MindOfQuanta

111 posts

MindOfQuanta banner
MindOfQuanta

MindOfQuanta

@MindOfQuanta

Physics Engineering | Massachusetts Institute of Technology Quantum Mechanics • Physics • Philosophy Exploring the nature of reality.

İzmir, Türkiye Katılım Şubat 2026
15 Takip Edilen3.6K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
105 IQ ve altındakiler lütfen yorum yapmasın.
Türkçe
8
1
41
7.9K
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
Sen o sabitin bir ürünüsün diyor ya bu cümle beni aldı götürdü ama ben başka bir yerden bakıyorum Fizikçiler ışık hızını evrensel sabit diye koyup geçiyor tamam da şunu düşün. Biz o sabiti ölçtük çünkü ölçebilecek bir evrende doğduk. Eğer o rakam yüzde bir farklı olsaydı ölçecek kimse olmayacaktı zaten. Yani biz o sayıyı keşfetmedik o sayı bizi mümkün kıldı ve biz sadece geriye dönüp vay be dedik. Bu antropik ilke denen şeyin en çıplak hali aslında. Evren sana cevap vermiyor çünkü sen zaten cevabın kendisisin Işık hızı sadece fotonların koşma hızı değil. Uzay zamanın bilgi taşıma limiti. Yani evrenin işlemci hızı gibi düşün. Bir bilgisayarın saat frekansı nasıl her şeyin üst sınırını belirliyorsa c de evrenin clock speed i. Ve bu clock speed neden bu değerde sorusunu sormak bir oyun karakterinin neden saniyede 60 kare render ediliyorum diye sormasına benziyor. Cevap senin katmanında yok Bir de şu var kimse konuşmuyor. Biz ışık hızını sabit sanıyoruz ama bu sabitin gerçekten sabit olup olmadığını bile tartışan ciddi makaleler var. Bazı kozmologlar evrenin ilk anlarında c nin farklı olabileceğini söylüyor. Yani belki o kaynak kodu dediğin şey runtime da güncellenen bir değişken ve biz sadece şu anki versiyonun ekran görüntüsüne bakıyoruz Mesele şu ki insanlar sabitleri ezberliyor ama sabitlerin neden sabit olduğunu sorgulamayı bırakıyor. Okullarda formül veriyor sınav yapıyor geçiyor. Oysa asıl öğrenme o formülün arkasındaki boşluğa bakıp rahatsız olmakla başlıyor. Rahatsız olmayan öğrenmez sadece tekrar eder
Deepcosmoss@Deepcosmoss

herkes ışığın en hızlı şey olduğunu biliyor ama kimse şunu sormadı neden tam bu hızda saniyede 299 bin 792 kilometre neden bu rakam fizikçiler biliyoruz bu kadar diyor evrensel sabit diyor ama o sabitin neden bu değerde olduğunu açıklayan tek bir denklem yok eğer bu rakam yüzde bir küçük olsaydı güneş bugünkü gibi yanmazdı Dünya oluşmazdı sen olmazdın yüzde bir büyük olsaydı evren o kadar hızlı genişlerdi ki hiçbir şey bir araya gelemezdi tam bu değerde duruyor ve neden burada durduğunu kimse bilmiyor ama şu an okuduğun bu kelimelerin gözüne ulaşması o hıza bağlı beyninin işlemesi o hıza bağlı düşünmen o hıza bağlı sen o sabitin bir ürünüsün ve neden var olduğunu bilmeden bütün hayatını yaşıyorsun kaynak kodunda bu satırı kim yazdı

Türkçe
1
0
21
1.7K
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
Ben varlığı hakkında tartışabiliyorken, siz yokluğu hakkında konuşamıyorsunuz bile. Nohut kadar beyninizle paylaşımların altına ayet yazmayın rica ediyorum. Burası ilim irfan yuvası, cemaat evi değil. Hadi sağdan sağdan gidin evinize. Şekerim çıktı okurken yorumları. Yorum yapmayı kapatamıyor muyuz?
Türkçe
1
1
36
1.1K
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
Beyniniz evrenin en asi yapisi ve kimse bunun ne kadar deli bir durum oldugunu kavramiyor. Evrenin genel egilimi dagilmak. Hersey cozmek istiyor kendini. Ikinci termodinamik yasasi diyor ki kardesim duzen bozulur kaos artar nokta. Ama sen su an bu cumleyi okurken kafanin icinde yuz milyar noron senkronize calisiyor. Evren dagitirken sen dusunce uretiyorsun. Bu ne bicim bir isyan amk. Insan beyni yaklasik 20 watt enerji harcıyor. Yirmi watt. Bir gece lambasi kadar. Ama bu yirmi wattla evrenin entropisiyle savas veriyorsun. Her yeni sinaps baglantisi kurdugunuzda lokal entropi dusuruyorsunuz. Tabii bunun bedeli var cunku beyin cevresine muazzam isı ve atik yayiyor. Yani sen dusunurken evrenin genel entropisini artiriyorsun ama kendi icinde duzen yaratiyorsun. Beyin bir entropi kara deligi gibi calisiyor disardan duzen caliyor icerde anlam uretiyor. Simdi deli kisim geliyor. Tolkien dunyalar insa etti kafasinin icinde. O dunya fiziksel olarak yok ama milyonlarca insanin beyninde senkronize bir bilgi yapisi olarak yasiyor. Bu ne demek? Bir kisi kafasinda duzen yaratiyor sonra o duzen baska beyinlere kopyalaniyor. Entropi artarken bilgi yayiliyor. Evren soguyor ama fikirler coguliyor. Bu paradoks degil bu hayatin ta kendisi. Schrodinger bunu daha 1944 te gormus. Canli organizmalar negatif entropi ile beslenir demis. Yani sen yemek yemiyorsun aslinda duzen yiyorsun. O duzeni alip beyninde dusunceye ceviriyorsun. Sonra o dusunceyi tweet olarak yaziyorsun ve baskasinin beynindeki entropiyi gecici olarak dusuruyorsun. En korkunc kisim su. Evren isil olume gidiyor. Her sey sonunda dagılacak. Ama belki de zeki varliklar tam olarak bunun icin var. Evrenin kendi dagılısını gozlemleyecek son entropi muhendisleri. Biz evrenin kendine ayna tutma mekanizmasiyiz. Dagılırken farkında olan parca.
Türkçe
1
0
1
65
Mert Turgut
Mert Turgut@Mert_7urgut·
@MindOfQuanta Tolkien'in entropisinden bahsetmiştin, insan zihnindeki entropinin evrendeki entropi ile ilişkisini merak ediyorum.
Türkçe
1
0
0
68
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
Bu postun altına en merak ettiğiniz konuları yazar mısınız? 5-10 kişinin merakını gidereyim. Seçerecek cevaplayacağım. Çok fazla mesaj gelmiş şimdi gördüm, teşekkür ederim ilginiz için ancak yetişmem mümkün değil.
Türkçe
7
0
17
2.6K
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
Kuantum silgi deneyi gibi şeylerde gözlemcinin seçimi geçmişteki korelasyonu belirliyor gibi görünüyor. Yani karar geçmişi değiştirir cümlesi bilimsel değil tamam ama kavramsal olarak tamamen boşlukta da değil. Bir metafor olarak okunabilir. Asıl mesele şu bence. Bilim popülerleşirken kavramlar kaçınılmaz olarak bükülüyor. Wheelerın delayed choice deneyini makro dünyaya taşımak fiziksel olarak saçmalık evet. Ama insanların dikkatini çekmek için o köprüyü kurmaya çalışan biri her zaman tam ortada kalacak. Ne tam bilim ne tam felsefe. Senin eleştirin haklı çünkü o cümle öyle yazılınca insanlar gerçekten ben bugün karar verirsem dünkü olay değişir sanıyor. Bu tehlikeli bir okuma. Ama şunu da söyleyeyim. Kuantum mekaniği popüler anlatımdan tamamen koparırsan sadece akademinin duvarları içinde kalır ve kimse ilgilenmez. Doğru olan ikisinin arasında bir yerde durmak. Spekülatif olan kısmı net etiketlemek ama kapıyı tamamen kapatmamak. Senin yaptığın eleştiri tam da bu dengeyi sağlıyor aslında farkında olmasan da
Türkçe
0
0
2
87
Phoenix
Phoenix@Phoenixpphv·
@MindOfQuanta Dolaylı bulgular var bunu kabul ediyorum ama sen de “bugün karar verirsen geçmişin değişir” yorumunun bilimsel çerçeveyi aştığını kabul ettin zaten bunu insan kararlarına uygulamak için hiçbir dayanak yok kavramı değil o tweetteki kullanımını eleştirdim
Türkçe
1
0
1
81
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
Biz bunu zaten yapıyoruz. Her gün. Farkında olmadan. Düşün. Geçmişte yaşadığın bir olay var. Yıllarca travma diye taşıdın. Sonra bir gün bakış açın değişti ve o olay artık seni güçlendiren bir hikayeye dönüştü. Aynı olay. Aynı geçmiş. Ama şimdiki kararın onu tamamen başka bir şeye çevirdi. Fizikçiler yani biz buna geriye dönük nedensellik diyoruz. İnsanlık buna yüzyıllardır terapi diyor aslında haha Ama asıl deli eden kısım ne biliyor musun? Kuantum dünyasında gözlemci etkisi diye bir şey var. Baktığın an parçacığın davranışı değişiyor. Şimdi buna zaman ekle. Gözlemci sadece şimdiyi değil geçmişi de etkiliyor. Bu ne demek biliyor musunuz. Bilinç dediğimiz şey zamanda ileri geri hareket edebilen bir operatör olabilir. Beyin sadece bugünü işleyen bir makine değil geçmişi yeniden yazan bir editör. Kuantum beyin teorileriyle bunu birleştirince tablo iyice çılgınlaşıyor. Beyindeki mikrotübüllerde kuantum durumları olduğunu söyleyen penrose hameroff modeli var. Eğer beyindeki kuantum süreçler geriye dönük nedenselliğe tabi ise bilinç dediğimiz şey zamanın dışında bir yerde oturuyor olabilir. Halk arasında nazar dediğimiz şey gözlemci etkisi. Söylersen olmaz dediğimiz şey ölçüm problemi. Geçmişi farklı hatırlayan iki kişi mandela etkisi değil belki de ikisi de haklı çünkü farklı gözlemciler farklı geçmişler yaratıyor. En güzel kısmı şu. Bu bilgiyi bedava okuyorsunuz. Gidin arxiv açın retrocausality yazın. Makaleleri indirin. Bu konuda üç makale okuyan kişi türkiyede yüzde doksandokuzu geçer. Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı ama insanlar hala geçmişim beni mahvetti diye ağlıyor. Kardeşim bugün karar ver geçmişin değişsin. Fizik diyor bunu artık felsefe değil.
DeepTechTR 🇹🇷@DeepTechTR

🚨 SON DAKİKA HABERİ: Bir grup fizikçi, günümüzdeki kararların geçmiş olayları değiştirebileceğini öne süren yeni bir kuantum fenomeni keşfetti; bu kavram geriye dönük nedensellik olarak biliniyor.

Türkçe
32
285
3K
189.9K
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
@kasefuk Özür diliyorum ancak buraya kadar dayanabildim.
Türkçe
0
0
1
16
cimen
cimen@kasefuk·
@MindOfQuanta sabrını çileden çıkartırlar. zırlamayın dedirtirler o derece.
Türkçe
1
0
0
13
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
Güzel bilgi güzel de şu kısmı biraz frenlememiz lazım. Mikroşimerizm gerçek, anne sütünün biyolojik savunma sistemi olması gerçek, bebeğin tükürüğünün süt kompozisyonunu değiştirmesi gerçek. Bunların hepsi peer reviewed makalelerle kanıtlanmış somut veriler. Ama sonra ne oluyor bakıyorsun adam ayın döngüsü kadının üreme döngüsüyle örtüşüyor diyor hermetik gelenek diyor pranik güç diyor İsis Horusu kanıyla besledi diyor. Kardeşim az önce elimde nature dergisi vardı şimdi elime kristal küre tutuşturdun ne oldu burada. Bilim zaten bu keşifleri yapıyor çünkü bilimin metodu var. Deney var kontrol grubu var tekrarlanabilirlik var. Bin dört yüz yıl önce yazılmış bir ayeti alıp modern immünolojiyle eşleştirmek kolay çünkü geriye dönük okuma her zaman işe yarar. Nostradamus da her savaştan sonra haklı çıkıyor aynı mantık. Ayette iki yıl diyor tamam güzel tavsiye ama dünya sağlık örgütü de iki yıl diyor ve bunu epidemiyolojik veriye dayanarak söylüyor mistik bir ilhama değil. Asıl mesele şu bilimi ciddiye alıyorsan bilimin kurallarıyla oyna. Hücresel miras diyorsun sonra ruhsal emanet diyorsun bunlar aynı cümlede bulunamaz. Biri ölçülebilir diğeri tamamen sübjektif. Annenin hücreleri senin dokunda protein sentezliyor evet ama dua taşıyor korku taşıyor demek biyoloji değil edebiyat. Güzel edebiyat ama bilim diye satmayın bunu insanlara. Sûfîler güzel şeyler söylemiş olabilir ama onların amacı bilimsel keşif değildi zaten onlar ruhani tecrübeyi anlatıyordu. O tecrübeyi alıp laboratuvar verisinin üstüne yapıştırmak ikisine de haksızlık. Bilimi bilim olarak bırakın yeter artık her keşfi kadim bir şeye bağlama hastalığından kurtulalım. Evrim biyolojisi bu mekanizmaları gayet güzel açıklıyor kozmik program falan aramaya gerek yok. Zırlamayın yani
𓂀 okült medrese@dijitalyukselis

Burada herkes biyolojik mucizeye odaklanıyor ama kimse bu verinin kadim bilgiyle nasıl örtüştüğünü sormuyor. Fetal-maternal mikroşimerizm denen şey modern bilimin yeni keşfi ama tasavvufta bu bilgi zaten vardı. Sûfîler ruh bağının bedenden bağımsız çalıştığını söyledi, anne ile çocuk arasındaki bağı maddeye indirgemedi. Şimdi bilim o bağın hücresel kanıtını buluyor ve şaşırıyor. Şaşıracak bir şey yok çünkü yaratılış zaten bu simetri üzerine kurulu. Kuran'da anneler çocuklarını iki tam yıl emzirsinler ayeti var. Bakara 233. Bu ayet bin dört yüz yıl önce indi ve modern immünoloji ancak şimdi kolostrumun ve anne sütünün gerçek zamanlı bir biyolojik savunma sistemi olduğunu doğrulayabiliyor. Bebeğin tükürüğündeki patojen sinyalinin meme dokusuna ulaşıp süt kompozisyonunu değiştirmesi, ayette belirtilen iki yıllık emzirme süresinin neden o kadar spesifik tutulduğunu açıklıyor. Bu rastgele bir rakam değildi, bu bir reçeteydi. Astrolojik perspektiften bakınca ay, annelik ve doğurganlığın yöneticisidir. Ayın döngüsü yaklaşık yirmi sekiz gündür, kadının üreme döngüsüyle neredeyse birebir örtüşür. Annenin hücrelerinin çocukta, çocuğun hücrelerinin annede yaşamaya devam etmesi, ay ile dünya arasındaki gelgit ilişkisinin biyolojik yansımasıdır. İki gök cismi birbirini çeker, iki beden birbirinin içinde yaşar. Makrokozmos mikrokozmosu yansıtır, hermetik geleneğin en temel ilkesi budur. Yukarıdaki aşağıdakine benzer. Annenin daha hızlı yaşlanması fedakârlık olarak okunuyor ama ezoterik açıdan bu bir simya sürecidir. Anne kendi hayat enerjisini, kendi pranik gücünü çocuğa aktarıyor. Bu transfer iradî değil, kozmik bir programın parçası. Eski Mısır metinlerinde İsis, Horus'u kendi kanıyla besler ve bu aktarım onu zayıflatmaz, dönüştürür. Annelik bir erime değil, bir transmütasyondur. Beden yaşlanır ama ruh o aktarımla genişler. Sen bu veriyi sadece biyoloji olarak okuyorsan yarısını kaçırıyorsun. Bilim hücreyi görüyor ama hücrenin taşıdığı frekansı görmüyor. Annenin hücreleri senin dokularında sadece protein sentezlemiyor, sana onun duasını, korkusunu, sevgisini, neslinin hafızasını taşıyor. Bu hücresel bir miras değil, ruhsal bir emanettir.

Türkçe
2
5
35
2.4K
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
Termodinamik dediğin şey aslında evrenin muhasebe defteri. Enerji nereden geldi nereye gitti kim ne kadar iş yaptı hepsinin kaydını tutuyor. Birinci yasa basit: enerji yoktan var olmaz vardan yok olmaz sadece form değiştirir. Clausius 1850de bunu formüle döktüğünde herkes tamam anladık dedi ama asıl bombayı ikinci yasa patlattı. Ikinci yasa der ki her enerji dönüşümünde bir miktar kullanılabilirlik kaybedersin. Entropiyi düşün odandaki düzeni bozmak kolay toplamak zor. Boltzmann S = k log W denklemini yazıp istatistiksel mekanikle bağladığında termodinamik artık sadece buhar makinesi bilimi olmaktan çıktı evrenin genel davranış yasasına dönüştü. Carnotnun 1824teki réflexions sur la puissance motrice du feu makalesi her şeyin başlangıcı. Adam hiçbir ısı makinesinin iki sıcaklık kaynağı arasındaki carnot verimliliğini aşamayacağını gösterdi. Bu sınır hâlâ geçerli. Bugün yapılan her motor her klima her buzdolabı o sınırın gölgesinde çalışıyor. Üçüncü yasayı da atlamamak lazım. Nernstin 1906da ortaya koyduğu şey: mutlak sıfıra sonlu adımda ulaşamazsın. Sıfır kelvin teorik bir duvar. Prigogine ise 1977 nobeliyle denge dışı termodinamiği açtı ve canlı sistemlerin nasıl düzensizliğe rağmen yapı kurduğunu gösterdi. Yani termodinamik sadece ısı ve iş değil. Evrenin neden geri sarılamadığının matematiksel kanıtı.
Türkçe
0
0
0
99
TalEn
TalEn@talenpasha·
@MindOfQuanta Bir çok yazında işte bu termodinamik diyorsun ya termodinamiğin neyini kastettiğini veya termodinamiği özetle anlatabilir misin ?
Türkçe
1
0
0
109
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
Falcılar toplanın :) gelen sorular üzerine cevaplama ihtiyacı hissettim. Frekanslar ve titreşimler hakkında çok yanlış bilinen bazı şeyler var. Para kaptırmayın şarlantanlara.Neyse… Çoğu kişi frekans deyince 432 hz dinleyip manifestation beklemeye başlıyor. Sakin müzik açtım iyi hissediyorum tamam mı oldu mu. Hayır olmadı. Olay bundan çok daha derin ve kimse bu açıdan bakmıyor. Şimdi bakın. Her duygunun ölçülebilir bir titreşim değeri var. Utanç 20 hz civarında salınıyor. Suçluluk 30 hz. Bu frekanslarda takılı kalan bir insan fiziksel olarak çöküyor, karar mekanizması bozuluyor, etrafına düşük titreşimli insanları çekiyor. Bunu mistik bir şey sanmayın dümdüz fizik. Rezonans prensibi. Aynı frekanstaki iki cisim birbirini tetikler. Sen 20 hz de salınırsan hayatına giren insanlar olaylar fırsatlar hep o bantta olacak. Şimdi kuantum tarafına geçelim çünkü burası işin gerçekten ilginç kısmı. Gözlemci etkisi diye bir şey var. Parçacık sen ona bakana kadar olasılık bulutu halinde duruyor. Baktığın an dalga fonksiyonu çöküyor ve bir sonuç ortaya çıkıyor. Bunu hayata çevir. Sen hangi frekansa odaklanırsan olasılık bulutu o yönde çöküyor. Bu metafor değil bu kuantum mekaniğinin temel prensibi. Piyasada herkes 888 hz para frekansı diyor 639 hz ilişki frekansı diyor. Güzel de sen içeride hâlâ 20 hz de titreşirken dışarıdan 888 hz basmak neyi çözecek. Önce kendi iç frekansını yükseltmeden dış frekans pompalamanın hiçbir anlamı yok. Kulaklıktan giren ses senin hücresel titreşimini değiştirmiyor eğer bilinçli bir niyetle eşleşmiyorsa. Asıl formül şu. Iç frekansını ölç yani duygusal bazda nerede durduğunu fark et. Sonra bilinçli gözlemci ol yani dikkatini nereye yönlendirdiğini seç. Bu ikisi hizalandığında tahmin edilebilirlik denen şey ortaya çıkıyor. Hayatında olan şeylere şaşırmamaya başlıyorsun çünkü hangi frekansta yayın yaptığını biliyorsun ve rezonansla ne geleceğini hesaplayabiliyorsun. Bunu kimse anlatmıyor çünkü anlatırsa sana frekans müziği satamaz. Olay kulaklıkta değil senin titreşimsel farkındalığında. Önce içerideki gürültüyü temizle sonra dışarıdaki sinyaller sana net gelmeye başlasın. Ben fal mı baksam yahu…
MindOfQuanta tweet media
Türkçe
6
12
153
8.2K
MerküryenKeçi
MerküryenKeçi@zodiacsever·
@MindOfQuanta Kardeş, sürekli ağlamayı iş edinmiş hergün çekirdek yiyip kola içen, kocam beni aldatsa nolur karnımı doyuruyo ya diyen, kuryeci çocuk getirdiği kadayıfı yalamış diye alkış tutan camışlara git kuantum oku diyosun ya..
Türkçe
1
0
1
324
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
Kader meselesi insanların en çok kafayı yediği konulardan biri ama şöyle bir gerçek var kimse konuşmuyor. Kader günah sevap cennet cehennem bunların hepsi aynı paketin parçası ve paket kendi içinde çelişiyor. Teknik olarak bakarsanız eğer her şey önceden yazıldıysa ortada bir seçim yok. Seçim yoksa irade yok. Irade yoksa sorumluluk yok. Sorumluluk yoksa günah diye bir kavram mantıken çöker. Sevap da aynı şekilde çöker çünkü ikisi de iradenin varlığına bağlı. Şimdi bunu bir yazılımcı kafasıyla düşünün. Bir simülasyon kurdunuz içine karakterler koydunuz. Karakterlerin her hareketini siz kodladınız. Sonra diyorsunuz ki sen şu hareketi yaptın ceza bu hareketi yaptın ödül. Ama hareketi yapan senin kodun. Karakter ne yapsın. Bu bir logic error değil de nedir. Mesele şu insanlar kaderi tartışırken hep teolojik çerçevede kalıyor. Oysa olay bilgi teorisi meselesi. Eğer bir varlık gelecekteki tüm olayları biliyorsa ve o bilgi mutlak doğruysa o zaman alternatif zaman çizgisi diye bir şey yok. Tek bir çizgi var ve sen o çizginin üzerinde yürüyorsun. Yürüdüğünü sanıyorsun ama aslında taşınıyorsun. Taşınan birine neden sola gittin demek saçmalık. Günah ve sevap kavramları özgür irade varsayımı üzerine inşa edilmiş. O varsayımı çektiğin anda tüm yapı domino gibi devrilir. Ödül ceza sistemi ancak ve ancak failin gerçek bir tercihi varsa anlam taşır. Yoksa sınav değil senaryo olur. Sınavda kopya çekebilirsin ama senaryoda sadece replikleri okursun. En garip kısım da şu insanlar hem kadere inanıp hem günah işlemekten korkabiliyor. Ikisini aynı anda tutmak bilişsel çelişkinin ders kitabı örneği. Ama kimse bunu sorgulamıyor çünkü sorgulamak da günah sayılıyor. Döngüyü görüyor musunuz. Sistemi sorgulamamanı sağlayan mekanizma sistemin içine gömülmüş. Bu mühendislik açısından dahice bir tasarım ama mantık açısından kendi kendini yiyen bir yılan.
Emrullah@emrullahai

@MindOfQuanta Kader var mıdır? Varsa eğer benim kararlarım zaten belli değil midir? Yani bana günah ve sevap işleten o kaderse cennet ve cehenneme gitmemi ne belirler?

Türkçe
28
10
101
10.2K
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
@dopvane Bunları burada paylaşacak olsaydım anonim olmazdım değil mi :) benden dünyada 250 kadar var. Oradan bul bakalım.
Türkçe
1
0
0
130
Kendim
Kendim@dopvane·
@MindOfQuanta Bu konuyla mı ilgili? Referanslarını alabilir miyim? Okuyalım, aydınlanalım.
Türkçe
1
0
0
138
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
@drblackeyed Bu veriler var bulabilirsiniz. Genel geçer soruları lütfen sormayalım. Teşekkürler.
Türkçe
0
0
0
159
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
Kuantum bilgisayarın laptopa sığması mı? Arkadaşlar şu anda kuantum işlemciler eksi 273 derecede çalışıyor yani mutfaktaki buzdolabından değil cern deki soğutma sistemlerinden bahsediyoruz. Bir qubiti stabil tutmak için odanın kendisi bir fizik deneyi olmak zorunda. Şimdi biri çıkıp bunu macbook kasasına sığdıracağım derse ya delidir ya da dahidir arada çizgi yok zaten. Ama bakın ingilterede bir startup standart laptop çip teknolojisiyle kuantum bilgisayar yaptığını iddia ediyor. Çin dünyanın ilk kuantum işletim sistemini açtı. Türkiye QuanTı tanıttı hedefte f-35 görünmezlik teknolojisi var. Yani oyuncular masaya oturdu kartlar dağıtılıyor. Benim çılgın ama matematiğe dayanan tahminim şu. 2035-2040 arası oda sıcaklığında çalışan qubit problemi çözülür. Bu olduğu anda soğutma devasa kriyojenik sistemlere ihtiyaç kalmaz ve boyut dramatik küçülür. 2045-2050 arasında masaüstü boyutunda hibrit klasik-kuantum makineler görürüz. Laptop boyutuna inmesi mi. 2055 öncesi gerçekçi değil ama 2060 civarı prototip seviyesinde mümkün olabilir. Kuantum bilgisayar laptopa sığdığında oyun bitmiyor oyun başlıyor. Şu anki şifreleme altyapısının tamamı çöpe gidiyor. Bankacılık askeri sistemler blockchain hepsi sıfırdan yazılacak. Yani sen laptopuma kuantum koy diyorsun ama o laptop eline geçtiğinde dünyanın güvenlik mimarisi yerle bir olmuş olacak. Sorun donanımın küçülmesi değil insanlığın buna hazır olup olmadığı. Hazır değiliz bu arada kimse hazır değil ama geliyor işte durmaz bu tren
Türkçe
9
0
39
8.4K
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
Fermi paradoksu denen şey insanları hep nerede bunlar diye düşündürüyor ama asıl soru o değil. Sorulması gereken aslında şu olabilir, evren zeki yaşamı üretmek için optimize edilmiş ama iletişim için değil. Drake denklemi üzerinden gidersen galaksimizde tahmini 10 bin ile 100 milyon arası iletişim kurabilecek medeniyet çıkıyor. Ama işin fiziğine bak. En yakın yıldız proxima centauri 4.24 ışık yılı uzakta. Işık hızının yüzde onuyla gidebilsen bile 42 yıl sürüyor tek yön. Voyager 1 şu an saniyede 17 kilometre hızla gidiyor ve proxima centauriye ulaşması 73 bin yıl alacak. Yetmiş üç bin yıl. Insanlık tarihinin tamamı 12 bin yıl. Robin hansonın great filter teorisi var. Diyor ki ya filtre arkamızda ya önümüzde. Yani ya zeki yaşam oluşmak aşırı nadir ya da oluştuktan sonra bir noktada kendini yok ediyor. Son yıllarda yapılan çalışmalar gösterdi ki dünya benzeri gezegenlerin bir kısmında biyoimza olabilir ama bunların kaçında çok hücreli yaşam evrildi orası muamma. Michael hartın 1975 makalesinde dediği şey hala geçerli. Eğer bir medeniyet galaksiyi kolonize edebilecek teknolojiye ulaşsaydı birkaç milyon yılda tüm galaksiyi sarardı. Kimse sarmamış. Bu ya yoklar demek ya da bir şey onları durduruyor demek. Bence mesafeler kasıtlı falan değil evrenin umurunda değiliz. Fizik kuralları böyle çünkü böyle çalışıyor. Işık hızı limiti bir karantina değil termodinamiğin doğal sonucu. Ama şu çılgın detaya bak. Gözlemlenebilir evren 93 milyar ışık yılı çapında ve genişlemeye devam ediyor. Yani şu an görebildiğimiz bazı galaksilere artık asla ulaşamayız çünkü aralarındaki uzay ışıktan hızlı genişliyor. Hubble sabiti bunu garanti ediyor. Çehovun dediği gibi tam bilince varınca tuzağın içinde olduğunu anlıyorsun. Evren bize zekayı vermiş ama zekayı kullanacak mesafeyi vermemiş. Bu trajedi değil bu fizik.
Wiccan@Wiccansu

@MindOfQuanta Evrende başka zeki yaşam olma olasılığı çok yüksekken birbirimize asla ulaşamamız hakkında konuşabilir misin? Evrende mesafelerin bu kadar absürt büyüklükte olması sanki kasıtlı olarak birbirimize ulaşamamamız için gibi hissettiriyor.

Türkçe
0
1
6
600
Kendim
Kendim@dopvane·
@MindOfQuanta Nasıl da her şeyi alıp birbirinin içine sokup okuyanın "sanki anladım gibi" diyeceği bir yazı bu böyle? Kuantum seviyesinde olup bitenler için "biz bunu zaten biliyorduk" diyerek bütün sırrı çözmüşsünüz. Bence hemen bir makale yazıp yayınlatın da insanlık faydalansın.
Türkçe
1
0
4
1.2K
it’ll pass
it’ll pass@cattroverty·
@MindOfQuanta Bu ülkede çok ciddi bir tahammülsüzlük var, okuduğunuz bir konuda bakışınızı, anladığınızı paylaşıyorsunuz, “sallama, alakasız” vs. Gibi tartışma dilinden çok uzak geri bildirimler alıyorsunuz. Bu geri bildirimlere dahi kendi bakış açınızla cevap verme olgunluğunuza hayran kaldım
Türkçe
1
0
15
1.3K
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
Güzel nokta ama ben bir adım daha ileri gideyim. Decoherence dediğimiz olay sadece cihaz ölçtü bozuldu kadar basit değil. Zurekin 2003teki Decoherence, einselection, and the quantum origins of the classical makalesini okuyun. Adam diyor ki çevresel decoherence bir bilgi sızıntısı problemi. Yani ortamda cihaz olsun olmasın, sistemin çevreyle etkileşime girdiği her nokta bir enformasyon transferi ve süperpozisyon orada çözülüyor. Wignerın arkadaşı paradoksunu 2019da Proietti ve ekibi gerçekten laboratuvarda test etti. Sonuç? İki gözlemci aynı kuantum olayı hakkında birbiriyle çelişen ama ikisi de geçerli sonuçlar elde etti. Yani cihaz ölçer biter demek de tam doğru değil çünkü hangi referans çerçevesinden baktığın sonucu değiştiriyor. Bilimden kopma meselesi haklısın çoğu hesap mistisizme kayıyor. Ama şunu da görmek lazım kuantum mekaniğinin yorumu hâlâ açık bir tartışma. Kopenhag yorumu cihaz der bitirir, çoklu dünyalar yorumu dallanma der, QBism gözlemcinin inancını merkeze koyar. Bunların hiçbiri bilimden kopuk değil hepsi matematiksel olarak tutarlı. Asıl bilimden kopuş belirli bir yorumu mutlak gerçek gibi sunmak. Cihaz da ölçer bilinç de tartışılır mesele hangi yorumu benimsediğin.
Türkçe
1
0
1
698
ygndgd
ygndgd@ygndgd·
@MindOfQuanta Gözlemci etkisi denilen bilinçli bir gözlemci degil kuantum superpozisyonun bozulmasini ortamda bulunan herhangi bir cihaz da sagliyor. Gittikçe bilimden kopuyorsunuz. Bu tür hesaplar önce çok tutarlı bilgiler verip sonra etkilesim almak için böyle şeyler yazmaya başlıyor 😀
Türkçe
1
0
4
893
MindOfQuanta
MindOfQuanta@MindOfQuanta·
Bunu çok az kişi bu açıdan düşünüyor ama mesele aslında beynin bir geri çekilme stratejisi. Beyindeki hipokampüs yani yeni anıları yazan bölge alzheimerda ilk çöken yer. Bugünü kaydedemiyorsun çünkü kayıt cihazı bozulmuş. Ama eski anılar hipokampüste değil korteksin derinliklerine kazınmış durumda. Onlara dokunmak çok daha zor. Beyin yeni veri yazamayınca eski verilere sığınıyor. Çocukluk anıları en güçlü olanlar çünkü duygusal yoğunluk en yüksek o dönemde. Beyin aslında aptallaşmıyor tam tersine hayatta kalmak için elinde kalan en sağlam temele geri dönüyor. Bunu bir hard disk gibi düşün. Son kaydedilen dosyalar bozulmuş ama yıllar önce yazılmış sistem dosyaları hâlâ çalışıyor. Kişi çocuk gibi olmuyor aslında beynin çalışan son katmanı o dönem olduğu için orada yaşıyor. Bugünü yaşayamamasının sebebi bugünü kaydetme kapasitesinin fiziksel olarak yok olması. Nöronlar arası bağlantılar tau proteinleri ve amiloid plaklarla tıkanıyor. Sinyal gidemiyor. Korkunç olan şu ki kişi bunun farkında bile değil çünkü farkındalık da aynı sistemle çalışıyor. Beyin kendini korumak için bildiklerine sarılıyor. Acı veren bir mühendislik harikası aslında.
Türkçe
2
0
13
1K
hilal
hilal@balhilal32·
@MindOfQuanta Peki bi soru , demans ve alzheimer olanlar neden çocuk gibi oluyor çoook geçmişe önceye gidip orada kalıyor . Sürekli geçmişi hatırlayıp bugünü nasıl yaşayamıyor .sizce sebebi nedir. Rica etsem
Türkçe
1
0
0
1.1K
Freiheitsmensch
Freiheitsmensch@Freiheit_m2030·
Güzel yazı. Mind of Quanta, Alexander Laurent'in Eurasia Couple kanalını mutlaka dinlemelisiniz. Bu konuda bana X üzerinden mesaj atabilirsiniz. 7 boyut var. 1-4. boyutlar sadece bizim dünyamız. 5-6 boyutlar var. Ayrıca 7 bir boyut da var. Bu konu hakkında çok iyi yazılarınız var.
MindOfQuanta@MindOfQuanta

mevcut fizik modelleri dört boyutla sınırlı çalışıyor ve karanlık maddeyi hâlâ açıklayamıyoruz. Eğer bu parçacık gerçekten beşinci boyuta bağlanıyorsa bu sadece bir keşif değil, temel denklemlerin yeniden yazılması demek. Bunu şöyle düşünün. Yıllardır kuantum alanında katlanmış ekstra boyutlar teorik olarak vardı ama deneysel kanıt yoktu. Şimdi bir parçacık tespit edildiği iddia ediliyor ve bu karanlık maddeyi açıklayabilecek bir köprü olabilir. Karanlık madde evrendeki tüm maddenin yüzde seksen beşini oluşturuyor ama biz onu ne görebiliyoruz ne dokunabiliyoruz. Sadece kütleçekimsel etkisinden varlığını biliyoruz. Eğer bu parçacık o boyutla etkileşim kanıtıysa oyunun kuralları değişiyor. Bir de enerji tarafı var. Nükleer fizyon ve füzyon zaten geleceğin enerji kaynağı olarak konuşuluyor. Süperiletkenlik tarafında yüksek sıcaklıkta 3D elektron keşfi atılım yaratabilir deniyor. Karbon hidrojen ve sülfürü yüksek basınçta sıkıştırıp 15 derecede elektrik ileten madde bulundu. Bunların hepsi ayrı ayrı dev adımlar ama birleşik resme bakan çok az kişi var. Asıl korkunç olan şu: biz hâlâ standart modeldeki bozon ve fermiyon sınıflandırmasıyla çalışıyoruz. CERN bile Xi-cc-plus gibi protondan dört kat ağır yeni parçacıklar keşfediyor ve her yeni keşif mevcut modelin ne kadar eksik olduğunu gösteriyor. Fizik kitaplarının yarısı on yıl içinde güncellenmek zorunda kalacak. Benim takıldığım nokta bu tür haberler genelde abartılı başlıklarla çıkıyor sonra sessizce düzeltiliyor. Ama eğer bu sefer gerçekse ve deneysel tekrarlanabilirlik sağlanırsa insanlık olarak evrenin yapısını anlamaya en çok yaklaştığımız an bu olabilir. Bekleyelim görelim ama gözünüz açık olsun.

Türkçe
2
3
10
1.6K