gecikmeksizin başlatılmasını, öğretmenimizin, öğrencilerin ve okul personelinin güvenliğinin sağlanmasını talep ediyorum. @tcmeb, @adalet_bakanlik @TC_icisleri @istanbul_EGM @TC_icisleri
Levent Kuruoğlu tweet media
Türkçe
76
388
1.1K
82.2K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Levent Kuruoğlu
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu·
Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Millî Mücadele’yi başlatmak üzere ilk adımı attığı şehir Samsun’da, Samsun 1 ve 2 No’lu Şubelerimizin ortaklaşa düzenlediği, 800 hür yüreğin katılımıyla gerçekleşen muhteşem toplantıda bir araya gelmenin gururunu ve mutluluğunu yaşadık. Bu güzel organizasyona emek veren şube başkanlarımız Gökmen Yayla ve İlker İlkin’e ve kıymetli yönetimlerine teşekkür ediyorum. Katılımlarıyla bizlere güç veren Hürriyetçi Ulaşım Sen Genel Başkanı Gürol TOKER’e, Hürriyetçi Ulaşım Sen Genel Başkan Yardımcımız Erdoğan ARSLAN’a, Genel Başkan Yardımcılarımız Erol USTA, Oğuz İDUĞ ve Ramazan İRGE’ye, Hür Sen Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Hürriyet Sağlık Sen İl Temsilcisi Nermin AYDIN’a, Hürriyet Sağlık Sen Genel Başkan Yardımcımız Yusuf ÇAKIR’a, Tokat Şube Başkanımız Seyfi KARSLI’ya, Ordu Şube Başkanımız Hakan ANKUN’a, Amasya İl Temsilcimiz Agah ÇİÇEK’e, Sinop İl Temsilcimiz Akın ARSLAN’a ve konfederasyonumuza bağlı sendikaların kıymetli yöneticilerine teşekkür ederiz. Ve en önemlisi; üyelik bağının ötesinde gerçek bir yol arkadaşlığı ortaya koyan mücadele arkadaşlarıma ve dostlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Birliğimiz daim olsun.
Levent Kuruoğlu tweet mediaLevent Kuruoğlu tweet mediaLevent Kuruoğlu tweet media
Türkçe
6
40
241
22.2K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Levent Kuruoğlu
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu·
📌Anaokulu ayrı bir kademedir. 18.10.2024 tarih ve 32696 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Öğretmenlik Mesleği Kanununun “Tanımlar” başlıklı “MADDE 3- (1) Bu Kanunda geçen; j) Kademe: Eğitim kurumlarının anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise şeklindeki düzeylerini, ifade eder.” şeklinde kademe tartışmasını ortadan kaldırmaktadır.
Türkçe
18
50
205
17.7K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Levent Kuruoğlu
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu·
Küçümseyen, “en iyisini ben bilirim” diyen, alan uzmanlığını yok sayan bu kibirli zihniyet eğitimin en büyük sorunudur. Mesele ego değil, liyakattir. Anaokulu yönetmek iddia ile değil, alan bilgisi ve pedagojik uzmanlıkla olur.
Levent Kuruoğlu tweet media
Türkçe
28
63
304
12.5K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Levent Kuruoğlu
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu·
Anaokullarına, sınıf öğretmenliği alan öğretmeni müdür olarak atanamaz... 30 Ocak 2026 tarihli ve 33153 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğinin “Yönetici olarak görevlendirileceklerde aranacak genel şartlar” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde; (1) Yönetici olarak görevlendirileceklerde aşağıdaki genel şartlar aranır: ç) Görevlendirileceği eğitim kurumu veya aynı türdeki alanında norm kadro bulunan eğitim kurumlarından birine öğretmen olarak atanabilecek olmak. hükmü yer almakta olup, bu hüküm yönetici görevlendirmede uygulanan genel hükümdür. Bu madde hükmüne göre, diğer şartları da taşıyan bir öğretmenin yönetici olarak görevlendirilebilmesi için, görevlendirileceği eğitim kurumunda veya aynı türdeki bir eğitim kurumunda alanında norm kadronun bulunması gerekmektedir. Bu kadronun boş ya da dolu olmasının bir önemi yoktur. Açıklayalım: Alanı Elektrik-Elektronik Teknolojisi olan bir öğretmen, Cumhuriyet Anadolu Teknik ve Meslek Lisesine müdür olarak atanmak istemektedir. Ancak atanacağı okulda Elektrik-Elektronik Teknolojisi alanı ve normu bulunmamaktadır. Buna karşılık, aynı türdeki Atatürk Anadolu Teknik ve Meslek Lisesinde Elektrik-Elektronik Teknolojisi alanı ve normu bulunduğundan, alanı ve normu olmayan Cumhuriyet Anadolu Teknik ve Meslek Lisesine müdür olarak atanabilecektir. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğinin “Müdür olarak görevlendirileceklerde aranacak özel şartlar” başlıklı 6. maddesinin 2. fıkrasının (ğ) bendinde ise; (2) Müdür olarak görevlendirileceklerde ayrıca; ğ) Anaokulları için okul öncesi veya sınıf öğretmenliği alanı öğretmeni olmak şartı düzenlenmiştir. Bu kapsamda, anaokullarına sınıf öğretmenliği alan öğretmeni müdür olarak atanabilir mi? 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun; I- Örgün ve yaygın eğitim Madde 18 – Türk millî eğitim sistemi, örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak üzere iki ana bölümden kurulur. Örgün eğitim; okul öncesi eğitimi, ilköğretimi, ortaöğretimi ve yükseköğretimi kapsar. A) Okul öncesi eğitimi Madde 19 – Okul öncesi eğitimi, mecburi ilköğrenim çağına gelmemiş çocukların eğitimini kapsar. Bu eğitim isteğe bağlıdır. hükümleri ile, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun; Madde 6 – İlköğretim kurumları şunlardır: a) Mecburi olanlar: (2) İlköğretim okulları (gündüzlü, pansiyonlu, yatılı ilköğretim okulları ve gezici okullar), (4) Yetiştirici ve tamamlayıcı sınıflar ve kurslar, (5) Özel eğitime muhtaç çocuklar için kurulacak okullar ve sınıflar. b) İsteğe bağlı olanlar: (1) Okul öncesi eğitim kurumları, (2) Tamamlayıcı sınıflar ve kurslar. Madde 7 – İlköğretim; 1’inci maddede belirtilen amacı gerçekleştirmek için kurulmuş, dört yıl süreli ve zorunlu ilkokul ile dört yıl süreli ve zorunlu ortaokuldan oluşan bir millî eğitim ve öğretim kurumudur. Madde 9 – İlköğretim kurumlarının ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar hâlinde kurulması esastır. Ancak imkân ve şartlara göre ortaokullar, ilkokullarla veya liselerle birlikte de kurulabilir. Madde 13 – Okul öncesi kurumlarında, mecburi öğrenim çağına gelmemiş olan çocuklar eğitilir.” hükümleri ile, Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde yer alan; "i) İlköğretim kurumları: Resmî ve özel ilkokul, ortaokul ile eğitim, öğretim, yönetim ve bütçe ile ilgili iş ve işlemleri Din Öğretimi Genel Müdürlüğünce yürütülen imam hatip ortaokulu ve ilköğretim düzeyinde farklı program uygulayan okulları, l) Okul öncesi eğitim kurumu: Okul öncesi eğitim çağı çocuklarına eğitim veren anaokulu, ana sınıfı ile uygulama sınıfını" tanımlarına göre okul türleri; okul öncesi, ilkokul ve ortaokul olarak sınıflandırılmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğinin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin (j) bendinde; “Tür: Aynı kademedeki eğitim kurumlarında farklı eğitim programı uygulayan eğitim kurumlarını” ifadesi yer almakta olup, okul öncesi ile ilkokul aynı kademede değildir. Bu durumu ortaokullar üzerinden örneklendirecek olursak; ortaokul, imam hatip ortaokulu ve mesleki ortaokullar aynı kademede yer alan, ancak farklı programlar uygulayan eğitim kurumlarıdır. Kademe kavramı; okul öncesi eğitim, ilkokul, ortaokul ve lise olmak üzere örgün eğitim kademelerini ifade etmektedir. Kamuoyunda bu yapı 1+4+4+4 şeklinde bilinmektedir. Bu durum, Millî Eğitim İstatistikleri Örgün Eğitim 2024-2025’te yer alan “Eğitim kurumlarının kademelere göre okul, öğrenci, öğretmen ve derslik sayıları” belgesinde açıkça görülmektedir. Ayrıca, Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün internet sitesinde yayımlanan "Eğitim tür ve kademelerinde özel eğitim hizmetleri” belgesinde de eğitim türü ve kademeleri net bir şekilde gösterilmiştir." Bu bağlamda, bağımsız anaokullarında sınıf öğretmenliği normu bulunmadığına ve anaokulu ile ilkokul aynı türde okullar olmadığına göre, sınıf öğretmenliği alan öğretmeninin okul öncesi eğitim kurumuna müdür olarak atanması mümkün değildir. Dolayısıyla, Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğinin 6. maddesinin 2. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan; “Anaokulları için okul öncesi veya sınıf öğretmenliği alanı öğretmeni olmak” şartı; 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin ilgili hükümlerine aykırı olduğu gibi, aynı Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan genel hükme de aykırıdır. Kısacası, hiçbir şekil ve şartta anaokullarına sınıf öğretmenliği alan öğretmeni müdür olarak atanamaz.
Türkçe
39
96
307
41.4K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Levent Kuruoğlu
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu·
Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğinin Geçici 1. maddesindeki 4 yıllık süre nasıl yorumlanacak? 03/06/2026 tarih ve 33153 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğinin GEÇİCİ MADDE 1’inde, Mevcut yöneticiler ve yazılı sınavın geçerliliği GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte yönetici olarak görev yapmakta olanlar dört yıllık görevlendirme süreleri sona erinceye kadar görevlerine devam ederler. Bunlardan yeniden görevlendirme kapsamında başvuruda bulunmak isteyenlerin, dört yıllık görevlendirme süreleri sona ermeden önce yönetici yetiştirme programına katılmaları ve başvuru tarihinin son günü itibarıyla programı tamamlamış olmaları gerekir. Hükümleri bulunmaktadır. Geçici maddeler önceki yönetmelikte elde edilen hakların korunması için yazılan maddeler olup yeni yayımlanan yönetmelikteki geçici 1. madde mevcut yöneticilerin 4 yıllık görevlendirme süreleri sona erinceye kadar görevlerine devam edeceği kayıt altına alınmıştır. Dolayısıyla Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme ve Görevlendirme Yönetmeliğinin “Yöneticilik görev süresi hesaplanması” başlıklı 33. maddesinde, Yöneticilik görev süresi hesaplanması MADDE 33 – (1) Yöneticilikte geçen dört yıllık sürenin hesabında; en son yapılan görevlendirme tarihinden itibaren aynı unvanla geçirilen hizmet sürelerinin toplamı esas alınır. Yöneticilik görevinin sona ereceği tarih; ders yılının içinde olması halinde dört yıllık sürenin dolduğu tarihin içinde bulunduğu ders yılının son günü, ders yılının dışında olması halinde dört yıllık sürenin dolduğu tarihi takip eden ders yılının son günüdür. (2) Aynı unvanla aynı eğitim kurumunda geçen sekiz yıllık sürenin hesabında; aynı eğitim kurumunda aynı unvanla geçirilen hizmet sürelerinin toplamı esas alınır. Bu durumda olanların yöneticilik görevinin sona ereceği tarih; ders yılının içinde olması halinde sekiz yıllık sürenin dolduğu tarihin içinde bulunduğu ders yılının son günü, ders yılının dışında olması halinde sekiz yıllık sürenin dolduğu tarihi takip eden ders yılının son günüdür. Yönetmeliğinin “Yöneticilik görevinin sona ereceği ve devam edeceği durumlar” başlıklı 36. maddesinde, Yöneticilik görevinin sona ereceği ve devam edeceği durumlar MADDE 36 – (1) Yöneticilik görevi; a) Görevlendirildikleri tarihe göre dört yıllık hizmet süresinin dolduğu tarihin içinde bulunduğu ders yılının, dört yıllık sürenin dolduğu tarihin ders yılının dışında olması halinde ise dört yıllık sürenin dolduğu tarihi takip eden ders yılının bittiği, b) Aynı eğitim kurumunda aynı unvanla sekiz yıllık hizmet süresinin dolduğu tarihin içinde bulunduğu ders yılının, sekiz yıllık sürenin dolduğu tarihin ders yılının dışında olması halinde ise sekiz yıllık sürenin dolduğu tarihi takip eden ders yılının bittiği, tarihten itibaren sona erer. Bu eski hükümlere göre yönetici yönetmeliğinin geçici 1. maddesindeki 4 yıllık süre ders yılı içinde değilse, dört yıllık sürenin dolduğu tarihi takip eden ders yılının bittiği tarihte sona erecektir. Dolayısıyla örneklendirecek olursak, 2018’de göreve başlayan ve 2023 yılı temmuz ayında ikinci 4 yılına başlayan yöneticimizin süresi eski yönetmeliğe göre 2026 temmuz ayında sona erecek, fakat ders yılı içinde olmadığı için süresi 2027 yılında sona erecekti. 2018’de göreve başlayan ve 2023 yılı temmuz ayında ikinci 4 yılına başlayan yöneticimizin süresi yeni yönetmeliğe göre de 2027’de sona erecektir.
Türkçe
15
41
193
31.9K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Levent Kuruoğlu
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu·
Öğretmene 32 bin TL verip, Ankara ve İstanbul’un orta yerine bırakıyorsunuz. Milli Eğitim Akademisi’nde eğitim görecek öğretmenlerin konaklama sorununu çözmek zorundasınız. 32 bin TL’ye hiçbir yerde, hiçbir öğretmen konaklayamaz. Bu yaştan sonra tekrar öğretmenlerimizi anne ve babasından harçlık alacak duruma getirdiniz
Türkçe
48
283
1.7K
102.3K
Hürriyetçi Eğitim Sen TV retweetledi
Levent Kuruoğlu
Levent Kuruoğlu@leventkuruoglu·
2026 Ocak enflasyonu TÜİK’e göre %4,84, ENAG’a göre %6,32. Memura verilen toplu sözleşme zammının önemli bir kısmı daha ilk ayda buharlaştı. Toplu sözleşme masasında oturan “konfederasyonlar”, iktidarla kol kola girerek memuru sefalete, emekliyi açlığa mahkûm etti. Bu tablo tesadüf değildir; yanlış tercihin ve suskunluğun sonucudur. Biz HÜR-SEN olarak buradayız! Alın terinin ezilmesine, emeğin yok sayılmasına, memurun ve emeklinin aklıyla alay edilmesine razı değiliz. İşveren–sendika el ele düzenini değiştireceğiz.
Türkçe
12
126
257
11.6K