(…)
Yürek bir kez görür, sonra hep gözler görür,
Ben onu yüreğimle görmüşüm anlaşılan.
Çözüldü artık o büyü (...)
Edip Cansever, "Boşversene Sen Niye Beklemeli"
youtu.be/v2GPySVOCQA?si…
Birbiri için kıymetli olmak çok değerli bir şey. Çünkü o kıymet karşındakine gösterdiğin özenin de kaynağı oluyor. Fakat bakıyorsun herkesin özeni en çok kendine; herkesin en kıymetli varlığı yine kendisi. İki insan arasında, çoğu zaman aşılamayan o mesafede boğulan ne çok şey var.
@sivriikalemler Sakın doğal bulmayın her alışılageleni!
Çünkü artık hiçbir şeye doğal denmemeli;
Şu kanlı kargaşanın , serserice başına buyrukluğunun ve insanla ilintisini yitirmiş insanlığın egemen olduğu dönemlerde kimse demesin; böyle denmesin ki. Herşeyin değişebileceğine inanılsın.
@sivriikalemler Bazı yaralar yararlıdır buna inan,
Bazı yaraların ortasından küçücük bir el,
Sanki geçmişe çiçek uzatır,
Bazı yaralardan sızan kanla tüm geleceğin yıkanır.
@bubisanatcom Yazıyorum; yazıyorum çünkü birlikte yaşadık,çünkü onlardan biriydim, onların gölgelerinin ortasında bir gölge,
Yazıyorum çünkü onlar bende silinmez izlerini bıraktılar ve bu iz de yazı: hatıraları yazıda öldü; yazı onların ölümünün hatırası ve benim hayatımın olumlanması.
G.P
"Keşfettiği şeyin korkutucu bir şey olmadığı, bir kâbus olmadığı, birden uyanacağı bir şey olmadığı, zihninden kovacağı bir şey olmadığı nasıl açıklanır, hayatın, gerçek hayatın bu olduğu nasıl açıklanır, her gün bunun olacağı, varolan şeyin bu olduğu ve başka bir şey olmadığı, başka bir şeyin varolduğuna inanmanın, başka bir şeye inanır gibi yapmanın lüzumsuz olduğu, bunu gizlemeye çalışmaya, örtmeye çalışmaya bile değmediği, bunun arkasında, ya da altında ya da üstünde olacağı varsayılan başka bir şeye inanır gibi yapmaya değmediği nasıl açıklanır. Bu vardır, hepsi o kadar."
Georges Perec
Gelişim beklenmedik bir şekilde olacak.
~
ay ışığıyla aydınlanan küçük pencerenden.
~
Bütün gece boyunca ve ardından gelen bütün geceler boyunca.
Bir kucaklaşmayla diğeri arasında, aşkın feryatları arasında
sana bütün insanların bitmeyen öyküsünü anlatacağım.”
Ulis'in Bakışı
"Geyikli gecenin arkası ağaç
ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
çatal boynuzlarında soğuk ayışığı"
~
"Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
imdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
sultan hançerleri gibi ayışığında."
Turgut Uyar
Şu iki mısra çarptı;
“Bir Orkidenin kalbini tutana —
Bataklıklar pembeleşir haziranla.” (Çev, Fahri Öz. Orkide, kırılgandır, onun kalbini tutmak, onu anlayıp korumaktır; anlamına geliyor. Bunu yapan kişi için bataklık yerler bile haziranda pembeleşiyor.
İnsan ne kadar derin hissederse, o kadar derin yaralar taşır içinde. Bu yüzden ince düşünenin incinmesi kaçınılmazdır. Çünkü o, dünyanın sertliğine rağmen yumuşak kalmayı seçmiştir. Belki de gerçek güç burada saklıdır, kırılmayı göze alıp inceliğinden vazgeçmemek.
Rilke'den Salomé'ye...
Söndür gözlerimi : seni görürüm
Kapat kulaklarımı: seni işitirim
Ayaksız da olsam sana yürürüm
Ağızsız da seslenip seni çağırırım.
Bedri Rahmi Eyüboğlu, Üç Dil:
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
En azından üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Ninniler, masallar, küfürler de caba
Ötekiler yedi kat yabancı
Her kelime aslan ağzında
Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
Her kelimede bir kat daha artacaksın
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Canım ağzıma geldi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini
Nerden ince ise ordan kopsun demesini
Atın ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
İnsanın insanı sömürmesi
Rezilliğin dik âlâsı demesini
Ne demesi be
Gümbür gümbür gümbürdemesini becereceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Mernuş
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun...
@Siyaari beyinler telörgülerle çevriliydi, yürekler mayınlarla.
yakılan kitapların dumanları tüterdi bacalardan
ben yanan her sözcüğe tek tek gözyaşı döktüm
yeni dünyalar aradım hayatıma çıkarak atlaslardan
böyle başladı kendi içimdeki o uzun yürüyüşüm.
👍👏
— Seyyid Yahya, tutulmak da nedir?
— Yani, en güzel olanı sevmek.
Aşk ateşini kalbinde yakmak demek. Yani, kalp gözü ve kulağının açılması.
— Çok üzülüyorum, Seyyid Yahya. Sen de üzülmüştün, değil mi?
— Evet, oğlum. Ben hayatım boyunca aşıktım. Aşığım bütün bir ömür.
Sozên evînê biqede jî
qewl û qerarên me xera be jî
bêje: eşq birîn e heram e
bêje: tu zivistan î dicemidim
bêje: tu mirin î-ewqas-qediya
lê bêdeng nemîne
bêdengî min dikuje
bêdengî me dikuje…
Occo Mahabad / Helbestên Dînik