Necip Fazıl AKSOY
26K posts

Necip Fazıl AKSOY
@NFAKSOY
Golden Horn University- Humanitarian Relief / Milli Görüş




Ali Karahasanoğlu - SP, Özkan Yalım’ı aday yapsın millet ‘oh be’ desin Yazının devamı: yeniakit.com.tr/yazarlar/ali-k…


İSTİHBARAT RAPORU I ODAK 2 Mayıs 2011 günü ABD tarafından dünyaya bir durum odası fotoğrafı servis edildi. Fotoğrafta dönemin ABD Başkanı Obama, Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve daha sonra ABD Başkanı seçilecek Joe Biden ile birlikte çok sayıda üst düzey yetkili yer alıyordu. ABD'nin en üst düzey politikacıları son derece gergin yüz ifadeleriyle, ABD'nin neredeyse 15 yıldır aralıksız ve uzun bir takiple aradığı El Kaide lideri Usame bin Ladin'e yönelik baskını izliyordu. Çünkü son ana kadar aslında hiçbir şeyden tamamen emin değillerdi. Yıllar süren bir istihbarat operasyonu neticesinde ABD, Usame bin Ladin'in Afganistan dağlarında yahut Pakistan ve Afganistan arasındaki kabileler bölgesinde değil Pakistan'ın başkenti İslamabad'a sadece 50 kilometre mesafede yaşadığını öğrenmişti. Daha sonra "Operation Neptune Spear" ismi verilen baskında El Kaide'nin yıllardır aranan lideri Usame bin Ladin'in çatışmada öldürüldüğü ve "bedeninin İslami usullere uygun bir şekilde denize defnedildiği" açıklandı. Operasyonun, en başından icra aşamasına kadar ABD'nin müttefiki olarak bilinen Pakistan'a haber verilmeden yapılması ise iki ülke arasında soruna sebebiyet verecekti. Yaygın kanaate göre ABD, Pakistan'a aktarılacak bilginin El Kaide'ye sızacağını düşünüyordu. Bu nedenle doğrudan ABD Başkanı onayıyla CIA ve JSOC kontrolündeki DEVGRU birimleri tamamen kendi planlarıyla saldırıyı gerçekleştirdiler. O dönem Amerikan işgali altında bulunan Celalabad kentindeki bir hava üssünden kalkan 23 kişilik SEAL timi, Black Hawk tipi bir helikopterle Pakistan'ın Abbotabad kentinde Usame bin Ladin'in kaldığı eve indi. 40 dakika süren çatışmada El Kaide lideri Usame bin Ladin ile birlikte kuryesi Ahmed el Kuveyti, kuryenin kardeşi Ebrar, Usame bin Ladin'in oğlu Halid ve evde bulunan bir kadın öldürüldü. Çatışmanın son evresi ise villanın üçüncü katında yaşandı ve Beyaz Saray'ın Durum Odasında canlı izlenen çatışma esnasında El Kaide lideri Usame bin Ladin'in vurulduğu "Geronimo-E KIA" koduyla doğrulandı. Resmi açıklamalara göre ABD tarafı "Operation Neptune Spear" baskınında iniş esnasında arızalanan veya vurulan bir helikopter dışında bir kayıp vermedi. Peki 2 Mayıs 2011 gününe nasıl gelindi? Usame bin Ladin 10 yıl boyunca nasıl saklandı? Açık kaynağa yansıyan bilgilere göre Usame bin Ladin, ABD'nin takibinden kurtulmak için iletişimini tamamen El Kaide'nin iç güvenlik birimleri tarafından protokollerle yürütüyordu. Örgüt içerisinden dahi kimsenin doğrudan iletişim kuramadığı Usame bin Ladin, çok sayıda kurye aracılığıyla hem örgütün üst düzey yöneticilerine hem de ülke dışındaki birimlere mesajlarını ulaştırıyordu. Bu mesajların pek çoğu eve yapılan baskında CIA tarafından ele geçirildi ve ABD tarafından "Abbottabad Mektupları" başlığıyla tasnif dışı bırakılarak erişime açıldı. Aslında her şey 1998 yılında El Kaide'nin Yemen'deki Uss Cole saldırılarının ardından ABD'nin Afganistan'daki El Kaide kamplarına düzenlediği füze saldırılarıyla başlamıştı. Usame bin Ladin, bu süreçte ABD istihbarat servislerinin uydu telefonlarını da takip edebildiğini anlamış ve daha sonra deşifre olan kadim iletişim yöntemlerini bu süreçte örgütün güvenlik servisinin belirlediği protokollerle kullanmaya başladı. CIA, Usame bin Ladin'i nasıl buldu? 11 Eylül 2011 saldırıları sonrasında CIA, özellikle Guantanamo'da mahkumlardan saldırıların faili olarak görülen Halid Şeyh Muhammed ve örgütün karmaşık güvenlik mimarisinin başındaki Ebu Zübeyde'den kuryelerin ismini öğrenebilmek için yoğun çaba sarf etti. En sonunda Usame bin Ladin'in en güvendiği kuryelerden birisinin ismini öğrenmeyi başardılar: Ebu Ahmed el Kuveyti. Elbette bu bir kod isimdi ve kuryenin gerçek kimliğini ne Halid Şeyh Muhammed ne de Ebu Zübeyde biliyordu. CIA, yıllar süren ve neredeyse bütün seçeneklerin takip edildiği dev bir istihbarat operasyonuyla hedefin gerçek isminin Ibrahim Saeed Ahmed olduğunu keşfetti. Ancak 2007 yılında ulaşılan bu bilginin anlamlı bir sonuç vermesi 3 yıl sürecekti. 2010 yılında kimliği ve bağlantıları doğrulanan bu kuryenin Abbottabad'da bir eve gittiği tespit edildi. İlginç bir şekilde ev, Pakistan istihbaratına (ISI) mensup pek çok kişinin yaşadığı bir bölgedeydi ve evin yakınında Pakistan Ordusuna ait bir askeri akademi vardı. Bu nedenle ABD, Pakistan'ın içerisinde bir skandala sebebiyet vermemek amacıyla başka bir istihbarat operasyonu başlattı. CIA tarafından sürekli her vasıtayla izlenen ev, önemli birisinin saklanması için hazırlanmış gibi görünüyordu. Duvarları neredeyse 5 metre yüksekliğindeydi ve üzerinde dikenli teller vardı. Bu görüntü, aslında çevre sakinlerine evin Pakistan Ordusu veya istihbaratı ile bağlantılı olduğu algısını da yayıyordu. Oldukça pahalı olan bu eve ulaşan hiçbir telefon veya internet hattı yoktu. Eve, sadece tek yönlü televizyon sinyalleri ulaşıyor ve telsizle dahi dışarıyla bir irtibat kurulmuyordu. Evden dışarı asla çöp çıkarılmıyor ve bütün çöpler evin bahçesindeki bir çukurda yakılıyordu. Dolayısıyla ABD'nin çöpleri kullanarak bir DNA'ya veya doğrulama verisine ulaşma şansı yoktu. Uydu gözlemlerinde ise zaman zaman evin bahçesine çıkan ancak yüzünü gizleyen uzun boylu bir figür tespit edilmişti. CIA kimliğini tespit edemediği bu uzun boylu adama "Pacer" kod adını vermişti. Teknik ve fiili hiçbir vasıtayla hedef doğrulaması yapamayan CIA, evdeki kişilerin DNA'sına ulaşmak için Pakistanlı Shakil Afridi isimli bir doktoru kullanarak sahte bir hepatit aşısı kapmanyası düzenledi. CIA'in eve doğrudan ilk nüfuzu bu kampanyayla gerçekleşti. Yine de tam bir doğrulama sağlanamadı. Ancak evdeki bazı kişilerin aşı olmak için dahi kendisini göstermemesi şüpheleri artırdı. Pakistan'a hiç haber verilmeden yürütülen bütün bu sürecin sonucunda Usame bin Ladin'in evde olduğuna dair kesin bir kanıt yoktu. Ancak Barack Obama, mevcut veriler ışığında neredeyse 10 yıl devam eden takibi bitiren riskli kararı verdi. CIA analistlerinin yüzde 60 - 80 ihtimalle evdeki kişinin Usame bin Ladin olduğu değerlendirmesine karşın "Operation Neptune Spear" baskını 2 Mayıs 2011 günü gerçekleştirildi.























