Levent Kuruoğlu
4.4K posts

Levent Kuruoğlu
@leventkuruoglu
Öğretmen - Hür-Sen Konfederasyonu ve Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı - Instagram: @leventkuruoglu
Katılım Ekim 2009
10.4K Takip Edilen41.6K Takipçiler

Sorumluluk sınavlarında farklı seviyelerdeki sınıfların sınavları birleştirilemez.
Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde, “Farklı sınıflardaki aynı dersin öğrenci sayısının toplamda otuzu aşmaması halinde bu öğrencilerin sınavları birleştirilerek tek komisyon marifetiyle de yapılabilir.” hükmü yer almakta olup, bu hükümde geçen “farklı sınıflardaki” ibaresi aynı seviyedeki farklı şubeleri göstermektedir.
Buna rağmen bazı okul yöneticileri tarafından; örneğin farklı seviyelerdeki 9, 10, 11 ve 12. sınıfların tüm Tarih dersleri için tek bir komisyon oluşturularak sınav yapılmaktadır.
Oysa olması gereken; örneğin okuldaki tüm 9. sınıf Tarih dersinden sorumluluk sınavına girmesi gereken öğrenci sayısı 30’dan az ise, bu öğrencilerin tek bir komisyonda toplanarak sınava alınabilmesidir. Öğrenci sayısının 30’u aşması durumunda ise ikinci bir komisyon oluşturulmak zorundadır.
Şöyle ki; Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Sorumlu olarak sınıf geçme ve sorumluluğun kalkması” başlıklı 58. maddesinin 2. fıkrasında;
“a) Sorumluluk sınavları, ders yılı içerisinde yapılan yazılı ve/veya uygulamalı sınav esaslarına göre birinci dönemin ilk haftası, ikinci dönemin ilk haftası ile son iki haftası içerisinde; iki alan öğretmeni, bulunmaması hâlinde biri alan öğretmeni olmak üzere iki öğretmen tarafından yapılır.
b) Sınava girecek öğrenci sayısının otuzu aşması ve/veya birden fazla salonda sınav yapılması hâlinde her sınav salonu için ayrıca bir gözcü öğretmen daha görevlendirilir.
c) Farklı sınıflardaki aynı dersin öğrenci sayısının toplamda otuzu aşmaması hâlinde bu öğrencilerin sınavları birleştirilerek tek komisyon marifetiyle de yapılabilir.
ç) Sınav tarihleri ve görevlendirilecek öğretmenler okul müdürlüğünce belirlenir. Bu sınavlar, dersleri aksatmayacak şekilde hafta içerisinde yapılacak biçimde planlanır. Gerektiğinde cumartesi ve pazar günlerinde de yapılabilir.” hükümleri bulunmaktadır.
Bu hükümlerin (c) bendinde yer alan; “Farklı sınıflardaki aynı dersin öğrenci sayısının toplamda otuzu aşmaması hâlinde bu öğrencilerin sınavları birleştirilerek tek komisyon marifetiyle de yapılabilir.” hükmüne göre sorumluluk sınavlarında “farklı sınıflardaki aynı dersler” birleştirilebilir mi? “Farklı sınıflardaki aynı dersler” ibaresinden ne anlaşılması gerekmektedir?
Türkçe

Ustalık ve kalfalık sınavlarında bina sorumlusu olarak görevlendirilen okul yöneticilerine de ücret ödenmelidir.
Özellikle kalfalık ve ustalık sınavları, okulun ilgili atölyelerinde hafta sonları yapılmaktadır. Dolayısıyla okulun açık tutulması ve sınavların güvenli bir şekilde yapılabilmesi için okulda en az bir okul yöneticisinin bulunması gerekmektedir.
Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararın “Sınav görevi” başlıklı 12. maddesinin 5. fıkrasına ekleme yapılarak; ayrı ayrı her bir gün için bina sorumlusu olarak görevlendirilen okul yöneticilerinden birisine, sınavların sabah ve öğleden sonraki komisyonları için 5’er saat olmak üzere toplamda bir gün için 10 saat ek ders ücreti ödenmesine yönelik düzenleme yapılması gerekmektedir.
@tcmeb @Yusuf__Tekin
hurriyetciegitimsen.org.tr/ustalik-ve-kal…
Türkçe
Levent Kuruoğlu retweetledi

Milli Eğitim Bakanlığı, koordinatör öğretmenlerin iş yeri ziyaretinde QR Kod doğrulaması işlemini hangi gerekçeyle, hangi ihtiyacı karşılamak amacıyla MEB-İMES mobil uygulamasına koymuştur?
Milli Eğitim Bakanlığı, iş yeri ziyaretine giden koordinatör öğretmenlere araç tahsisi yapmamakta, yolluk ve yevmiye ücreti ödememektedir. Öğretmenler, hele ki büyükşehirlerde, alacakları koordinatörlük ücretinden daha fazlasını iş yerine ulaşım masrafı olarak ödemekte iken, MEB-İMES mobil uygulaması üzerinden QR Kod doğrulaması yapılarak ne amaçlanmaktadır?
Milli Eğitim Bakanlığı, koordinatör öğretmenlerin iş yeri ziyaretinde QR Kod doğrulaması işleminin hangi eğitim süreçlerinin planlanması ve değerlendirilmesi amacıyla kullanıldığını açıklamak zorundadır.
“Bugüne kadar aldığımız tüm kararlar en az bir öğretmenler odası toplantısında konuşulmuştur. Ya öğretmen arkadaşlardan bize gelen bir konudur ya da bizim istişareye açtığımız konulardır.” diyen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e sormak lazım; koordinatör öğretmenin iş yeri ziyaretinde, işletmenin bulunduğu fiziki mekânda QR Kod doğrulaması yaptırma kararı hangi öğretmenler odası toplantısında konuşulmuştur?
İşletme yetkilileri ve usta öğreticiler tarafından öğrencilerin devam-devamsızlık bilgileri ile başarı durumlarına ilişkin verilerin zamanında ve eksiksiz olarak sisteme işlenmesinde, işletme yetkilileri ve usta öğreticilerin bu konudaki hazır bulunuşluk seviyesi düşünülmüş müdür? İşinde gücünde olan işletme yetkilileri ve usta öğreticilerin, hangi zamanda ve hangi teknolojik bilgiyle bu işlemleri yapabilecekleri hesap edilmiş midir?
İş yerinde bulunan QR Kod ile doğrulama yapmak; her ne kadar iş yeriyle ilgili ad, soyadı, adres vb. bilgileri içeriyor olsa da, öğretmenin kendi cep telefonundan ve kendi interneti üzerinden QR Kod doğrulaması yapması, dolaylı olarak konum bildiriminde bulunması anlamına gelmektedir.
Oysa bir kişinin konum verisi, gerçek kişiyi “belirlenebilir” kılan en net unsurlardan biridir ve konum bilgisi, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında açıkça kişisel veri olarak kabul edilmektedir.
İş yerinde bulunan QR Kod üzerindeki tüm bilgiler zaten MEB-İMES mobil uygulamasında bulunmaktadır. O hâlde QR Kod doğrulaması işlemine neden ihtiyaç duyulmaktadır?
Kısacası, Milli Eğitim Bakanlığı kendi öğretmenine güvenmemektedir. QR Kod doğrulaması, sadece öğretmenin iş yerinin bulunduğu konuma gidip gitmediğini denetlemek amacıyla MEB-İMES mobil uygulamasına konulmuştur.
Açık ve net olarak söylüyoruz ki; koordinatör öğretmenin iş yeri ziyaretinde, işletmenin bulunduğu fiziki mekânda QR Kod doğrulaması yaptırılması tamamen öğretmenin konum kontrolünü yapmaktır.
hurriyetciegitimsen.org.tr/qr-kod-dogrula…




Türkçe
Levent Kuruoğlu retweetledi

Her yıl büyüyen ailemizle yeni bir başarıya imza attık!
2026 yılı mutabakatlarına göre, Hürriyetçi Eğitim-Sen Giresun’da 786 üye ile en büyük 3. sendika oldu.
Emek veren tüm teşkilatımıza ve üyelerimize yürekten teşekkürler.
Hedefimiz Zirve!
@leventkuruoglu

Türkçe

107 yıl önce bugün, Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a çıkarak, esareti reddeden bir milletin iradesini ayağa kaldırdı.
19 Mayıs 1919; umutsuzluğun değil dirilişin, teslimiyetin değil bağımsızlığın tarihidir.
O gün yakılan istiklal meşalesi, aradan geçen bir asra rağmen hâlâ bu milletin yolunu aydınlatmaktadır.
Atatürk ve silah arkadaşları, milletine güvenerek tarihin akışını değiştirdi. Bugün bize düşen görev ise; aynı kararlılıkla bağımsızlığa, cumhuriyete ve milli iradeye sahip çıkmaktır.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum.

Türkçe
Levent Kuruoğlu retweetledi

Bugün yapılan seçimde tekrar genel başkan seçilen @leventkuruoglu başkanımı tebrik ediyorum. Mücadeleye HÜR bir şekilde devam 💪

Türkçe
Levent Kuruoğlu retweetledi
Levent Kuruoğlu retweetledi

Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanlığına yeniden seçilen @leventkuruoglu başkanımızı tebrik eder, muvaffakiyetler dilerim.
Hayırlara vesile olsun.
Türkçe

Samsun’un Havza ilçesinde etkili olan yoğun yağış sonrası yaşanan sel felaketi hepimizi derinden üzmüştür. Bu afette en büyük tesellimiz, can kaybının yaşanmamış olmasıdır.
Sel felaketinden etkilenen hemşehrilerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, meydana gelen zararların en kısa sürede telafi edilmesini temenni ediyorum. Cenab-ı Allah milletimizi her türlü afet ve felaketten muhafaza eylesin.
Türkçe

Anne; bazen bir dua, bazen bir sığınak, bazen de hayata tutunan en güçlü sestir.
Başta şehit anneleri olmak üzere, karşılıksız sevgisiyle hayatımıza anlam katan tüm annelerin Anneler Günü kutlu olsun.
#AnnelerGünü

Türkçe

1 Mayıs 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan düzenlemeyle çalışan kadınların toplam 16 haftalık doğum izni süresi 24 haftaya (6 ay) çıkarılmıştı 08 Mayıs 2026 Tarihli ve 33247 Sayılı Resmî Gazetede Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar (Karar Sayısı: 11307) yayımlanarak sözleşmeli personelinde doğum izni 24 haftaya (6 ay) çıkarıldı

Türkçe

Bu milletin bayrağı; bir kumaş parçası değil, bin yıllık mücadelenin, şehidin emaneti, milletin ortak vicdanıdır.
Kimsenin; ifade özgürlüğü, protesto hakkı ya da başka bir bahaneyle ay yıldızlı al bayrağa el uzatma hakkı yoktur.
Bugün Orta Doğu Teknik Üniversitesi içerisinde gerçekleştirilen bayrak provokasyonu; sadece bir sembole değil, milletin ortak değerlerine yönelik açık bir saygısızlıktır.
Fikir tartışılır, eleştiri yapılır, protesto edilir… Ama bu milletin bayrağı hedef alınmaz.
Ancak altını özellikle çizmek gerekir ki; yaşanan bu provokasyonu ODTÜ’nün tamamına, tüm öğrencilerine ya da akademik camiasına mal etmek de doğru değildir.
Bir avuç provokatörün ortaya koyduğu tavır üzerinden koskoca bir üniversiteyi hedef göstermek; akılcı değil, ayrıştırıcı bir yaklaşım olur.
Şunu herkes bilmelidir:
Bayrağımıza dokunan, bu milletin vicdanıyla karşı karşıya kalır.
Çünkü bu bayrak; siyasi görüşlerin değil, bu topraklarda yaşayan herkesin ortak çatısıdır.
Üniversiteler; provokasyonun, ayrışmanın ve nefretin değil; aklın, bilimin ve sağduyunun merkezi olmalıdır.
Gerilimden beslenen değil, milletin birliğini büyüten bir anlayış hâkim olmalıdır.
Ay yıldızlı al bayrak; bu milletin kırmızı çizgisidir.
Ve o çizgi dün de aşılmadı, bugün de aşılamayacaktır.
Türkçe

Yönetici Yetiştirme Programı ÖBA Üzerinden Çevrim İçi Yapılmalıdır
Yönetici yetiştirme programı, eğitim yöneticilerinin görevlerini aksatmadan sürece katılım sağlayabilmeleri açısından ÖBA üzerinden çevrim içi olarak yürütülmelidir.
Zira hâlihazırda eğitim kurumlarında görev yapan öğretmen ve yöneticiler; Destekleme ve Yetiştirme Kursları (DYK), pansiyon nöbetleri, egzersiz çalışmaları ve benzeri ek görevler nedeniyle yoğun bir çalışma temposu içerisindedir. Bunun yanında hafta sonlarına denk gelecek şekilde planlanacak yüz yüze yetiştirme programları, adayların anayasal dinlenme hakkının fiilen ortadan kalkmasına sebebiyet verecektir.
Bu durum hem çalışma verimini düşürecek hem de eğitim çalışanları üzerinde fiziksel ve psikolojik yorgunluğun artmasına neden olacaktır.
ÖBA üzerinden çevrim içi yürütülecek bir program ise ulaşım, konaklama ve zaman kaybı gibi sorunları ortadan kaldırarak farklı ilçelerde görev yapan yönetici adaylarının programa eşit şartlarda erişimini sağlayacak; aynı zamanda kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasına katkı sunacaktır. @tcmep @mebpgm
Türkçe

1 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7578 sayılı Kanun ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 104. maddesinde yapılan değişiklikle doğum sonrası analık izni 16 haftaya, toplam analık izni ise 24 haftaya çıkarılmıştır.
İlgili Kanuna eklenen geçici madde ile hâlihazırda doğum yapmış personel de kapsama alınmış; doğum sonrası iznini tamamlamış olmakla birlikte 1 Nisan 2026 itibarıyla doğumdan itibaren 24 haftalık süreyi doldurmamış olanların, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 10 iş günü içinde başvurmaları hâlinde 8 hafta ilave analık izninden yararlanabileceği hüküm altına alınmıştır.
Ancak geçici maddeye rağmen, şartları sağlayan sözleşmeli öğretmenlerin bu haktan yararlandırılmadığı yönünde bazı illerimizden şikayetler gelmektedir. Bu durum, Anayasa’nın eşitlik ilkesi başta olmak üzere ailenin korunması ve çalışma hakkına ilişkin hükümlerine açıkça aykırıdır.
Bu nedenle, söz konusu düzenlemenin sözleşmeli öğretmenleri de kapsayacak şekilde uygulanması ve uygulama birliğinin ivedilikle sağlanması gerekmektedir.
Türkçe

Almayı Biliyorsunuz, Vermeyi de Gösterin
TÜİK’e göre aylık enflasyon %4,18 olarak gerçekleşirken, ENAG %5,07 oranını açıklamıştır.
Yılın ilk dört ayında gerçekleşen %14,64’lük enflasyon, memur ve emeklilere Ocak ayında verilen %11’lik maaş artışını şimdiden eritmiş; kamu çalışanları ve emekliler alacaklı duruma geçmiştir.
Enflasyon farkı bir kazanım değil, kaybın telafisidir. Bu nedenle, çalışanların alım gücünün korunması için refah payı talebimizi yineliyor; enflasyon farkının aylık olarak maaşlara yansıtılmasını da talep ediyoruz.
Ülkemizde yoksulluk sınırının 112 bin TL’yi aştığı bir ortamda, bu sınırın altında gelir elde eden kamu çalışanları ve emeklilerin hayatlarını idame ettirmesi mümkün değildir.
Almadaki marifetinizi biliyoruz; vermedeki marifetinizi de görmek istiyoruz Sayın Mehmet Şimşek.
@memetsimsek @tcbestepe @RTErdogan
Türkçe



