Kerem
162 posts

Kerem
@KeremA___
Taş kırılır, Tunç erir, ama Türklük ebedidir




@hcanguner @eczozgurozel Bu parkta katil ve kadına şiddet faili Yılmaz Güney'in adı değil, Ankara’nın her sokağına bir anı bırakan ve çocuk sevgisiyle bilinen metan gazı zehirlenmesinden kaybettiğimiz Şehit Üsteğmen Ege Akar’ın ismi olacak.

Buraya bir bakar mısınız? Bu Mehmet Astsubay'ın el yazısı. Ben yazdırdım. Baskasından almadım Lütfen paylaşarak ve gerekli yerleri etiketleyerek, Mehmet Astsubay'ın hak mücadelesine ses olun. Duruşma tutanakları ile arasında ihtilaf yok. Unutmayın bir Mehmet Astsubay kolay yetişmiyor. Şimdi bu sizin hırt dediğiniz elemanlar yüzünden Mehmet Astsubay 14 Ay cezaevinde kaldı. Dahasında açığa alındı ve şimdi atılsın diye uğraşıyorlar. Canına kastedenlere karşı müdafa hakkını kullandı diye adalet eliyle yapılanlar reva mı? Elbette değil. Mesleğinde yaptığı çalışmalar ile ön plana çıkmış pırıl pırıl bir Astsubay, Beylik silahı ile, sırf kendisini öldürmeye çalışanları, korkutmak ve uyarmak maksatlı havaya ve yere ateş etti diye mesleğinden olmamalı. Hep birlikte Mehmet Astsubay'ın yanında olalım. #eğrisopalıdoğruadamlar

⚠️ Açığa alınan Astsubay Mehmet Öztürk, adalet istediğine dair mektup yayınladı: “26 Ekim 2025 tarihinde, arkadaşımın babasının vefatı nedeniyle Kuzey Irak’tan cenazeye katılmak için yıllık izne geldim. Akşam saatlerinde, ben ve kız arkadaşım birlikte şehirde geziyorduk. Ardından evlerimize gitmek üzere bölgeden ayrıldık. Ben de biraz sonra eve geri döndüm. Kısa bir süre sonra kız arkadaşım beni telefonla arayarak, bulunduğu yerde birkaç kişi tarafından tacize uğradığını ve yardım istediğini bildirdi. Bunun üzerine arkadaşımla kız arkadaşımın yanına yardım etmek amacıyla döndüğümüzde tacizci ve maddeci 4 şahıs küfürler ve hakaretler ederek saldırıda bulundu. Bu kişiler ellerinde tabure ve sopalarla ben, kız arkadaşım ve yanımda arkadaşımın vurmaya başladılar. Ardından şahıslardan biri döner bıçağı (55 CM) ile göğsüme doğru saplamaya çalıştı. Ben de o anda hayatım ve beden bütünlüğüm ciddi şekilde tehlikeye girdiği için meşru müdafaa (nefsi müdafaa) kapsamında profesyonel askerlik geçmişim nedeniyle ateşli silah kullanma yetkisine sahip olmama rağmen, yalnızca kendimi ve yanımda bulunanları korumak amacıyla, havaya 1 el, yere ise 2 el ateş ettim. Bir şahıs ayağından, bir şahıs da mermi çekirdeği betonda parçalanması sonucu ağzından yaralandı. Ardından şahıs jeepe binerek, olay yerinde bulunan abisi ise beni sıkıca tutarak aracın önüne atıp öldürmeye çalıştılar. Ben de can güvenliğim nedeniyle beylik tabancam ile saldırgan şahsın üzerime sürdüğü aracın lastiklerine kontrollü 1 el ateş ettim. Ardından gelen bu şahsın çağırdığı 5-6 kişilik grup da orada bana ve arkadaşlarıma saldırıp, yere yatarak darp etti. Beylik tabancamı elimden alıp beni vurmaya çalıştılar. Amacım kimseyi yaralayıp veya öldürmek olmayıp, yalnızca saldırıdan kurtulmaktı. İsteseydim daha farklı sonuçlar doğurabilecek imkâna sahipken bunu bilinçli olarak yapmadım. Ancak saldırı devam etti; bu sırada sağ kolum kırıldı. Kız arkadaşım da taciz ve fiziksel saldırıya uğradı. Olayın ardından gözaltına alındı. 13 ay tutuklu kaldım ve mesleğimden uzaklaştırıldım. Yüce Türk milletinin adaletine sığınıyorum ve adalet istiyorum.”

⚠️ Açığa alınan Astsubay Mehmet Öztürk, adalet istediğine dair mektup yayınladı: “26 Ekim 2025 tarihinde, arkadaşımın babasının vefatı nedeniyle Kuzey Irak’tan cenazeye katılmak için yıllık izne geldim. Akşam saatlerinde, ben ve kız arkadaşım birlikte şehirde geziyorduk. Ardından evlerimize gitmek üzere bölgeden ayrıldık. Ben de biraz sonra eve geri döndüm. Kısa bir süre sonra kız arkadaşım beni telefonla arayarak, bulunduğu yerde birkaç kişi tarafından tacize uğradığını ve yardım istediğini bildirdi. Bunun üzerine arkadaşımla kız arkadaşımın yanına yardım etmek amacıyla döndüğümüzde tacizci ve maddeci 4 şahıs küfürler ve hakaretler ederek saldırıda bulundu. Bu kişiler ellerinde tabure ve sopalarla ben, kız arkadaşım ve yanımda arkadaşımın vurmaya başladılar. Ardından şahıslardan biri döner bıçağı (55 CM) ile göğsüme doğru saplamaya çalıştı. Ben de o anda hayatım ve beden bütünlüğüm ciddi şekilde tehlikeye girdiği için meşru müdafaa (nefsi müdafaa) kapsamında profesyonel askerlik geçmişim nedeniyle ateşli silah kullanma yetkisine sahip olmama rağmen, yalnızca kendimi ve yanımda bulunanları korumak amacıyla, havaya 1 el, yere ise 2 el ateş ettim. Bir şahıs ayağından, bir şahıs da mermi çekirdeği betonda parçalanması sonucu ağzından yaralandı. Ardından şahıs jeepe binerek, olay yerinde bulunan abisi ise beni sıkıca tutarak aracın önüne atıp öldürmeye çalıştılar. Ben de can güvenliğim nedeniyle beylik tabancam ile saldırgan şahsın üzerime sürdüğü aracın lastiklerine kontrollü 1 el ateş ettim. Ardından gelen bu şahsın çağırdığı 5-6 kişilik grup da orada bana ve arkadaşlarıma saldırıp, yere yatarak darp etti. Beylik tabancamı elimden alıp beni vurmaya çalıştılar. Amacım kimseyi yaralayıp veya öldürmek olmayıp, yalnızca saldırıdan kurtulmaktı. İsteseydim daha farklı sonuçlar doğurabilecek imkâna sahipken bunu bilinçli olarak yapmadım. Ancak saldırı devam etti; bu sırada sağ kolum kırıldı. Kız arkadaşım da taciz ve fiziksel saldırıya uğradı. Olayın ardından gözaltına alındı. 13 ay tutuklu kaldım ve mesleğimden uzaklaştırıldım. Yüce Türk milletinin adaletine sığınıyorum ve adalet istiyorum.”

⚠️ Açığa alınan Astsubay Mehmet Öztürk, adalet istediğine dair mektup yayınladı: “26 Ekim 2025 tarihinde, arkadaşımın babasının vefatı nedeniyle Kuzey Irak’tan cenazeye katılmak için yıllık izne geldim. Akşam saatlerinde, ben ve kız arkadaşım birlikte şehirde geziyorduk. Ardından evlerimize gitmek üzere bölgeden ayrıldık. Ben de biraz sonra eve geri döndüm. Kısa bir süre sonra kız arkadaşım beni telefonla arayarak, bulunduğu yerde birkaç kişi tarafından tacize uğradığını ve yardım istediğini bildirdi. Bunun üzerine arkadaşımla kız arkadaşımın yanına yardım etmek amacıyla döndüğümüzde tacizci ve maddeci 4 şahıs küfürler ve hakaretler ederek saldırıda bulundu. Bu kişiler ellerinde tabure ve sopalarla ben, kız arkadaşım ve yanımda arkadaşımın vurmaya başladılar. Ardından şahıslardan biri döner bıçağı (55 CM) ile göğsüme doğru saplamaya çalıştı. Ben de o anda hayatım ve beden bütünlüğüm ciddi şekilde tehlikeye girdiği için meşru müdafaa (nefsi müdafaa) kapsamında profesyonel askerlik geçmişim nedeniyle ateşli silah kullanma yetkisine sahip olmama rağmen, yalnızca kendimi ve yanımda bulunanları korumak amacıyla, havaya 1 el, yere ise 2 el ateş ettim. Bir şahıs ayağından, bir şahıs da mermi çekirdeği betonda parçalanması sonucu ağzından yaralandı. Ardından şahıs jeepe binerek, olay yerinde bulunan abisi ise beni sıkıca tutarak aracın önüne atıp öldürmeye çalıştılar. Ben de can güvenliğim nedeniyle beylik tabancam ile saldırgan şahsın üzerime sürdüğü aracın lastiklerine kontrollü 1 el ateş ettim. Ardından gelen bu şahsın çağırdığı 5-6 kişilik grup da orada bana ve arkadaşlarıma saldırıp, yere yatarak darp etti. Beylik tabancamı elimden alıp beni vurmaya çalıştılar. Amacım kimseyi yaralayıp veya öldürmek olmayıp, yalnızca saldırıdan kurtulmaktı. İsteseydim daha farklı sonuçlar doğurabilecek imkâna sahipken bunu bilinçli olarak yapmadım. Ancak saldırı devam etti; bu sırada sağ kolum kırıldı. Kız arkadaşım da taciz ve fiziksel saldırıya uğradı. Olayın ardından gözaltına alındı. 13 ay tutuklu kaldım ve mesleğimden uzaklaştırıldım. Yüce Türk milletinin adaletine sığınıyorum ve adalet istiyorum.”





Gaziantep Çevik Kuvvet ve Polis Özel Harekat personelinin kar molası. ☃️❄️

Ergenekon-Balyoz kumpas davasında cezaevine giren Kaşif Kozinoğlu'nun kitabından bazı notlar:







