
Gördünüz mü aslan parçasını? İşte, bizim böyle korkmadan, her platformda konuşmaktan çekinmeyen siyasilere ihtiyacımız var. Olay bu kadar basit: Millete çıkıp anlatacaksınız. Kimin hırsız olduğunu, kimin yolsuzluk yaptığını tek tek anlatacaksınız.
AKINCI
7.7K posts

@Nalet34
Kendi halinde REİS sevdalısı VATANINI SEVEN

Gördünüz mü aslan parçasını? İşte, bizim böyle korkmadan, her platformda konuşmaktan çekinmeyen siyasilere ihtiyacımız var. Olay bu kadar basit: Millete çıkıp anlatacaksınız. Kimin hırsız olduğunu, kimin yolsuzluk yaptığını tek tek anlatacaksınız.

Güç Seninle Olsun!

🇹🇷Türkiye, ‘YILDIRIMHAN’ isimli kıtalararası balistik füze geliştirdiğini duyurdu. ▪️“YILDIRIMHAN” 6.000 kilometre menzile sahip ve ses hızının 9 katına ulaşabilen özellikleriyle öne çıkıyor.

Silivri'de inşa edilen dünyanın en büyük duruşma salonunun son hali görüntülendi:





THY’nin yk üyeliğine atanan AKP’li eski Milletvekili Hasan Murat Mercan’ın, Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın dayısı olduğu ortaya çıktı. Mercan’ın kızı Simin Mercan Bayraktar ise Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar’ın eşi. Bunun yanı sıra THY Yönetim Kurulu Başkanı olan Murat Şeker’in de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kız kardeşi Vesile İlgen’in damadı olduğu öğrenildi. Daha önce Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları kurasında yeğenini Cumhurbaşkanı Erdoğan’la tanıştıran AKP Grup Başkanvekili Zengin’in oğlu Salih Ahzem Topal da THY’de Bologna Ofis Müdürü olarak çalışıyor. AKP’li isimlerin doldurulduğu THY yönetiminde genel müdür, genel müdür yardımcıları ve yönetim kurulu üyesi 16 kişiye her ay toplam 21 milyon 115 bin lira maaş ve huzur hakkı ödendiği iddia ediliyor. (Sözcü)












SON DAKİKA | Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, CHP'den ihraç edildi.

ÖZEL HABER- FLASH GELİŞME CHP'NİN ÖZKAN YALIM'I İHRAÇ ETTİĞİ HABERİ DOĞRU DEĞİL.. Uşak eski belediye başkanı Özkan Yalım'ı CHP ihraç ettigini açıkladı. Oysa, bu haber doğru değil. Çünkü CHP disiplin kurulu 11 Mayis'ta toplanacak. Disiplin Kurulu Üyelerine illerde ayrı ayrı görev verdikleri için üyeleri toplamak için 11 Mayıs tarihini belirlediler. Kamuoyu baskısı yoğun olunca, CHP Özkan Yalım'ı ihraç ettigini açıkladı. Oysa Özkan Yalım halen CHP'nin Üyesi. Siyasette gerçek ile algı arasındaki mesafe bazen bir cümle kadar kısadır… ama etkisi günler, haftalar sürer. Son günlerde Özkan Yalım üzerinden yürüyen tartışma da tam olarak böyle bir eşikte duruyor. “İhraç edildi” denildi. Manşetler atıldı. Sosyal medya hükmünü verdi. Peki gerçek ne? Gerçek şu: Cumhuriyet Halk Partisi Disiplin Kurulu henüz toplanmış değil. Toplantı tarihi 11 Mayıs. Üyelerin farklı illerde görevlendirilmiş olması nedeniyle bu tarih özellikle belirlenmiş durumda. Yani ortada henüz alınmış bir disiplin kararı yok. Dolayısıyla hukuki ve parti içi prosedür açısından bakıldığında, Özkan Yalım hâlâ CHP üyesi. Ama siyasette “olmuş gibi yapmak”, bazen “olmuş” kadar güçlü bir araçtır. Kamuoyundaki yoğun baskı, tepkiler ve gündemin sertliği, partiyi bir açıklama yapmaya zorladı. Bu açıklama ise fiili durumdan çok, beklentiyi yönetmeye dönük bir hamle izlenimi veriyor. Başka bir ifadeyle: Karar alınmadan karar açıklanmış gibi bir tablo. Bu durum iki açıdan dikkat çekici. Birincisi, kurumsal ciddiyet meselesi. Siyasi partiler, özellikle köklü yapılar, kendi iç hukuklarına sadık kaldıkları ölçüde güven üretirler. Disiplin süreçleri, duygularla değil kurallarla yürütülür. Eğer süreç tamamlanmadan sonuç ilan edilirse, bu yalnızca ilgili kişiyi değil, sürecin kendisini tartışmalı hale getirir. İkincisi ise siyasal iletişim stratejisi. Günümüz siyasetinde algı yönetimi, çoğu zaman gerçeğin İkincisi ise siyasal iletişim stratejisi. Günümüz siyasetinde algı yönetimi, çoğu zaman gerçeğin önüne geçiyor. “İhraç edildi” demek, “ihraç edilecek” demekten daha güçlü bir mesajdır. Ama bu güç, beraberinde bir risk de taşır: Eğer gerçek zamanla bu söylemi doğrulamazsa, güven aşınır. Şimdi gözler 11 Mayıs’ta. O gün alınacak karar, sadece Özkan Yalım’ın siyasi geleceğini değil, aynı zamanda CHP’nin kendi iç mekanizmalarına ne kadar sadık kaldığını da gösterecek. Ve belki de asıl soru şu olacak: Siyaset, gerçeği mi takip edecek… yoksa algıyı mı?