Janfin
24.7K posts

Janfin
@Janfin7
Yeni Parti yi halk kurdu da geçen halk.

YENİ Parti Antakya İlçe Başkanlığı, konteynerde kuruldu.


büyüklerden kalan 1 evin yoksa bu ülkede orta sınıf olamıyosun, orta sınıf olmanız TAMAMEN buna bağlı


CHP’de Grup Başkanvekilliği görevine İzmir Milletvekilleri Sevda Erdan Kılıç ile Rahmi Aşkın Türeli seçildi.

Suçlu bulundu :) Ajans sahibi “kendi inisiyatifiyle” yapmış. Merss Production şirketinin mesajını okuyor Sinan Burhan. “Kimseden para almadık” diyor. Şimdi Sayın @gurseltekin34 size soruyorum; “Şerefsiz” dedirttiğiniz gazeteciden özür dileyecek misiniz? “Figüran geldi evet” diyecek misiniz? Yoksa “yalan, iftira, kumpas” demeye devam mı edeceksiniz?



İzmir'deki CHP'li 29 ilçe belediye başkanının tamamı, YENİ Parti'ye katılma kararı aldı. Belediye başkanları, halkın baskısı nedeniyle Özgür Özel'in çağrısı olmadığı halde YENİ Parti'ye geçmek istiyor. (Şaban Sevinç)

Fatih Altaylı: "Epey bir zaman önce, hemen hemen 18-20 sene önce, öyle ki Hasan Cemal bile genç o tarihte. Benim şimdiki yaşımda falan. Hasan Cemal diyorum çünkü işin içinde o da var. Bir grup gazeteci New York’tayız. Ya Birleşmiş Milletler açılışı var ya da oradan Washington’a geçilecek, bizim Başbakan ABD Başkanı ile görüşecek. Öğlen saati geldi, Ertuğrul Özkök ile Hasan Cemal otelin lobisinde oturuyor, çıkarken beni gördüler. İkisi de eski genel yayın yönetmenim. Biri Cumhuriyet’te, diğeri Hürriyet’te. İkisiyle de fikren didişiriz ama aramız genelde kötü değildir. Yemeğe gittiğimi söyleyince, biz de gelelim dediler. Üçümüz beraber bir İtalyan lokantasının yolunu tuttuk. Madison Avenue’da, benim çok sevdiğim ayakkabıcının New York mağazasının yanında bir lokantaya gidiyoruz. (O ayakkabı mağazası ile ilgili de hoş bir anım vardır bir gazeteci ile birlikte. Bir ara hatırlatın onu da yazayım. Anı dediğim rezillik) Neyse Hasan Cemal, Ertuğrul Özkök ve ben lokantanın dibinde bir masaya oturduk. Onlar sandalyelerde oturuyor, ben de duvara dayalı divanda. Hesabı bana kitlemeyi planladıklarını söyledikleri şaraptan anladım. Şaraplar açılıyor, pizzalar, makarnalar geliyor. O zaman memleketin ekonomisi de iyi, sorun yok. Dolar şimdiki gibi 47 değil 1,3 TL civarı. Biz yemek yiyip dedikodu yaparken küçük bir köpek bize doğru geldi ve masanın dibinde bana bakarak durmaya başladı. Gözümün içine bakıyor. Küçük bir Cavalier King Charles. Nasıl da tatlı. Elimi divana vurarak yanıma davet ettim. Zıplıyor ama bir türlü çıkamıyor divana. Tuttum karnından oturttum yanıma. Bu kez gözü tabaklarda. Yalanıyor. İnce sesler çıkarıyor. Yalvarıyor anlayacağınız. Masadan küçük bir tabak aldım. İçine biraz makarna, bir polpette koydum. Küçük bir çatalla yemeği paylaşmaya başladık. Bir çatal ben kendi tabağımdan yiyorum, bir çatal ona kendi tabağından veriyorum. Bayağı bayağı terbiyeli biri gibi yiyor. Versem şarap da içecek edepsiz. Neyse epey bir yedi. Göbeciği şişti iyice. Sonrada kucağıma kuruldu ve uyumaya başladı. Az sonra ben de garsondan hesabı istedim. Bekliyorum ama garson ortalıkta yok. “Çok yedik herhalde uzun sürüyor toplaması” diye düşünüyorum. Neyse 5 dakika sonra garson geldi. “Hesabınız yok. Ödendi” dedi. Bakındım ortalıkta bir tanıdık bir Türk falan mı var diye. Densizliktir, hiç sevmem. Tanıdık birini görüp hesabını öderler. Hani aile dostunun çocuğu falan olur anlarım da, kazık kadar adamların hesabını ödemek terbiyesizliktir. Garsona kızmak ve bize sormadan bunu nasıl kabul edersiniz demek için “Kim ödedi?” diye sordum. Kucağımı gösterdi ve köpeğin adını söyledi. Meğer köpek restoranın sahibi hanımefendininmiş. Benim köpekle kurduğum dostluktan ve masama davet etmemden çok mutlu olmuş. Masaya oturan mekan sahibi gibi hesabı ona ödetmiş. Hayatımızda ilk kez bir köpeğin misafiri olduk. Tabii “Olmaz, olmaz” falan dedik ama oldu. Şimdi Türkiye’de lokantalara evcil hayvan alınmaması için bir yasa çıkıyormuş. Ne diyeyim, bilemedim."









