Av. Dr. Gönenç Gürkaynak@GurkaynakGonenc
İstanbul sözleşmesinden çıkılırken, kadına karşı şiddet her geçen gün artarken, cemiyet hayatının her unsuruna kutuplaşma ve şiddet zerk edilirken, hukuk git gide güce eklemlenirken çıtı çıkmayan insanların şimdi "sanat adı altında satanizm" formülüyle zaten sayıları kelaynaklar kadar kalmış sanatçılarımıza ölçü ve çerçeve vermeye kalkışmaları şuursuzlukta ileri bir teknoloji; vurdumduymazlıkta yepyeni bir aşama; bir regresyon devrimi.
Caravaggio, Goya, Sickert, Géricault ve diğer tüm sanatçılar da bu kafaya göre herhalde kendi toplumlarındaki şiddetten sorumlu.
Mesele, elbette, Uraz Kaygılaroğlu değil. Mesele, eğitimsizliğe, sıradanlaşmaya, güce ve hukuksuzluğa muhabbet gösteren düzen. Mesele, caydırıcılıkta önleyicilikte, koruyuculukta ve rehabilitasyonda sınıfta kalan, öncelikleri doğru belirlenmeyen, akıntıya göre bükülen, hukuk düzeni. Türkiye'de sanat sorunu yok, hukuk ve adalet sorunu var. Eğitim sorunu var. Eğitim sorunu olduğunu da, iki kadının korkunç biçimde öldürülmesinden hemen sonra Uraz Kaygılaroğlu avına çıkılarak iç rahatlatma ve hedef saptırma gayretine girilebilmesinden anlayabiliyoruz.