Semaa

186 posts

Semaa banner
Semaa

Semaa

@Semaanyy

Katılım Mart 2021
337 Takip Edilen110 Takipçiler
Tahlil Yayınları
Tahlil Yayınları@tahlilyayinlari·
Burda beraber kitap okumak isteyeceğiniz arkadaşlarınızı bu fotoğrafın altına etiketleyin, kitaplarınızı biz hediye edelim
Tahlil Yayınları tweet media
Türkçe
213
7
269
13.6K
Semaa
Semaa@Semaanyy·
@nhlcktn Sitedeki en güzel nişan fotosudur, net. Allah tekrardan hayırlı mübarek eylesin dostum 🪻
Türkçe
0
0
2
381
nihal
nihal@nhlcktn·
desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır.. 25.04.26🌿
nihal tweet media
Türkçe
10
8
1.3K
22.1K
Semaa
Semaa@Semaanyy·
@flstnicin "Ey Harameyn'de ibadet edenler, eğer siz bizim halimizi görmüş olsaydınız ibadetle oyun oynadığınızı anlardınız. Sizin yanaklarınız gözyaşı ile ıslanırken bizim boyunlarımız kanla boyanıyor." @yaramazzov
Türkçe
0
0
1
75
Filistin İçin Ayağa Kalk
Filistin İçin Ayağa Kalk@flstnicin·
📕 KİTAP ÇEKİLİŞİ 🟠 Ozan Hayri Soyer'in kaleminden çıkan Gazze'nin Liderleri kitabını 5 takipçimize hediye ediyoruz. Şartlar; 🔸Filistin direnişinde sizi etkileyen bir durumu/olayı/sözü yorum bölümünde yazmanız ve bir arkadaşınızı etiketlemeniz. 🔸Hesabı takibe almanız. Sonuçlar; 15.04.2026 saat 20:30'da açıklanacaktır.
Filistin İçin Ayağa Kalk tweet media
Filistin İçin Ayağa Kalk@flstnicin

KİTAP KRİTİĞİ 📚 " “Durun bakalım, biz de varız!” diyerek Gazze’nin çelikten iradesini şekillendiren isimleri yalnızca kendini dev aynasında gören manşetlerin soğuk diliyle tanıdığını sanmak hakikatin ruhunu önemsememek olmaz mı?" Ozan Hayri Soyer'in kaleminden çıkan Gazze'nin Liderleri kitabını kritik edeceğiz. 🗓️ 18.04.2026 🕟 17:30 📍 Saye Kafe (Alacamescit Mh. İnönü Cad. Hüzmen Plaza A Blok Osmangazi/ Bursa)

Türkçe
55
36
96
7.2K
Semaa retweetledi
Mücahit Gültekin
Mücahit Gültekin@mgultekin11·
Salıyı Çarçamba’ya bağlayan gece, yani bu gece, Trump İran’ın köprülerini ve enerji alt yapısını yok etmek için harekete geçeceğini söyledi. Zaten günlerdir, İran’a yönelik çok ağır bombalamalar devam ediyor; okullar, hastaneler, ilaç şirketleri, üniversiteler hedef alınıyor. Şunu herkes bilmeli: ABD’nin müttefiki olan ülkeler az ya da çok bu saldırıların ortağıdır. Bu sorumluluktan kurtulamazlar. Çocuklarımız ve torunlarımız üç yıla yakın bir süredir devam eden bu ahlaksız savaşta topraklarını ABD üslerine açan, İsrail’le ilişkisini kesmeyen bütün ülkeleri yargılayacaktır. Türkiye’deki mevcut iktidar da dahil. Şu söyleyeceklerimden İslam’ı referans almayan takipçilerim münezzehtir. Nitekim aralarında onuruyla ve özgür vicdanıyla düşünen, hareket eden pek çok kişi var. Hepsine selam olsun. Bunu yapmayan kişilereyse diyeceğim bir şey yok. Sonuçta aynı referanslarla hareket etmiyoruz. Siyasal olaylar çoğu zaman karmaşık ve belirsizliklerle doludur. Fakat Cenab-ı Allah 7 Ekim’den sonra sahneyi öyle bir kurdu ki her mükellef insanı bir tarafta durmaya aklen ve ahlaken icbar etti. Devam etmeden şunu belirtmeliyim: Hiçbir siyasal analize, hiçbir siyasal öngörüye tam olarak güvenmiyorum. Bunları okuyor, faydalanmaya çalışıyorum ancak hepimizi kuşatan ilahi bir planın varlığına inanıyorum. Bütün bir insanlığın ve mevcudatın ilahi bir plan dahilinde önceden belirlenmiş bir menzile doğru ilerlediğine inanıyorum. Allah jeopolitik, ekonomik ya da stratejik tahlillerle ilgilenmiyor; Allah ABD ya da İsrail’le de ilgilenmiyor. O’nun ilgilendiği tek bir şey var: Gerçekten inanıp inanmadığımızı “bize” göstermek. Her şey bunun için. Nitekim öldüğümüzde ne İsrail’in önemi kalacak, ne Amerika’nın; ne İran ne de Lübnan’ın. Ne mezheplerimizin önemi kalacak ne de kavmi ve ideolojik aidiyetlerimizin; öldüğümüzde bunların hiç birinin önemi kalmayacak. Önemli olan tek bir şey var: Kalbimizde olanın bize de gösterilmesi. Herkes kendi kendinin şahidi olacak: Ben kimim ve ne için yaşadım? Açık kanıtlar kendi arzularımla, beklentilerimle, korkularımla; önkabul ve ön yargılarımla çatıştığında neyi tercih ettim? İşte bu tercihin örtülmesine, manipüle edilmesine, gizlenmesine izin verilmeyecektir. Dediğim gibi, kalbimizde olan bize de aşikar olacaktır. Aynen ömürleri Peygamber beklemekle geçmiş, sonunda bekledikleri peygamber gelmiş, onun peygamber olduğunu tespit ve teşhis etmiş ama Araplardan geldiği için reddetmiş Yahudiler gibi. Onlar o gün Muhammed’i reddettiklerinde Allah’ın iradesini reddettiklerini biliyorlardı. Aynen Kerbela’da Hüseyin’in karşısında olan herkesin hakikatin de karşısında olduğunu bildikleri gibi. O gün Hüseyin’e karşı kılıçlarını çekenler hakikate karşı kılıç çektiklerini biliyorlardı. “Tarafsız” kalanlar da hakikati savunamayacak kadar alçak olduklarının farkındaydı. Herkes herşeyi bile-isteye tercih etmişti ve Allah için de önemli olan buydu. Hatif dizisi bunu mükemmel bir replikle anlatır: Kocasının haksız olduğunu bilen ama bunu kanıtlayamayan Reyhane ona “Mahkemede görüşürüz!” der. Ortada bir kanıt bırakmadığına güvenen kocası “Hangi belge ve delillerle görüşeceğiz?” diye sorar. Belli ki Reyhane’nin “mahkeme”den kastettiğini yanlış anlamıştır. Reyhane’nin cevabı şudur: “Belge ve delil sensin! Bu, davalı ve davacının aynı kişi olduğu tek mahkemedir.” O yüzden o mahkemede bütün duruşmalar tek celsede ve bir an kadar kısa sürecektir. Belki bir “an”a da ihtiyaç olmayacaktır: “Artık insan kendi aleyhinde bir şâhit ve bir delildir” (Kıyamet Suresi: 14). İşte Allah, Yahya Sinvar kulu aracılığıyla 7 Ekim’de sahneyi öyle bir kurdu ki, kimsenin ne kendini ne de bir başkasını kandırmasına izin vermedi. Nasıl izin versin ki? Yaşayan delil üzere yaşamalı ölen de delil üzere ölmeliydi. Bu ilahi bir sünnetti. Soru şuydu: Dille söyleneni amelle tasdik etmenin önündeki engel nedir? Makam mı, para mı, can mı, mezhep mi, meşrep mi, korkular mı, geçmiş mi, tarih mi, beklentiler mi, ulusal ya da kavmi aidiyetler mi? İşte o gün Filistin mücadelesinin gerçekte nefislerimizle bir mücadele olduğunu anladık. Allah bize Filistin’den önce kendi ön yargılarımızın ve taassuplarımızın esiri olduğumuzu gösterdi. Üstelik bunu Sünniler için Şiileri Şiiler için de Sünnileri kullanarak yaptı. Gerçekten ancak ilahi bir güç böyle bir sahneyi kurabilirdi. Hangi Şii derdi ki o şerefli günün ezanını Yahya Sinvar okuyacak ve ona da önce Hasan Nasrallah tabi olacak? Hangi Sünni derdi ki Ebu Ubeyde Ayetullah Hamaney’i büyük komutan olarak selamlayacak ve İran’ı ümmetin ileri savunma hattı olarak tanımlayacak? Ve kim derdi ki, 7 yıl boyunca “Sünni” ülkelerin ABD-İngiltere-İsrail’le birleşip yok etmeye çalıştıkları “Zeydi” Husiler Yahya Sinvar’ın çağrısına “Lebbeyk!” diyecek? İnanın çok acayip şeyler oldu bu üç yıl içinde. Belki bir üç yüz yılda olabilecek kadar büyük ve acayip şeyler. Allah sahnenin dekorunu öyle bir döşemişti ki, hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Aaron Bushnell’i koydu bu sahnenin bir köşesine. Sonra “Bizler -bunun olmasına izin verenler- Filistinlilerin affını asla hak etmeyeceğiz!” diyen Elias Rodriguez’i. İspanya Parlamentosundan Ione Belarra’yı da koydu uygun bir yere. “Ben Hıristiyanım, doğru ama Müslümanların bakış açım sonsuza dek değişti” diyen annesi babası Siyonist olan ismini bilmediğimiz o kızı. “Burada olduğum için işimi kaybedebilirim. Ama oturup da bekleyemezdim!” diyen Antropoloji profesörü Elizabeth Cullen Dunn’ı. Neler oluyordu? Bu nasıl bir sahneydi ki ortaya çıkan her bir figür ön yargılarımıza saldırıyordu! En beklenmedik kişiler sahnede tek tek boy gösteriyor ama dünyanın kendilerini beklediğine inandığımız kişiler ortalıkta görünmüyordu. Aaron Bushnell kendini yakıyor, Hasan Nasrallah 85 ton bombayı göğüslüyor, Ensarullah’ın kabinesi bombalanıyor ama “Biz kaybedersek Gazze kaybeder!” diyenler ticaretinden vazgeçemiyordu! Bizim kafamızda kurduğumuz sahne ile Allah’ın bize gösterdiği sahne arasındaki çatışma öylesine derin ve yıkıcıydı ki herkesi bir karar anına mecbur etti: Aynen Yahudilerin Muhammed’i kabul edip etmemeyi tercih etmekle yüzleştikleri o karar anı gibi. Fakat ön yargılar kanıtlara ve gerçeklere dirençlidir. “Tevil”, “mazeret” ve “manipülasyon” gibi şeyler icat etmiştir insanoğlu ön kabullerini korumak için: Diğer adı kendi beklentilerimize ters olan kanıtları yok saymak için o kanıtlara kulp takmak. Bizler bunu yaptıkça Allah kanıtlardı artırdı. Hizbullah’tan 5 bin şehid aldı. HAMAS’ın bildiğimiz bütün liderlerini tek tek yanına aldı. İran’ın genelkurmay başkanlarını, komuta kademesini ve en sonunda Ayetullah Hamaney’i. Daha neler alır neler verir bilmiyorum. Sahne tamamlandı mı onu da bilmiyorum. Fakat bildiğim bir şey var: Herkes taassubuyla yüzleşecek. Bu iş “Filistin” demekle bitmeyecek. Sahne dinamik ve sürekli değişiyor. Tarihin kendi payımıza düşen anında sahnede kimin yanına düşeceğiz? Sevdiklerimizi nefret ettiklerimizle yan yana gördüğümüzde ne yapacağız? Sözün kâr etmediği günlere geldik. İran bombalanıyor. Bu gece belki daha fazla bombalanacak. Belki de yerle yeksan edilecek. Lübnan bombalanıyor ve belki de dah fazla bombalanacak. Düşman net. Saflar açık. Ama bunların bir önemi yok. Kalplerdeki eğrilik ya da doğruluk sonucu belirleyecek. Kalplerinde eğrilik olanlar yine muhkemleri bırakıp müteşabihlerin peşine takılacak. Yine kabul etmesi en çok beklenenler reddedecek ve yine uzaklardan bir Ebuzer gelip hakikate beyat edecek. Geçen bombaların altında yaşayan Lübnanlı Ahmed’in söylediklerini okudum, söyledikleri bize ulaşmasa da göklerin en üst katına ulaştığına ve melekleri de ağlattığına inanıyorum. Dünyaya bir mesajın var mı diye soran spikere şöyle diyor: "Dünyaya bir mesajım yok, dünyaya herhangi bir mesaj iletmeye ihtiyacım da yok. Eğer dünya onurlu bir duruş sergilemek istiyorsa, bunu kendi vicdanıyla yapmalıdır. Biz kendi duruşumuzu sergiliyoruz, üzerimize düşeni yapıyoruz, ilkelerimiz ve ahlakımız bize neyi emrediyorsa onu yerine getiriyoruz. Eğer dünyayı harekete geçirecek bir şey kalmadıysa, varsın harekete geçmesinler. Kimseye bir şey söylemek istemiyoruz"
Türkçe
62
368
810
24.8K
Semaa retweetledi
Filistin İçin Ayağa Kalk
Filistin İçin Ayağa Kalk@flstnicin·
Türkiyenin işgalci israili tanımasının 77.yıldönümü münasebetiyle ile soykırıma rağmen ülkemizin devam eden siyasi,ticari,askeri ilişkilerini protesto etmek için meydanda idik. * Ateşkese rağmen gazzeye yapılan saldırılar devam ediyor ama garantörüz diye prim elde eden iktidarın sessizliği sürüyor * abd-israilin lübnan ve irana yönelik yoğun bombalamalarına tepkimizi dillendirdik * kardeşlerimize atılan bombaları Türkiye merkezli Repkon Kalıp fabrikası üretiyor * Bombaları  atan uçakların yakıtları Botaş marifeti ile taşınıyor * iranın israile attığı uzun menzilli füzelerin konyadan kalkan avaks radar uçakları ve kürecik radar üssü marifetiyle engelleniyor. konularını ele alıp; tepkimizi ve taleplerimizi dillendirdik.
Türkçe
9
26
69
1.1K
Semaa
Semaa@Semaanyy·
@m_emin89 Yaşandı bitti arsızca deyip sineye çekmek istiyoruz ama olmuyor unutamıyoruz maalesef. Allah affetsin hepimizi
Türkçe
0
0
0
18
Semaa retweetledi
Muhammet Emin Ünal
Muhammet Emin Ünal@m_emin89·
Netanyahu; “İsrail artık bölgesel süper güç haline geldi” Sayenizde Netanyahu bu cümleyi kuruyor. Eserinizle gurur duyun!
Muhammet Emin Ünal tweet media
Türkçe
20
80
244
3K
Semaa
Semaa@Semaanyy·
@mahfildijital Eğer amacınız gerçekten Suriye hükümetini tartışmak olsaydı mücahit gültekinin önüne başka sıfatlar eklemezdiniz. Algılara oynayıp insan karalamaya çalışmayın, haber yapmanın dili bu değil
Türkçe
0
0
2
221
Mahfil
Mahfil@mahfildijital·
🔴 İran yanlısı Türk akademisyen Mücahit Gültekin: Suriye’deki hükümet İsrail ile işbirliği yaparak ve ABD desteğiyle iktidara geldi.
Mahfil tweet media
Türkçe
363
81
591
58.8K
Semaa retweetledi
Ozan Soyer
Ozan Soyer@OzanSoyer7·
Zorlu günlerdeyiz. Gerek fedakarlıklar, ameller gerekse duygular düzeyinde... Furkan günleri bunlar. En derinden hissediyorum. Meseleyse ne o ne bu ne şu. İster Direniş galip gelsin ister Amerika. Asıl mesele şudur ki biz, kendi şahsımız olarak galip gelebilecek miyiz? Perdeleri yırtıp atabilecek miyiz? Nefsimize galebe çalıp zalimlere bir yumruk mazlumlara bir kalkan olabilecek miyiz? Tüm iftira, haksız ve zalimane saldırılara, zahmet ve yorgunluklara rağmen meydanda kalabilecek miyiz? İşte budur bizim savaşımız, budur bizim mücadelemiz. Direnişin erleri zaten muzafferler. Demiyor muydu ki Ebu Ubeyde ya şehadet ya zafer! Haklıydı. Her biri kemal-i imanla halisane halleriyle şehadete koşarken zaten muzafferdiler. Zira ne zafer düşmanı yenmekle alakalıydı ne de mağlubiyet düşmana yenilmekle... Zafer de yenilgi de Allah'a kul olmakla alakalıydı. İşte tüm mesele bu. Allah Teâlâ bize adil şahitler olun dedi olabildik mi? Zalimlere karşı mücadele edin dedi. Edebildik mi? Onlara karşı hazırlanın dedi. Hazırlanabildik mi? Sabredin, ben sizinle birlikteyim dedi. Sabredip, her şeye rağmen yürüyebildik mi? Eğer bunları yaptıysak bu yolda mağlubiyette zaferdir, aldığımız her türlü yara da verdiğimiz kayıplar da. Zira Allah bize yapın dedi biz de yaptık. Şehidler verdiysek elhamdülillah. Yaralılar verdiysek elhamdülillah. Düşmana tokat indirdiysek elhamdülillah. Sonuçlar Onun takdiridir. Biz Onu hesaba çekemeyiz. Hesabın da dinin de hayatımızın da ölümümüzün de sahibi Odur. İster alır ister satar... Neticede hepimiz ahiretimiz için çalışıyoruz. Ahireti arıyoruz. İnanıyoruz ki olup bitenlerin hepsini de Allah Teala görüyor. Elhamdülillah. Şahid olarak Allah Teâlâ yeterlidir. Allahım bizi nimet verdiğin nebilerin, salihlerin, sadıkların ve şehitlerin yoluna, o sırat-ı müstakime, direnişin izzet ve şeref dolu yoluna ilet. Ayaklarımızı sabit kıl. Kalplerimizi zikrinle tatmin eyle. Bizi nankörlükten, bunca hakikati gördükten sonra topuklarımız üzre gerisin geriye dönmekten koru. Ey Mevlamız. Ey kalpleri evirip çeviren, kuluyla kalbinin arasına girip Onu hidayete sevkeden. Bizi kabul eyle. Ya Rabbe'l-alemin ya Rahman ya Rahim.
Türkçe
0
3
7
159
Semaa
Semaa@Semaanyy·
@m_emin89 Samimi bir müslümansa eğer en azından Yahya sinvarın, Ebu ubeydenin kanının hatrına bu süreçte susar diye düşünüyordum. Bilinçli olarak sinir uçlarına oynuyorlar. Allah hidayet versin yoksa zor
Türkçe
0
0
3
137
Muhammet Emin Ünal
Muhammet Emin Ünal@m_emin89·
Nasrallah’ta bu arkadaş gibi tweet attığında Israile en büyük zararı verdiğini düşünse idi şuan şehit olmamış youtubede video çekip konferanslar veriyor olacaktı.
Altay Cem Meriç@AltayCemMeric

@huseynozkan_ Nasrallah neden son bir haftadır hiçbir açıklama yapmadı ? Ölü gibi sessiz 🤔

Türkçe
2
6
114
3.8K
Semaa retweetledi
Muhammed Şehid Kiraz
Muhammed Şehid Kiraz@sehid_kiraz·
SAVAŞTA ABD TARAFINDA MIYIZ? Abd-israil’e füze tedariki sağlayacak şirketlerden biri olan Repkon’un İstanbul-Ümraniye’de bulunan Holding Binası önünde protesto yapıldı. Eğer bu Hak-batıl savaşında Direnişin tarafında duramıyorsak bile en azından zalime ortak olmayalım.
Türkçe
8
118
341
4.4K
Semaa retweetledi
Mücahit Gültekin
Mücahit Gültekin@mgultekin11·
"Amerika'nın ekonomik ablukasından ya da ordusundan korkmuyoruz. Allah bizimledir. Dünyanın bütün kapıları kapansa da Allah'ın rahmet kapıları açıktır. Biz Allah için hareket ediyoruz. Yüce Allah için kıyam ettik."
Türkçe
6
118
467
6.5K
Semaa retweetledi
Mücahit Gültekin
Mücahit Gültekin@mgultekin11·
Mustafa Çamran’ın Duası Mustafa Çamran yirminci yüzyılın en müstesna şahsiyetlerinden biriydi. Onu müstesna kılan bir araya gelmez gibi görünen özellikleri; bilimi, irfanı ve silahı kendi kimliğinde bütünleştirebilmiş olmasıydı. Kaliforniya Üniversitesi Berkeley’de elektro-fizik alanında doktora yapmış (1963), NASA’nın laboratuvarlarında çalışmıştı. Arapça, İngilizce, Fransızca, Almanca ve Türkçe biliyordu. Çevresinde herkesin “büyülü” olarak tanımlayabileceği bir dünya ve imkanlar vardı. Ama o kendinin materyalizmle çevrili boğucu bir ortamda olduğunu hissediyordu. ABD'yi terk etti ve hayatını mazlumların savunmasına adamaya karar verdi. ABD’den Küba’ya, oradan Mısır’a ve sonra Lübnan’a gitti. Buralarda gerilla eğitimi aldı. Lübnan’da İmam Musa Sadr ile birlikte Mahrumlar Hareketi’ni kurdu. Yetimler ve yoksullar için çalıştı, onlarla birlikte yaşadı. Devrim yıllarında İran’a döndü ve İran İslam Cumhuiyeti’nin ilk Savunma Bakanı oldu. Fakat o Savunma Bakanlığı’nı “makam odası”nda değil, cephede yürütmeyi tercih etti. 21 Haziran 1981’de 49 yaşındayken cephede şehid düştü. Mustafa Çamran bir bilim adamı, bir bakan, bir komutan, bir hareket adamıydı. Ama onu tanımlayan en önemli özelliği irfan ehli olmasıydı. İmam Humeyni “Çamran gibi ölün!” demiş ve onun şehadetinden sonra şunları söylemişti: “Hüner, politik kavgalardan ve şeytani riyakarlıklardan uzak bir şekilde Allah için cihada kalkmak ve kendisini heva ve hevesine değil, hedefine feda etmektir. İşte bu ilahi insanların hüneridir. O, Yüce Allah’ın katına onuruyla gitti. Ruhu şad ve adı hayırla anılsın. Ama biz, acaba bizler böyle bir hüneri elde edebilir miyiz?” Makamı cennet olsun.
Türkçe
13
140
437
7.6K
Semaa retweetledi
Arif Özel
Arif Özel@ArifOzel2·
Beni yavaşlat Tanrım! Yüreğimin atışlarını düşüncemin sakinliğiyle rahatlat. Zamanın sonsuz görüntüsüyle hızımı azalt! Bana güncel kargaşanın ortasında, Tepelerin ölümsüz sakinliğini ver. Bir çiçeğe bakmayı, Eski bir dostla sohbet etmeyi Ya da yeni bir dost edinmeyi, Yolunu kaybetmiş bir köpeği okşamayı, Ağ yapan bir örümceği izlemeyi, Bir çocuğa gülümsemeyi, İyi bir kitaptan birkaç satır okumayı ve Yarışın daima daha çok hız için olmadığını Anımsat her gün bana. Yavaşlat beni Tanrım! Bana ilham ver. Köklerimi, Yaşamın katlanılan değerlerini toprağının derinliğine göndermek, Kaderimdeki yıldızlara doğru daha çok Büyüyebilmek için.. Yavaşlat beni Tanrım! Wilfred A. Peterson
Türkçe
0
9
32
785