
Hiçbir masum çocuğumuz, gencimiz diğerinden üstün değildi. Hepsi bizim evlatlarımız, bu toplumun kanayan yarasıydı. Ama biri vardı ki, arkasında beş kadınla birlikte büyük bir farkındalık yarattı. Gelin biraz bundan bahsedelim, Mattia Ahmet’ten… Sınırları aştı Ahmet’in adı. Sadece kendi adıyla da kalmadı, tüm odağın çevrildiği kendi davalarında, daha önce hiç duymadığımız onlarca kardeşinin adını da yankılattı. Böyle tanıdık biz onlarca mağdur aileyi de. Sonra Ahmet, büyük bir yer kapladı hayatımızda. Çünkü misyonunu büyük bir fedakarlıkla yerine getirmişti, canıyla! Ahmet’in bıraktığı yerden annesi devam etti. Öyle doğru yerden yakaladı, öyle büyük bir ses çıkardı ki; bize “değişebilir” duygusunu yeniden hatırlattı. Kendi evladıyla birlikte, yıllardır görünmeyen çocuklarımızı da aldı omzuna, harbiyim dedi, yapacağım. Yaptı da. Ama bu, beraberinde bir çok tepki ve eleştiriyi de beraberinde getirdi. Peki ama, neden? Biliyoruz ki acı, öfke, adalet isteği kolektiftir. Ama bazen tek bir ses, içimizden geçenleri duyulur hale getirir. Bu ses, Yasemin’in sesiydi. Fakat bu, bir üstünlük değil; ağır bir sorumluluk, bir yük almaktı, ne yazık ki bu karıştırıldı. Bize düşen misyon da, bu kadar insanı bir araya getirmeyi başarmış bu sese sesimizi karıştırmaktı; bu sesi kısmaya ya da daha çok bağırmaya çalışmak değil. Çünkü bu ses, aslında hepimizindi. Ve şimdi gelinen nokta; masum bir çocuğun mezarının tahrip edilmesinin, babalar gibi yatar çıkarız denilmesinin, bir annenin acısıyla dalga geçilmesinin, acılı bir aileye yakıştırılan onca hakaretin sırtını sıvazlamak değildir de nedir? Masum bir çocuğun böyle siyasileştirilmesine, yarıştırılmasına, ötekileştirilmesine tepkisiz kalmak, her şeyden önce Ahmet’e ihanettir. Bizler, Ahmet’in ışığında birbirimizi bulmadık mı? Şimdi sesinden rahatsız olduğumuz? Yasemin’e daha çok bağırmasını biz söylememiş miydik daha yolun başındayken? Mağdur ailelerin artık farkedildiği, dinlendiği, görünür hale geldiği o masayı kuran, Ahmet değil miydi? Peki o sırada, Ahmet neredeydi? Ahmet’e yapılan kimin içine ne kadar siner bilemem, benim sinmiyor, sindirmeyeceğim de. Bu sebeple şahsım adına, öncesinde başka davalara nasıl Ahmet sayesinde katıldıysam, şimdi de Ahmet’in olmadığı hiçbir yerde yokum. Haliyle Mattia Ahmet Minguzzi Davaları dışında, artık hiçbir davaya katılım sağlamayacağım. SSÇ yasa düzenlemesi içinse, çıkmasında muvaffak olunmasını canıgönülden isterim. Herkesin de bildiği üzere; en zor kısmı bu hareketi başlatabilmekti, o yolu Yasemin hepimiz için açtı, bedel de tam olarak o kısımdaydı zaten. Artık geri kalanı yürünürken zorlanılmaz diye düşünüyorum. Kalbimiz sizinle. Biz ise… 23 Nisan’da Ahmet’in bahçesinde olacağız. Her zaman olduğu gibi, her zaman olacağı gibi, #YanındayızÇiçeğim. Bizim hiçbir masamız, Ahmet’siz kurulmayacak. Biz bu yola bir çocuğun adıyla çıktık. O ismi unutanlarla aynı yerde duramayız. Ayıp ettiniz, AŞK OLSUN… #AhmetOrtakDavamız











![Tuğra Diye Biri [ ϜϓſϞ ]](https://pbs.twimg.com/profile_images/2032200260785741826/xPgrtV6Z.jpg)






