You‘ve got a chance to win one of our Yu-Gi-Oh! giveaways!
To enter, let us know in the comments using #YuGiOhCardQuiz: What Yu-Gi-Oh! TCG Monster would be your Ace Monster?
Open to UK, Swiss & EEA residents.
Full T&Cs here: tinyurl.com/2bvyx4cd#YuGiOhTCG
You‘ve got a chance to win one of our Yu-Gi-Oh! giveaways!
To enter, let us know in the comments using #YuGiOhCardQuiz: Which card rarity from the 25th Anniversary Rarity Collection is your favourite?
Open to UK, Swiss & EEA residents.
Full T&Cs here: tinyurl.com/3ytf249k
Ülkemizin içinde bulunduğu seçim süreci sayısız hakikatin anlaşılmasına vesile oldu.
14 Mayıs’ta sandıkta Türk demokrasisinin gücünü görmekle kalmadık, aynı zamanda “algı balonlarının” sönmesine de şahitlik ettik.
Peki, neydi bunlar?
Türkiye’ye atılan “diktatörlük” iftiralarıydı.
Kendi ülkelerinde seçmenin yarısını bile sandığa götüremeyenler tarafından yürütülen karalama kampanyalarıydı.
Bizlerle ilgili uluslararası basında yapılan sinsi psikolojik harekâtlardı.
Muhalefetin meydan meydan tekrarladığı yalanlar ve bühtanlardı.
CHP Genel Başkanı ve şürekâsının körüklediği korku siyasetiydi.
İşte 14 Mayıs gecesi sandıkta tecelli eden iradeyle tüm bunları boşa çıkardık.
Diktatörlük iddialarının tamamen safsatadan ibaret olduğunu gösterdik.
Milletimize dergi kapaklarından ayar verilemeyeceğini gösterdik.
Türk Milletinin iradesine zincir vurulamayacağını gösterdik.
Yalan, iftira ve korku siyasetiyle seçim kazanılamayacağını gösterdik.
Nefret söylemleriyle milletin gönlüne girilemeyeceğini gösterdik.
Siyasi ikbal uğruna bölücüler ve FETÖ’cülerle yol yürünemeyeceğini gösterdik.
Daha pek çok gerçeğin yanı sıra demokrasimizin son 21 yılda ulaştığı olgunluk seviyesini ve milletimizin ferasetini tüm dünyaya bir kez daha gösterdik.
Bunu da hangi siyasi partiye oy verirse versin 85 milyon hep beraber başardık.
İnşallah 28 Mayıs'tan sonra ülkemizin tüm bu kazanımlarını el birliğiyle çok daha ileriye taşıyacağız.
14 Mayıs seçimlerinin ardından yaşananları milletimiz de çok yakından gördü. Sadece depremzedelerimize yapılan saygısızlık bile karşımızdakilerin kabahat hanesini doldurmaya yeter.
6 Şubat depremlerinin ardından biz depremzede kardeşlerimiz için geceli gündüzlü çalışırken bunlar ne yaptılar?
Yürüttükleri irili ufaklı çalışmaları büyütüp reklam malzemesi haline getirmek dışında, dişe dokunur hiçbir şey yapmadılar.
Deprem yıkıntıları önünde turistik fotoğraflar çektirmek, milletin acısını umursamadan şov yapmak dışında bir soruna çare olmadılar.
Seçimden sonra da utanmadan, arlanmadan depremzede kardeşlerimize hakaretler yağdırdılar.
Bunların gerçek yüzü işte bu…
Milletimiz onlara tabi olursa, kendi deyimleriyle “tıpış tıpış gidip oyunu verirse” ne âlâ…
Yok, kendi özgür iradesiyle farklı bir karar verirse dünyayı insanımızın başına yıkar; etmedik hakaret, yapmadık densizlik bırakmazlar.
Faşizm bunların ruhuna sirayet etmiş…
Gerçi, bölücü örgütle, FETÖ’yle, tefecilerle, küresel medyayla, emperyalistlerle yol yürüyenlerden başka ne beklenebilir ki?
İnşallah 28 Mayıs’ta tüm bu utanç sahnelerine 85 milyon olarak hep birlikte bir son vereceğiz.
Meclis seçiminin Cumhur İttifakı’nın zaferiyle sonuçlanması, Cumhurbaşkanı seçiminde de açık ara bir farkın ortaya çıkması; CHP Genel Başkanı'nın ve yönetiminin dengesini iyice bozdu.
14 Mayıs gecesi, sonuçları bildikleri halde televizyon ekranlarında sahneledikleri “kazandık” tiyatrosunu hep birlikte takip ettik.
Sandığın rengi belli oldukça yalanları ortaya çıktı. Buna rağmen, ne bilerek yanlış yönlendirdikleri seçmenlerinden ne de kamuoyundan çıkıp özür dahi dilemediler.
Aynı zihniyetin şimdi de oyunu alamadıkları vatandaşlarımıza yönelik; bırakınız siyaseti, insani değerlerle bağdaşmayan saldırılarına şahit oluyoruz.
Bu çevreler, deprem bölgesine gönderdikleri yardımları kesmekten otellerdeki depremzedeleri kapı dışarı etmeye kadar her türlü vicdansızlığı sergiliyorlar.
Sosyal medyada yürütülen çirkin kampanyaları saymıyorum bile…
Biliyorum, yakınlarını kaybeden yüreği yaralı afetzedelerimiz yaşananlardan çok rahatsız oluyor.
Bu pervasızlıklardan, hangi partiye oy verirse versin 85 milyonun tamamı üzüntü duyuyor.
Kimse endişelenmesin, bu kötülük furyası karşısında hiçbir vatandaşımız umutsuzluğa kapılmasın.
Milletimizin ve insanlığın ortak vicdanını yere düşürmemek, bizim asli görevimizdir.
Devlet-millet dayanışmasıyla inşallah yaralarımızı hep birlikte saracağız. Depremzede kardeşlerimizi sahipsiz bırakmayacak, yanlarında olmayı sürdüreceğiz.
Kılıçdaroğlu:
“Ben, TERÖR ÖRGÜTLERİYLE ASLA MASAYA OTURMADIM ve ASLA OTURMAYACAĞIM.
Erdoğan, sen değil misin FETÖ'NÜN AYAĞINA GİDEN? FETÖ'YE YALVARAN, sen değil misin?
Erdoğan, SEN BU ÜLKENİN NAMUSUNA, SINIRLARINA SAHİP ÇIKMADIN. BU ÜLKEYE 10 MİLYON MÜLTECİ GETİRDİN!”
Erdoğan:
"Gençler, lütfen kimsenin hayallerinizle aranıza girmesine, sizi yıldırmasına, sizi korkutmasına, kendi zehrini size de zerk etmesine müsaade etmeyin."