Liard Viter

208 posts

Liard Viter banner
Liard Viter

Liard Viter

@Liard_Viter

Ankara, Türkiye Katılım Mart 2026
36 Takip Edilen6 Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Liard Viter
Liard Viter@Liard_Viter·
Bir kitapçının en güzel bölümündeydim.
Liard Viter tweet media
Türkçe
0
0
5
537
Liard Viter
Liard Viter@Liard_Viter·
@brahimg21132608 @HurAyse Yetkinlik alanı ne merak ediyorum doğrusu, hiç yoktan Tarih Nedir kitabını alıp okusaydı da tarih yazımından bu kadar alakasız fikirler üretmeseydi. Ama Türk düşmanlığı işte. Bilimi ve tarih anlatımını da gölgeliyor...
Türkçe
0
0
1
8
Ayşe Hür
Ayşe Hür@HurAyse·
Bu soru bana da sıklıkla sorulduğu için cevap vermek istedim. "Balkanlardan sürülen Türkler"den kasıt, 1912-1913 Balkan Savaşları/Hezimetleri sırasında ölen ve sonunda kitlesel olarak İstanbul'a, oradan da Anadolu'nun çeşitli bölgelerine iskan edilen Müslüman ahali ise bu ahalinin başına gelenler SAVAŞLARIN KAÇINILMAZ SONUÇLARINDAN biridir. Osmanlı Devleti Balkan halklarının bağımsızlık taleplerini bastırmak için (hatta Kanuni dönemindeki sınırlara yeniden ulaşmak hayaliyle) savaşa girmiş ve ama "evdeki hesap çarşıya uymamıştır". Osmanlı İmparatorluğu tüm topraklarının üçte birini, nüfusunun beşte birini, Rumeli'nin yüzde 89'unu, Rumeli nüfusunun yüzde 69'unu kaybetmiş, dolayısıyla sadece küçülmekle kalmayıp, bir “Avrupa devleti” olma niteliğini yitirmişti. Elbette en büyük kaybı Balkan halkları yaşamıştı. Gerek Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgeyi yönetemez hale gelişini can suyu olarak kullanan Bulgar, Sırp ve Yunan milliyetçiliklerinin çatışmacı politikaları gerekse İttihatçı kadroların sorun çözmek deyince akıllarına ilk gelenin baskı, şiddet ve savaş olması yüzünden, bölge halkları savaş meydanlarında veya savaş dışında kitlesel olarak öldürüldüler ya da öldüler. Unutmayalım, Balkan Savaşları her biri kendi “milli” çıkarları için Osmanlı’yla çatışan, zorba, sömürücü ve işgalci olarak gördükleri Osmanlı’yı topraklarından söküp atmak için savaşan Yunanlar, Bulgarlar, Sırplar, Karadağlılar aynı zamanda kendi aralarında da savaşıyorlardı. Bir yandan birbirini öldüren bu gruplar, aralarında anlaşıp Müslümanları toptan Balkanlardan sökecek güçte ve kafada olmadıkları için komitacıların köylere baskın yapıp halkı katletmesi dışında esas olarak Müslümanları sürekli birbirinin topraklarına sürmekten başka bir yöntem bulamamışlardı. Güvenlik arayışı ile anavatana iltica eden Müslüman ahalinin çoğunluğunun Balkanlara 14. yüzyılda yerleştirildiğini, yani bölgenin otokton (yerli) halkı olmadığını, bir kısmının da Müslümanlaşmış yerli halklardan olduğunu da hatırlatalım. xxx "Osmanlı topraklarından Hristiyanların sürülmesi" derken kastedilen 1913-194'te Ege bölgesindeki Rumların adalara ve iç bölgelere, 1915'te Ermenilerin ve Süryanilerin Suriye'nin Der Zor çöllerine tehciri ile 1918-1922 arasında Pontus Rumlarının Anadolu'dan sürülmesi ise bu olaylarda söz konusu olan BİR DEVLETİN KENDİ TEBAASINA YÖNELİK SALDIRISIDIR Kİ saydığım topluluklar bu toprakların otokton halklarındandır. O dönemde İTC’nin Ege kâtib-i mesulü olan Celal Bayar’a göre, savaş öncesi sadece İzmir ve civarından 130 bin dolayında Rum zorla Yunanistan’a göç ettirilmişti. Bayar’ın şahidi “Kuşçubaşı” Eşref ise sadece 1914 içinde ve harbin ilk aylarında, Ege mıntıkasında ve bilhassa sahillerde yuvalanmış ve kümelenmiş olan Rum-Ermeni nüfustan 1.150.000 kişinin yerlerinden (İç Ege’ye, Adalara, Yunanistan’a) sürüldüğünü belirtmişti. Rumlardan boşaltılan köylere ise sistematik biçimde Müslüman muhacirler yerleştirilmişti. Yani “Rum Kaçırtması”, 1915 Ermeni Tehciri/Kırımı/Soykırımı’nın başarılı bir provasıydı. Rumların geri kalanı ise 1924’e kadarki süreçte peyderpey ve değişik yöntemlerle (çete eylemleri, ordu harekâtları, sürgünler ve nihayet MÜBADELE ile) Anadolu topraklarından uzaklaştırılacaklardı. Savaş başlarken 2 milyon Osmanlı Rumundan 2.400 Türkiye Rum'u kaldığını düşünürsek bu uzaklaştırmanın neden "soykırım" diye tanımlandığını anlayabiliriz. Ermeniler ve Süryaniler ise 1915'te Doğu vilayetlerindeki bazı çete olayları bahane edilerek yaşam alanlarından çıkarıp öleceklerini bildiği bir coğrafyaya sürülmüştür. Bunun kanıtlarından biri, 6 Temmuz 1914 tarihli Meclis-i Mebusan oturumunda Aydın Mebusu Emmanuilidis Efendi'nin Balkan muhacirlerinin Ege'deki Rum köylerine iskânını eleştirerek, muhacirlerin neden boş arazilere (Der Zor çöllerine) yerleştirilmediğini sorduğunda Talat Paşa'nın verdiği cevaptır: “Evet, boş arazi çoktur ama bu İslamları çöllere iskân etseydik hepsi öleceklerdi". Yani Talat Paşa ve şürekası, Ermenileri (ve Süryanileri) Der Zor'a sürme kararını alırken, öleceklerini öngörmekteydiler. Sürgün başladıktan sonra da açlık, hastalık, yorgunluk, çete ve ordu birliklerinin saldırıları gibi nedenlerle kitlesel ölümlerin olduğunu gördükleri halde sürgünü durdurmayarak korkunç bir kıyımın mimarı oldular. Özetlersek, Balkan Müslümanları tepişen milliyetçiliklerin kurbanı, Anadolu Hristiyanları ise kendi tebaasına kuşkuyla bakan devletlerinin kurbanı oldular. İki durumun da insani bilançosu çok ağırdı ama suçun niteliği itibariyle birinin etnik temizlik ve savaş suçu, diğerinin soykırım suçu diye adlandırılması mantıklıdır. Benim kanımca bu suç türlerinin arasında derece farkı vardır. Hatta savaş bile tanımı icabı bir "suç" türüdür.
Emrah G.@GulsunarEng

I’m genuinely curious: why is the expulsion of Christians from Ottoman lands in the early 20th century called ‘genocide,’ while the expulsion of Turks from the Balkans during the same period is never called genocide?

Türkçe
50
16
83
46.9K
Liard Viter
Liard Viter@Liard_Viter·
@HurAyse @gemici_cuneyt Gerçekten hayret ve şaşkınlıkla okudum bu yazdıklarınızı Savaş halindeki bir devletin isyan eden bir topluluğa bu topraklar sizin olsun Türkleri ve Kürtleri dilediğiniz gibi öldürün demesi mi lazımdı? PKK ve Ermeni isyanını nasıl bir tutabilirsiniz, tarih bu şekilde mi ele alınır
Türkçe
0
0
0
17
Ayşe Hür
Ayşe Hür@HurAyse·
@gemici_cuneyt Devlet olmak suçluyla suçsuzu ayırma becerisidir. Bu yıl durum tamamen tersine ama geçtiğimiz yıllarda PKK'ya nasıl bakıldığını hatırlayın. PKK yüzünden ülkedeki tüm Kürtleri Der Zor çöllerine sürmedi devlet, sürseydi soykırım olurdu. İTC bu ayrımı yapmadı, soykırımcı oldu.
Türkçe
1
0
2
722
Liard Viter
Liard Viter@Liard_Viter·
@brahimg21132608 @HurAyse Çok güzel açıklamalar yapmışsınız ama karşı taraf azılı bir Türk düşmanı olduğu için hep anlamak istediği yerden anlamış. Keşke tarafsız bakabilse ve Osmanlı'yı günah keçisi yaptığı kadar Balkan devletlerini de bu günahın bir parçası olarak ele alabilseydi.
Türkçe
1
0
1
9
İbrahim güle
İbrahim güle@brahimg21132608·
@HurAyse Türk düşmanlığı ortak paydasında mı birleştiler. Balkan milletleri rahat etsin balkanda yaşayan Türkler ölsün yada göç ettirilsin. Wow süpermiş.
Türkçe
1
0
6
277
Liard Viter retweetledi
Alp 🇹🇷 🇺🇦
Alp 🇹🇷 🇺🇦@Ayran_Enjoyer·
Westerners constantly talk about Turks as “barbaric invaders” who came to Anatolia from Central Asia just yesterday and suddenly wiped out all of it's natives, while acting as if their own nations appeared peacefully out of nowhere. Modern Western states were built on invasions, massacres, genocides, ethnic cleansing, slavery, colonization, and stolen land: - Anglo-Saxons invaded Britain and displaced Celtic and Briton populations - Vikings and Normans conquered and replaced locals - Europeans wiped out huge portions of Indigenous populations in the Americas and Australia - Colonial empires enslaved millions and looted entire continents - Slavic and Germanic expansions completely reshaped Europe through war and migration The United States, Canada, Australia, and many Latin American countries literally exist on conquered Indigenous land after catastrophic population collapse and mass displacement. Yet somehow Turks are uniquely portrayed as “foreign occupiers” after living in Anatolia for nearly 1000 years, longer than many European descended populations have existed in the Americas or Australia.
Alp 🇹🇷 🇺🇦 tweet media
English
23
55
261
5K
Liard Viter
Liard Viter@Liard_Viter·
@PersianRioterIR @turkishcy But you saw being ruled by Turks as a weakness and now you're talking about a civilization that doesn't even exist anymore. Good luck with your war against the US. Let's hope your civilization protects you.
English
0
0
2
61
Liard Viter
Liard Viter@Liard_Viter·
@PersianRioterIR @turkishcy A Persian can't civilize a Turk. Your civilization only made it to this day because our empire protected it. I think you should be thanking us for that. Also, We gave your language a place in ours and showed it respect.
English
1
0
6
73
Liard Viter
Liard Viter@Liard_Viter·
@PersianRioterIR @turkishcy Being ruled by Turks for a thousand years has created a sad resentment in you. Looking at the last century, we can see what a 'successful' Iranian state you have. Together with the US-Israel, you brought destruction to the Middle East.
English
1
0
10
285
Persian Rioter
Persian Rioter@PersianRioterIR·
@turkishcy You need some research dude. Super ethnicity of Iranian includes Azeris(Turkic) people of Iran. All those Turkic rulers of Iran were Iranian because Iranian is not a race to be afraid of DNA test. And just fyi this is you:
Persian Rioter tweet media
English
8
0
1
13.5K
Liard Viter retweetledi
Eray Çakır 🇹🇷
Eray Çakır 🇹🇷@eraycakir61·
İsteyince bir şeylere tepki verebiliyormuşsunuz. Partinizin bölücülerle kucak kucağa olması hoşunuza gidiyor ki ona kimsenin sesinin çıktığı yok. Şimdi gelsin demli kardeşleriniz kurtarsın sizi, Türk milletinin umrunda değilsiniz.
Pusholder@pusholder

CHP Genel Merkezi önünde toplanan partililer: "Gerekirse canımı feda ederim, buraya sokmayacağım. Ben öleceğim, ben bu vatan için canımı feda ediyorum, o kim ki?"

Türkçe
5
109
1.3K
23.5K
Liard Viter retweetledi
Etnikce
Etnikce@etnikce·
CHP'nin sabah akşam savunduğu DEM Partiden ses geliyor mu? İYİ Parti ve Zafer Partisi kararı tanımadığını söyledi ama DEM'den ses yok. Onlar muhalif değil, Kürtçü hedefleri için herkesle çalışırlar.
Türkçe
50
250
2.7K
31.9K
Liard Viter retweetledi
Sude
Sude@sudemsiiy·
Şehir ya
Sude tweet media
Türkçe
0
2
379
3.2K
Liard Viter
Liard Viter@Liard_Viter·
@muflismu Kesinlikle bu arada. İnsanın o muhteşem kubbesine doyasıya bakması lazım. 😍
Türkçe
0
0
1
15
Ekselansları
Ekselansları@muflismu·
@Liard_Viter Sadece pertevniyal için gitmek lazım zaten araya sıkıştırılamayacak kadar ihtişamlı 😍
Türkçe
1
0
1
26
Ekselansları
Ekselansları@muflismu·
Buranın cennetten bir köşe olduğunu biliyorsunuz değil mi?
Ekselansları tweet media
Türkçe
1
0
4
103
Liard Viter
Liard Viter@Liard_Viter·
Gerçekten çok korkutucu bir zihin yapısı bu. Türklerin öldürülmesi normal ama başka Milletler öldürülünce soykırım ve savaş suçu. Bu zihin yapısına sahip insanların kitlelere hitap ediyor oluşu çok yazık. Sizlere rağmen gerçeği haykırmak boynumuzun borcu.
Ayşe Hür@HurAyse

Bu soru bana da sıklıkla sorulduğu için cevap vermek istedim. "Balkanlardan sürülen Türkler"den kasıt, 1912-1913 Balkan Savaşları/Hezimetleri sırasında ölen ve sonunda kitlesel olarak İstanbul'a, oradan da Anadolu'nun çeşitli bölgelerine iskan edilen Müslüman ahali ise bu ahalinin başına gelenler SAVAŞLARIN KAÇINILMAZ SONUÇLARINDAN biridir. Osmanlı Devleti Balkan halklarının bağımsızlık taleplerini bastırmak için (hatta Kanuni dönemindeki sınırlara yeniden ulaşmak hayaliyle) savaşa girmiş ve ama "evdeki hesap çarşıya uymamıştır". Osmanlı İmparatorluğu tüm topraklarının üçte birini, nüfusunun beşte birini, Rumeli'nin yüzde 89'unu, Rumeli nüfusunun yüzde 69'unu kaybetmiş, dolayısıyla sadece küçülmekle kalmayıp, bir “Avrupa devleti” olma niteliğini yitirmişti. Elbette en büyük kaybı Balkan halkları yaşamıştı. Gerek Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgeyi yönetemez hale gelişini can suyu olarak kullanan Bulgar, Sırp ve Yunan milliyetçiliklerinin çatışmacı politikaları gerekse İttihatçı kadroların sorun çözmek deyince akıllarına ilk gelenin baskı, şiddet ve savaş olması yüzünden, bölge halkları savaş meydanlarında veya savaş dışında kitlesel olarak öldürüldüler ya da öldüler. Unutmayalım, Balkan Savaşları her biri kendi “milli” çıkarları için Osmanlı’yla çatışan, zorba, sömürücü ve işgalci olarak gördükleri Osmanlı’yı topraklarından söküp atmak için savaşan Yunanlar, Bulgarlar, Sırplar, Karadağlılar aynı zamanda kendi aralarında da savaşıyorlardı. Bir yandan birbirini öldüren bu gruplar, aralarında anlaşıp Müslümanları toptan Balkanlardan sökecek güçte ve kafada olmadıkları için komitacıların köylere baskın yapıp halkı katletmesi dışında esas olarak Müslümanları sürekli birbirinin topraklarına sürmekten başka bir yöntem bulamamışlardı. Güvenlik arayışı ile anavatana iltica eden Müslüman ahalinin çoğunluğunun Balkanlara 14. yüzyılda yerleştirildiğini, yani bölgenin otokton (yerli) halkı olmadığını, bir kısmının da Müslümanlaşmış yerli halklardan olduğunu da hatırlatalım. xxx "Osmanlı topraklarından Hristiyanların sürülmesi" derken kastedilen 1913-194'te Ege bölgesindeki Rumların adalara ve iç bölgelere, 1915'te Ermenilerin ve Süryanilerin Suriye'nin Der Zor çöllerine tehciri ile 1918-1922 arasında Pontus Rumlarının Anadolu'dan sürülmesi ise bu olaylarda söz konusu olan BİR DEVLETİN KENDİ TEBAASINA YÖNELİK SALDIRISIDIR Kİ saydığım topluluklar bu toprakların otokton halklarındandır. O dönemde İTC’nin Ege kâtib-i mesulü olan Celal Bayar’a göre, savaş öncesi sadece İzmir ve civarından 130 bin dolayında Rum zorla Yunanistan’a göç ettirilmişti. Bayar’ın şahidi “Kuşçubaşı” Eşref ise sadece 1914 içinde ve harbin ilk aylarında, Ege mıntıkasında ve bilhassa sahillerde yuvalanmış ve kümelenmiş olan Rum-Ermeni nüfustan 1.150.000 kişinin yerlerinden (İç Ege’ye, Adalara, Yunanistan’a) sürüldüğünü belirtmişti. Rumlardan boşaltılan köylere ise sistematik biçimde Müslüman muhacirler yerleştirilmişti. Yani “Rum Kaçırtması”, 1915 Ermeni Tehciri/Kırımı/Soykırımı’nın başarılı bir provasıydı. Rumların geri kalanı ise 1924’e kadarki süreçte peyderpey ve değişik yöntemlerle (çete eylemleri, ordu harekâtları, sürgünler ve nihayet MÜBADELE ile) Anadolu topraklarından uzaklaştırılacaklardı. Savaş başlarken 2 milyon Osmanlı Rumundan 2.400 Türkiye Rum'u kaldığını düşünürsek bu uzaklaştırmanın neden "soykırım" diye tanımlandığını anlayabiliriz. Ermeniler ve Süryaniler ise 1915'te Doğu vilayetlerindeki bazı çete olayları bahane edilerek yaşam alanlarından çıkarıp öleceklerini bildiği bir coğrafyaya sürülmüştür. Bunun kanıtlarından biri, 6 Temmuz 1914 tarihli Meclis-i Mebusan oturumunda Aydın Mebusu Emmanuilidis Efendi'nin Balkan muhacirlerinin Ege'deki Rum köylerine iskânını eleştirerek, muhacirlerin neden boş arazilere (Der Zor çöllerine) yerleştirilmediğini sorduğunda Talat Paşa'nın verdiği cevaptır: “Evet, boş arazi çoktur ama bu İslamları çöllere iskân etseydik hepsi öleceklerdi". Yani Talat Paşa ve şürekası, Ermenileri (ve Süryanileri) Der Zor'a sürme kararını alırken, öleceklerini öngörmekteydiler. Sürgün başladıktan sonra da açlık, hastalık, yorgunluk, çete ve ordu birliklerinin saldırıları gibi nedenlerle kitlesel ölümlerin olduğunu gördükleri halde sürgünü durdurmayarak korkunç bir kıyımın mimarı oldular. Özetlersek, Balkan Müslümanları tepişen milliyetçiliklerin kurbanı, Anadolu Hristiyanları ise kendi tebaasına kuşkuyla bakan devletlerinin kurbanı oldular. İki durumun da insani bilançosu çok ağırdı ama suçun niteliği itibariyle birinin etnik temizlik ve savaş suçu, diğerinin soykırım suçu diye adlandırılması mantıklıdır. Benim kanımca bu suç türlerinin arasında derece farkı vardır. Hatta savaş bile tanımı icabı bir "suç" türüdür.

Türkçe
0
0
4
78
Liard Viter
Liard Viter@Liard_Viter·
@HurAyse Gerçekten çok korkutucu bir zihin yapısı bu. Türklerin öldürülmesi normal ama başka Milletler öldürülünce soykırım ve savaş suçu. Bu zihin yapısına sahip insanların kitlelere hitap ediyor oluşu çok yazık. Sizlere rağmen gerçeği haykırmak boynumuzun borcu.
Türkçe
0
0
8
225
Liard Viter
Liard Viter@Liard_Viter·
@mehmet_dilbaz Gerçekten çok korkutucu bir zihin yapısına sahipler. Türklerin öldürülmesi normal ama başka Milletler öldürülünce soykırım ve savaş suçu. Bu zihin yapısına sahip insanların kitlelere hitap ediyor oluşu çok yazık. Onlara rağmen gerçeği haykırmak boynumuzun borcu.
Türkçe
0
1
8
279
Liard Viter retweetledi
Kaybolan Tarihin Peşinde
Kaybolan Tarihin Peşinde@mehmet_dilbaz·
İşte size tipik bir TÜRK AYDINI". "Balkanlardan sürülen Türkler"den kasıt, 1912-1913 Balkan Savaşları/Hezimetleri sırasında ölen ve sonunda kitlesel olarak İstanbul'a, oradan da Anadolu'nun çeşitli bölgelerine iskan edilen Müslüman ahali ise bu ahalinin başına gelenler SAVAŞLARIN KAÇINILMAZ SONUÇLARINDAN biridir." 93 Harbi ve Balkan Savaşları'nda milyonlarca Rumeli Türkü ya katledildi ya da vatanlarından sürüldü ama onların başına gelenler "savaşların kaçınılmaz sonucu" imiş. Bak sen şuna. Başka milletlerden insanlar ölünce Osmanlı katil oluyor, bizim milyonlarımız katledilince kaçınılmaz sonuç oluyor. Bunu da bir Yunan faşisti söylemiyor, Türk tarihçisi söylüyor. Günlerdir Yunanların 1821'de onbinlerce Türk'ü kıtır kıtır kestikleri "Tripoliçe Katliamı" hakkında paylaşım yapıyorum. Yunanlar organize bir şekilde saldırıyor. O sırada bizim aydınımız ise o insanların katledilmesini mazur görmeye çalışıyor. Gerçekten akıl almaz insanlarla birlikte yaşıyoruz.
Ayşe Hür@HurAyse

Bu soru bana da sıklıkla sorulduğu için cevap vermek istedim. "Balkanlardan sürülen Türkler"den kasıt, 1912-1913 Balkan Savaşları/Hezimetleri sırasında ölen ve sonunda kitlesel olarak İstanbul'a, oradan da Anadolu'nun çeşitli bölgelerine iskan edilen Müslüman ahali ise bu ahalinin başına gelenler SAVAŞLARIN KAÇINILMAZ SONUÇLARINDAN biridir. Osmanlı Devleti Balkan halklarının bağımsızlık taleplerini bastırmak için (hatta Kanuni dönemindeki sınırlara yeniden ulaşmak hayaliyle) savaşa girmiş ve ama "evdeki hesap çarşıya uymamıştır". Osmanlı İmparatorluğu tüm topraklarının üçte birini, nüfusunun beşte birini, Rumeli'nin yüzde 89'unu, Rumeli nüfusunun yüzde 69'unu kaybetmiş, dolayısıyla sadece küçülmekle kalmayıp, bir “Avrupa devleti” olma niteliğini yitirmişti. Elbette en büyük kaybı Balkan halkları yaşamıştı. Gerek Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgeyi yönetemez hale gelişini can suyu olarak kullanan Bulgar, Sırp ve Yunan milliyetçiliklerinin çatışmacı politikaları gerekse İttihatçı kadroların sorun çözmek deyince akıllarına ilk gelenin baskı, şiddet ve savaş olması yüzünden, bölge halkları savaş meydanlarında veya savaş dışında kitlesel olarak öldürüldüler ya da öldüler. Unutmayalım, Balkan Savaşları her biri kendi “milli” çıkarları için Osmanlı’yla çatışan, zorba, sömürücü ve işgalci olarak gördükleri Osmanlı’yı topraklarından söküp atmak için savaşan Yunanlar, Bulgarlar, Sırplar, Karadağlılar aynı zamanda kendi aralarında da savaşıyorlardı. Bir yandan birbirini öldüren bu gruplar, aralarında anlaşıp Müslümanları toptan Balkanlardan sökecek güçte ve kafada olmadıkları için komitacıların köylere baskın yapıp halkı katletmesi dışında esas olarak Müslümanları sürekli birbirinin topraklarına sürmekten başka bir yöntem bulamamışlardı. Güvenlik arayışı ile anavatana iltica eden Müslüman ahalinin çoğunluğunun Balkanlara 14. yüzyılda yerleştirildiğini, yani bölgenin otokton (yerli) halkı olmadığını, bir kısmının da Müslümanlaşmış yerli halklardan olduğunu da hatırlatalım. xxx "Osmanlı topraklarından Hristiyanların sürülmesi" derken kastedilen 1913-194'te Ege bölgesindeki Rumların adalara ve iç bölgelere, 1915'te Ermenilerin ve Süryanilerin Suriye'nin Der Zor çöllerine tehciri ile 1918-1922 arasında Pontus Rumlarının Anadolu'dan sürülmesi ise bu olaylarda söz konusu olan BİR DEVLETİN KENDİ TEBAASINA YÖNELİK SALDIRISIDIR Kİ saydığım topluluklar bu toprakların otokton halklarındandır. O dönemde İTC’nin Ege kâtib-i mesulü olan Celal Bayar’a göre, savaş öncesi sadece İzmir ve civarından 130 bin dolayında Rum zorla Yunanistan’a göç ettirilmişti. Bayar’ın şahidi “Kuşçubaşı” Eşref ise sadece 1914 içinde ve harbin ilk aylarında, Ege mıntıkasında ve bilhassa sahillerde yuvalanmış ve kümelenmiş olan Rum-Ermeni nüfustan 1.150.000 kişinin yerlerinden (İç Ege’ye, Adalara, Yunanistan’a) sürüldüğünü belirtmişti. Rumlardan boşaltılan köylere ise sistematik biçimde Müslüman muhacirler yerleştirilmişti. Yani “Rum Kaçırtması”, 1915 Ermeni Tehciri/Kırımı/Soykırımı’nın başarılı bir provasıydı. Rumların geri kalanı ise 1924’e kadarki süreçte peyderpey ve değişik yöntemlerle (çete eylemleri, ordu harekâtları, sürgünler ve nihayet MÜBADELE ile) Anadolu topraklarından uzaklaştırılacaklardı. Savaş başlarken 2 milyon Osmanlı Rumundan 2.400 Türkiye Rum'u kaldığını düşünürsek bu uzaklaştırmanın neden "soykırım" diye tanımlandığını anlayabiliriz. Ermeniler ve Süryaniler ise 1915'te Doğu vilayetlerindeki bazı çete olayları bahane edilerek yaşam alanlarından çıkarıp öleceklerini bildiği bir coğrafyaya sürülmüştür. Bunun kanıtlarından biri, 6 Temmuz 1914 tarihli Meclis-i Mebusan oturumunda Aydın Mebusu Emmanuilidis Efendi'nin Balkan muhacirlerinin Ege'deki Rum köylerine iskânını eleştirerek, muhacirlerin neden boş arazilere (Der Zor çöllerine) yerleştirilmediğini sorduğunda Talat Paşa'nın verdiği cevaptır: “Evet, boş arazi çoktur ama bu İslamları çöllere iskân etseydik hepsi öleceklerdi". Yani Talat Paşa ve şürekası, Ermenileri (ve Süryanileri) Der Zor'a sürme kararını alırken, öleceklerini öngörmekteydiler. Sürgün başladıktan sonra da açlık, hastalık, yorgunluk, çete ve ordu birliklerinin saldırıları gibi nedenlerle kitlesel ölümlerin olduğunu gördükleri halde sürgünü durdurmayarak korkunç bir kıyımın mimarı oldular. Özetlersek, Balkan Müslümanları tepişen milliyetçiliklerin kurbanı, Anadolu Hristiyanları ise kendi tebaasına kuşkuyla bakan devletlerinin kurbanı oldular. İki durumun da insani bilançosu çok ağırdı ama suçun niteliği itibariyle birinin etnik temizlik ve savaş suçu, diğerinin soykırım suçu diye adlandırılması mantıklıdır. Benim kanımca bu suç türlerinin arasında derece farkı vardır. Hatta savaş bile tanımı icabı bir "suç" türüdür.

Türkçe
17
37
172
22K
Liard Viter
Liard Viter@Liard_Viter·
Dönem sonunu selamlarken Ankara...
Liard Viter tweet mediaLiard Viter tweet mediaLiard Viter tweet mediaLiard Viter tweet media
Türkçe
0
0
2
71