
Ülkemizi savaş meydanlarında kuran parti CHP'yi savunmanın en onurlu yolu; dokunulmazlığın arkasına saklanmamaktır! Cumhuriyet Halk Partisi; işgal altındaki bir ülkenin küllerinden doğmuş, bağımsızlık mücadelesini siyasal devrime dönüştürmüş, Cumhuriyet'i kurmuş bir partidir. CHP'nin en büyük sermayesi hiçbir zaman para olmamıştır; güven olmuştur. Makam olmamıştır; ahlak olmuştur. Güç olmamıştır; halkın vicdanı olmuştur. Böylesine köklü bir partinin mensubu olmak, sadece rozet taşımak değildir. O rozet, gerektiğinde kişisel çıkarını değil, partinin onurunu koruma sorumluluğunu da omuzlamaktır. Bugün kamuoyunda yolsuzluk iddialarıyla anılan çarşaf çarşaf dosyalar tartışılıyor. Elbette suçluluğa mahkemeler karar verir. Hukukun temel ilkesi, herkesin adil yargılanma hakkına sahip olmasıdır. Ancak söz konusu Yolsuzluk ise masumiyet karinesi rafa kaldırılmalıdır Ayrıca siyaset, yalnızca hukukun belirlediği en alt sınırla değil; ahlakın ve kamu vicdanının koyduğu daha yüksek standartlarla da değerlendirilir. İşte bu nedenle gerçek bir CHP'li, hakkında ciddi iddialar varsa ilk cümlesini şöyle kurmalıdır; > "Ben dokunulmazlığımın arkasına sığınmak istemiyorum. Partimin tartışılmasını değil, gerçeğin ortaya çıkmasını istiyorum." Adından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na başvurarak şunu söylemelidir; > "Dokunulmazlığımın kaldırılmasını talep ediyorum. Aklanarak, başım dik şekilde partime dönmek istiyorum." İşte CHP geleneğine yakışan duruş budur. Çünkü dokunulmazlık, suç isnadı altında kalmayı kolaylaştıran bir zırh değildir. Milletin iradesini temsil eden vekilin görevini güvence altına alan anayasal bir kurumdur. Eğer bir siyasetçi kendisine güveniyorsa, en güçlü savunmasını dokunulmazlığın arkasında değil, bağımsız mahkemelerde yapar. Cumhuriyet Halk Partisi'nin şanlı tarihine baktığımızda, en büyük mücadelelerinin haksızlığa, ayrıcalığa ve yolsuzluğa karşı verildiğini görürüz. O halde bugün de aynı ilkeye hayat buldurulmalıdır. Bu partiyi savunmak; eleştirileri bastırmak demek değildir. Bu partiyi savunmak; varsa şaibelerin açıklığa kavuşmasını istemektir. Bu partiyi savunmak; kişileri değil, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal onurunu korumaktır. Hiç kimse CHP'den büyük değildir. Hiçbir makam, Cumhuriyet Halk Partisi'nin yüz yılı aşan onurundan daha değerli değildir. Bu nedenle çağrım açık, net ve herkesedir! Hakkında ciddi yolsuzluk iddiaları bulunan ve milletvekili sıfatı nedeniyle dokunulmazlıktan yararlanan herkes, gerçekten CHP'nin tarihine ve değerlerine bağlı olduğunu düşünüyorsa, TBMM Başkanlığı'na başvurarak kürsü dokunulmazlığı dışındaki dokunulmazlıklarının kaldırılmasını talep etmelidir. Ardından milletin önünde şu sözü vermelidir; "Ben yargılanmaktan korkmuyorum. Eğer suçsuzsam bunu hukuk önünde ispat eder, başım dik şekilde partime dönerim. Çünkü benim için kişisel makam değil, Cumhuriyet Halk Partisi'nin itibarı her şeyden önce gelir." İşte temiz siyasetin gerçek ölçüsü budur. Ve işte Cumhuriyet'i kuran partiye ve partiliye yakışan duruş da tam olarak budur. Köpeklerin Bilgeliği kitabının yazarı Georg Luck'ın bir sözüyle bitireyim; Köleler efendilerine kötüler de ihtiraslarına hizmet eder. Saygılarımla...
























