KESK

21.5K posts

KESK banner
KESK

KESK

@KESK1995

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu resmi twitter hesabıdır.

Katılım Haziran 2013
87 Takip Edilen116.2K Takipçiler
KESK
KESK@KESK1995·
KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz, Urfa Şubeler Platformu üyeleri ile birlikte Urfa’ da düzenlenen Newroz kutlamalarına katıldı. Burada konuşan Yılmaz, tutuklu milletvekilleri ve belediye başkanlarının bırakılması, kayyumların geri çekilmesi ve anadil üzerindeki yasakların kaldırılması gerektiğini vurguladı; ayrıca BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı ve BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in serbest bırakılması çağrısında bulundu. Demokratik bir Türkiye’nin inşası için mücadeleyi daha da yükseltmeye ihtiyaç olduğunu ifade etti. @birlesiktekstil @BirGun_Gazetesi
KESK tweet mediaKESK tweet mediaKESK tweet media
Türkçe
0
4
18
1.1K
KESK
KESK@KESK1995·
KESK Yürütme Kurulu Üyeleri Sema Pınar, Döne Gevher, Bahadır Berdicioğlu ve KESK Ankara Şubeler Platformu Üyeleri Ankara Anıtpark’ta düzenlenen Newroz kutlamalarına katıldı. Biz emekçiler; insanca bir yaşam için savaşa karşı barışı, baskıya karşı özgürlüğü, sömürüye karşı emeğin haklarını savunmaya devam edeceğiz. - YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ! - YAŞASIN EMEK, BARIŞ VE DEMOKRASİ MÜCADELESİ!
KESK tweet mediaKESK tweet mediaKESK tweet mediaKESK tweet media
Türkçe
0
4
17
927
KESK retweetledi
Kesk İstanbul Şubeler Platformu
KESK Eş Genel Başkanımız Ayfer Koçak’ın da KESK İstanbul şubeler platformu ile katılım sağladığı İstanbul Newroz’un da Dönem Sözcümüz Hüseyin Tosu, İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri’nin metnini Newroz meydanına duyurdu. #Newroz2026Yenikapı #newrozpîrozbe
Türkçe
0
15
58
3.1K
KESK
KESK@KESK1995·
Gazetecileri susturmak, gerçekleri örtbas etmek ve basın özgürlüğünü hedef almak artık sıradan bir yöntem haline geldi. BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı’nın gözaltına alınması; demokrasiye, ifade özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına açık bir saldırıdır. Basın özgürlüğünü, halkın haber alma hakkını ve demokratik değerleri savunmaya devam edeceğiz. İsmail Arı derhal serbest bırakılmalıdır! Gazetecilik suç değildir! Basın üzerindeki baskılara son verilmelidir. @BirGun_Gazetesi
KESK tweet media
Türkçe
0
78
209
5.2K
KESK
KESK@KESK1995·
KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz ve İş Kolu MYK Üyeleri ‘Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’ şiarıyla Amed’de düzenlenen Newroz kutlamalarına katıldı. Umudu ve mücadeleyi büyüten Newroz, bize bir kez daha hatırlatıyor ki: *Halkların eşit ve özgür yaşayabileceği bir ülke mümkündür. *Emekçilerin insanca yaşayabileceği bir düzen mümkündür. *Barışın ve kardeşliğin egemen olduğu bir gelecek mümkündür. Biz emekçiler; insanca bir yaşam için savaşa karşı barışı, baskıya karşı özgürlüğü, sömürüye karşı emeğin haklarını savunmaya devam edeceğiz. - YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ! - YAŞASIN EMEK, BARIŞ VE DEMOKRASİ MÜCADELESİ! NEWROZ PÎROZ BE! NEVRUZ KUTLU OLSUN! ნიშნავს წინააღმდეგობის NEVRÛZ RÛZÎ TAB BORDEN EST նշանակում դիմաէդրության مبارك علیكم عید النیروز #Newroz
KESK tweet mediaKESK tweet mediaKESK tweet media
Türkçe
0
12
47
2.1K
KESK
KESK@KESK1995·
Dünden Bugüne Emperyalist Savaş Politikalarına Hayır! Emperyalist paylaşım savaşları biçim değiştirerek savaş örgütü NATO, emperyalist ABD ve siyonist İsrail eliyle devam ediyor. Yüz yıl önce emperyalist savaş politikalarının Almanya'dan yana tarafı olmuş Osmanlı, yüzbinlerce işçi ve köylünün ölümünden sorumludur. Aradan geçen yüz yıl içinde benzer emperyalist politikaların devreye sokularak halkların düşmanlaştırılmasına tanık olduğumuz günlerden geçiyoruz. Emperyalist güçlerin yol vermesiyle katliamlar yaşanmaktadır. Bu emperyalist politikaların taşeronluğuna soyunanlar yüz yıl öncesinde olduğu gibi halkımıza ve bölge halklarına kan ve ölüm getirecektir. Dün olduğu gibi bugün de bir avuç savaş baronu sermaye grubunun ve emperyalist savaş politikalarının değil emekçi halkımızın yanında olcağız. Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşında yitirilen tüm emekçileri saygıyla anarken savaşın karşısında, barışın yanında, Yaşasın Halkların Kardeşliği demeye devam edeceğiz. Dünyada, bölgede, ülkede emperyalizme ve katliam politikalarına HAYIR!
KESK tweet media
Türkçe
0
39
85
2.9K
KESK
KESK@KESK1995·
KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, Yürütme Kurulu Üyeleri Sema Pınar, Döne Gevher ve Bahadır Berdicioğlu, Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü'nün 19 Mart protestolarına katılan öğrencilere verdiği uzaklaştırma cezalarına ve soruşturmalara karşı, öğrencilerin başlattığı eğitim nöbetine dayanışma ziyaretinde bulundu. #HacettepeAyakta
KESK tweet mediaKESK tweet media
Türkçe
0
22
83
3.1K
KESK
KESK@KESK1995·
NEWROZ PÎROZ BE! NEVRUZ KUTLU OLSUN! ნიშნავს წინააღმდეგობის NEVRÛZ RÛZÎ TAB BORDEN EST նշանակում դիմաէդրության مبارك علیكم عید النیروز Geçmişten bugüne, dünyada ve özellikle bölgemizde ezenlerle ezilenlerin kavgasında; ezilenler büyük direnişlerle kazandıkları zaferleri bayramlarla, halaylarla kutlamış, yüzyıllar boyunca bu direniş geleneğini canlı tutarak kazanımlarını korumaya çalışmıştır. Özünü direnişten alan Newroz, bu bayramların en köklü ve en güçlü geleneğidir. Baharın gelişi, doğanın yeniden uyanışı, zulme karşı direnişin ve özgürlüğün simgesi olan Newroz’u bir kez daha mücadele ve dayanışma ruhuyla karşılıyoruz. Binlerce yıl önce zalim Dehaq’a karşı Demirci Kawa’nın yaktığı ateş, bugün hâlâ ezilen, yok sayılan halkların özgürlük arayışını aydınlatmaya devam ediyor. Tarihsel gerçeklik de gösteriyor ki Newroz yalnızca bir bayram değildir; karanlığa karşı aydınlığın, baskıya karşı direnişin ve zulme karşı özgürlüğün haykırıldığı gündür. Bugün dünyanın dört bir yanında emekçiler ağır bir sömürü düzeniyle karşı karşıya. Küresel servet birkaç milyarderin elinde büyürken milyarlarca insan yoksulluk, işsizlik ve güvencesizlik içinde yaşam mücadelesi veriyor. Emekçilerin emeği gasp edilirken savaşlar ve çatışmalar sermayenin çıkarları uğruna büyütülüyor. Newroz’un doğduğu topraklar bugün bir kez daha savaşların, emperyalist müdahalelerin ve paylaşım kavgalarının hedefi haline getiriliyor. ABD ve Siyonist İsrail öncülüğünde Ortadoğu’da yeni bir savaş dalgası büyütülüyor. İran’a yönelik saldırılar, Suriye’de emperyalist güçlerin IŞİD türevi cihatçı HTŞ örgütünü adeta bir “kayyım” gibi dayatması; selefi ve ırkçı çetelerin Kürtlere, Alevilere ve Dürzilere yönelik katliamları, Gazze’de süren yıkım ve bölgede tırmandırılan gerilim; emperyalist güçlerin enerji kaynaklarını ve stratejik bölgeleri kontrol etme hırsının sonucudur. Bu savaşların bedelini ise yine halklar, emekçiler, kadınlar ve çocuklar ödüyor. Ortadoğu Halklarının Geleceğini Emperyalistler Belirleyemez! Newroz ve Demirci Kawa’nın mirası bize şunu hatırlatır: Halkların özgürlüğü ancak kendi öz dinamikleri ve mücadeleleriyle kazanılabilir. Newroz; gerçek ve onurlu barışın yukarıdan dayatmalarla değil, aşağıdan yükselen güçlü bir toplumsal mücadeleyle mümkün olduğunu öğretir. Bugün de emperyalizme karşı mücadele; sömürülen ve ezilen halkların kararlı ve birleşik mücadelesiyle mümkündür. Yeni bir direniş ve dayanışma hattı kurmak tarihsel bir zorunluluktur. Böyle bir dayanışma, aynı zamanda ezilen sınıfların ve halkların birbirine karşı milliyetçi kışkırtmalarla çatıştırılmasının da önüne geçecektir. Ülkemizde ise Kürt meselesi hâlâ demokratik bir çözüme kavuşturulmuş değildir. Son dönemde silahların susmasını ve demokratik siyasetin koşullarının oluşturulmasını hedefleyen gelişmeler umutları büyütürken; iktidar barış ve kardeşlik taleplerine yanıt vermek yerine siyasi operasyonları, kayyum politikalarını, sendikal ve diğer demokratik hakları daraltmayı, baskıyı ve otoriterleşmeyi derinleştiren adımlar atmayı tercih etmektedir. Dünya deneyimleri de açıkça göstermektedir ki emek örgütlerinin ve emekçilerin, sömürünün en üst aşaması olan savaşa karşı net ve tavizsiz bir tutum alması barışın toplumsallaşmasının temel koşullarından biridir. Ancak bu şekilde çatışmasızlık süreci güvence altına alınabilir, toplumsal gerilimler azaltılabilir ve Kürt meselesinde adil, demokratik ve eşitlikçi bir çözüm yolunun önü açılabilir. Umudu ve mücadeleyi büyüten Newroz, bize bir kez daha hatırlatıyor ki: *Halkların eşit ve özgür yaşayabileceği bir ülke mümkündür. *Emekçilerin insanca yaşayabileceği bir düzen mümkündür. *Barışın ve kardeşliğin egemen olduğu bir gelecek mümkündür. Dünyanın dört bir yanında olduğu gibi ülkemizde de emekçiler, kadınlar, gençler ve halklar mücadeleyi büyütüyor. Biz de mücadeleyi baharın coşkusu ve Newroz’un direniş mirasıyla daha ileri taşıyacak; barış, eşitlik, özgürlük, laiklik ve demokrasiyle taçlandıracağız. Çünkü NEWROZ; Baskılara boyun eğmeyenlerin, Umudu büyütenlerin, Özgürlük için direnenlerin bayramıdır! Newroz direniştir! Berxwedan jiyane! Biz emekçiler; insanca bir yaşam için savaşa karşı barışı, baskıya karşı özgürlüğü, sömürüye karşı emeğin haklarını savunmaya devam edeceğiz. NEWROZ’DA ALANLARDA HAYKIRIYORUZ: - YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ! - YAŞASIN EMEK, BARIŞ VE DEMOKRASİ MÜCADELESİ! kesk.org.tr/2026/03/16/new…
KESK tweet media
Türkçe
1
79
202
6.4K
KESK
KESK@KESK1995·
🔴MART AYI KATLİAMLARINI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ! kesk.org.tr/2026/03/16/mar… Türkiye’nin yakın tarihi ne yazık ki katliamlar, acılar ve yüzleşilmemiş suçlarla doludur. 16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde, günler öncesinden hazırlığı yapılan bir saldırı sonucunda yedi devrimci öğrenci katledilmiş, onlarca öğrenci yaralanmıştır. Katliam hazırlıklarına ilişkin istihbaratlar bulunmasına rağmen gerekli önlemler alınmamış, olayın gerçek sorumluları ortaya çıkarılmamış ve yıllar süren dava süreçleri cezasızlıkla sonuçlanmıştır. 16 Mart 1988’de Halepçe’de, emperyalistlerin desteğini arkasına alan Saddam Hüseyin rejimi tarafından gerçekleştirilen kimyasal saldırıda çoğu çocuk ve kadın olmak üzere binlerce insan yaşamını yitirmiştir. Bu insanlık suçuna karşı uluslararası güçlerin sessizliği, katliamların yalnızca failleriyle değil, bu suçlara göz yumanlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha göstermiştir. 12 Mart 1995’te İstanbul Gazi Mahallesi’nde Alevi yurttaşların gittikleri kahvehaneler ve bir cem evine yönelik silahlı saldırılarla başlayan süreçte, protesto için sokağa çıkan halkın üzerine açılan ateş sonucunda onlarca yurttaşımız yaşamını yitirmiştir. Gazi katliamında gerçek sorumluların yargılanmadığı, yalnızca birkaç tetikçinin göstermelik biçimde yargılandığı dava süreçleri bir kez daha cezasızlık gerçeğini ortaya koymuştur. Beyazıt, Halepçe ve Gazi katliamları; Maraş, Çorum, Sivas, Roboski, Suruç ve Ankara Gar katliamları toplumsal hafızamızda derin yaralar açan katliamlar zincirinin parçalarıdır. Bu katliamların ortak noktası, gerçek faillerin ve arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılmaması ve cezasızlık politikalarının sürdürülmesidir. Geçmişle yüzleşilmemesi ve sorumluların hesap vermemesi, yeni acıların yaşanmasının da önünü açmaktadır. Ne yazık ki bugün de dünyanın farklı coğrafyalarında benzer trajediler yaşanmaya devam etmektedir. Gazze’de aylardır süren saldırılar sonucunda on binlerce sivil yaşamını yitirmiş, kentler büyük bir yıkıma uğramıştır. Bu katliamların sorumlusu ve göz yuman devletleri mezarlar üzerinden bölgeyi finans merkezi yapma girişimleriyle insanlıktan ne kadar uzaklaşıldığını ve emperyalizmin gerçek yüzünü bir kez daha ele vermektedirler. Suriye’de de farklı inanç ve kimliklere yönelik saldırılar devam etmektedir. Son olarak ABD-İsrail saldırıları kapsamında İran’da bir okulun bombalanması sonucu çok sayıda öğrencinin yaşamını yitirmesi, savaş politikalarının nasıl ağır insani sonuçlar doğurduğunu bir kez daha göstermiştir. İnsanlığa karşı işlenen bu suçların son bulmasının yolu; adaletin, bağımsız yargının, demokrasinin, barışın, laikliğin ve eşit yurttaşlığın hâkim olduğu bir düzenin kurulması için mücadeleyi büyütmekten geçmektedir. Mart ayında gerçekleşen tüm katliamlarda; Beyazıt, Halepçe ve Gazi katliamlarında yaşamını yitirenleri saygıyla anıyor, gerçek faillerin ortaya çıkarılıp hesap soruncaya, gerçeklerle yüzleşilinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz. Katliamları unutmadık. Unutturmayacağız. YÜRÜTME KURULU
KESK tweet media
Türkçe
0
49
87
2.7K
KESK
KESK@KESK1995·
BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in gözaltına alınmasını kınıyoruz. Düşük ücret alan ve kazanılmış hakları ellerinden alınmak istenen Sırma Halı işçilerinin haklarını savunmak, işçilerin taleplerini dile getirmek ve sömürüye karşı ses yükseltmek sendikal hak ve özgürlüklerin en temel unsurudur. Mehmet Türkmen’in işçilerin eyleminde yaptığı konuşma, sendikal haklar ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken meşru bir sendikal faaliyettir. Ancak iktidar, uzun bir süredir bu tür demokratik eylem ve etkinliklere “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlaması yönelterek sendikal faaliyetleri kriminalize ederek işçilere ve sendikalara gözdağı vermeye çalışmaktadır. Bu tür gözaltılar, örgütlenme özgürlüğüne yönelik açık bir müdahaledir. Emek mücadelesini baskı altına almaya yönelik bu uygulamalar kabul edilemez. Mehmet Türkmen derhal serbest bırakılmalıdır. @birlesiktekstil @mturkmenn27
KESK tweet media
Türkçe
0
89
198
5.2K
KESK
KESK@KESK1995·
Türk Tabipleri Birliği’nin 14 Mart Tıp Haftası kapsamında ‘Başka bir sağlık sistemi mümkün’ şiarıyla Diyarbakır’dan başlattığı “Beyaz Yürüyüş”, dördüncü gününde Ankara’da sona erdi. “İyi hekimlik yapmak istiyoruz! Adaletin hakim olduğu, laik, demokratik, barış içinde bir ülkede emeğimizin ve mesleğimizin değer görmesini istiyoruz" diyen hekimler, Abdi İpekçi Parkı’na yürüyerek basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, Yürütme Kurulu Üyeleri Sevgi Yılmaz, Sema Pınar, Erdal Karakuş ve İş Kolu MYK Üyeleri katıldı. @ttborgtr
KESK tweet mediaKESK tweet mediaKESK tweet mediaKESK tweet media
Türkçe
0
14
89
2.2K
KESK retweetledi
SES Genel Merkezi
SES Genel Merkezi@sesgenelmerkezi·
Gerçek Sendika; Dayanışmadır, Onurdur, Mücadeledir, Birliktir ve SES'tir. Bugünümüz için, Yarınımız için SES var UMUT var! SES'te_Örgütleniyoruz! #sesvarumutvar
Türkçe
13
150
259
6.7K
KESK retweetledi
SES Genel Merkezi
SES Genel Merkezi@sesgenelmerkezi·
14 MART SAĞLIK HAFTASINI MÜCADELE İLE BAYRAMA DÖNÜŞTÜRECEĞİZ! Sağlık hizmetinin metalaştırılarak alınıp satılan bir mala dönüştürülmesine, hastaya müşteri denilmesine ve sağlık bütçesinin özel sermayeye akıtılmasına, Sağlık kurumlarının şirketleşmesine, halkın sağlığının paraya tahvil edilmesine, Performans -güvencesizlik- şiddet kıskacı ile faturanın sağlık emekçilerine kesilmesine karşı, Tıp Bayramının 107. Yıldönümünde de 14 Mart Haftasında mücadeleye devam ediyoruz. 14 Mart’lar Bayrama dönüşsün diye Sağlık Mücadele Haftası diyoruz. Çünkü; Uzun çalışma saatleri, iş yükü, mobbing ve angarya gibi modern kölelik çalışma koşullarına isyan edenlerin, karşı duranların mücadele haftasıdır 14 Mart. Pandeminin başından beri “Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz” diyenlerin mücadele haftasıdır 14 Mart. Önlenebilir bir hastalık (covıd-19) nedeniyle, sağlam olmadığı için depremde yıkılan sağlık kurumlarında yüzlerce arkadaşını yitiren “yaşam hakkı” yok sayılanların haftasıdır 14 Mart. En temel insan hakkı olan “sağlık hakkı”için halkın sağlığı, emeğimin hakkı diyenlerin haftasıdır 14 Mart. İhtiyaç olduğunda kahraman ilan edilip alkışlatılan, sonrasında değersizleştirilenlerin haftasıdır 14 Mart. Toplu sözleşmelerle mali, sosyal, özlük hakları iyileştirilmeyen, çalışma koşulları daha da ağırlaştırılan, iş barışı bozulanların haftasıdır 14 Mart. Enflasyonun, verginin yükünün altında ezdirilen, sadaka gibi zamlara muhtaç edildikçe yoksullaşanların; insanca yaşayacak meslek riskini karşılayacak, emekliliğe yansıyacak yoksulluk sınırının üstünde OECD ülkeleri standartlarında temel ücret diye iş bırakanların, eylem örgütleyenlerin haftasıdır 14 Mart. 36 saat nöbet tuttuktan sonra evine giderken araç başında uyuyakalan Rümeysa Şen’in kutlayamadığı Tıp Bayramıdır 14 Mart. Melike ve Mustafa gibi angaryaya, psikolojik şiddete, değersizleştirmeye daha fazla dayanamayıp intihara sürüklenen hekimlerin, hemşirelerin, anestezi teknikerlerinin yardım çığlığıdır 14 Mart. Hasta yakınının saldırılarına karşı birlikte bariyer oluşturan ekibin haftasıdır 14 Mart. Ege Üniversitesi Hastanesinde İş cinayetinde yaşamını yitiren temsilcimiz Ali Can’ın kutlayamadığı bayramdır 14 Mart. Sağlık ekibinin ekip ruhunu, ortak mücadelesini ve dayanışmasını bozmaya çalışanlara inat, bir olanların, birlik olanların haftasıdır 14 Mart. Önce insan, sonra sağlık emekçisi olan, emeğinin hakkını alamayan, şiddetin her türlüsüne maruz kalan, 24 saat yüreği ağzında, yükü sırtında, liyakati iki dudak arasında, güvenliği takdiri ilahiye havale 112’cinin haftasıdır 14 Mart. Atama bekleyen yüzbinlerce sağlık meslek mensubu varken atama yapmayan, OECD ülkelerinin istihdam ortalamalarını yakalamak yerine Sahra ülkelerinin istihdam ortalamalarını yakalamak için çaba harcayan sağlık yöneticilerin iş yükü ve angaryayla tükettiği, ülke dışına göç ettirdiği sağlık emekçilerinin haftasıdır 14 Mart. Mali, idari ve bilimsel özerkliği Sağlık Bakanlığı tarafından adeta kuşatılmış, İflasın eşiğine getirilen üniversite hastanelerinde borç batağından çıkmak için, hakları olan Covid -19 ek ödemelerini bile borç ödemek için kullanan yöneticilere karşı, meslek etiği, bilimsel, özerk nitelikli eğitim için mücadele edenlerin haftasıdır 14 Mart. Nöbete giderken bırakacak yeri olmayan çocuklarını komşusuna emanet edip, nöbet ertesinde çıkan yangında onların yanmış bedenlerinin kokusunu sineye çeken sağlık emekçisi Fatma hemşire ve eşinin dinmeyen evlat acısıdır 14 Mart. Cumhurbaşkanı tarafından sağlık emekçilerinin emeğini, niteliğini, değerini ve kamusal sağlık hizmetlerini hiçe sayan “gidiyorsa gitsinler” söylemine karşı “susmuyoruz, korkmuyoruz, hiçbir yere gitmiyoruz” diyerek mücadele edenlerin haftasıdır 14 Mart. Biz sağlık ve sosyal hizmet emekçileri, artık en temel insani hakkımız olan yaşam hakkımızı dahi koruyamayan sağlık politikacılarına, acil sorunlarımızın çözümü için derhal harekete geçmelerini yoksa sağlık sisteminin onarılamaz yaralar alacağını açıklamalarımızla, eylemlerimizle, defalarca hatırlattık. Sağlık emekçilerinin bu haklı talepleri dinlemek ve anlamak yerine mücadelesini bastırma, sınırlandırma çabasına girmiş, gözdağı vermeye çalışmıştır. Torbalara sıkıştırılan yasal düzenlemeler ile sağlık ortamı kaosa sürüklenmeye devam ediliyor. Bu sağlık sisteminden emekçilerde halkta memnun değil diyoruz. “reform-dönüşüm” dedikleri şey hasta muayene sayıları ile övünmek olmuştur. Bu reformun pandemide cilası döküldü. Depremde enkaz altında kaldı. O yüzden bu sistem değişmelidir. Değiştireceğiz diyoruz 14 Mart Sağlık Haftasını, “Bayram” olarak kutlayabilmek için bu yıl da açıklamalar, eylemler yapıyoruz. Aşağıda yer alan taleplerimiz; halkımızın nitelikli ve kamusal sağlık hizmeti alması için gerekli talepler olup, halkımızın mağdur edilmemesi ve hak ettikleri sağlık hizmetini alabilmeleri için halkın bir parçası olan biz sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin en acil talepleri derhal karşılanmalıdır. Taleplerimiz; - Sağlık emekçilerine ek ödeme, teşvik vb. adlarla yapılan, ekip anlayışını bozan, rekabet oluşturan ve çalışma barışını bozan ödeme yöntemi yerine yoksulluk sınırının üzerinde, tek kalemde, tamamı emekliliğe yansıyacak şekilde temel ücret ödenmesine başlanmalıdır. Temel ücret üzerine yapılan işin niteliği ve riski, eğitim durumu, kıdem yılı gibi kriterler ile giydirilmiş ücret belirlenmelidir. Hak edişlerin tavan ücret kat sayılarına takılmaması için, tavan ücret katsayıları yükseltilmelidir. - Sağlık emekçileri uygulanan döner sermaye uygulamaları nedeniyle kamuda çalışan emsallerine göre daha erken vergi dilimine girmektedir. Yoksulluk sınırı üzerinde emekliliğe yansıyan temel ücret rejimine gidilinceye kadar emekliliğe yansımayan döner sermaye, teşvik vb. isimler adı altında ödenen tüm ücretler vergi dilimi dışında bırakılmalıdır. Vergi dilimleri yüzde 10’da sabitlenmelidir. - ASM’lerde uygulanan eziyet yönetmeliği geri çekilmeli, alanda örgütlü emek ve meslek örgütleri ile halk ve emekçiler yararına olacak yasal düzenleme için çalışma başlatılmalıdır. Sağlıklı bir toplum için tedavi edici hizmetler yeterli değildir. Koruyucu sağlık hizmetlerinin yeniden ele alınması ve güçlendirilmesi gerekmektedir. - Deprem bölgesinde yıkılan ASM’ler bir an önce inşa edilerek, konteynr ASM uygulaması son bulmalıdır. - İlave ek zam altında 7. Dönem toplu sözleşmede verilen ve emekliliğe yansımayan çalışırken ve emeklilikte alınan maaş farkını her gün açan “ilave ek zam”emekliliğe yansıyacak şekilde ve emekli maaşlarına da yansıyacak şekilde derhal düzeltilmelidir. - İş kolunda çalışan emekçilerin mesleklerine yönelik tanımlar net olarak yapılmalı, angarya çalıştırma yasaklanmalı, üniversite hastaneleri başta olmak üzere çalışanların tayin hakları, özlük ve sosyal hakları garanti altına alınmalıdır. - 5510 sayılı Kanunun 40.maddesindeki tabloda, 20 numarada düzenlenen fiili hizmet süresi zammının 90 güne çıkarılması, tablonun 11. maddesindeki fiili hizmet süresi zammının 120 güne çıkarılması, madde metninde fiili hizmetin fiilen çalışma şartına bağlanması düzenlemesinin çıkarılması, mesleğe başlama tarihinin esas alınarak fiili hizmetin uygulanması ve bu şekilde hesaplanacak fiili hizmet süresi zammının emeklilikte 8 yıl olarak uygulanması sağlanmalıdır. - Yapılan ek gösterge düzenlenmesi yetersiz kalmıştır. Talebimiz olan 3600’den 7200 kadar kademeli ek gösterge uygulansın. - OECD ortalamasında kadrolu güvenceli personel istihdamı yapılsın. Her türlü güvencesiz ve sözleşmeli çalışma kaldırılsın. - Angarya çalışmanın biçimleri olan esnek çalışma, mesai dışı çalışma, fazla çalışma kaldırılsın. Angarya çalıştırmanın her türü yasaklansın. - Çalıştırma zorunluluğu doğduğunda nöbet ücretleri saat ücretinin en az iki katı olmalıdır. Gece vardiyasında çalıştırılanların ücretleri %100 arttırılarak ödenmelidir. - Liyakatsiz atamalara, tip sözleşme dayatmalarına, tıp ve sağlık bilimleri eğitimlerini niteliksizleştiren, altyapısı uygun olmayan tıp fakültelerinin, eczacılık fakültelerinin, diş hekimliği fakültelerinin, hemşirelik fakültelerinin, sağlık bilimleri fakültelerinin ve sağlık meslek yüksekokullarının açılmalarına son verilsin. - Şiddetsiz ve güvenli bir çalışma ortamı için yeni ve etkili “Sağlıkta Şiddet Yasası” çıkarılsın, mobbing ve baskılar son bulsun. - Haklarında kesinleşmiş yargı karar bulunmayan ihraç sağlık ve sosyal hizmet emekçileri derhal göreve başlatılsın. - Sağlık hizmeti için ödediğimiz vergiler yeter. Katkı katılım payları ve ilave ücretler kaldırılsın. - Sağlık ve sosyal hizmetlerin planlanmasından sunulmasına kadar emekçiler, örgütleri aracılığıyla, halk da merkezde siyasi partiler, yerellerde ise yerel yönetimler, muhtarlıklar, örgütlü yapılar ve siyasi partiler eliyle süreçlere dâhil olsun. - Özel hastanelere verilen her türlü teşvik kaldırılmalıdır. Özel hastaneler ile SGK anlaşma yapmamalıdır. Özel hastanelere aktarılan teşvik ve bütçe kamu sağlık kurumlarına aktarılmalıdır. - Her iş yerine kreş açılsın, sağlık emekçileri çocukları ile işleri arasında tercih yapmak zorunda kalmasın. - Vardiya çıkışlarında ve gece vardiyalarına gelirken emekçileri güvenli şekilde işlerine ve evlerine bırakacak yeteri sayıda servis konulsun. - Kamu sağlık kurumları daha demokratik bir yapıya kavuşturulmalıdır. Kamu sağlık kurumlarında idareci belirlenmesi kriterlere uyanlar arasında o kurumlarda çalışan emekçilerin oyu ile gerçekleşsin. Bu talepler sağlık emekçileri kadar halkın sağlık hakkına yönelik taleplerdir. Sağlık hakkımız için mücadeleyi, sağlık emekçilerinin ekonomik, özlük ve demokratik hakları için mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki; başka bir sağlık sistemi mümkün. Haber linkimiz: ses.org.tr/press-releases… MERKEZ YÖNETİM KURULU
SES Genel Merkezi tweet media
Türkçe
0
31
54
1.6K
KESK retweetledi
Eğitim Sen
Eğitim Sen@egitimsen·
🔴Eğitim Sen olarak Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) uygulamasına ilişkin öğretmenlerin görüş, deneyim ve değerlendirmelerini ortaya koymak amacıyla bir anket hazırladık. Ankete verilecek yanıtlar, öğretmenlerin yaşadığı sorunların ve deneyimlerin görünür kılınmasına katkı sağlayacak; sendikamızın eğitim politikalarına ilişkin değerlendirmeleri ve mücadele programının oluşturulmasında önemli bir veri kaynağı olacaktır. Katkılarınız için teşekkür ederiz. Anket için👇 forms.gle/9TpgmtMmNhweM3…
Eğitim Sen tweet media
Türkçe
0
76
156
13.5K
KESK retweetledi
SES Genel Merkezi
SES Genel Merkezi@sesgenelmerkezi·
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçilerinin Sendikal Hak ve Özgürlükler Mücadelesi ile Halkın Sağlık Hakkı Mücadelesinden Asla Vazgeçmeyeceğiz! Eşitlik, Özgürlük, Barış ve Laiklik mücadelemiz sürüyor...
SES Genel Merkezi tweet media
Türkçe
0
26
59
1.5K
KESK retweetledi
KÜLTÜR SANAT SEN
KÜLTÜR SANAT SEN@kultursanatsen·
SANATÇI MAAŞLARINA İYİLEŞTİRME SAĞLANMALI MADDE 39- a- 2025 yılı ikinci altı aylık dönemde 1. Derece 4.Kademede bulunan Mühendise ödenen net aylığının %20 fazlası olan, Sanatkarların 48/1. Maddede hesaplanan TEMEL ÜCRETİ, 2026 yılından itibaren %35 (yüzde otuz beş) fazlasına yükseltilmiştir. b- 2025 yılı için kamu personeli aylığında yapılan net artışın yüzde sekiz (8) fazlası ve enflasyon artışı, 2026 yılı için yüzde on (10) fazlası ve enflasyon artışı Sanatkarın 48/1. Maddede hesaplanan temel ücretine ilave edilir. VERGİ DİLİMİ SABİTLENMELİ MADDE 40- Sanat Kurumlarında çalışan idari sözleşmeli personelin gelir vergisi oranı %10 olarak sabitlenerek alınır. TEŞVİK ve İKRAMİYELERİN MAAŞLA BİRLEŞTİRİLMESİ MADDE 41- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ek geçici 12. 14. 15. 16. Maddesine göre çalıştırılan sanatkârların ve sanatkar uzmanların ikramiye ve teşvikleri maaşlarına eklenerek birleştirilir ve maaş adı altında ödenir. FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİ MADDE 42- 01.01.2026 tarihinde geçerli olmak üzere, bu hizmet kolu kapsamında ki sanat kurumlarında çalışan ve 657 sayılı kanunun ek geçici 16. maddesi kapsamında bulunan sözleşmeli personel, 375 sayılı KHK’nın 7. Maddesine göre çalıştırılan Personele gece 24’den sonra yaptırılan ayda 50 saati geçmemek üzere fazla çalışma ücretinin 10 katı tutarında fazla çalışma ücreti ödenir. GEYİM YARDIMI MADDE 43- Devlet Opera Bale Genel Müdürlüğü ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünde idari sözleşmeli olarak çalıştırılan Koro ve Orkestra sanatçıları ile aynı Genel Müdürlükler ve Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünde idari sözleşmeli olarak çalıştırılan Sanatkâr uzman memurlara her yıl eylül ayında görev esnasında giymesi gereken özel kıyafetler için kıyafet yardımı yapılır. YIPRANMA PAYI VERİLEMESİ MADDE 44- Mesleki yaşı sınırlı olan, İdari Sözleşmeli Bale ve Dans Sanatkârlarına münhasır olmak üzere, 5510 sayılı kanunda erken emeklilik şartları düzenlenir ve fiili hizmet zammı her 12 aya 3 ay ilave ile 15 ay olarak uygulanır. SÖZLEŞMELİDE GEÇEN SÜRELERİN MEMURİYETE SAYILMASI MADDE 46- Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ve bağlı Sanat Kurumlarında sözleşmeli olarak çalışırken 7433 sayılı yasanın geçici 50. Maddesiyle yeni pozisyonlarına atananların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddenin (B) fıkrası kapsamı dışında kalan sözleşmeli personel olarak geçirdikleri hizmet süreleri, yeni atandıkları pozisyonlarda geçmiş sayılır ve bu süreler yeni pozisyonlarının mali haklarının tespitinde değerlendirilir. TEŞVİKLERİN KESİLMESİNE GEREKÇE GÖSTERİLECEK HİÇ BİR KRİTER KONULMAMASI MADDE 47- 87/11782 Sayılı Devlet Sanatçıları ve Sanatçıların sözleşmeli olarak çalıştırılmalarına dair esaslar başlıklı Bakanlar Kurulu kararının 9.maddesinde d “…olağanüstü gayret ve çalışmaları sonucunda emsallerine göre başarılı görev yaptıkları tespit edilenlerle ilgili kurumlarının teklifi ve bakan onayı ile 2 aylığa kadar (2 aylık dâhil ) ücret teşvik ikramiyesi olarak verilir…” ibaresinden sonra gelmek üzere “ kurum tarafından özel kriterler getirilemez hükmü” eklenir. ANNELİK İZNİ MADDE 48- Sanat Kurumlarında Bale ve Dans Topluluklarında çalışan Sanatkârlar gebeliklerinin başlamasından itibaren durumuna uygun işlerde görevlendirilirler. Raporlu olmaları durumunda ücretlerinden herhangi bir kesinti yapılamaz. SÖZLEŞMELİ PERSONELE AİLE VE ÇOCUK YARDIMI ÖDENMESİ MADDE 49–6/6/1978-7/15754 tarih ve sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların Ek 8.maddesine göre 4/B sözleşmeli personel olarak istihdam edilenlere kadrolu olarak istihdam edilen emsallerine ödenen kadar aile ve çocuk yardımı ödenir. MADDE 50– Tüm kamu çalışanlarına yılda 4 tam maaş tutara kadar ikramiye ödenir. MADDE 51- Memurların işe alımında mülakat uygulaması yapılmaz. MADDE 52- Bakanlıkta görev yapan tüm memurlara DÖSİM’den Döner Sermaye Payı ödenir. SANAT KURUMLARINDAKİ İDARİ PERSONELİN GÖREVDE YÜKSELMELERİ SAĞLANMALI MADDE 53-Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ve bağlı birimlerde 2 yılda bir periyodik olarak Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı yapılır. Sınavlarında mülakat uygulaması yapılmaz. TEKNİK PERSONELİN MAAŞLARI EN DÜŞÜK MEMUR MAAŞINDAN AZ OLMAMALI MADDE 54-Devlet Opera Bale Genel Müdürlüğü ile Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünde idari sözleşmeli olarak çalıştırılan Sanatkâr Uzman Memurların kök maaşları en düşük memur maaşından düşük olamaz EK GÖSTERGE DÜZENLEMSİ MADDE 55- Devlet Opera Bale Genel Müdürlüğü ile Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünde idari sözleşmeli olarak çalıştırılan Sanatçı unvanı için ek gösterge oranı 6700, Sanatkâr Uzman Memurları için ise 5400 olarak uygulanır.
KÜLTÜR SANAT SEN tweet media
Türkçe
0
3
14
1.6K
KESK retweetledi
HABER-SEN
HABER-SEN@KESKHaberSen·
Yemek ücreti için, PTT yönetiminin personeline devletin belirlediği asgari sınırın bile altında bir ücreti reva görmesi, en hafif tabiriyle emek sömürüsüdür. Emekçinin sofrasından kısıtlanarak tasarruf olmaz. Yemek ücreti hakkındaki yazımızı PTT A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE ilettik.
HABER-SEN tweet media
Türkçe
0
15
32
1.7K