KILIÇ DEĞİL, DİL YARALAR
Bir yazar düşünün…
Yıllarca halka akıl veriyor.
Demokrasi diyor.
Cumhuriyet diyor.
Aydınlanma diyor.
Sonra bir gün kaleminden şu söz dökülüyor:
“Kılıç artığı…”
Kime?
Bu ülkenin ana muhalefet partisine yıllarca genel başkanlık yapmış Kemal Kılıçdaroğlu’na.
Bu artık eleştiri değildir.
Bu siyasi tartışma değildir.
Bir Cumhuriyet yazarına yakışan bir dil hiç değildir.
Bu, tarihin en kirli kuyularından çekilmiş zehirli bir sözdür.
Çünkü “kılıç artığı” denilen ifade; savaşlardan, kıyımlardan, sürgünlerden sağ kalanları aşağılamak için kullanılmış ağır bir nefret söylemidir. Bugün özellikle Alevilere, Ermenilere ve tarihsel acıların mağdurlarına yöneltilen ırkçı, ayrımcı bir hakaret olarak bilinir.
Mine Kırıkkanat sonra çıkıp “tarihçesini bilmiyordum” demiş.
Peki soralım:
Bilmediğin sözle nasıl yazarlık yapıyorsun?
Bir kelimenin tarihini bilmiyorsan,
bir deyimin kanlı geçmişinden habersizsen,
bir toplumun yarasına tuz basacağını hesap edemiyorsan,
o zaman halka hangi aklı öğretiyorsun?
Genel Başkanımız Özgür Özel’in tepkisi yerindedir. “Önceki Genel Başkanımızın hukuku bana emanettir” sözü, sadece Kemal Kılıçdaroğlu’na sahip çıkmak değildir; siyasetin insan onurunu çiğneyen dile teslim olmayacağını göstermektir.
Kemal Kılıçdaroğlu eleştirilebilir.
Siyaseti tartışılabilir.
Kararları sorgulanabilir.
Ama kimliği, inancı, kökeni üzerinden aşağılanamaz.
Bugüne kadar bir sürü cahil, cühela insan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için akıl almaz, olur olmaz dil saldırılarında bulundu. Sabırla sustuk, yanıt vermedik.
Ama bu son alçakça saldırı artık bıçağın kemiğe dayandığıdır.
Bundan sonra saldıranın gerekli yanıtı alması gerektiğini düşünüyorum.
Cumhuriyet Gazetesi yöneticileri de şunu düşünmelidir:
Cehaletini itiraf eden biri,
dilinin tarihini bilmeden insanları yaralayan biri,
Cumhuriyet’in değerlerini temsil eden bir gazetede daha ne kadar yer bulacaktır?
Çünkü mesele artık bir yazarın hadsizliği değildir.
Mesele şudur:
Kalem, kılıçtan keskin olabilir.
Ama o kalem nefretin mürekkebine batırılırsa, artık yazı değil yara açar.
Tarih bilgisine sahip olmayan, kerameti kendinden menkul bir kalemşörün hak, hukuk, adalet mücadelesini yıllarca büyük bir kararlılık ve nezaketle yürüten önceki Genel Başkanımız Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’na ve insan onuruna yönelik hadsiz saldırısı; siyaseti ötekileştirerek, düşmanlaştırarak yapmanın nerelere ulaşabileceğinin göstergesidir.
Milletimiz,
2019 Yerel Seçimlerinde CHP’ye “İstanbul ve Ankara dahil 11 büyükşehri sen yönet” dedi.
2023 seçimlerinde Saray’a birinci turda vize vermedi, ittifakın Cumhurbaşkanı adayı %48’e ulaştı.
Son yerel seçimlerde ise CHP’yi birinci parti yaptı. “Sonraki seçimde görevi sana vereceğim, bana başarabileceğini göster” dedi.
Tuğla üstüne tuğla koyarak bugüne gelen CHP’yi saldırgan trol diliyle kavgalı ev haline getirmek, tek kişilik rejimin değirmenine su taşımaktan başka bir işe yaramaz.
Nefret dilinin, hakaretin, ötekileştirmenin, düşmanlaştırmanın basında da, Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında da, ülkemizin genel siyasetinde de yeri olmamalıdır.
İktidarın yolu, partimizin her bir neferinin emeğine ve geçmişine sahip çıkmaktan geçer.
Bir Cumhuriyet yazarının, 7. Genel Başkanımız Sayın @kilicdarogluk hakkında, tarihi acıları kaşıyarak nefret suçu barındıran bir söylemi dile getirmesi ne kadar kabul edilemez ise, buna tepki göstermesi gerekenlerin sessiz kalması da bir o kadar vahimdir.
Ülke ve halk düşmanlığı olan bu bölücü söylemi kınıyorum.
“Kılıç artığı, kripto”.
Bunu söyleyerek Kemal Kılıçdaroğlu’na en hafifinden hakaret ediyor.
Bu yazar 2023 seçimlerinden önce de “Kılıçdaroğlu hakkında dosya/kaset var, gördüm, açıklayacaklar” deyip sonra çark etmişti.
Şimdi de lafını düzeltmeye çalışıyor.
Çık özür dile bari.
Mine Kırıkkanat isimli müptezel, bilmeden yazdıysa cahildir, Cumhuriyet gazetesi bu cahile köşe vermemeli. Bilerek yazdıysa (ki ben öyle olduğuna inanıyorum ) faşisttir, Cumhuriyet gazetesi bu faşiste köşe yazarlığı yaptırmamalı.
Eskişehir’de orman yangını esnasında yaşamını yitiren 11 kahraman orman emekçisi kardeşimizin vefat haberi içimizi yaktı.
Şehitlerimize Allah’tan rahmet,
acılı ailelerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum.
Mekanları cennet, ruhları şad olsun.
Milletimizin başı sağ olsun.
6 Şubat depreminden bir müddet sonra İzmir’e gittik. Alaçatı’daki otellerin çoğu gönüllü olarak kapılarını depremzedelere açmıştı. Orada bir otele yerleştirdiler bizi. Yanımızda hiçbir şey yok. Markete gittim, marketlerde özellikle çocuk reyonları boştu (bez vs.). Şaşırdım.
Haluk Yürekli, Murat Aşık ve Baron gündemi değerlendirdiği programda:
Haluk Yürekli:" Dün mesela Göztepe taraftarı "Kim oynadı yarı finali,hanginizin var böyle şanlı tarihi" diye bir tezahürat yaptılar abi tüylerim diken diken oldu. Mükemmel bir atmosfer oluyor, golü artırdılar bak bağıra bağıra bağıra golü artırdılar"
Çeşme ilçe Danışma kurulundaki konuşmamdan :
Ülkenin birinci partisi olarak: Acil erken genel seçim istiyoruz!
Ön seçim istiyoruz. En kötü ön seçim en iyi atamadan evladır.
Kurultayda söz verildiği gibi yerelde ve genelde önseçim istiyoruz!
Milletvekili listelerimizde ithal atama adaylar istemiyoruz!
İktidar hemen şimdi!
Partimizin 7. Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve kıymetli eşi Sayın Selvi Kılıçdaroğlu’nun trafik kazası geçirdiğini üzülerek öğrendim. Kendilerine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. @kilicdarogluk