Selçuk Özbilmiş
25.8K posts


Kamuoyuna Duyuru
Yönetim kurulumuzun yapmış olduğu toplantıda alınan kararlar doğrultusunda;
Teknik Direktörümüz Domenico Tedesco ve teknik heyeti ile yollarımız ayrılmıştır.
Sportif Direktörümüz Devin Özek ve Futbol Koordinatörümüz Berke Çelebi ile de yollarımızın ayrılması kararlaştırılmıştır.
Kendilerine kulübümüze yaptıkları katkılardan dolayı teşekkür eder; bundan sonraki kariyerlerinde başarılar dileriz.
Yardımcı Antrenörümüz Zeki Murat Göle, sezonun kalan maçlarında takımımızın başında sahaya çıkacaktır.
Fenerbahçe Spor Kulübü

Türkçe

@Fenereditor Devam Edilmeli ne yaptığını yada ne yapmadığını biliyor. Suçu başkasında aramıyor cesurca bir suçlu varsa bu benim diyebiliyor. Liderlik böyle birşey kendi takımını kurmasına ve en az 3 sene bu takımı yönetmesine izin verilmeli...
Türkçe

@turker_aknc Gühag keçisi sosyal medya seçildi. Dünyadaki yönetimler yöneticiler insanlığa dayatılan ne varsa toplumu bozan odur. Sosyal bedya küçük bir parçası...
Türkçe

@balinakoleji Hocam algoritma olayını devamlı dile getirmeseniz ona karşı tedbir alabilirler sessiz derinden gidelim sayenizde çok iyi kazandık emeğinize sağlık
Türkçe

@SireneOznur Avrupa sürünüyor söylemlerine ve yöneticilerine bakarak bunu çok net söyleye bilirim...
Türkçe

@sarseven 😅🤣😂 80ler 90 lar bide 2000 lere bakalım çalışma hayatındaki kadın sayısı ve çocuk sayısı ortada tırda çocuk doğuracaksa o başka 😂🤣😅
Türkçe

@kadirturokozdmr Çıkmışlar endex mühendisliği yok diyorlar. Kafayı yersin 600 şirketin 100 tanesi kazandırıyor sa öp başına koy onu tutturacan üstüne portföy de yüzdesi yüksek olacak ölme eşeğim ölme. Ha çıkanlar da neden çıkıyor oda belli değil 😂🤣😅
Türkçe

@finansalozgur94 Hesaplar çoktan yapıldı. Tesadüfe yer yok...
Türkçe

@SireneOznur @suvereyl_sreyya Ne güzel anlatmış tane tane ekleme yapacak birşey bulamadım insan oğlu su misali akıp gidiyor...
Türkçe
Selçuk Özbilmiş retweetledi

Ertelenmiş Hayatlar
“Konfor, ruhun en sessiz hapishanesidir.”
Hep başlamaktan korkuyoruz.
Başlayınca bitirememekten, bitirince de iyi bitirememekten.
“Yarın başlarım” diyerek bir ömrü erteliyoruz.
Oysa yarın hiçbir zaman gelmiyor, çünkü biz her seferinde bugünü kaçırıyoruz.
Ne güzel demişler: “Genç bilseydi, yaşlı yapabilseydi.”
Biz de çoğu zaman, bir şeylerin farkına vardığımızda, onları yapacak gücümüzün kalmadığını anlıyoruz.
Deneyimler zihnimizi olgunlaştırırken, bedenimizi yıpratıyor; bilgi artarken enerji tükeniyor.
Çocukken bize “yapma” diyen sesler, büyüdüğümüzde içimize yerleşiyor.
Korkularımız keskin sınırlar çiziyor; biz de o sınırların içinde, güvenlik adı verilen bir çemberde yaşamaya başlıyoruz.
Koca bir dünya keşfedilmeyi bekliyor, ama biz on metrekarelik odalarımızdan bile çıkmaya çekiniyoruz.
Risk almaktan, hata yapmaktan, yanılmaktan korkuyoruz. Oysa insan, yanılmadan öğrenemez.
Zaman kısıtlı. Bu hayata bir daha başlama şansımız yok.
Peki bizi tutan ne? Ölüm korkusu mu? Amaçsızlık ve anlamsızlık mı?
Yoksa gün geçtikçe bizi daha da uyuşturan alışkanlıklarımız mı?
Konfor alanımız mı bizi esir alıyor, yoksa biz mi o konforu bahane edip özgürlüğümüzü erteliyoruz?
İnsan, kendini aşmadan, gayret göstermeden, acı çekmeden nasıl ilerleyebilir?
İlk kez ateşi eline aldığında da korkmuştu insanoğlu; ama o korkuyu yenmeseydi, karanlıkta donup gidecekti.
Piramitler, köprüler, keşifler… Hepsi terin, cesaretin ve inancın eseriydi.
İnsan teriyle taş dikti, cesaretiyle medeniyet kurdu.
Peki biz bugün ne yapıyoruz?
Teknolojinin her türlüsüne teslim edilmiş aklımız, fikrimiz ve bedenimizle bu dünyaya hangi izi bırakmayı umuyoruz?
Hayatlarımızı kolaylaştırdığımızı sanıyoruz, ama aslında onları anlamsızlaştırıyoruz.
Artık yorgun değiliz, ama neden yaşadığımızı da bilmiyoruz.
Yormaktan korktuğumuz bedenlerimiz çalışmadığı için hastalanıyor; akıllı cihazlara teslim ettiğimiz zihinlerimiz ise giderek akılsızlaşıyor.
Rahatlık ve konfor adına en temel yeteneklerimizi kaybederken, tabiri caizse “bitkisel hayata” sürükleniyoruz. Ertelenmiş hayatlarımızı biz değil, bizi rahat koltuğumuza mahkûm edenler yaşıyor.
Artık sadece yaşamak değil, yeniden dirilmek gerekiyor.
Çünkü yaşam dediğimiz şey, konforun değil, cesaretin ödülüdür.
Ve belki de hayat, başlamaya cesaret ettiğimiz anda gerçekten başlar.
(Öznur Küçüker Sirene, 25 Nisan 2025)
Türkçe

#kontr mükemmel bir şekilde gel gel taktiği malları yine millete yıktılar.
2020 yılında %20 halka açık arz edildi. Şuan %82.75 halka arz oranına ulaştı. Sami hisse hakkında olumlu haberler yansıtıp, şirketi millete arz etti.

Türkçe

BEN KİMİM? BİZ KİMİZ?
“Sen kimsin?” diyorsunuz ya…Ben size slogan yerine veriyle anlatayım kim olduğumu:
Babasının soyadıyla siyaset yapmayan, küresel fonlarla parti kurmayan, arkasında medya, holding, bütçe omadan bir avuç inanmışla yola çıkan sıradan bir Türk çocuğuyum.
Çift vatandaşım. İstesem askerlikten kaçınmanın yolunu da bulurdum. Bulmadım. Şırnak’ta askerliğimi yaptım ve arkadaşlarımı gözlerimin önünde şehit olurken gördüm.
Gelelim “Ne yaptın?” sorusuna:
1) İklim kanunu süreci
Bir milyondan fazla imzayı topladık ve Meclis’e sunduk.
(Bunu bir avuç inanmış insanla yaptık.)
2) Aşı ve korona dayatmaları döneminde (2020–2021) “Anayasal haklar” dedik.
Zorunlu uygulamalara karşı açıkça davalar açtık, mitingler yaptık.
Siz anayasanız çiğnenip tıpış tıpış aşı olmaya giderken, susarken biz sizin çocuklarınızın geşeceği adına da konuştuk.
3) Nakitsiz toplum kölelik getirecek diyerek İLK EYLEMİ market önünde yaptık.
Market önünde çıktım, “Bu bir kölelik altyapısıdır” dedim.
Siz o gün alay ettiniz.
İşte siz de busunuz!
4) Veri güvenliği krizi
“Kimlik bilgileriniz çalınabilir” diye önceden uyardık.
Muhalefete kadar söyledik
Sonra veriler sızınca… herkes akıllandı.
5) 2024 – C31K uyarısı
Adını koyarak söyledim: C31K.
“Bu yapı büyüyecek, tehlike olacak” dedim.
“Polis çocukları hedef olabilir” dedim.
Kayıt var. Tarih var. Uyarı var.
6) 2025 – Sonuçlar
Bugün konuşulanların çoğu, dün bizim söylediğimiz şeyler. Bir de kalkıp diyorsunuz ki: “2589 imza almış…”
Evet.
Cumhurbaşkanlığı adaylığında 2589 imza. Teşkilatsız, parasız, reklamsız ve SANSÜRLÜ.
Sıfırdan buralara...
Ve açık söylüyorum:
O imzaların bir kısmının bile kaybolmuş olabileceğini düşünüyorum.
Ama mesele sayı değil. Mesele, bu şartlarda neyi başardığın.
Şimdi beni alıp devasa bütçeli, küresel bağlantılı partilerle kıyaslıyorsunuz. Koyun bakalım onları benim şartlarıma:
Ne teşkilat, ne medya, ne para…
Yapabilecekler mi?
Duruşum ortada. Biz bir avuç insanla, inançla bu işi yaptık.
Peki siz ne yaptınız?
Alay ettiniz.
Küçümsediniz.
Aşağıladınız.
Başka?
O yüzden rahatsızsınız.
Ve şunu da net söyleyeyim:
Bu saatten sonra benim partim tabela partisi olarak kalsa bile…
hiç mühim değil.
Mesele, sıfırdan gelmiş bir insanın ortaya koyduğu vizyon.
Ortaya koyduğum şey bir parti tabelasının çok çok ötesinde…
Bir bakış açısı. Bir uyarı. Bir duruş.

Türkçe

@SariLaciDayi Edersona bişey demiyorsun da barışı mı buldun diyecek...
Türkçe

@trivelaspor @erdeneryus Parasını vermeden göndereceksin. Hatta dava açacaksın...
Türkçe
















