sevda sar

2.5K posts

sevda sar banner
sevda sar

sevda sar

@Sevdaar6

🌿🍃🍂🍁“bazen oturup düşünüyorum bazen sadece oturuyorum” Karadeniz🌿İzmir

Katılım Nisan 2016
17 Takip Edilen83 Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
sevda sar
sevda sar@Sevdaar6·
“Bazı insanlar, bazen insanlar.” Bernard Shaw
Türkçe
0
0
12
2.7K
Sokak Kedisi
Sokak Kedisi@sokakkedisitv·
🗣️Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret eden CHP'li Rıfat Nalbantoğlu: - CHP'ye bu ülkenin çok büyük ihtiyacı var. - Genel Başkanımız çok zor bir görev üstlendi. - Kemal Bey çok tecrübeli bir siyasetçi.
Türkçe
592
9
86
35.2K
sevda sar retweetledi
Özgür Özel
Özgür Özel@eczozgurozel·
Gün gelir. Çivisi çıkar dünyanın. Konuşamayanlar hatip, Şifa veremeyenler tabip, Yazamayanlar kâtip olur.   Ama yine öyle bir gün gelir ki… İşler ters döner. Aldatan, bir gün sadakat için, Çalan, bir gün adalet için, Döven, bir gün şefkat için yalvarır. ‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur. Şâha da fazla güvenme, Gün gelir mat olur.
Türkçe
3.4K
12.5K
81.5K
1.2M
sevda sar retweetledi
Uzm. Esra Güneş Kaya
Uzm. Esra Güneş Kaya@UzmEsraGunes·
Bana onların arkamdan ne dediklerini anlatma; Bana neden bunları sana bu kadar rahatça söyleyebildiklerini anlat. Victor Hugo
Uzm. Esra Güneş Kaya tweet media
Türkçe
0
15
86
2.3K
sevda sar
sevda sar@Sevdaar6·
@losev1998 Çocukları kullanıyorlar bence İzmir seferihisar da lösev çocukları adına bir arazi var baya büyük bir yer içinde,mandalin ağaçları ve bina vardı,bu kış birkaç yazlık yapmışlar oraya acaba kimlere yapıldı hasta çocuklar mı kalacak dubleks evlerde merak ediyorum!?
Türkçe
2
0
4
797
LÖSEV
LÖSEV@losev1998·
Vekaleten kurban kesiyoruz çünkü: Her Kurban Lösemili Çocuklara Can💚 Nasıl Bağış Yapabilirim? - Elden veya kredi kartı ile ofislerimizden - Banka ve mobil bankacılık bağış ekranlarından LÖSEV - 0(312) 447 06 60 - CAN yaz 3406'ya SMS gönder (550 TL)
Türkçe
184
1.5K
5.1K
11.1M
sevda sar
sevda sar@Sevdaar6·
@izzetcapa Zaten varisi değilmi,niye öldürürler bilmem
Türkçe
2
0
7
10.7K
Izzet Capa
Izzet Capa@izzetcapa·
100 metrelik uçurumdan düşerek hayatını kaybeden Mango’nun kurucusu İsak Andiç’in ölümüne ilişkin cinayet şüphesiyle oğlu Jonathan Andiç gözaltına alındı.
Izzet Capa tweet media
Izzet Capa tweet media
Türkçe
28
88
750
322.3K
sevda sar retweetledi
Uzm. Esra Güneş Kaya
Uzm. Esra Güneş Kaya@UzmEsraGunes·
KARIN YAĞLARINI EVDE ERİTMENİN EN KOLAY 4 YOLU Koşma veya zıplama yapmadan karın yağlarını en hızlı ve en etkili şekilde yakmanın yolu olan, Birleşik Yağ Yakma Yöntemi: 1. 50 defa Bacak Altında El Çırpma: Bu egzersiz, yağları hızlı bir şekilde yakmaya yardımcı olan kalp atış hızınızı artırmak için tasarlanmıştır. Vücudunuzu daha yoğun hareketlere hazırlamak için harika bir ısınma egzersizidir. Bu yöntem, etkili bir şekilde bel çevresini inceltmek ve şekillendirmek isteyenler için mükemmeldir.
Türkçe
2
81
466
43.1K
sevda sar retweetledi
Abdullah T.R
Abdullah T.R@TraderAT12·
🟢VİTİLİGO (Ve egzama, saç kıran ) Hastalığında ➖️TACROLİMUS ETKİ MEKANİZMASI➖️
Türkçe
39
37
385
27.8K
sevda sar retweetledi
Gara Gara Gula
Gara Gara Gula@GaraGaraGula·
Ohh my god 🤩! this is incredible you will love this idea
English
604
603
3.3K
1.4M
sevda sar
sevda sar@Sevdaar6·
@sokakkedisitv Güvenlik,olay olduktan sonra değil,olmadan önce kurulması gereken bir sistemdir.
Türkçe
1
0
5
122
Sokak Kedisi
Sokak Kedisi@sokakkedisitv·
🔴 #SONDAKİKA | TBMM’deki tüm partiler, okullardaki güvenlik sorunlarının araştırılması için komisyon kurulmasında uzlaştı.
GIF
Türkçe
134
72
744
49.5K
sevda sar retweetledi
Uzm. Esra Güneş Kaya
Uzm. Esra Güneş Kaya@UzmEsraGunes·
Anksiyetesi yüksek kişilerin pek çoğunda, terapi seanslarının sonucunda onları iyileştiren, özümsedikleri şu 4 cümle : Kötü haber şu ki; her şey geçici. Ama aynı zamanda iyi haber de şu ki; her şey geçici. Eğer işler iyi gidiyorsa; tadını çıkar çünkü sonsuza kadar sürmeyecek. Eğer işler kötü gidiyorsa endişelenme; bu da sonsuza kadar sürmeyecek.
Türkçe
2
23
159
10.2K
sevda sar retweetledi
Gül Temel
Gül Temel@gulltemel·
KAYA TUZU İLE GELEN GERÇEK ŞİFA İnsan bedeni bir tuzlu su havuzu… Hücrelerimiz tuzlu su içindedir. Kanımız, terimiz, idrarımız tuzlu su… Tuz deyince aklınıza marketlerde satılan sofra tuzu gelmesin, onlar sadece zehirdir. Hücrelerimizin ortamına bire bir uygun olan tuz, kaya tuzudur. Hücrelerimizin sağlıklı işleyişi için ortamın pH dengesinin sağlanması yani hafif alkalide tutulması gerekir. Bu ortam nasıl bozulur? Bizim “hastalık” dediğimiz durum, ortamın asidik yöne doğru kaymasıdır. Asitlenmenin şiddetine göre de hastalıkların şiddeti kendini gösterir. Gripten tutun da kansere kadar aklınıza hayalinize gelebilecek her hastalık işte sadece asitlenmenin şiddetine göre vücudun semptom/mücadele vermesidir. Bizi neler hasta eder? En başta, en güçlü zehirleme metotları olan AŞILAR hasta eder. Aşılar alüminyumdan tutun da cıvaya, formaldehite, polisorbat 80’e, insan ve hayvan fetüs hücrelerine kadar çeşitli ağır metalleri, kimyasalları, ölü hücre atıklarını kan dolaşımına sokar. Aşıları, İLAÇLAR, ANTİBİYOTİK ve ANTİPARAZİT ZEHİRLER izler. Bunlar mevcut soruna hiçbir çare sunmadan sadece semptom baskılarken sorunu aslında giderek derinleştirir ve şiddetlendirir. - Asidik kötü beslenme - Yetersiz alkali su tüketimi - Rafine şeker tüketimi - Pastörize süt ve pastörize süt ürünleri - Endüstriyel, sık sık aşılanmış ve antibiyotiklenmiş hayvanların eti - Katkı maddeli, koruyucu eklenmiş toksik market gıda(!) ürünleri - Klorlu, florürlü şebeke suyu - Aşırı basit karbonhidrat, nişasta tüketimi - Ağartıcılar, çeşitli kimyasallar kullanılan beyaz un - Çeşitli ağır metal maruziyetleri - Kimyasal maruziyeti - EMR (elektromanyetik radyasyon) maruziyeti; WİFİ, kablosuz ağ yakınında uzun süre bulunmak - Toksik kozmetik ve temizlik ürünleri - Zirai ilaçlar - Sigara, alkol vs. Ve daha birçok etken sayılabilir. Bunlar toksin yükü olarak vücuda katılır ve “toksisite”yi meydana getirir. Vücudumuz da bu toksisite maruziyetine karşılık mücadele vermeye başlar. Toksinler hücrelerin “tuzlu su” ortamını asitlendirirken, hücre duvarında gedikler açar. Hücreler asla mücadeleyi durdurmaz. Bu asidik koşullarda hemen genişleyen, düz hale gelen ve enerjinin depolandığı sızdırmaz maddeler -globülinler- yani küçük protein gövdeleri oluştururlar. İşte bunlar “antikor” diye bildiğimiz yapılardır. Hücreler, globülin yapılarıyla gediklerini onarmaya, bütünsel yapısını korumaya çalışır. Toksinlerin gücüne göre hücreler bu mücadeleden galip ayrılabilir ya da ayrılamaz. Ölmeye başladıkların da dahi ortam asitliğini gidermek ve toksinleri nötralize etmek için “eksozom” dediğimiz bazik yapıda olan vezikülleri ortama salmaya başlar. Elektron mikrograflarının sizlere gösterdiği sözde “virüs” görüntüleri işte aslında eksozomlara aittir. Virüs diye bir şey yoktur. Hiçbir zaman, hiçbir bilimsel prosesi izleyen, kontrol deneyleri sağlanmış tek bir gerçek virüs izolasyon çalışması yapılmamıştır. Hücrelerin toksisiteyle bu mücadelesi sürerken bir yandan da ortamdaki bakteriler ve diğer mikroplar ölü hücreleri ve toksinleri temizlemek ve hatta onları vücudun tekrar işleyebileceği yapılara dönüştürmek üzere (biyoremediasyon) bu bölgelerde yoğunlaşır. Bakteriler, toksin yüküne göre form değiştirebilir: x.com/3dom13/status/… Yanlış okumadınız, parazit diye bildiğiniz o organizmalar, bakterilerin “pleomorphism” ilkesine uyarak toksin yüküne göre dönüşmüş, form değiştirmiş hâlidir. Vücudun bir bölgesinde sayıca artmış bakteriler ve orada toksin yüküne göre form değiştirmiş hâlleri olan parazitler ve hatta kendi kan hücreleriniz de bu form değişikliğine katılabilir, bu, orada sadece toksisite maruziyetinin olduğunun göstergesidir. O sorunun sebebi değiller, o sorunu çözmek için oradalar. Tek bir bakterinin ve mikrobun, tek bir parazitin canlı dokuya saldırdığına gösterilebilecek tek bir bilimsel kanıt yoktur. O bölgede sayıca fazla olan bakterilere ya da parazitlere bakar ve “hastalığın sebebi işte bakteriler/parazitler” derler. Bu, kendi vücudumuza ait olan bu organizmalara -ki 100 trilyonu aşkın mikropla beraber yaşarız, biz aynı zamanda bir mikrop havuzuyuzdur- dahası tüm canlılığın mikroplarla birlikte işleyen mükemmel tasarımına atılabilecek en çirkin İFTİRADIR! Toksisite bölgesine bakıp “parazit varsa dışarıdan/şu hayvandan gelmiştir” demenin ne bilimde ne realitede hiçbir karşılığı yoktur. Kist hidatik’ten tutun da, sıtmaya kadar birçok aslında toksisite maruziyeti olan hastalıkların parazitlerle hiçbir ilgisi yoktur. Parazitler ağır metal temizleyicisidir, toksin tüketicisidir ve onları kendi enzimleriyle biyoyararlanıma sokan organizmalardır. (Bunları aylarımı alan bir çalışmayla, 35 sayfalık bir yazı dizisinde kanıtlarıyla anlattım. Tek yapmanız gereken 20 dakika ayırıp tüm seriyi okumanız. Sizi temin ederim 20 dakika verip karşılığında elde edeceklerinizin değeri paha biçilemez olacaktır: x.com/gulltemel/stat…) Kaya tuzunu neden kullanmalıyız? Kaya tuzu, hücrenin sağlıklı işleyeceği pH ortamını dengeleyerek onu tekrar hafif alkali hâle getirir. Alkali ortamda toksinler nötrlenir, barınamaz; böyle bir ortamda hemoglobin hücreye oksijen taşımakta zorluk çekmez. Hücreler böylece sağlığına kavuşur. Ölü hücre atıkları ve toksin birikim yoksa, bakterileriniz, mikroplarınız da bir bölgede yoğunlaşmaz. Sağlık işte budur, gerçek şifa budur. Modern tıp insanlara hastalıkların zehirlenme/toksisite maruziyeti olduğunu söylemeden “virüs” yalanı anlatır “bakteriyel, paraziter hastalık” palavrası sıkar. Böylece insanlara aşı, antibiyotik ve antiparaziter zehirler aldırırlar. İlaç şirketlerinin geçim kapısı “mikrop teorisi”dir. Bu şarlatanlık, insanların sağlığı ve hayatı üzerinden kazanç sağlar. Sağlık asla onların aşılarıyla, ilaçlarıyla, antibiyotik ve antiparaziter zehirleriyle gelmez bilakis bunların hepsi sağlığı ve hayatı mahvetmek, yıkıma uğratmak üzere tasarlanmıştır. Kaya tuzu kullanan ve alkali beslenen hiç kimse, ilaç şirketlerinin tuzağına düşmez! Ben kaya tuzlu suyu (sole) nasıl uyguluyorum? Güvenilir olduğuna kani olduğum bir satıcıdan has “Çankırı sole tuzu” ediniyorum. Bunlar kayaçlardan biraz irice, kütle hâlinde çıkarılan tuzlardır. Bir avuç içine sığacak kadar olan parçalardan 2-3 tanesini büyükçe -buraya dikkat- plastik kapaklı cam bir kavanoz içine yerleştiriyorum. Üzerini 2 parmak geçecek kadar su ekliyorum. Buna ben “sole deposu” diyorum. Bunu karanlık bir göze koyuyor ve bir gece beklettikten sonra ertesi gün bu depodan 5 bardaklık su şişeme -buraya da dikkat- tahta çay kaşığı ile 1 ölçü koyuyorum. 5 bardaklık bu tuzlu suyumu yemeklerden yarım saat önce ve yemeklerden sonra ise en az 1-2 saat ara verip içiyorum. Yani daima boş mideye içiyorum. Her gün taze hazırlıyorum. Her gün bu şekilde devam ediyorum. Bir hafta sonra, ölçüyü 1,5 ya da 2 tahta çay kaşığı ölçüsüne çıkarıyorum. 3. hafta 3 kaşık ölçüsüne… Artık damağıma biraz tuzlu gelecek noktada ölçüyü sonlandırıyorum. İşte hepsi bu. Ailemden, çevremden sole önerdiğim nice insan var ki, her anlamda büyük fayda sağladığını bizzat gözlemliyorum. Ayrıca kaya tuzu üzerine çok değerli paylaşımları olan sayın Mustafa Uzunoğlu’nu (@garibiali) mutlaka takip etmenizi öneririm. Kendisinin sole tarifini de buraya ekliyorum: x.com/garibiali/stat… HERKESE ŞİFA OLSUN.
Gül Temel tweet media
Türkçe
85
661
2.2K
294.2K
sevda sar retweetledi
mustafa uzunoğlu
mustafa uzunoğlu@garibiali·
Arkadaslar "sole" yani tuzlu su çozeltisi hazirlama ile alakalı videoyu hazirladim lakin biraz uzun oldugu icin youtube uzerinden yayinlamak zorunda kaldım link uzerinden tamamını izleyebilirsiniz umarim faydalı olur. youtu.be/l_VsyxcaaM4
YouTube video
YouTube
Türkçe
9
155
611
0
Gül Temel
Gül Temel@gulltemel·
Gül Temel@gulltemel

KAYA TUZU İLE GELEN GERÇEK ŞİFA İnsan bedeni bir tuzlu su havuzu… Hücrelerimiz tuzlu su içindedir. Kanımız, terimiz, idrarımız tuzlu su… Tuz deyince aklınıza marketlerde satılan sofra tuzu gelmesin, onlar sadece zehirdir. Hücrelerimizin ortamına bire bir uygun olan tuz, kaya tuzudur. Hücrelerimizin sağlıklı işleyişi için ortamın pH dengesinin sağlanması yani hafif alkalide tutulması gerekir. Bu ortam nasıl bozulur? Bizim “hastalık” dediğimiz durum, ortamın asidik yöne doğru kaymasıdır. Asitlenmenin şiddetine göre de hastalıkların şiddeti kendini gösterir. Gripten tutun da kansere kadar aklınıza hayalinize gelebilecek her hastalık işte sadece asitlenmenin şiddetine göre vücudun semptom/mücadele vermesidir. Bizi neler hasta eder? En başta, en güçlü zehirleme metotları olan AŞILAR hasta eder. Aşılar alüminyumdan tutun da cıvaya, formaldehite, polisorbat 80’e, insan ve hayvan fetüs hücrelerine kadar çeşitli ağır metalleri, kimyasalları, ölü hücre atıklarını kan dolaşımına sokar. Aşıları, İLAÇLAR, ANTİBİYOTİK ve ANTİPARAZİT ZEHİRLER izler. Bunlar mevcut soruna hiçbir çare sunmadan sadece semptom baskılarken sorunu aslında giderek derinleştirir ve şiddetlendirir. - Asidik kötü beslenme - Yetersiz alkali su tüketimi - Rafine şeker tüketimi - Pastörize süt ve pastörize süt ürünleri - Endüstriyel, sık sık aşılanmış ve antibiyotiklenmiş hayvanların eti - Katkı maddeli, koruyucu eklenmiş toksik market gıda(!) ürünleri - Klorlu, florürlü şebeke suyu - Aşırı basit karbonhidrat, nişasta tüketimi - Ağartıcılar, çeşitli kimyasallar kullanılan beyaz un - Çeşitli ağır metal maruziyetleri - Kimyasal maruziyeti - EMR (elektromanyetik radyasyon) maruziyeti; WİFİ, kablosuz ağ yakınında uzun süre bulunmak - Toksik kozmetik ve temizlik ürünleri - Zirai ilaçlar - Sigara, alkol vs. Ve daha birçok etken sayılabilir. Bunlar toksin yükü olarak vücuda katılır ve “toksisite”yi meydana getirir. Vücudumuz da bu toksisite maruziyetine karşılık mücadele vermeye başlar. Toksinler hücrelerin “tuzlu su” ortamını asitlendirirken, hücre duvarında gedikler açar. Hücreler asla mücadeleyi durdurmaz. Bu asidik koşullarda hemen genişleyen, düz hale gelen ve enerjinin depolandığı sızdırmaz maddeler -globülinler- yani küçük protein gövdeleri oluştururlar. İşte bunlar “antikor” diye bildiğimiz yapılardır. Hücreler, globülin yapılarıyla gediklerini onarmaya, bütünsel yapısını korumaya çalışır. Toksinlerin gücüne göre hücreler bu mücadeleden galip ayrılabilir ya da ayrılamaz. Ölmeye başladıkların da dahi ortam asitliğini gidermek ve toksinleri nötralize etmek için “eksozom” dediğimiz bazik yapıda olan vezikülleri ortama salmaya başlar. Elektron mikrograflarının sizlere gösterdiği sözde “virüs” görüntüleri işte aslında eksozomlara aittir. Virüs diye bir şey yoktur. Hiçbir zaman, hiçbir bilimsel prosesi izleyen, kontrol deneyleri sağlanmış tek bir gerçek virüs izolasyon çalışması yapılmamıştır. Hücrelerin toksisiteyle bu mücadelesi sürerken bir yandan da ortamdaki bakteriler ve diğer mikroplar ölü hücreleri ve toksinleri temizlemek ve hatta onları vücudun tekrar işleyebileceği yapılara dönüştürmek üzere (biyoremediasyon) bu bölgelerde yoğunlaşır. Bakteriler, toksin yüküne göre form değiştirebilir: x.com/3dom13/status/… Yanlış okumadınız, parazit diye bildiğiniz o organizmalar, bakterilerin “pleomorphism” ilkesine uyarak toksin yüküne göre dönüşmüş, form değiştirmiş hâlidir. Vücudun bir bölgesinde sayıca artmış bakteriler ve orada toksin yüküne göre form değiştirmiş hâlleri olan parazitler ve hatta kendi kan hücreleriniz de bu form değişikliğine katılabilir, bu, orada sadece toksisite maruziyetinin olduğunun göstergesidir. O sorunun sebebi değiller, o sorunu çözmek için oradalar. Tek bir bakterinin ve mikrobun, tek bir parazitin canlı dokuya saldırdığına gösterilebilecek tek bir bilimsel kanıt yoktur. O bölgede sayıca fazla olan bakterilere ya da parazitlere bakar ve “hastalığın sebebi işte bakteriler/parazitler” derler. Bu, kendi vücudumuza ait olan bu organizmalara -ki 100 trilyonu aşkın mikropla beraber yaşarız, biz aynı zamanda bir mikrop havuzuyuzdur- dahası tüm canlılığın mikroplarla birlikte işleyen mükemmel tasarımına atılabilecek en çirkin İFTİRADIR! Toksisite bölgesine bakıp “parazit varsa dışarıdan/şu hayvandan gelmiştir” demenin ne bilimde ne realitede hiçbir karşılığı yoktur. Kist hidatik’ten tutun da, sıtmaya kadar birçok aslında toksisite maruziyeti olan hastalıkların parazitlerle hiçbir ilgisi yoktur. Parazitler ağır metal temizleyicisidir, toksin tüketicisidir ve onları kendi enzimleriyle biyoyararlanıma sokan organizmalardır. (Bunları aylarımı alan bir çalışmayla, 35 sayfalık bir yazı dizisinde kanıtlarıyla anlattım. Tek yapmanız gereken 20 dakika ayırıp tüm seriyi okumanız. Sizi temin ederim 20 dakika verip karşılığında elde edeceklerinizin değeri paha biçilemez olacaktır: x.com/gulltemel/stat…) Kaya tuzunu neden kullanmalıyız? Kaya tuzu, hücrenin sağlıklı işleyeceği pH ortamını dengeleyerek onu tekrar hafif alkali hâle getirir. Alkali ortamda toksinler nötrlenir, barınamaz; böyle bir ortamda hemoglobin hücreye oksijen taşımakta zorluk çekmez. Hücreler böylece sağlığına kavuşur. Ölü hücre atıkları ve toksin birikim yoksa, bakterileriniz, mikroplarınız da bir bölgede yoğunlaşmaz. Sağlık işte budur, gerçek şifa budur. Modern tıp insanlara hastalıkların zehirlenme/toksisite maruziyeti olduğunu söylemeden “virüs” yalanı anlatır “bakteriyel, paraziter hastalık” palavrası sıkar. Böylece insanlara aşı, antibiyotik ve antiparaziter zehirler aldırırlar. İlaç şirketlerinin geçim kapısı “mikrop teorisi”dir. Bu şarlatanlık, insanların sağlığı ve hayatı üzerinden kazanç sağlar. Sağlık asla onların aşılarıyla, ilaçlarıyla, antibiyotik ve antiparaziter zehirleriyle gelmez bilakis bunların hepsi sağlığı ve hayatı mahvetmek, yıkıma uğratmak üzere tasarlanmıştır. Kaya tuzu kullanan ve alkali beslenen hiç kimse, ilaç şirketlerinin tuzağına düşmez! Ben kaya tuzlu suyu (sole) nasıl uyguluyorum? Güvenilir olduğuna kani olduğum bir satıcıdan has “Çankırı sole tuzu” ediniyorum. Bunlar kayaçlardan biraz irice, kütle hâlinde çıkarılan tuzlardır. Bir avuç içine sığacak kadar olan parçalardan 2-3 tanesini büyükçe -buraya dikkat- plastik kapaklı cam bir kavanoz içine yerleştiriyorum. Üzerini 2 parmak geçecek kadar su ekliyorum. Buna ben “sole deposu” diyorum. Bunu karanlık bir göze koyuyor ve bir gece beklettikten sonra ertesi gün bu depodan 5 bardaklık su şişeme -buraya da dikkat- tahta çay kaşığı ile 1 ölçü koyuyorum. 5 bardaklık bu tuzlu suyumu yemeklerden yarım saat önce ve yemeklerden sonra ise en az 1-2 saat ara verip içiyorum. Yani daima boş mideye içiyorum. Her gün taze hazırlıyorum. Her gün bu şekilde devam ediyorum. Bir hafta sonra, ölçüyü 1,5 ya da 2 tahta çay kaşığı ölçüsüne çıkarıyorum. 3. hafta 3 kaşık ölçüsüne… Artık damağıma biraz tuzlu gelecek noktada ölçüyü sonlandırıyorum. İşte hepsi bu. Ailemden, çevremden sole önerdiğim nice insan var ki, her anlamda büyük fayda sağladığını bizzat gözlemliyorum. Ayrıca kaya tuzu üzerine çok değerli paylaşımları olan sayın Mustafa Uzunoğlu’nu (@garibiali) mutlaka takip etmenizi öneririm. Kendisinin sole tarifini de buraya ekliyorum: x.com/garibiali/stat… HERKESE ŞİFA OLSUN.

Türkçe
1
0
3
207
Gül Temel
Gül Temel@gulltemel·
HİPERTANSİYONUN GERÇEK NEDENİ: SU + TUZ EKSİKLİĞİ "Hipertansiyon vücuttaki su ve tuz eksikliğinden kaynaklanır. Su ve tuz eksikliğinde kanın hacmi azalır yoğunluğu artar. RAAS sistemi (kan basıncını ve sıvı dengesini düzenleyen sistem) azalan kanın sağlıklı dolaşımı için basıncı yükseltir. Tansiyonun yükselmesi ihtiyaçtandır. Hastalık değildir. Acilde verilen serumlar tuzlu sudur. Kan plazmasında sodyum ve su azaldığında kan ve damar hücrelerinin ozmolaritesi değişir ve hücreler büzüşür, damarlar daralır ve sertleşir. Bu olay doğal canlı su içilmediğinden olur. Şebeke veya şişe suları su değildir. İşlenmiş (rafine) tuz ve toksinlerin atımı dehidrasyona yol açar. Vücut aslında son derece basit ama hassas bir elektrokimyasal sistem üzerine kuruludur. Su ve tuz bu sistemin hem ortamı hem de yakıtıdır. Modern tıbbın serum tedavisi binlerce yıllık gerçek tıp bilgeliğinin tam uygulanmasıdır. Su ve tuz belki de en eski ve en etkili ilaçtır." Hipertansiyon hakkında bu harika özet değerlendirme Enver Şen Bey'e @Enveren57212751 aittir. Hipertansiyonu ben de aynı şekilde anlattığım için kendisinin değerlendirmesini olduğu gibi aktardım. Evet, hipertansiyon ve aslında hipotansiyonun da sebebi, susuzluk ve tuzsuzluktur. Susuzluk + tuzsuzluk bir neden/problemdir; basıncın yükselmesi veya azalması ise sonuçtur/vücudun "çözüm"üdür. "Tansiyon" da vücudun kendini sağlıklı çizgide tutma gayretinin bir eseridir. Tıpkı vücudun aşırı asitlenmenin yol açtığı oksijensizliğe karşı geliştirdiği kanser yeteneği gibi... Tıpkı vücudun kendi hücre sayısının 100x ve üzeri kadar miktardaki mikroplarının toksisite şiddetine göre -toksin yapılarıyla baş edebilmek için- bakterilere, mantarlara ve parazitlere dönüşmesi, "pleomorfizm" yeteneğini kullanması gibi... "Tansiyon" da bir savunma yeteneğidir; su ve tuz (doğru tuz/kaya tuzu) yetersizliğine karşı vücudun ani ölüm gelmemesi adına geliştirdiği bir "çözüm" tarzıdır. Modern tıp -ki ben bu soykırım kurumuna artık "Epstein tıbbı" demek istiyorum- vücudun bu savunma yeteneğini, problemin kendisi olarak gördüğünden, bunu baskılamaya uğraşır. Yani, esas problemle ilgilenmez, bu problemin sebep olduğu sonucu tedavi(!) etmeye kalkışır. Tansiyon ilaçlarının (antihipertansif ilaçlar) hepsi damar basıncını düzenleme amacıyla üretilir. Problemi çözmeyip, vücudun kendi ürettiği "çözüm"ü de bertaraf etmeye çalıştıklarından "tansiyon" hiçbir zaman İYİLEŞMEZ! Yeni sağlık problemlerine yatırım yapılması da cabası olur. Bu semptom baskılayan ilaçlar/zehirler başta RAAS sistemini bir anlamda manipüle ettiğinden, kısa ve/veya uzun vadede böbrek ve hatta kardiyak sorunlarına kadar yol açabilecektir. Fakat ne derler? "Hipertansiyon, bu 'sessiz katil' çoğunlukla belirti dahi vermeden kalp krizi, inme ve organ yetmezliğine yol açabilir." Tansiyon ilaçlarının/zehirlerinin sebep olabileceği/olduğu yıkımı, vücudun savunma sisteminin üzerine yıkmak... Yani insan vücuduna bahşedilen yetenekleri, insan vücudunun muhteşem tasarımını suçlamak... Tam da "Epstein tıbbı"nın insana ve aslında canlılığa olan düşmanlık tarzına yakışır bir şekilde. "Tuzdan uzak durun" derler. Rafine tuz zehriyle, insan vücudundaki tuzlu su ortamına/hücrelerin tuzlu su yapısına en uygun ve en yakın yapıda olan kaya tuzunun ayrımını yapmadan böylece kaya tuzundan mahrum bırakır ve "tansiyon"un oluşumu için gerekli başlıca koşulları zaten kendileri var ederler. Vücut, kandaki su + tuz yoksunluğunun meydana getireceği sağlık hasarlarını ve belki de ani ölümü engelleme amacıyla "çözüm" ürettiğinde ise bu durumu problemin kendisi olarak görür/gösterir ve sonra o sağlık hasarlarını katlanıp artmış, şiddetlenmiş bir şekilde kaçınılmaz olarak getirecek tansiyon ilaçlarını/zehirlerini dayatırlar. Tekrar edelim, "tansiyon"un gerçek nedeni su ve tuz yetersizliği/yoksunluğudur. Kan basıncının "hipertansiyon" ya da "hipotansiyon" olarak kendini göstermesi ise ancak bir sonuçtur. Öyleyse biricik gerçek tedavi, DOĞRU SU + DOĞRU TUZ/KAYA TUZU KULLANIMIDIR.
Türkçe
49
221
728
54.3K
Gül Temel
Gül Temel@gulltemel·
Anneniz ve sizin adınıza çok mutlu oldum. Daim sağlık dilerim. Benim annem de son 3 - 4 sene öncesine kadar hipertansiyon ilaçları kullanırdı. Sole/tuzlu su ile radikal (onun açısından) bir karar aldırdım nihayet kendisine. Soleyi düzenli kullandı/kullanıyor. 3 senedir hipertansiyon ilaçları/zehirleriyle birlikte tüm ilaçları/zehirleri tamamen hayatından çıkardı. Eşimin annesi keza... 1 senedir düzenli sole kullanıyor, o da çok şükür ki tansiyon ilaçlarıyla vedalaştı. Yakınlarımda, çevremde sayısız örnek var. Çok güzel geri dönüşler alıyorum. Vücuda doğru su ve tuz verildiğinde, vücut mutlaka sağlığına ve sıhhatine kavuşuyor. Bu gerçek.
Türkçe
7
5
36
2.2K
sevda sar
sevda sar@Sevdaar6·
@FotoTas @CMonteroOficial Türkiye’nin resmi dili türkçedir. Ece Üner bunu yaptıysa bir bildiği vardır, ayrıca kürt vatandaşlar dillerini özgürce konuşuyor.
Türkçe
0
0
4
249
international journalist
@CMonteroOficial There are 40 million Kurds living in Turkey, yet even a single word in Kurdish is seen as dividing the country. The person you shared scolded someone for speaking Kurdish and said: “This is the Republic of Turkey. You will speak Turkish here.”
English
186
0
33
29.4K
sevda sar
sevda sar@Sevdaar6·
Bu ülke’de yaşarken, akıl sağlığını korumak çok zor. #çarşamba
Türkçe
0
0
1
43
sevda sar
sevda sar@Sevdaar6·
@UzmEsraGunes Niye ilk okul bombalamışlar? Cephanelikler ve benzeri yerler varken!
Türkçe
1
0
3
3.3K
Uzm. Esra Güneş Kaya
Uzm. Esra Güneş Kaya@UzmEsraGunes·
Birileri çocuk kurban ritüeli mi demişti? İsrail-ABD-İngiltere şer üçgeni 150 kız çocuğunu öldürdü. Bir ilkokulu bilerek yaktılar. Saldırlarıların Ramazan ayında olması şaşırtmadı. Her zaman kutsal günleri seçerler. Bir önemli tarih daha var.. 3.3’de özel bir Ay tutulması gerçekleşecek. 3.3. 2026’da kanlı ay tutulması var 2028 sonuna kadar olmayacak. Saat 11:33’te (UTC). Bu, evrensel saat. Türkiye saati 14:33 ABD Doğu Saati 7:02 sabah maximum (6:33-7:33 arası) Peak 3:33 AM yerel saatlerde (örneğin Pasifik veya belirli bölgelerde) 3.3.3 Kanlı Ay tutulması onlar için önemli bir tarih.
Uzm. Esra Güneş Kaya tweet mediaUzm. Esra Güneş Kaya tweet media
Türkçe
47
848
3.4K
287K
Sokak Kedisi
Sokak Kedisi@sokakkedisitv·
📍Mersin’in Anamur ilçesinde yaşayan bir Yörük kadın, ameliyat olmasına rağmen basur (halk arasında “mayasıl” olarak bilinir) rahatsızlığına çare bulamadığını söyledi. ▪️Ancak “basur otu” diye adlandırılan çiriş kökünün kendisine iyi geldiğini iddia eden kadın, bu bitkinin nasıl hazırlanıp kullanılması gerektiğini de anlatarak şifa kaynağı olduğunu savundu.
Türkçe
13
122
740
121.3K
Uzm. Esra Güneş Kaya
Uzm. Esra Güneş Kaya@UzmEsraGunes·
Bu 2 kadın aynı kişi mi? Biri Ghislaine Maxwell, diğeri ise hapiste yatan kişi.. Epstein için nasıl ki düzmece in*har ayarlandıysa Maxwell’in de gerçekten hapiste olduğunu düşünmek zor. Bu tür insanlar hapis yatmazlar. Ya hastalık bahanesi ya düzmece i*nthar ya da dublörle paçayı kurtarırlar. Bunlar kendi aralarında biz “hukukun üstünde” kişileriz diyorlar. Ne zaman düzen değişirse o zaman..
Uzm. Esra Güneş Kaya tweet media
Türkçe
10
39
201
12.6K
Dr. Özcan Yücel MD
Dr. Özcan Yücel MD@drozcanyucel·
Olgu sunumu; Raynaud fenomeni (Raynaud phenomenon) (Reyno). Soğuğa veya strese maruz kalınca özellikle el parmaklarında (bazen ayak, burun, kulak, dudak) damarların ani kasılmasıyla gelişen geçici kan akımı azalması atağıdır. Ataklar 20-30 dk sürer. Zararsız bir hastalıktır. Ancak bazen ileri derecede konfor bozar.
Dr. Özcan Yücel MD tweet media
Türkçe
10
14
130
19.2K