
Mahmut Gara
12.9K posts

Mahmut Gara
@MahmutKara_usta
Her seçim bir sorumluluktur





🔴 İsrail, kaçırılan Sumud Filosu gönüllülerini aşağılamak amacıyla sözde 'milli marşlarını' dinletti.


Halil İbrahim Kalaycıoğlu, sözlerinin arkasında olduğunu açıkladı: - İlyas Salman ikinci sınıftaydı, onu öğrendim. Yanına gittim. Dedim ki ‘Abi ben Malatyalıyım, hemşeriyiz. Bana yardım eder misin? Ne yapmam lazım bilmiyorum.’ Shakespeare’in adını bile orada duydum. ‘Şekespeare’ diyorlar, o kim dedim. - Bana baktı. Yanında da bir arkadaş vardı. Sonra dedi ki ‘Senin şiven de bozuk.’ ‘Sen Sünni misin?’ dedi tekrar. Ben de ‘Evet abi’ dedim. ‘Ya ben seninle uğraşamam’ dedi, ‘Git’ dedi. - 17 yaşındaydım. Bu benim o kadar onurumu kırdı, o kadar rencide etti ki kendimi çaresiz ve kimsesiz hissettim. Bende ağır bir travma oluşturdu ama hırs ettim. Boş arazi aradım. Gidip bağıra bağıra tirat çalışabilmek için ta Çankaya Yıldız’a, Cebeci’den günlerce yürüdüm. - 385 kişi imtihana girdik. İlk elemelerde 15 kişi kaldık. İkinci elemelerde 7 kişi kaldık. 7 kişiden de şivem bozuk olmasına rağmen bir tek ben kazandım. İlyas Salman’ın yanında getirdiği arkadaşı da kazanamadı. Demek ki onun kısmeti oraya kadarmış. - O gün bir anda onun davranışı aklıma geldi ve tepki gösterdim. ‘Bu adam göründüğü gibi değil’ dedim. Erkek gibi de söyledim. Sevenlerini karşıma alacağımı biliyorum ama doğruyu söyledim. Allah şahittir diyorum, yemin ediyorum. Buna yalan diyenler de, iftira atanlar da ş*refsizdir.





ככה אנחנו מקבלים את תומכי הטרור Welcome to Israel 🇮🇱

ÇOK YORULDUM PATRON Sabah kalktım. Trump, “İran’a taviz maviz yok. Onlar yakında ne olacağını biliyor” deyince hemen son dakika yayını yaparak güne başladım. Son 10 gündür Trump’ın söylemleri, gerginlik seviyesinin giderek arttığını açık biçimde gösteriyordu. Bu açıklama da tahminlerimi giderek güçlendirmişti. Öyle ya… Pazar günü sizlere “Washington’da savaş kokusu alıyorum” yazmıştım. * İşler artık hemen hemen “saldırı olacak mı” noktasından “saldırı ne zaman olacak” noktasına doğru evrilmişti. Tarafsız Bölge yayınında çeşitli senaryoları konuşurken Trump’tan bir son dakika açıklaması daha düştü. “Katar Emiri, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı, yarın yapılması planlanan askeri saldırımızı ertelememi talep ettiler.” Buyur… Tüm gün Yeşil Yol filminin efsane repliği dolaştı aklımda: “Çok yoruldum patron.” * Şimdi… Üç ana meseleden bahsetmek istiyorum size yazıda: 1- Size verdiğim havanın doğru çıkması. 2- Trump’ın açıklaması hakkındaki kuşkularım. 3- Peki şimdi ne olacak? * Şu son günlerde başkentte gördüğüm hareketlenmenin İran’a yönelik yeni bir saldırı dalgası olacağını tahmin ediyordum. Başkan’ın açıklamaları, medyaya sızan bilgiler ve kendi gözlemlerim bir araya geldiğinde müzakere sürecine yine bir “ara” verileceği ve yeniden bombaların konuşacağı sonucuna ulaştırmıştı beni. Trump’ın açıklaması, bu saptamamı doğruluyor. O cepte… Fakat açıklamada birkaç detay beni kuşkulandırdı. Öncelikle Trump’ın yine başka ülkeleri ön plana atarak saldırıyı durdurma emri verdiğini söylemesi. Son bir buçuk aydır farklı kararlardan dönmek için Pakistan’ı kullanırken şimdi sahneye Katar, Suudi Arabistan ve BAE çıktı. Ama ondan daha da ilginç olan Trump’ın “yarınki” saldırı demesi… Başkan burada söylemini oturtmak için doğrudan “son anda durdurdular” mesajını özellikle veriyor. Hazırlık yapıldığı ortada. Komuta kademesinin Trump’a savaş sunumu yaptığını da şahsen biliyorum. Müzakereler de çıkmaza girmişken gerçekten de büyük saldırıya saatler kala bu üçlü mü Trump’ı durdurdu? Mümkün… Ama aynı oranda inandırıcı da değil. * Neyse… Öyle ya da böyle saldırının artık iyice somut bir ihtimal olduğu ortaya çıktı. Biz asıl bundan sonra ne olacak onu konuşalım. Trump’ın tam olarak köşeye sıkıştığı kesin. İran, müzakerelerde istediği ölçüde taviz vermiyor. Bu şartlarda anlaşma Trump için bir felaket. Saldırmak istese bu sefer de ateşkes öncesi yürüttüğü savaşı çok daha agresif seviyeye taşıması lazım. Burada da sorun şu… Bunun da işe yaramama, İranlıları diz çöktürememe ihtimali hayli yüksek. Ve bana göre yukarıda irdelediğimiz “erteleme” mesajında ortaya çıkan üç ülke, Trump’ın elini kolunu bağlayan meselelerden biri. O üç ülkenin İran ile kayda değer bir iletişimi var mı da Trump’a anlaşma vaat ediyorlar? Hem de “kabul edilebilir” bir anlaşma… Yoksa bu üç ülke İran’a yapılacak “devasa” saldırıların dönüp dolaşıp kendilerini de yok edeceğinden mi korkuyor? Bir de şöyle soralım: Trump, bu üç ülkenin çekincelerinden adım atamayacak hale geldiyse bu zaten tüm meselenin özeti değil midir? * Uzun lafın kısası… Trump’ın dünyaya bıkkınlık veren kararsızlığından vazgeçmesi, gülünç hale gelen ve artık ciddiye alınmayan blöflerindenarınması ve bir karar vermesi lazım. Ya yenilgiyi kabul edip İran ne kadar taviz veriyorsa o kadarlık bir anlaşma yapmalı. Veyahut önüne konulan saldırı planlarını uygulayıp “ya tutarsa” diyerek İran’ın direncinin kırılmasını umması gerek. Çünkü, demiştim ya… Çok yorulduk patron.



























