Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam

257 posts

Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam banner
Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam

Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam

@Malismc44

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı

Katılım Ekim 2024
127 Takip Edilen9 Takipçiler
Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam retweetledi
can
can@CAN_1_4_5_3·
@tabiiresmi Cengiz Özakıncı'nın Şule Yüksel Şenler ile ilgili açıklaması.
Türkçe
1
31
615
15.7K
Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam retweetledi
Edip Yüksel, J.D.
Edip Yüksel, J.D.@edipyuksel·
Bugün TR Saatiyle 21'de YouTube kanalımda gençlere açık canlı foruma davetlisiniz. Saat 21'de burada linki paylaşacağım. Ey Gençler! Gücünüzün Farkına Varın! Edip Yüksel 25 Mayıs, 2025 Ey gençlik, muhtaç olduğun kudret, beyninde kıvılcımlar saçarak dans eden milyarlarca dendritte ve trilyonlarca sinapsiste mevcuttur. Türkiye’nin yarısından fazlası 35 yaşın altında. 1-19 yaş arasında 24 milyon, 20-39 yaş arasında 28 milyon genç var. Yani bu ülke aslında sizsiniz! Ama hâlâ 60’ını devirmiş, vizyonu tükenmiş, kalbi katılaşmış moruklar tarafından yönetiliyorsunuz. İktidarıyla, muhalefetiyle çoğu ihtiraslı ve yeteneksiz, bir kısmı da hırsız ve dolandırıcı. Yeter! Partilerden, pırtılardan, eski kurtlardan medet ummayı bırakın. Şikâyet etmekle vakit kaybetmeyin. Artık hareket zamanı! 40 yaşın altındaki milyonlarca genç, bir araya gelip kendi platformunu kursun. Azgın morukların halkı bölmek ve sömürmek için kullandığı din-ırk-renk-cinsiyet-kimlik kavgalarına son verelim. Evrensel değerlerde, akılda, adalette, özgürlükte, bilimin ışığında ortak paydada buluşalım. İçindeki çocuğu öldürmemiş, moruklaşmaya direnen bir filozof olarak sesleniyorum: Kırk yaş üstü yetenekli, birikimli, vicdanlı abiler ve ablalar, amcalar ve teyzeler! Siz de görevinizi bilin. Gençlere liderlik değil, mentorluk yapın. Lojistik destek verin, kapıları açın, tecrübenizi paylaşın. Ama sahneyi onlara bırakın. Gençler! Partiler üstü, pırtılar üstü, büyük bir Gençlik Hareketi kurun. Bir Manifesto yazın. Yaşamak istediğiniz Türkiye’yi net tarif edin: Nasıl bir eğitim, nasıl bir adalet, nasıl bir ekonomi, nasıl bir demokrasi istiyorsunuz? Gerekli reformları ve cesur devrimleri ortaya koyun. Sonra da şunu ilan edin: Manifestomuza imza atmayan hiçbir politikacıya oy yok, destek yok! Bu ülke sizin. Gelecek sizin. Şimdi o ateşi yakma vakti. Şimdi ayağa kalkma vakti. Şimdi kendi kaderinizi yazma vakti! Hadi başlayalım. Bu manifestoyu tartışalım. Siz hazırsanız, ben de desteğe hazırım.
Edip Yüksel, J.D. tweet media
Türkçe
10
9
45
4.9K
Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam retweetledi
Trabzonspor
Trabzonspor@Trabzonspor·
TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜĞÜ, TÜRKİYE’NİN ŞAMPİYONU! 🏆🏆🏆🏆🏆🏆🏆🏆🏆🏆 #BizeHerYerTrabz10 🏆
Trabzonspor tweet media
Türkçe
2.1K
10K
37.2K
2.9M
Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam retweetledi
abdullah naci
abdullah naci@abdullahnaci·
toplumun mazlumu tuttuğu, mazlumun yanında yer aldığı düşüncesi bir temenniden ibarettir. toplum mazlumun yanında değil, güçlünün yanında yer alır genellikle. mesela darbe girişimi başarılı olursa darbeciye "paşam" der, darbe anayasasını rekor onaylar; başarısız olursa darbeciyi "hain" ilan eder, sokaklarda demokrasi nutukları atar. sıradan bir arabaya binen siyasetçi için "kendine bile hayrı yok" der; milletin parasıyla makam aracı koleksiyonu yapanın peşinden koşar. onun için tevazu sahibi, adil ve düzgün idareciler değil; paragmatik, kurnaz ve acımasız idareciler yönetir toplumu.
Türkçe
20
103
701
16.6K
Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam retweetledi
Recep Tayyip Erdoğan
Recep Tayyip Erdoğan@RTErdogan·
CHP'nin başında bu beyefendi olduğu sürece ben de halimize hamd ediyorum. İşimiz kolay.
Türkçe
989
11.6K
35.3K
0
Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam retweetledi
Sera Kadıgil
Sera Kadıgil@serakadigil·
İlan ediyoruz: Bu karara ve Saray’ın karşı devrimci saldırısına direneceğiz. Başta bu kararın çıkmasına vesile olan ve koltuğa geçmeye niyetlenen herkes Saray’ın kuklasıdır. İktidar icazetiyle CHP koltuğuna geçecek kişiyi siyaseten tanımayacağız.
Türkiye İşçi Partisi@tipgenelmerkez

Karşı Devrim’e Direneceğiz! Cumhuriyet Halk Partisi hakkında verilen mutlak butlan kararını tanımıyoruz. Parti Meclisimiz konuyu detaylıca değerlendirmek üzere bu akşam olağanüstü toplanacaktır.

Türkçe
2.9K
8.6K
49.2K
2.5M
Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam retweetledi
Türkiye İşçi Partisi
Türkiye İşçi Partisi@tipgenelmerkez·
Karşı Devrim’e Direneceğiz! Cumhuriyet Halk Partisi hakkında verilen mutlak butlan kararını tanımıyoruz. Parti Meclisimiz konuyu detaylıca değerlendirmek üzere bu akşam olağanüstü toplanacaktır.
Türkiye İşçi Partisi tweet media
Türkçe
356
4.1K
18K
1.7M
Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam retweetledi
Özgür Özel
Özgür Özel@eczozgurozel·
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum. Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum. Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Türkçe
10.5K
35.4K
159.2K
5.2M
Güzin Göksu
Güzin Göksu@guzun4rgoksu·
Kurban hayvan kesmek mi yoksa yakınlık kurmak mı? QRB kökü ile Kuran'da kurulan yakınlık paradigması Kuran'da bazı kavramlar vardır ki onları yanlış çevirdiğimizde bütün bir din tasavvuru kökünden yer değiştirebilir. QRB kökü bu kavramlardan biri. Bu arada Arapça'daki kaf harfi yerine Q harfini kullanmayı tercih edeceğim. Bundan sonraki kök dizilimlerinin latincelerinde de bu tutarlılığa devam edeceğim. Ve uzun bir yazı olacak. Derine doğru dalıyoruz.. Bugün kurban kelimesi neredeyse tüm zihinlerde ezberletilmiş şekilde hayvan kesmek anlamına sabitlenmiştir. Fakat Kuran'da QRB kökünden gelen hiçbir kullanım, kendi başına hayvan kesmek anlamı asla ve asla üretmez. Kökün anlam dünyası kesmek, boğazlamak, kan akıtmak veya et üretmek üzerine kurulmaz. Bu okumamızda QRB'nin anlam kümesini keşfetmeye çalışacağız. QRB kökünün anlam çekirdeği İki unsur arasında her zaman bir mesafe bulunur. Bu mesafe bazen mekansaldır, bazen zamansaldır, bazen ilişkisel, bazen ahlaki, bazen ontolojik, bazen de hiyerarşiktir. QRB iki şeyin birbirine yaklaşmasıdır. QRB devreye girdiğinde şu olur: A, B'nin alanına yaklaşır. Bu yaklaşma üç sonuç doğurabilir: Birincisi temas ihtimali doğar. Yaklaşan şey artık uzak değildir, temas sınırına gelir. İkincisi etki alanına girer. Yakın olunan merkezin hükmü, çağrısı, cazibesi, tehlikesi veya bereketi yaklaşan şeyi kuşatmaya başlar. Üçüncüsü ilişki statüsü oluşur. Yakınlık artık salt mesafe ile tanımlanmaz, bağ, sorumluluk, sadakat, himaye, yasak, öncelik veya mertebe üretir. Bu yüzden QRB kökü Kuran paradigması açısından çok güçlü ve hayati öneme sahiptir. Çünkü Kuran'da sürekli şu ayrım karşımıza çıkar: Neye yaklaşılır? Neye yaklaşılmaz? Kim Allah'a yakındır? Kim yakınlık iddiasında bulunur ama uzak düşer? Kim akrabalık/yakınlık bağı üzerinden sorumluluk taşır? Hangi eylem insanı hakikate yaklaştırır? Hangi eylem insanı tehlikeli alana sokarak hakikatten uzaklaştırır? Dilimize geçmiş olan akraba kelimesinin kökeni de budur, insanlar birbirleri ile yakınlaşarak akraba olurlar. Bu bilgiler ışığında QRB kökünün temel anlam sabiti şudur: Bir merkeze doğru mesafenin azalması ve o merkezin etki, temas, ilişki veya sorumluluk alanına girilmesi ile ona yaklaşılması. Bu merkez fiziksel bir nesne olabilir, zaman olabilir, Yaratıcı olabilir, yasak bir alan olabilir, ailevi veya toplumsal yakınlık olabilir, iktidar merkezi olabilir veya ahiret'te yaklaşılacak bir özel alan olabilir. Bu yüzden QRB Kuran'da düz bir yakınlık imgesi gibi işlemez. Kök, insanın konumunu belirler. İnsan neye yaklaşıyorsa onun alanına girer. Yaklaştığı şey onu etkiler, dönüştürür, sınar ve sonunda ya yükseltir ya da alçaltır. Kurban nedir? Geleneksel cevap şudur, kesilen hayvan. Kuran içi kök haritasının verdiği cevap ise çok daha farklıdır, kurban insanı Allah'a yaklaştırdığı düşünülen herşeydir ve yakınlık kurma vesileleridir. Kuran'da QRB üzerinden kurulan en temel soru şudur: İnsan neye yaklaşmalı, neyden uzak durmalıdır? Bu soru Adem kıssasından kurban kavramına Masa'nın yakına alınmasından sahte ilahların yakınlık aracı edinilmesine kadar uzanan büyük bir paradigma inşa eder ve bu paradigmayı göremezsek her sene şuursuzca hayvan kesmeye devam ederiz. İnsanlığın ilk yasağı: Yaklaşma! Kuran'da Adem ve zevcine verilen ilk sınır uyarısı şudur: Ey Adem! Sen ve zevcin cennette iskan edin, dilediğiniz yerden yiyin, fakat şu şecere'ye yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz. Araf 19 Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur, emir yemeyin veya girmeyin veya koparmayın veya almayın değildir. Emir doğrudan doğruya yaklaşmayın der. Bu fark QRB kökünün Kuran'daki anahtar işlevini açacaktır. Yasak fiilin son halkasına konmamıştır, fiile götüren yakınlık alanına konmuştur. Yani mesele bir nesneye temas etmekten önce o nesnenin cazibe alanına girmek veya girmemektir. Kuran burada insan psikolojisine dair çok ince bir yasayı açığa çıkarır. Düşüş veya bozulma yasak şey yapıldığı anda başlamaz, insan o yasak merkezi ile yakınlık kurmaya başladığı adan bozulma da başlar. Bu nedenle yaklaşmayın kalıbı Kuran'da çok güçlüdür. Zina, 17:32 Yetim malı, 6:152 Her türlü aşırılık ve taşkınlık, 6:151 gibi alanlara yaklaşmama uyarısı için bu kavram kullanılır. Bazı kötülükler doğrudan eylem anında başlamaz, insan onları zihinsel, duygusal, sosyal veya davranışsal olarak kendisine yaklaştırdığı anda başlar. Bu yüzden ne ile bağ kurduğumuz ve vechimizi nereye döndüğümüz son derece önemlidir. Bu iki önemli noktayı Kuran ayetleri içerisinden hatırladık mı? Demek ki Kuran'da QRB bir sınır köküdür. İnsana hangi alanla temas hattı kurmaması gerektiğini öğretir. Bu kökten gelen kurban kelimesi de aynı anlam alanına aittir. Kelimenin anlamı şudur: Yakınlık vesilesi, yakınlaştırıcı her türlü eylem, Allah'a yaklaşma aracı, yakınlık talebi taşıyan edim. Kuran'da kurban kelimesi doğrudan üç yerde geçer: Ali İmran 183 Maide 27 Ahkaf 28 Maide 27'yi inceleyelim. Onlara, iki adem oğlunun gerçek öyküsünü anlat: İkisi de birer kurban karraba ettiler. Birisininki kabul olundu, ötekininki ise kabul olunmadı. Dedi ki: "Yemin olsun seni öldüreceğim." Dedi ki: "Allah, yalnız takva sahiplerinden kabul eder." Maide 27 Burada hem fiil hem nesne aynı kök ile kullanılır. Karraba: yaklaştırdılar / sundular. Kurbanan: yakınlık vesilesi. Kurban yakınlık kurma amacıyla sunulan veya yapılan şeydir. Ayet zaten hayvan kestiler demez. Kesme fiili kullanılmaz. Hayvan, kan, boğazlama, et, kurbanlık gibi bir anlam kelimenin kökünde yoktur. Ademoğullarından iki kişi biri takvalı şekilde 'infak' etmiş, diğeri göstermelik olarak 'infak'ta bulunmuştur, bunu nereden mi anlıyoruz? Birazdan göreceğiz. Peki kafa karışıklığı nereden ileri geliyor? Hacc zamanı haccı organize edenler davetleri çıkarlar, davet edilenlere en üst düzey yemek sunulması istenir bu da canlı hayvandır. Hacc eylemi Kuran ilkelerinin duyurulması ve tüm insanlıkla argümanlı olarak yani hüccet sunularak tartışılmasıdır. Davetlilere verilen yemekler ve kesilmesi gereken hayvanlar hiçbir zaman kurban olarak nitelenmemiştir. Fakat sonradan ritüele dönüşen ve amacından sapan bu uygulamadaki pratik kurban kelimesinin üstüne yerleşmiş ve kelimenin kök anlamını perdelemiştir. Hacc'a davet edilenlere yemek ikram edilir bu da en kaliteli yemek olan birinci sınıf ettir, gidip patates haşlayın denmemiştir. Hacc'a gitmeyenlerin hayvan kesmesi ise sadece bir ezber ve bu yanlış algılamanın bir sonucudur. Totalde ise Hacc'da kesilen hayvan ile kurban'ın en ufak bir alakası yoktur. Kurban ezberini kıran ayet şu şekilde gelir: Allah'ın yanı sıra, kendilerini O'na yaklaştırsınlar diye edindikleri ilahlar, onlara yardım etseydi ya! Aksine onları yüzüstü bırakıp kayboldular. Bu, onların, uydurdukları yalandan ibaret bir şeydi. Ahkaf 28 Burada kurban Allah'a yaklaştıracağı iddia edilen sahte ilahlar, otoriteler, fikirler, yollar ve ideolojiler için kullanılır. İnsanlar kurban yani Allah'a yaklaşma vesilesi olarak başka ilahları aracı edinmişlerdir. Ve Allah bu yönelimin onların uydurdukları bir yalan olduğunu söyler. Bu cümlede kurban'ı kesilen hayvan olarak anlamak mümkün değildir. Çünkü ayet ilahları kurban olarak kestiler demez. Tam tersine ilahları yakınlık aracı olarak edindiklerini söyler. Kurban insanın mukaddes merkeze ulaşmak için araya koyduğu yakınlık aracıdır fakat bu araç sahte aracılar değildir, peki nedir? Kişinin kendi bilinci, çabaları ve eylemleri olabilir mi? Araç gerçek de olabilir sahte de. Allah'a götürebilir de Allah'tan uzaklaştırabilir de. Kuran'da anlamamız istenen problem insanın neyi kurban edindiğiyle ilgilidir. Bu yüzden Zümer suresi 3. ayet bu paradigmayı tamamlar: Dikkat edin! Halis din yalnızca Allah'a aittir. O'nun yanı sıra veliler edinenler: "Onlara, bizi Allah'a daha yakın bir seviyeye yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz." diyorlar. Allah, hakkında tartıştıkları şey için hükmünü verecektir. Allah, yalancı ve azılı nankörleri doğru yola iletmez. Zümer 3 Burada sahte aracılık mantığı açıkça görünür. İnsan elbette Allah'a yaklaşmak isteyebilir fakat yanlış aracı seçimleri felakete sürükler. Böylece yakınlık arayışı bir bakmışız ki şirk düzenine dönüşüvermiştir. Öyleyse şunu söyleyebiliriz. Allah'a gerçekten yaklaştıran şey ile yaklaştırdığı sanılan şey aynı değildir. Ve paradigmayı mükemmel şekilde tamamlayan bir ayet gelir: İnfak yakınlık vesilesi olarak kodlanır. Bu yüzden Adem oğlullarından ikisinin sundukları yakınlık vesilesi de ürünlerinden elde ettiklerinin bir kısmı olan infaklarıdır. Arabilerden kimisi de Allah'a ve ahiret gününe inanır. İnfak ettiğini Allah katında yakınlığa ve Resul'ün salatlarına vesile sayar. Gerçekten o, kendileri için yakınlık vesilesidir. Allah, onları rahmetine alacak. Allah çok bağışlayıcıdır, rahmeti kesintisizdir. Tevbe 99 QRB kökünün kurban kavramını hayvan kesiminden çıkarıp salih amel ve infak alanına taşıyan en önemli ayetlerden biri Tevbe 99'dur. Bazı kimselerin kendi elleriyle infak ettiklerini Allah katında kurabat yani yakınlık vesileleri olarak gördükleri söylenir. Ardından bunun onlar için gerçekten bir kurbetun yani gerçek yakınlık vesilesi olduğu belirtilir. Kuran'da yakınlık vesilesi doğrudan infakla ilişkilendirilir. Allaha yakınlık kan akıtma üzerinden kurulmaz, çünkü bu ritüeller pagan dinlerden kalma batıl yönelişlerdir. Allah yolunda verilen, paylaşılan, toplumsal sorumluluk üreten her türlü edim kurban'dır. Ve kurban ritüel nesneden çok yönelim ve salih eylemle ilgilidir. Bir şey insanı Allah'a yaklaştırıyorsa kurban niteliği kazanabilir. Ama bu yakınlık iddiasının doğrulanması gerekir. Çünkü değeri nesnede aranmaz, onu Allah'a yönelten bilinçte, takvada, doğrulukta ve samimiyette aranır. Ve aynı yakınlık iddiası veya eylemi iki kişide aynı sonucu doğurmaz. Biri Allah'a gerçekten yaklaşır. Diğeri yaklaşma iddiasında bulunur ama iç bilinci buna uygun olmayabilir. Kuran'ın çok temel bir yasasına şahitlik ediyoruz. Allah'a yakınlık dış nesneyle satın alınamaz. Mal, çocuk, statü, soy, ritüel, aracı varlık, iktidar yakınlığı veya görünür sunu insanı Allah'a kendiliğinden yaklaştırmaz. Sebe 37 bunu açıkça söyler: Sizi, Bize yaklaştıracak olan, mallarınız ve evlatlarınız değildir. İman edenler ve salihatı yapanlar, işte onlara yaptıklarına karşılık kat kat ödül vardır. Ve onlar, yüksek makamlarda güven içindedirler. Sebe 37 Burada QRB kökü yine merkezidir. İnsanlar çoğu zaman malı, soyu, gücü ve çevreyi yakınlık aracı sanır. Kuran bu yanılsamayı kırar. Ve Tevbe 99 ile birlikte artık elimizde Allah'a nasıl yaklaşacağımız ile ilgili net veriler bulunmaktadır: Mümin olmak > Kuran'ı ve evren yasalarını öğrenmekle mümkündür. Salih amel > Dünyada sosyal olarak düzeltici işler yapmakla mümkündür. Referans Kuran ilkeleridir. İnfak > Toplumda yoksullukla aktif mücadeledir. Salat > Toplumda cehaletle aktif mücadeledir. Ancak bu dördünü yapan yaklaşabilir. Mukkarrabun kavramı da burada karşımıza çıkar. Mukarrabun kelimesi en salt anlamı ile yakına alınmışlar veya yaklaştırılanlar anlamına gelir. QRB kökünün en yüksek formu el-mukarrabun ifadesidir. Bu kavram yakın olanlar'dan daha güçlüdür. Çünkü form kişinin kendi kendine yaklaşmasını anlatmaz, bir güç tarafından yakına alınmasıdır. Yani mukarrabun Allah'ın doğrudan yakınlık halkasına dahil ettiği kimselerdir. Ali İmran 45 Nisa 172 Vakıa 11 bu kavramı açar. Allah'a doğru fiziksel bir mesafe azalmasından söz edilemez. Yakınlık kabul edilme, mertebe kazanma, sadakat, arınmışlık, teslimiyet, takva ve bilinç ile mümkündür ve Allah'ın yakınlık düzenine alınmak kolay değildir. Aynı form Firavun kıssasında da ilginç bir şekilde kullanılır. Firavun sihirbazlara Musa'yı alt ederlerse onları mukarrabin yapacağını söyler: Dedi ki, "Evet; o zaman siz şüphesiz yaklaştırılanlardan olursunuz." Şuara 42 Bu kullanım olağanüstü önemlidir. Çünkü aynı yakına alınmışlık formu Allah katı için de Firavun sarayı için de aynı şekilde geçer. Yakınlık değerini belirleyen hangi merkeze yakın olunduğumuzdur. Firavun burada sahte merkezdir ve ona yaklaşmak insanı yüceltmez, merkezin suçuna, kibrine ve çöküşüne ortak eder. İbrahim’in misafirleri ile olan diyaloğunda da bu kavrama rastlarız: Onları önlerine yaklaştırarak dedi ki: "Yemez misiniz?" Zariyat 27 Bu kullanım görünürde basit bir misafirlik sahnesi olarak algılanabilir fakat kökün sosyal boyutunu göstermesi açısından önemlidir. QRB burada ikramla, ilişkiyle, ev sahipliğiyle ve erişilebilir kılmayla ilgilidir. Yakınlık soyut bir duygu olarak havada asılı kalmaz. Bazen bir şeyi muhatabın önüne getirmektir. Bazen ihtiyacı olanın hakkını ulaştırmaktır. Bazen mesafeyi kaldırmaktır. Bazen vermektir, bazen sevindirmektir bazen bozulan bir şeyi düzeltmektir. Bu kullanım kurban paradigmasını da destekler. Yaklaştırmak somut bir edim ister. Allah'a yakınlık iddiası da eylemde, paylaşımda ve sorumlulukta görünür hale gelmek zorundadır. Zil kurba: Yakınlık sahipleri QRB kökünün önemli türevlerinden biri kurba'dır. Geleneksel çevirilerde çoğu zaman akraba diye çevrilir. Hatta akrabaya bakmanın önemi üzerine nutuklar atılır. Bu tam da isabetli değildir. Zil kurba yakınlık sahibi demektir. Kelimenin kendisi yakınlık olarak kan bağını konumlamaz inanç olarak yakınlık bağını vurgular. Bu bağ sosyal, ahlaki, ilkesel ve iman ortaklığına dayalı sorumluluk doğuran bir yakınlık olmalıdır. Nisa 36'da yakınlık sahibi komşu diye bir ifade çevrilir, komşu doğru terim değildir, CVR kökü korunup kollanması gereken anlamına gelir. Eğer kurba tamamen biyolojik akrabalık olsaydı yakınlık sahibi ifadesi ayette ikinci kez farklı bir tamlama ile geçmezdi. Burada kurba insanın sorumluluk halkasının göstergesi gibi çalışır. Bu yüzden Kuran'daki kurba kavramı Kuran merkezli toplumsal ahlakın temel halkalarıdır, kan bağı değildir. QRB kökünün zıt anlamlısı da Kuran'da yer alır. Uzaklık ve bağ koparma anlamına gelen ve Enbiya 109'da QRB kökü zıt anlamısı olarak konumlanan BAD kökü birlikte kullanılır. Buna rağmen yüz çevirirlerse, o zaman de ki: "Herkese eşit olarak duyurdum. Söz verilen şey yakın mı uzak mı orasını bilmiyorum!" Enbiya 109 BAD kökü merkeze uzak olma anlamına gelir. Eğer QRB bir merkeze yaklaşmak, ilişki alanına girmek, bağ kurmak ise bunun davranışsal zıddı da şöyle çalışmalıdır: Yüz çevirmek. Bağı koparmak. Yakınlık çağrısını reddetmek. Kendini Allah'ın yakınlık alanından uzaklaştırmak. Bu yüzden QRB kökü salat paradigmasıyla da derinden ilişkilidir. Salat bağ kurarak destekleşme sistemidir ve QRB bu bağın yöneldiği merkezi gösterir. İnsan Allah'a, vahye, hakka, yakınlık bağı taşıyanlara ve sorumluluk alanına yaklaşırsa bağ kurar. Yüz çevirirse yakınlık alanından çıkar. Tekrar soralım, bir insanın vechini akim edeceği yer neresidir? Bütün bu kullanımları ile birlikte artık Kuran'da QRB kökünün haritasına sahibiz. Bu altın değerinde bir bilgidir. İnsan yaklaştığı merkez tarafından biçimlendirilir. Allah'a yaklaşan arınır. Yasak alana/şecereye yaklaşan yıkıma uğrar. Sahte aracılara yaklaşan aldanır ve şirk üretir. Firavuni merkeze yaklaşan iktidarın suç alanına girer. Yakınlık sahiplerini gözeten de sorumluluğunu yerine getirir. Şimdi ana meseleye gelelim. Kurban'ın hayvan kesmek olmadığını artık biliyoruz. Ama nedenlerini rasyonel olarak sıralayalım tekraren: - QRB kökü kesmek, boğazlamak, hayvan adamak anlamı hiçbir varyantında taşımaz. - Kurban kelimesinin geçtiği hiçbir ayette hayvan kesimi ile ilgili bir konu yer almaz. - Kurban'a hayvan kesimi anlamı verilirse her bağlamda kesilen hayvan olarak çalışması gerekir fakat asla çalışmaz. QRB kökünün anlam alanı yakınlıktır. Bu nedenle en doğru kavramsal ayrım şöyle yapılmalıdır: Allah'ın ilgilendiği konu - Bıçağın hangi hayvanı kestiği mi yoksa insanın neye yaklaştığı mıdır? - İnsanın takvası mı yoksa gösterişi midir? - Düzeltici işler mi yoksa pasifizm midir? - İman edip Kuran'ı öğrenmek mi yoksa ezbere arapçasını okumak mıdır? - Ritüel mi yoksa fayda sağlayıcı eylem midir? - Biriktirme hırsı mı yoksa infak mıdır? Kurban'ı anlamak için yönelime bakacağız ve şu soruları soracağız: - Ben neye yöneliyorum? - Yaptıklarım beni Allah'a yaklaştırıyor mu? Yoksa beni geleneğe, gösterişe, toplumsal onaya, sahte kutsallara veya tüketim ritüeline mi yaklaştırıyor? - Allah ile yakınlık kurmak için aracıya ihtiyacım var mı? - Yakınlık para ile satın alınabilir mi? Paramız yetmezse hisseli şekilde satın alabilir miyiz? Parası olmayanlar yaklaşamayacak mıdır? Ve yaklaşmanın anahtarı gelir: ... vescud vakterib! Secde et ve yaklaş! Alak 19 Tüm paradigmanın anahtarı Kuran ilkelerine secde etmektir. Secde eden ilkeleri hayatına uygular ve yaklaştırılanlardan olur. Aynı zamanda toplumunu da tedavi eder. İnsanın ne olduğunu belirleyen şey yaklaştığı merkezdir. Ve Kuran insanı her defasında aynı temel soru ile karşı karşıya bırakır: Neye yaklaşıyorsun?
Güzin Göksu tweet media
Türkçe
50
42
174
23.5K
Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam retweetledi
Edip Yüksel, J.D.
Edip Yüksel, J.D.@edipyuksel·
Olağanüstü Ayetlere (Mucizeler) Tanık Olamayanlar Hakkındaki Ayetler... Edip Yüksel 16 Mayıs 2026 19 mucizesine herkesin tanık olmaması bile bir mucize... 19 mucizesi rastgele noktalar ile üretilen 3D holografik resimler gibi yüzde yüz objektif ve yüzde yüz sübjektif bir özelliğe sahip. Dahası, böylesine muhteşem bir mucizeye insanların çoğunun kör ve sağır kesilmesi, hatta bazılarının azgınca alerji göstermesi bizzat mucizenin 1406 yıl önceden haber verilen bir tecellisi ve fonksiyonudur. (Bak 74:25-37) 2:17 Durumları, ateş yakan kimselerin şu durumuna benzer: Ateş çevrelerini aydınlatmaya başlayınca ALLAH onların ışığını giderir ve onları karanlıklar içinde görmez bir halde bırakır. 2:18 Sağır, dilsiz ve kördürler; yönlerini değiştiremezler. 3:7 O ki sana bu kitabı indirdi. Onun bazı ayetleri kesin anlamlıdır (muhkem), ki bunlar kitabın özüdür. Diğerleri de benzer anlamlıdır (müteşabih). Kalplerinde hastalık bulunanlar, insanları şaşırtmak ve farklı anlam vermek için benzer anlamlı olanlarının ardına düşerler. Onların gerçek anlamını ise kimse bilmez, ancak istisnadır ALLAH ve derin bilgiye sahip olanlar “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır,” derler. Akıl ve anlayış sahiplerinden başkası öğüt almaz. 6:4 Onlara Rab’lerinin ayetlerinden (delil ve mucizelerinden) hangi bir ayet gelmişse ondan yüz çevirmişlerdir. 6:5 Kendilerine gerçek gelince onu yalanladılar. Alay ettikleri şeyin haberleri yakında kendilerine gelecek. 6:25 Onların bir kısmı seni dinler. Fakat, kalpleri üzerine anlamalarına engel olacak örtüler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Her bir mucizeyi görseler de ona inanmazlar. Bundan ötürü sana geldiklerinde seninle tartışır ve inkarcılar, “Bu ancak bir efsanedir,” der. 6:26 Kendileri uzaklaştıkları gibi başkasını da ondan menediyorlar. Böylece farkında olmadan kendilerini mahvediyorlar. 6:104 Rabbinizden size aydınlatıcı bilgiler gelmiş bulunuyor. Kim görürse kendi yararına, kim körlük ederse kendi zararınadır. Ben üzerinize bekçi değilim. 6:158 Kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin, yahut Rabbinin bazı işaretlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bazı işaretleri geldiği gün, daha önce inanmamış veya imanında bir hayır kazanmamış kişiye bir yarar sağlamaz. De ki: “Bekleyin, biz de beklemekteyiz.” 7:132 “Bizi büyülemek için ne kadar mucize (ayet) getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz,” dediler. 7:146 Yeryüzünde haksız yere büyüklenenleri mucizelerimden çevireceğim. Her türlü mucizeyi de görseler inanmazlar. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama azgınlık yolunu görseler onu yol edinirler. Zira onlar ayetlerimizi yalanladılar ve aldırış etmediler. 14:25 Rabbinin izniyle her mevsim meyvelerini verir. Öğüt almaları için ALLAH insanlara böyle örnekler verir. 14:26 Kötü bir söz de, yerden koparılmış köksüz kötü bir ağaç gibidir. 20:133 “Bize hiç olmazsa bir ayet (mucize) getirmeliydi!,” dediler. Daha önceki kitaplarda bulunan beyyine (delil) kendilerine gelmedi mi?* 20:134 Onları, ondan önce bir ceza ile helak etseydik, “Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de böyle alçak ve rezil olmadan önce senin ayetlerine uysaydık!,” derlerdi. 20:135 De ki: “Herkes gözlemekte. Siz de gözleyin. Düzgün yolun sahiplerinin kimler olduğunu ve kimlerin hidayet üzerinde olduğunu ileride bileceksiniz!” 25:4 İnkar edenler, “Bu, başkalarının yardımıyla onun uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir,” diyerek haksız ve asılsız bir tez ortaya koydular. 25:5 Dediler, “Yazıp durduğu şey evvelkilerin masallarıdır; gece gündüz kendisine dikte edilmektedir.”* 25:73 Kendilerine Rab’lerinin ayetleri hatırlatıldığında, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar. 27:82 Zamanı gelince, onlara topraktan mamul bir yaratık çıkaracağız; onlara, halkın ayet ve mucizelerimize inanmadığını bildirecek.* 27:83 Gün gelecek, her toplum içinde, ayetlerimizi ve mucizelerimizi yalanlayan kimseleri toplayıp süreceğiz. 27:84 Geldikleri zaman, “Ayet ve mucizelerimi bilginizle kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa yaptığınız neydi?” der.* 27:85 Haksızlık ettikleri için verilen söz başlarına gelir ve artık konuşamazlar. 27:92 Ve Kuran’ı okumakla da… Kim doğruyu bulursa kendi yararına doğruyu bulmuştur. Kim saparsa ben ancak uyarıcılardan biriyim. 27:93 De ki, “Övgü ALLAH’adır; ayetlerini size gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin onların yaptığından habersiz değildir.”* 29:1 A1L30M40 29:2 İnsanlar, sadece “İnandık” demeleriyle, hiç sınanmadan bırakılacaklarını mı sanıyor? 29:3 Kendilerinden öncekileri sınadık. Elbette ALLAH doğrucuları ile yalancıları birbirinden ayıracaktır. 29:4 Kötülükleri işleyenler, bizi atlatacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü bir yargıda bulunuyorlar. 29:54 Sana azabı getirmen için meydan okuyorlar. Halbuki cehennem kafirleri kuşatmış bile. (Lütfen 29:48’den başlayarak okuyunuz) 38:1 SS90; mesajı içeren bu Kuran’a ant olsun.* 38:2 Doğrusu, inkar edenler kibir ve ayrılık içindedir. 38:3 Onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Feryat ettiler, ancak artık kurtuluş zamanı değildi. 38:4 Onlara, kendilerinden bir uyarıcının gelmesini yadırgadılar. İnkarcılar, “Bu pek yalancı bir büyücüdür,” dediler, 38:5 “Tanrıları tek tanrı mı yaptı? Bu, gerçekten çok tuhaf!” 38:6 Onların liderleri öne fırladılar, “Yürüyün, tanrılarınıza bağlı kalın. Sizden istenen sadece budur.” 38:7 “Son dinde böylesini işitmedik. Bu bir uydurmadır.” 38:8 “Mesaj, neden aramızdan ona indirildi?” Aslında, onlar mesajımdan kuşku içindedirler. Hayır, onlar azabı henüz tatmadılar.* 38:29 Sana indirdiğimiz bu kitap kutludur; ayetlerini incelesinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar. 41:53 Onun gerçek olduğu onlara apaçık oluncaya kadar onlara, ufuklarda ve kendi içlerinde ayetlerimizi (işaret ve kanıtlarımızı)göstereceğiz. Rabbinin her şeye tanık olması yetmez mi?* 46:10 De ki, “Düşündünüz mü, ya o ALLAH katından ise ve siz de ona karşı çıkmışsanız ve İsrail oğullarından bir tanık da bunun benzerini görüp inandığı halde, siz kibirlenip yüz çevirmişseniz?! Kuşkusuz ALLAH zalim topluluğu doğru yola iletmez.”* 54:1 Saat (dünyanın sonu) yaklaştı ve ay yarıldı.* 54:2 Bir mucize görseler yüz çevirirler ve, “Süregelen bir büyüdür” derler. 74:25 “Bu sadece bir insan sözüdür.” 74:26 Onu Sakar’a atacağım. 74:27 Sakar nedir bilir misin? 74:28 Ne bırakır, ne de yüklenir (tam ve mükemmel).* 74:29 Halklar için (evrensel) bir göstergedir/ekrandır.* 74:30 Üzerinde on dokuz vardır.* 74:31 Biz ateşe bekçi olarak sadece melekleri atadık. Onların sayısını (on dokuz’u) da, (1) inkarcılar için bir fitne (sınav/huzursuzluk kaynağı) yaptık, (2) kitap verilmiş olanları ikna etsin, (3) inananların inancını güçlendirsin, (4) kitap verilmiş olanlarla inananların kuşkularını ortadan kaldırsın, ve (5) kalplerinde hastalık olanlarla inkarcılar da, “ALLAH bu örnekle ne demek istiyor?” desinler. Böylece ALLAH dilediğini/dileyeni saptırır ve dilediğini/dileyeni de doğruya iletir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu (sayı) halklara bir mesajdır. 74:32 Hayır, and olsun Ay’a.* 74:33 Geçtiği vakit geceye. 74:34 Ağardığı vakit sabaha. 74:35 Bu büyüklerden birisidir. 74:36 Halklara bir uyarıdır. 74:37 İlerlemek yahut geride kalmak dileyenleriniz için. 74:38 Her kişi kendi günahıyla mahkum olur; 74:39 Ancak sağ tarafta olanlar hariç. 74:40 Cennetler içindedirler, sorarlar 74:41 Suçlulara: 74:42 “Sizi bu Sakar’a sokan nedir?” 74:43 Diyecekler ki, “Desteklemezdik/namaz kılmazdık”* 74:44 “Yoksula da yedirmezdik.” 74:45 “Biz, boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık.” 74:46 “Yargı gününü yalanlardık.”* 74:47 “Nihayet (şimdi) kesin gerçeğe ulaştık.” 74:48 Aracıların şefaati onlara bir yarar sağlamaz. 74:49 Öyleyse neden bu mesajdan yüz çeviriyorlar.* 74:50 Ürkmüş zebralar gibi, 74:51 Aslandan kaçan? 74:52 Hayır, onlardan her biri, kendisine özel olarak açılmış sayfalar verilmesini ister. 74:53 Doğrusu, onlar ahiretten korkmuyor. 74:54 Doğrusu, bu bir öğüttür. 74:55 Dileyen ondan öğüt alır. 74:56 ALLAH dilemezse onlar öğüt alamazlar. O, erdemli davranmanın kaynağıdır; bağışlamanın kaynağıdır. 78:27 Onlar bir hesap ummuyorlardı.* 78:28 Ve ayetlerimizi, mucizelerimizi yalanladılar. 78:29 Halbuki biz her şeyi sayıp yazmıştık. 78:30 Öyleyse tadın, sizin sadece cezanızı arttıracağız. 83:18 Doğrusu, iyilerin kitabı İlliyyun’dadır. 83:19 İlliyyun nedir bilir misin? 83:20 Rakamlanmış bir kitaptır. 83:21 (Tanrı’ya) yakın olanlar ona tanık olur.
Edip Yüksel, J.D. tweet media
Türkçe
11
6
34
4.5K
Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam retweetledi
Edip Yüksel, J.D.
Edip Yüksel, J.D.@edipyuksel·
Maymunlaşan insanlar! Kuran ayetleri, din adamlarını körlemesine izleyen mukallitleri, müritleri ve sersemitleri boşuna maymunlara benzetmiyor. Maymunlar üzerinde 1960’tan beri yapılan araştırmalar ve deneylerde, işaret diliyle iletişim kurulmasına rağmen maymunlar tek bir soru bile sormamıştır. Sorgulamak ve eleştirel düşünmek, Allah’ın insanlara bağışladığı özgün bir yetenektir. Bu yeteneğe ihanet edenler maymunlaşmıştır. Ayet 2:65 Sizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri elbette biliyorsunuz. Onlara “Aşağılık maymunlar olun” dedik. (Not: Ayetteki maymunlaşma veya domuzlaşmanın karakter açısından gerçekleştiği anlaşılıyor. Zira 5:60 ayetinde aynı ifadelere ek olarak fizyolojik transformasyon olmayan “Âbed el-Tağut” yani Azgının Kulları ifadesi kullanılıyor. Bak. 7:166.) Ayet 5:60 De ki: “Allah katında bundan daha kötü bir durumu size bildireyim mi? Allah kime lanet ve gazap ederek maymunlar, domuzlar, azgınların ve küstahların kulları haline sokmuşsa, işte o kimseler yer bakımından daha kötü ve doğru yoldan en çok sapmış olanlardır.” Ayet 7:166 Kendilerine yasaklananlara uymayınca da onlara “Aşağılık maymunlar olun!” dedik.
Ezzy@ezzyskii

Scientists have been communicating with apes via sign language since the 1960s; apes have never asked one question.

Türkçe
8
10
48
5.9K
Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam
@reha37 @kolifa06 Hocam siz bari yapmayın. Bu firmalar yüzünden koca bir nesil şeker hastası ve karaciğeri genç yaşlarda bile yağlanmış durumda. Aflatoksinli fıstık içeren çikolataları hiç demiyorum.
Türkçe
1
0
1
559
Abdullah Reha Nazlı
Abdullah Reha Nazlı@reha37·
@kolifa06 Şu üzerine çarpı konulan maddelerin ne zannedildiğini, niye bu kadar korkulduğunu çok merak ediyorum.
Türkçe
8
0
51
14.7K
kolifa
kolifa@kolifa06·
Çikolatalar temiz içerikli mi ?
Türkçe
34
145
1.3K
237.7K
Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam retweetledi
Cemre Demirel
Cemre Demirel@msikkofield·
Az övülen Mevlana'nın Mesnevi'sinden inciler:
Cemre Demirel tweet media
Türkçe
128
79
1.3K
222.5K
Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam retweetledi
Alupa
Alupa@AlupaThePuffer·
Selamlar, Çekiliş açıklanmıştır. Kazananları ve yedekleri aşağıda görebilirsiniz. Kazananlar ile konuşacağım, eğer canlı derslere zamanında katılım sağlamayacaklarsa / ödevleri yapmayacaklar ise yedeklerin hakkına girilmemesi açısından eğitime kabul etmeyeceğim. Kazanan Asil'ler: 1- @BeytullahGNDZ10 2- @Pegasus_Alper 3- @meta_1616 4- @furkanaday10 5- @emreciftc Kazanan Yedek'ler: 1- @brkycglynx7 2- @erkaanaaslan 3- @Malismc44 4- @kriptobulls 5- @SeyitK34016 Umarım sizler için bu eğitim faydalı olur, eğitimden öncesi / sonrasını ben de sizler kadar merak ediyorum :) Diğer çekilişlerde görüşmek dileği ile...
Türkçe
8
1
14
880
Pegasus
Pegasus@Pegasus_Alper·
@AlupaThePuffer Ben zaten fon alarak hak kazandığım için çekilişten çıkan hakkımı yedeklerden kazanan kullanabilir.
Türkçe
1
0
1
58
Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam retweetledi
Alupa
Alupa@AlupaThePuffer·
🎁 EĞİTİM ÇEKİLİŞİ 🎁 Uzun süredir sizlerden gelen mesajları okuyorum… Trading’i Öğrenme Yolculuğunuzda yanınızda olmayı ve naçizane bir katkım olsun istiyorum. 2 Ay Boyunca Zamanımı ve Enerjimi ayırarak 5 Kişiye aşağıda Ders Programı bulunan tamamen Eğitimimi Ücretsiz vermek istiyorum. Katılmak için👇: 1️⃣ @AlupaThePuffer Hesabını Takip Et. 2️⃣ Bu Tweet’i RT yap ve Beğen. 3️⃣ Yoruma “Katılıyorum” Yaz ve 2 Arkadaşını Etiketle. (Botlardan arınmak için..) Çekiliş 30 Nisan Perşembe günü açıklanacak ve Eğitim ise 1 Mayıs Cuma günü başlayacak 🍀 📅 Haftada 2 Gün Canlı Ders.. 📝 Her Ders Sonrası Ödevler.. 🎥 Derslerin Kaydı Mevcut.. 2 ay boyunca yanınızda olacağım, şimdiden başarılar🤝
Alupa tweet mediaAlupa tweet media
Türkçe
60
51
90
7K
Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam retweetledi
Güzin Göksu
Güzin Göksu@guzun4rgoksu·
Bir toplumun helak sürecinde olduğunu anlayabilir miyiz? Toplumların çöküş kodları üzerine Kuran'da sık sık helak edilen toplumlardan bahsedilir. Helak en basit anlamıyla zaman içinde çürüyüp yıkıma uğramaktır. Ansızın gelişen bir durumdan çok süreçtir. Bu okumamızda Kuran'daki helak edilen toplumlara dair kıssaları geçmişte kalmış tarihi anlatılar gibi görmenin ötesine geçerek toplumların çöküş yasalarını belirleyen örnekler olarak inceleyeceğiz. Nuh, Ad, Semud, Medyen, Lut kavmi, Firavun düzeni ve Sebe halkı üzerinden tekrar eden ortak işaretleri arayacağız ve sonra bu işaretlerin bugünün toplumlarında nasıl karşılık bulabileceğini tespit etmeye çalışacağız. Kuran'ın anlattığı çöküş belirtilerini bugünün siyasi, ekonomik, ahlaki ve toplumsal yapıları içinde yeniden düşüneceğiz. Helak sürecinin aşamaları 1. Nimet ve imkan dönemi Toplum güç, refah, şehirleşme, üretim, güvenlik veya siyasal kapasite kazanır. Ad, Semud ve Firavun kavimleri bu şekilde çok geniş imkanlara sahip olmuştur. 2. Nimetin ahlaki sorumluluğa dönüşmemesi Toplum sahip olduğu gücü koruma, paylaşma, temiz yönetim ve toplumsal fayda için kullanmamaya başlar. Birikimler tek elde toplanır. 34:15-19, 41:15. 3. Toplum elitlerinin bozulması Mütrefler, mele'ler ve müstekbir'ler toplumu yönlendirmeye başlar. Refah sahibi sınıflar hakikate kapalı hale gelir. Toplumsal fayda rafa kaldırılır, bürokratlar, tekel sahibi şirketler ve iktidar çemberindeki tüm yönetici sınıflar fırsatları kendi çıkarları için kullanmaya başlar. 17:16, 34:34-35 4. Ekonomik ve hukuki çürüme İnsanların malı eksiltilir, ticaret bozulur, hukuk kılıfa dönüşür, alım gücü düşer, zenginler aşırı zengin, fakirler aşırı fakir hale gelir. Denge kurucu orta sınıf yok olur. Medyen ashabı bu şekildedir. 5. Toplumun parçalanmaya başlaması Halk sınıflara ayrılır, korku, propaganda ve kutuplaştırma artar. Dini veya ideolojik olarak keskin kamplaşmalar izlenir. 28:4. 6. Uyarıcı seslerin bastırılması Eleştiri hainlik, öğüt düşmanlık, hakikat bozgunculuk gibi gösterilir. 7:88, 27:56, 36:18. 7. Fesadın yani bozgunculuk düzeninin normalleşmesi Artık toplum bozulmayı bozulma olarak görmez. Haksızlık düzenin bir parçası haline gelir. 27:48, 11:84-85. 8. Açlık, yoksulluk ve korku dönemi Ekonomik kriz, güvenlik kaybı, huzursuzluk, gelecek endişesi ve toplumsal çözülme başlar. 16:112. 9. Son uyarılar Toplumun azınlıkta kalan aklı selim sahipleri ve bir avuç aydını son uyarıları yapar. Toplum hala kendini güven içinde sanır. Bize bir şey olmaz psikolojisi hakimdir. 7:97-99, 22:45-48. 10. Çöküş Kuran bu sonucu bazen sel, rüzgar, sayha, sarsıntı, taş yağmuru veya boğulma gibi imgelerle anlatır. Bunları hem tarihsel olaylar hem de medeniyetlerin iç çözülüşünü anlatan güçlü semboller olarak okumamız daha doğrudur. Her toplumun hastalığına uygun bir sembolle çöküş anlatılır. Eğer bir toplumda bu belirtilerin birden fazlası gelişmiş ve dallanmışsa o ülke helak sürecine girmiş demektir. Herşeyin daha kötüye gitmesi olasıdır. Kuran'ın helak kıssaları bize toplumların hangi eşiklerden sonra kendi geleceğini tüketmeye başladığını gösterir. Bir yerde hakikat değersizleşiyor, haksızlık olağanlaşıyor, uyarı düşmanlık sayılıyor, adaletsizlik sorumluluk üretmiyor ve korku-ümitsizlik ikilisi gündelik hayatın zeminine yerleşiyorsa mesele artık toplumun varlık düzenini tehdit eden derin ve geri dönüşü çok zor bir sürece dönüşür. Bir toplum hem yöneticileri, hem aydınları, hem sermaye sahipleri, hem hukukçuları hem de halkı bir araya gelip adaleti ayağa kaldıramıyorsa çürümüş düzenin altında ezilip yok olacaktır. Bu tarihte hep böyle olmuştur. Kuran ile aydınlanabilecek miyiz?
Türkçe
14
40
176
8.2K
Nakitakışıylayüzünüyıkayanadam retweetledi
Pelin Dilara Colak
Pelin Dilara Colak@pelindilaraclk·
Bağımsız Maden İşçileri sendikasının banka hesabı varmış. Acil ihtiyaçların giderilmesi için bağış toplanıyor. @hacerfoggo’dan gördüm. Ben gönderdim, haydi bütçemize göre az ya da çok demeden destek olalım. #MadencilerKazanacak @bagimsizmadenis #MadencininEliniTut Bağımsız Maden İşçileri Sendikası IBAN: TR450006400000135260841437
Pelin Dilara Colak tweet media
Türkçe
15
353
839
43.7K