Müjde Bildik

16.2K posts

Müjde Bildik banner
Müjde Bildik

Müjde Bildik

@MujdeBildik

Yansıma

Katılım Haziran 2011
1.4K Takip Edilen423 Takipçiler
Müjde Bildik
Müjde Bildik@MujdeBildik·
Kaos gerçekten düşmanımız mı, yoksa içimizde henüz biçim bulmamış gücün ilk hali mi?İnsan çoğu zaman düzeni huzur, kaosu tehlike sanır. Oysa hayatın en büyük dönüşümleri sakin sularda değil, fırtınanın ortasında başlar. Tohum karanlığın içinde çatlar. Demir ateşte dövülür. Ruh da çoğu zaman anlamını, her şey dağılmış gibi göründüğünde bulur.Simyacı hammaddeden kaçmaz; onu dönüştürür. Filozof cevapsız sorudan korkmaz; onun peşine düşer. Mistik bilinmeyeni düşman görmez; perdenin ardındaki hakikati sezmek ister. Savaşçı, kargaşanın içinde yönünü kaybetmemek için vardır. Peygamber ise kendi içindeki düzeni bularak başkalarına yol gösterir.Kaos, insanın sınandığı yerdir. Ne kadar güçlü olduğunu değil, ne kadar derinleşebileceğini gösterir. Çünkü düzen hazır bulunmaz; çoğu zaman acının, belirsizliğin, kaybın ve bekleyişin içinden çıkarılır. İnsan kendi anlamını da böyle kurar. Parçalanan şeylerin arasında neyin gerçek kaldığını görerek.Kaostan korkmak, hayatın değişim gücünden korkmaktır. Çünkü yeni fikirler, yeni yollar, yeni benlikler hep eski düzenin çatladığı yerden doğar. Bazen yıkım sandığımız şey, içimizde daha büyük bir yapının yer açmasıdır.Kaos son değildir. Başlangıçtır. Kıvılcımdır. Ruhun ateşe girdiği, fazlalıklarından arındığı, kendi özünü hatırladığı kutsal eşiktir. Onu susturmaya çalışmak yerine dinlediğimizde, onun içinde bir çağrı olduğunu fark ederiz.Ve belki de insan, gerçekten kim olduğunu en çok düzenin içinde değil; kaosun içinden geçerken öğrenir.
Türkçe
0
0
0
7
Müjde Bildik
Müjde Bildik@MujdeBildik·
Açlık düşmanın değildir. O, insanın karşısına çıkan ilk öğretmendir. Düşünceyi yönetmeden, duyguyu dengelemeden, hayatın koşullarına yön vermeden önce bedenin yalın çağrısıyla karşılaşırsın. Açlık, susuzluk, arzu ve istek; hepsi sana aynı soruyu sorar: Gerçekten sen mi yönetiyorsun? Çoğu insan bedenin her talebini emir zanneder. Canı ne isterse ona gider, dürtü ne söylerse onu yapar. Fakat içsel yolun yolcusu önce durmayı öğrenir. Çünkü durmak, bastırmak değildir. Durmak, kendini hatırlamaktır. Sen açlık değilsin. Sen arzu değilsin. Sen, bütün bunları izleyebilen farkındalıksın. Yediğini, içtiğini, ne zaman duracağını, ne zaman devam edeceğini seçebilmek küçük bir disiplin gibi görünür. Ama insanın kendi üzerindeki hükmü tam da bu küçük anlarda kurulur. Kimse görmezken verilen kararlar, karakterin gerçek mabedini inşa eder. Bir insan bedenin küçük iştahları karşısında hemen teslim oluyorsa, zihnin fırtınaları karşısında nasıl ayakta kalacak? Arzularının esiri olan, koşulların da esiri olur. Fakat kendini yönetmeyi öğrenen kişi, zamanla hayatının yönünü de değiştirmeye başlar. Bu yüzden mesele neye aç olduğun değildir. Asıl mesele şudur: O açlığın karşısında kim konuşuyor? Dürtü mü, yoksa sen mi?
Türkçe
0
0
0
17
Müjde Bildik
Müjde Bildik@MujdeBildik·
Bırakmak, sevgisizleşmek değildir; insanın kendi sınırını bilmesidir. Başkasını değiştiremeyeceğini, her sonucu kontrol edemeyeceğini, herkesin kendi yolundan öğrenmesi gerektiğini kabul etmektir. Bazen en büyük destek, birini sürekli onarmaya çalışmak değil, onun gerçeklikle yüzleşmesine izin vermektir. Çünkü sevgi, her şeyi düzeltmek zorunda olmak değildir; bazen yanında durup kaderine müdahale etmeden güvenebilmektir. Bırakmak, geçmişin ağırlığında kalmak yerine bugünü olduğu gibi karşılamaktır. Daha az korkmak, daha çok sevmek ve insanın hem kendisine hem hayata biraz daha yumuşak davranmayı öğrenmesidir.
Türkçe
0
0
1
12
Müjde Bildik
Müjde Bildik@MujdeBildik·
Zihinden geçen her düşünce hakikat değildir; bazen korkunun yankısı, bazen eski bir yaranın sesi, bazen de alışkanlığın otomatik tekrarından ibarettir. İnsan fazla düşündüğü için değil, düşündüğü her şeye teslim olduğu için yorulur. O yüzden bir düşünce geldiğinde hemen peşinden gitmek yerine durmak, nefese dönmek ve “Bu gerçek mi, yoksa sadece bir yorum mu?” diye sormak gerekir. Çünkü düşünceyle aramıza küçük bir mesafe koyduğumuzda, içimizde daha sakin bir alan açılır. O alanda savaş yoktur, teslimiyet de yoktur; sadece berraklık vardır. Ve insan en doğru kararı, zihnin gürültüsünde değil, o sessiz ışığın içinde duymaya başlar.
Türkçe
0
0
1
35
Müjde Bildik retweetledi
EMRAH DEMİR
EMRAH DEMİR@nuh18811·
Konuştuğunuz her kelime, yazdığınız her satır, bir başkasının uyanışı için gereken o son kıvılcım olabilir… İçindeki o kadim ruhu uyandır… Sizler, dünyayı iyileştirmek için seçilmiş gönüllülersiniz. Gönüllü, arkada saklanmaz; ön safta durur ve Ben buradayım der… En derin korkunuz yetersiz olmanız değildir. En derin korkunuz ölçülemez derecede güçlü olmanızdır. Sizleri korkutan karanlığınız değil, ışığınızdır. Sönük davranmanın dünyaya bir faydası yoktur. İçinizdeki ilahi olanı dışarı vurmak, evrene olan borcunuzdur… ✨
Türkçe
0
4
63
1.2K
Müjde Bildik retweetledi
Izzet Capa
Izzet Capa@izzetcapa·
6 Mayıs… Bazı tarihler vardır… Unutulmaz… Sadece üzeri örtülür… Ama toprak… Üzerine düşeni saklar… Ve zamanı geldiğinde geri verir… Deniz Gezmiş… Hüseyin İnan… Yusuf Aslan… Üç isim değil… Bir ülkenin vicdanına atılmış üç düğüm… Ve o düğüm… Yıllar geçtikçe gevşemez… Daha da sıkılır… Çünkü darağacı… Sadece üç bedeni taşımaz… Bir toplumun suskunluğunu da taşır… Asıl ağırlık da budur zaten… Söylenmeyenler… Söylenemeyenler… Söylenmediği için büyüyenler… Çünkü mesele hiçbir zaman sadece o gün olmadı… Mesele şuydu: Bir yerde… Gençlik konuşurken… Diğerleri sustu… Ve o sessizlik… Yıllar boyunca yankılandı… Çünkü fikir… İple kesilmez… Söz… Boğazda kalmaz… Sadece şekil değiştirir… Daha derine iner… Daha az görünür ama daha çok hissedilir… 6 Mayıs bu yüzden bir tarih değil… Bir kırılma… İkiye ayrılan bir hat… Bir tarafta unutmak isteyenler… Diğer tarafta unutamayanlar… Ve zaman… Hep aynı soruyu fısıldar: “Gerçekten bitti mi?” Hayır… Çünkü bazı şeyler bitmez… Sadece üstü örtülür… Ve en ağır yük… Yaşananlar değil… Hâlâ konuşulamayanlardır…
Izzet Capa tweet media
Türkçe
45
489
4K
40K
Müjde Bildik
Müjde Bildik@MujdeBildik·
Birlikte uyanış, aynı fikirlere sahip iki insanın yan yana durması değil; birbirinin aynasında daha dürüst, daha bilinçli ve daha yumuşak olmayı seçmesidir. Gerçek bağ, çatışmanın yokluğunda değil, çatışmanın bir kapıya dönüşebildiği yerde başlar. İnsan sevdiği kişiyle tetiklendiğinde kaçmak, savunmak ya da haklı çıkmak yerine, “Bu bize ne öğretiyor?” diye sorabiliyorsa aşk sıradan bir duygu olmaktan çıkar, kutsal bir ortaklığa dönüşür. Çünkü kimse tek başına bütün iyileşmeyi, affetmeyi ve büyümeyi taşıyamaz. Bilinçli sevgi, iki kusursuz insanın ışığa yükselmesi değil; iki yaralı ruhun karanlıkta birbirini terk etmemeyi öğrenmesidir. Gerçek birleşme tam da burada doğar: egonun sustuğu, kalbin dinlediği ve sevginin kazanmaktan çok iyileştirmeyi seçtiği yerde.
Türkçe
0
0
0
10
Müjde Bildik
Müjde Bildik@MujdeBildik·
İnsanın içinde sessizce açılan kapılar vardır; dışarıdan hiçbir şey değişmemiş gibi görünür ama içeride hava yenilenir. Eski yükler, eski sesler, eski savaşlar yavaşça gücünü kaybeder. Ruh artık her şeyi açıklamak, herkesi ikna etmek, her acıya cevap vermek istemez; daha derin bir yerden gelen sakinliği seçer. Bu dönüşüm ilk anda huzur gibi değil, bazen yabancı bir boşluk gibi hissedilir. Çünkü büyümek, eski benliğin tozunu silmek ve içimizde uzun zamandır kapalı kalan evi yeniden havalandırmaktır. Sonra insan anlar: Bu bir kayboluş değil, hatırlayıştır. Kendi özüne, sessizliğine, sevgisine ve şükranla taşıdığı o derin bilince geri dönüştür.
Türkçe
0
0
1
15
Müjde Bildik
Müjde Bildik@MujdeBildik·
Hızır, seni sana gösterendir.
Türkçe
0
0
0
13
Müjde Bildik retweetledi
Felsefe Parrhesia
Felsefe Parrhesia@Fparrhesia·
"Aşktan kaçıyoruz çünkü çok hakiki bir şey ve büyük bir çıplaklık"
Türkçe
5
14
130
8.5K
Müjde Bildik retweetledi
Düşler Okulu
Düşler Okulu@muhalifgonderi·
Adem bir Atom'dur. Havva bir Elektron'dur. Hikaye, hayatın 'Atomun Bölünmesi' ile başladığı mitolojiye dayanır. Çünkü elektronlar atomun 'kaburgası'dır. Tanrı, üst zihninizin 'İyi'sidir, Serebrum. Şeytan, alt zihninizin 'Kötü'südür, Serebellum. Cennet, 'Baş'ınızdır, bedeninizin ve üst doğanızın en yüksek 'kaldırılmış' yeridir. Cehennem, 'Topuk'larınızdır, bedeninizin ve alt doğanızın en alçak yeridir. Yılan elektromanyetik enerjidir. Ağaç omurganızdır. Elma bilinçtir.
Türkçe
10
31
310
18.1K
Müjde Bildik retweetledi
KonHİÇyus
KonHİÇyus@konhicyus·
Pişmanlık, aslında adaleti olmayan bir mahkemedir; çünkü yargıç (bugünkü aklımız), sanığın (geçmişteki halimiz) sahip olmadığı verilere ve tecrübeye dayanarak hüküm verir. Geçmişteki kendimize bir yabancı gibi değil, merhamet bekleyen bir çocuk gibi bakmak lazım. Zira o günkü "yanlışlar", bugünkü "doğruların" tek öğretmeniydi.
Türkçe
1
2
10
256
Müjde Bildik retweetledi
Felsefe Parrhesia
Felsefe Parrhesia@Fparrhesia·
İnsanları memnun etmeye çalışan kişiler, bunu bilinçli bir tercihle değil, bir hayatta kalma stratejisi olarak yaparlar. Sevilmek, kabul edilmek ve bağ kurabilmek için kendi özgünlüklerinden vazgeçmişlerdir
Türkçe
3
88
549
23.9K
Müjde Bildik
Müjde Bildik@MujdeBildik·
Uyanış her zaman berraklık, huzur ve ışık gibi gelmez; bazen insanın içine çöken tuhaf bir ağırlık, sessiz bir hüzün, yön kaybı ve eski benliğine artık sığamama haliyle başlar. Bir zamanlar sağlam sandığımız zemin çatladığında, bu kırıldığımız anlamına gelmez; içimizde daha gerçek bir şeyin doğmakta olduğunu gösterir. Çünkü olmak, önce soyunmaktır. Bize ait olmayan inançlardan, başkalarının yüklediği kimliklerden, güvenli sandığımız illüzyonlardan geçmektir. İnsan bazen iki benliği arasında yürür: biri alıştığı hayatı tutmak ister, diğeri hakikate doğru sessizce çağırır. O aralık karanlık gibi görünse de aslında dönüşümün rahmidir. Kendini kaybetmiyorsun; sana ait olmayan parçaları bırakıyorsun. Değişimden korkma. Çünkü ruh, uyumak için değil, hatırlamak için yaratıldı.
Türkçe
0
0
0
19
Müjde Bildik retweetledi
KonHİÇyus
KonHİÇyus@konhicyus·
Allah bir kulu sevdiğinde, o kulun baktığı her yer O'nun cemalinin bir aynası olur. Artık o kul için mekan, sadece taş ve topraktan ibaret değil; her köşesi "Cevap" olan bir vuslat hanesidir. O'nun aşkı öyle bir "ol" demektir ki; kul yoklukta kaybolduğunu sanırken, aslında her an yeniden halk edilen bir mucizenin tam merkezine yerleşir.
Türkçe
1
7
57
1.2K
Müjde Bildik
Müjde Bildik@MujdeBildik·
Hayat düz bir çizgi gibi ilerlemez; bazen gecikir, bazen dağılır, bazen de tam yerini bulduğunu sandığımız anda kırılır. Fakat bu kırılma çoğu zaman bir hata değil, yeni bir eşiğin işaretidir. İnsanın içinde farklı zamanların izleri birlikte yaşar: güvenlik arayan tarafı, ait olmak isteyen tarafı ve sessizce daha derini sezdiren bilinci. Büyümek, kusursuz hale gelmek değil; eski biçimlerin artık yetmediğini fark edip krizlerin içinden geçebilmektir. Çünkü bizi bir dönem taşıyan kimlikler, ilişkiler, inançlar ve düzenler zamanla dar gelmeye başlar. İşte o çatlak noktada insan ya eski kalıba geri dönmeye çalışır ya da hayatın onu daha geniş bir hale çağırdığını kabul eder. Esneklik burada başlar. Katı olan kırılır, esnek olan dönüşür. Mükemmel olmayışı kabul etmek teslimiyet değil; değişimin doğal akışına direnmemektir. Çünkü biz tamamlanmış varlıklar değil, dönüşmekte olan canlı süreçleriz. Kaos bazen son gibi görünür, ama çoğu zaman daha büyük bir düzenin doğum sancısıdır. Dağılan şey hayatın bitişi değil, ruhun yeni bir biçime hazırlanışıdır. Mükemmel olmayış bu yüzden kusur değil, kapıdır; çatlak ise yeni olanın içeri girdiği yerdir.
Türkçe
0
1
2
35
Müjde Bildik
Müjde Bildik@MujdeBildik·
Ruh, bu dünyaya ait olmadığını bazen sessiz bir uyumsuzluk hissiyle hatırlar; çünkü o, bu bedenden, bu isimden ve bu hikâyeden önce başka göklerde yolculuk etmiş bir bilinçtir. Yeryüzüne gelen her ruh sadece yaşamak için değil, kimi zaman desenleri kırmak, titreşimi yükseltmek, yalanı rahatsız etmek ve unutulan sevgiyi yeniden hatırlatmak için gelir. Bu yüzden bazı insanlar kalıplara sığamaz, otomatik pilota geçemez, daha derinden hisseder ve her şeyi sorgular. Uyanış acıtır; çünkü yanılsamayı görmek, artık ruha hizmet etmeyen eski benlikleri bırakmak gerekir. Fakat bu acının içinde büyük bir dönüşüm saklıdır: insan, kaybolmadığını; yalnızca kim olduğunu hatırladığını fark eder. Burada tesadüfen değil, kaosun ortasında bir ışık, bir köprü ve bir bilinç kıvılcımı olmak için bulunur.
Türkçe
0
0
0
45
Müjde Bildik
Müjde Bildik@MujdeBildik·
Eğer kimse sizi tam olarak anlayamıyorsa, hiç kimse sizi tam olarak ele geçiremez, kalıba sokamaz veya tamamen yargılayamaz.
KonHİÇyus@konhicyus

"Sen ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayabileceği kadardır." Bu cümle aslında insanın ne kadar yalnız olduğunun hatta tek başına olduğunun bir kanıtı değilmi? Bu cümle aslında iletişimin bir köprü değil, bir sınır olduğunu itiraf eder. Eğer benim en derin gerçeğim, senin zihninin kapasitesi ve tecrübelerinin duvarına çarpıp orada şekil değiştiriyorsa, ben o gerçeği aslında seninle paylaşmış olmuyorum. Sadece sana, senin taşıyabileceğin kadarından oluşan bir "kopya" gönderiyorum. Bu durum, insanı mutlak bir ontolojik yalnızlığa mahkûm eder. Kendi dilimiz, kendi kavramlarımız ve kendi acılarımızla örülü bir fanusun içindeyiz. Dışarıya sesleniyoruz, ama sesimiz dışarı çıktığı an o atmosferin değil, duyanın kulağındaki yankının bir parçası oluyor. İnsanlar birbirine dokunabilir, yan yana uyuyabilir, saatlerce konuşabilir. Ancak "anlatılanın anlaşıldığı kadar olması" gerçeği, aradaki o bir santimlik mesafenin aslında binlerce kilometre kadar aşılamaz olduğunu kanıtlar. Doğarken ve ölürken olduğu gibi, hissederken de tek başınayız. Bir acıyı "paylaştığınızı" sandığınızda aslında sadece acının haberini veriyorsunuz; acının kendisi sadece sizin bünyenizde yanmaya devam ediyor. Ancak bu durum, madalyonun diğer yüzünde insana muazzam bir hükümranlık alanı da tanıyor. Eğer kimse sizi tam olarak anlayamıyorsa, hiç kimse sizi tam olarak ele geçiremez, kalıba sokamaz veya tamamen yargılayamaz. Sizin "özünüz", o ulaşılamaz bölgede her zaman dokunulmaz kalır... 40. odamız her zaman kilitlidir ve anahtarınıda nereye koyduğumuzu hatırlamıyoruz ..

Türkçe
0
0
1
34
Müjde Bildik retweetledi
Düşler Okulu
Düşler Okulu@muhalifgonderi·
Bu varoluş katında Hakikatler kanıtlı şekilde sunulmaz. Gerçek kanıtsız şekilde sunulur. Bu sebeple İman önemlidir. Bu yolla, arayış dürtüsü her bireyin içinden kaynaklanır. Bu yolla, bireysel titreşim derecesi yükselir. Bazı konulara kesin kanıt getirmenin ya da bu gerçeği kişiye kabul etmek zorunda kalacağı şekilde sunmanın onun titreşim derecesini artırmak açısından hiçbir faydası yoktur.
Türkçe
0
5
56
1.3K