Sevinç

62.6K posts

Sevinç banner
Sevinç

Sevinç

@Sevinc1864

Türkiye Katılım Kasım 2021
515 Takip Edilen852 Takipçiler
Sevinç retweetledi
İMAR YASASINA TAKILANLAR DERNEĞİ TÜRKİYE
İmar Yasasına Takılanlar Derneği @iytdernegi Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu @ihacioglu81 ile birlikte, Hobi Bahçesi Kooperatif Başkanları ve heyet temsilcileri, Türkiye’nin birçok ilinden Ankara’ya gelerek yapı kayıt ve hobi bahçeleri mağduriyetlerini yetkililere iletmek üzere bir araya geldi. Heyet, ilk olarak İYİ Parti Genel Merkezi’nde @iyiparti , İYİ Parti Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İpek Özkal @ipekozkal ile görüşme gerçekleştirdi. Yapılan görüşmede; yaşanan mağduriyetlerin sebepleri, mevcut süreçte ortaya çıkan sorunlar, vatandaşlarımızın talepleri ve çözüm önerileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Sorunların çözümüne yönelik göstermiş olduğu ilgi ve destekten dolayı Sayın İpek Özkal’a teşekkür ediyoruz. Heyet daha sonra, TBMM Grup Başkanvekili ve Gelecek Partisi PYK Üyesi Selçuk Özdağ @selcukozdag ile görüşmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne @TBMMresmi geçti. Gerçekleştirilen görüşmede, yapı kayıt ve hobi bahçeleri mağduriyetlerine ilişkin hazırlanan dosya kendilerine takdim edildi. Mevcut sorunlar detaylı şekilde aktarılırken, vatandaşlarımızın talepleri ve çözüm önerileri de ifade edildi. Konuya göstermiş olduğu hassasiyet ve desteklerinden dolayı Sayın Selçuk Özdağ’a teşekkür ediyoruz. Yapı kayıt ve hobi bahçeleri mağduriyeti bugünün değil, uzun yıllardır devam eden bir sorundur. Yaklaşık on yılı aşkın süredir çözüm bekleyen bu mesele, gerekli düzenlemelerin yapılmaması nedeniyle bugün milyonlarca vatandaşımızı ilgilendiren toplumsal bir sorun hâline dönüşmüştür. Temennimiz; daha fazla mağduriyet yaşanmadan, yıkımlar ve sosyal sorunlar artmadan, devletimiz ile vatandaşımızı karşı karşıya getirmeyecek adil ve kapsayıcı bir yasal düzenlemenin bir an önce hayata geçirilmesidir. @MDervisogluTR @Ahmet_Davutoglu #YapıKayıtMeclise HobiBahçemeDokunma @RTErdogan
Türkçe
71
104
166
4.4K
Sevinç retweetledi
İMAR YASASINA TAKILANLAR DERNEĞİ TÜRKİYE
📢Kamuoyuna Duyurumuz📢 03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu, yürürlüğe girdiği tarihten bu yana çeşitli değişikliklerle güncellenmeye çalışılmış olsa da, temel yapısı itibarıyla günümüzün sosyal, ekonomik ve demografik gerçekliklerine cevap vermekte yetersiz kalmaktadır. Söz konusu kanun, kabul edildiği dönemin ihtiyaçlarına uygun bir çerçeve sunmuş olmakla birlikte; aradan geçen kırk yılı aşkın sürede yaşanan nüfus artışı, şehirleşme baskısı, sosyal yaşam değişiklikleri, doğal afetler, pandemi süreci ve ekonomik koşullar gibi etkenler karşısında yetersiz hale gelmiş; bu durum, mevzuatın vatandaş lehine çözüm üretmek yerine mağduriyet doğurmasına neden olmuştur. Bilindiği üzere, Haziran 2018 tarihinde yürürlüğe giren İmar Barışı düzenlemesi ile 31/12/2017 tarihine kadar yapılmış yapıların kayıt altına alınması hedeflenmiş; yaklaşık 14 milyon yapıyı kapsaması öngörülmüştür. Resmi verilere göre 9 milyonun üzerinde başvuru yapılmış, 3.5 milyonu aşkın Yapı Kayıt Belgesi düzenlenmiştir. Ancak yaklaşık yüzbünlerce belgenin iptal edilmesiyle birlikte vatandaşlarımız; para cezaları, yıkım kararları, adli yaptırımlar ve ciddi mağduriyetlerle karşı karşıya kalmıştır. Öte yandan; pandemi süreci, doğal afetler, kırsala dönüş eğilimi, güvenli ve müstakil yaşam ihtiyacının artması gibi nedenlerle vatandaşlarımızın yerleşim tercihleri önemli ölçüde değişmiştir. Buna rağmen, özellikle 2014 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası ile köylerin mahalleye dönüştürülmesi ve birçok bölgede imar planlarının yapılmamış olması, vatandaşlarımızın ruhsat alma imkânını fiilen ortadan kaldırmıştır. Ayrıca köy yerleşim alanlarının geçmişte belirlenmiş olması ve bu alanların günümüz ihtiyaçlarına cevap veremeyecek ölçüde yetersiz kalması nedeniyle, köy yerleşim sınırları içerisinde yapılaşmaya uygun alanlar büyük ölçüde tükenmiştir. Bu durum, kırsalda yaşayan vatandaşlarımızı zorunlu olarak mevcut sınırların dışında yapılaşmaya yönlendirmiş; böylece köylerde zaten var olan sosyal ve ekonomik sorunlara ek olarak ciddi bir imar sorunu da ortaya çıkmıştır. Bugün gelinen noktada yaklaşık 10 milyon bağımsız birimin ruhsat ve iskân sorunu bulunduğu değerlendirilmektedir. Ekonomik zorlukların, konut açığının ve yüksek kira bedellerinin yaşandığı bir dönemde bu yapıların yıkım tehdidi altında olması, sosyal ve ekonomik açıdan telafisi güç sonuçlar doğuracaktır. Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğu gerçeği de göz önünde bulundurularak; vatandaşlarımızın güvenli yapılarda yaşaması anayasal bir hak olup, çözümün yıkım değil, denetim ve dönüşüm odaklı olması gerektiği açıktır. Bu kapsamda; Tapulu mülkler üzerinde bulunan, Kamu zararına yol açmayan, Üçüncü şahısların haklarını ihlal etmeyen, Deprem performans analizleri ile güvenliği belirlenebilecek yapılar için son bir yasal düzenleme yapılması, bu yapıların kayıt altına alınması veya “Bina Kayıt Sertifikası” benzeri bir sistemle belgelendirilmesi; riskli yapıların ise kentsel dönüşüm veya güçlendirme kapsamına alınması büyük önem arz etmektedir. Son günlerde kamuoyuna yansıyan ve 04 Nisan 2026 tarihli düzenlemeler çerçevesinde gündeme gelen “hobi bahçeleri” konusu ise meselenin yalnızca sınırlı bir bölümünü oluşturmaktadır. Tarım arazilerinin korunması elbette önemlidir; ancak mevcut durumda bu alanlarda bulunan yapıların büyük bölümü, imar planı bulunmaması nedeniyle ruhsat alamamış yapılardır ve hukuki olarak diğer ruhsatsız yapılarla aynı konumdadır. Bu nedenle, yapılacak düzenlemenin yalnızca “hobi bahçeleri” gibi dar bir başlıkla ele alınması; sorunun bütüncül çözümünü engelleyecek, milyonlarca vatandaşı kapsayan mülkiyet problemini göz ardı edecektir. Nitekim Anayasa’nın; 2. maddesinde yer alan “sosyal devlet” ilkesi, 5. maddesinde düzenlenen devletin, vatandaşın refahını sağlama yükümlülüğü, 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı devletin bu tür sorunlarda koruyucu, düzenleyici ve çözüm üretici bir yaklaşım sergilemesini zorunlu kılmaktadır. Bugün birçok bölgede, planlarda tarım arazisi olarak görünen ancak fiilen tarım yapılması mümkün olmayan alanlarda yapılaşma oluşmuştur. Bu yapıların yıkılması, söz konusu alanların yeniden tarıma kazandırılacağı anlamına gelmemekte; aksine yeni mağduriyetler doğurmaktadır. Kamuoyunda “büyük yıkım” veya “büyük temizlik” şeklinde yer alan söylemler, toplumda ciddi bir endişe ve güvensizlik oluşturmaktadır. Oysa ihtiyaç duyulan yaklaşım; yıkım değil, kayıt altına alma, denetleme ve dönüştürme modelidir. Bu doğrultuda talebimiz; Yapılacak yasal düzenlemenin kapsamının genişletilerek yalnızca belirli bir kesimi değil; kırsalda, şehirde ve köylerde ruhsat sorunu yaşayan milyonlarca yapıyı kapsayacak şekilde ele alınmasıdır. Bu sayede; Devletimizin gelirleri artacak, Vatandaş-devlet arasındaki güven yeniden tesis edilecek, Mülkiyet sorunları çözülecek, Kentsel dönüşüm süreçleri hız kazanacaktır. Unutulmamalıdır ki, söz konusu yapılarda halihazırda bir yaşam bulunmaktadır. Bu yapıların yok sayılması veya yıkılması, mevcut bir sorunu çözmek yerine yeni sosyal sorunlar doğuracaktır. Bilgilerinize arz eder, gereğini saygılarımla talep ederim. Saygılarımla İbrahim HACIOĞLU İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı #YapıKayıtMeclise
İMAR YASASINA TAKILANLAR DERNEĞİ TÜRKİYE tweet media
Türkçe
235
136
220
13.6K
Sevinç retweetledi
Prof.Dr. İpek Özkal
Prof.Dr. İpek Özkal@ipekozkal·
Hobi bahçesi meselesi insanların toprağa erişim arayışıdır. Boş kalan alanlarda vatandaş kendi imkânıyla üretmeye yöneldi. Bu bir rant değil; yoksul halkın yüksek binalardan ve deprem korkusundan uzaklaşma isteğidir. Hobibahçemedokunma #YapıKayıtMeclise
Türkçe
307
286
810
19.3K
Sevinç retweetledi
Mehmet Tülüce
Mehmet Tülüce@mehmettuluce51·
1/ Kırsala dönmek, toprağa dokunmak isteyen herkesi destekleyin. Sadece "gelin" demek yetmez; bu hantal mevzuatın değişmesini hep bir ağızdan talep edin. Dayanışma içinde olun, kuru gürültüye ve yasa tapıcılığına pabuç bırakmayın. 2/ Etrafınızda "sureti haktan" görünen, doğa sevdasından bahseden ama sahadaki mülkiyet ve bürokrasi çıkmazından habersiz "dostlarınız" varsa onları önce uyarın. Gerçeği anlatın, 100 dekar bahçesine kümes yapamayan adamın derdini gösterin. 3/ Eğer bu cahilliklerinde ve mevzuat fanatikliğinde ısrar ediyorlarsa, üreticinin ve toprağa dönmek isteyenin mücadelesine köstek oluyorlarsa; hiç düşünmeyin, onları da hayatınızdan silip atın. Sahte dostun gölgesi, güneşin toprağa ulaşmasını engeller. 4/ Bize saksıda çiçek yetiştirenlerin romantizmi değil; toprağına, emeğine ve özgürlüğüne sahip çıkanların sarsılmaz dayanışması lazım. Kırsal, sadece zenginlerin dinlenme yeri değil, üretenin ve özgürleşmek isteyenin vatanıdır. 5/ (SON) Bu düzeni, o çok sevdikleri "kağıt parçaları" değil, bizim bir aradaki kararlı duruşumuz değiştirecek. Üreticinin ve kırsala sığınanın yanındayız, engel olanın da karşısındayız! #KırsalDayanışma #MevzuatDeğişsin #ÜreticiHakları #KöydeYaşam #ToprakÖzgürleştirir
Türkçe
4
49
136
5K
Sevinç retweetledi
cenk kava
cenk kava@CenkKava68756·
@diyadinosman Sn @diyadinosman yazık günah bu insanların suçu günahı nedir bu bakanlar anlaşılan gelecek seçimde @Akparti yi sandığa gömdürecekler arkadaş bu yapılar yapılırken nerdeydiniz sorarlar adama #YapıKayıtMeclise
Türkçe
0
11
15
216
Sevinç retweetledi
Prof. Dr. Kul Ali
Prof. Dr. Kul Ali@zennn3477·
Mağduretler Ülkemizde Gitgide Artıyor Yasa Eskiyi Kapsamamalı Bundan Sonrakileri Kapsamalı Bundan Sonrakilere Önlemler Alınmalıdır Hergeçen Gün Mağduriyetler Doğuyor Yazıktır Günahtır Vijdanlı Merhametli Olalım Duyarlı Olalım. #YapıKayıtTorbaya Hobibahçemedokunma #hobibahçemedokunma
Türkçe
0
8
11
58
Sevinç retweetledi
Mehmet Tülüce
Mehmet Tülüce@mehmettuluce51·
Çim ekmemek, çam dikmemek ve avluya beton dökmemek kaydıyla herkes 500 metrekareden az olmayacak bahçeli evlerde oturmalı Ev oturumu 75 metrekareyi ve iki katı geçmemeli Bahçelerde sebze ekimi şart koşulmalı soğanını patatesini yetiştirmeli Üç beş tavuk illaki olmalı arzu eden keçi koyun inek besleyebilmeli Korkmayın tarımsal alanlar kaybolmaz 25 milyon hane var bu ülkede Bazıları apartmanlarda yaşamak isteyebilir zorlama yok 10 milyon aile bahçeli evde otursa mutluluk katsayısı artar On milyon bahçeli evin kaplayacağı alan Konya’nın beşte biri yapmaz
Mehmet Tülüce tweet media
Türkçe
227
680
3.6K
80.7K
Sevinç retweetledi
Gaffar Yakınca
Gaffar Yakınca@GaffarYakinca·
✍️ Binlerce insanın dişinden tırnağından artırarak kurduğu bu düzenlerin bugün bozulmasının kime ne faydası olacak? Zaten yapılmış ve kimsenin tarımına engel olmayan bahçelerin sökülmesi sadece vatandaşın canını yakmaya yarar. Bahçe sahiplerinin büyük çoğunluğu emekliler. Hayatlarındaki belki de tek renk buradaki uğraşları. Bu insanları sırf doğanın içinde bir kulübe sahibi olmak istedikleri için cezalandırmak ne kadar adil? Sorun kaçak yapı ise eğer Türkiye’nin sahil bölgelerinde on binlerce kaçak yapı var. Çoğu da lüks villalar, daireler hatta oteller… Geçmiş dönemlerin yasal boşluklarını kullanarak veya artık herkesin bildiği belediye yolsuzlukları sayesinde mantar gibi bitmişler. Bunlar da bugünkü yasalara uymuyor ama, ne topluca yıkılmaları gündeme geliyor ne de cezalandırılmaları.  Devletin zengine ses etmediği, sıradan vatandaşın peşine düştüğü gibi bir algı oluşturmak ne kadar doğru? Bugünkü yazımın tamamı için: buff.ly/Na1206m
Gaffar Yakınca tweet media
Türkçe
430
353
1K
37.4K
Sevinç retweetledi
Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner
Otel yapana izin var, site yapana izin var, AVM yapana izin var. Ama insan kendi toprağına küçük bir ev yapınca yasak. Sorun kaçak yapı değil, bağımsız yaşam isteği. Barınma insanlık hakkıdır. Bankalara muhtaç edilen insanlar, artık banka kredileriyle de konut sahibi olamıyor. Peki insanlar başka nasıl barınacak? #hobibahçemedokunma #yapikayıttorbaya
Türkçe
157
739
2.6K
80.1K
Sevinç retweetledi
İMAR YASASINA TAKILANLAR DERNEĞİ TÜRKİYE
Sayın Milletvekilim, 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan ve ülkemizi derinden sarsan Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümünde, kamuoyunda yaşanan tartışmaların büyük bir bölümünün imar barışı uygulamasına odaklandığı görülmektedir. Ancak bilimsel veriler, resmî açıklamalar ve sahadaki gerçekler; depremde yaşanan yıkım ve can kayıplarının imar barışından değil, uzun yıllardır süregelen denetimsizlik, planlama hataları ve yanlış yapılaşma anlayışından kaynaklandığını açıkça ortaya koymaktadır. Dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum’un kamuoyuna yaptığı açıklamada da ifade edildiği üzere, 6 Şubat depremlerinde yıkılan binaların yalnızca yaklaşık %6’sı imar barışından faydalanmış, %94’ü ise planlı, ruhsatlı ve denetimli olduğu ifade edilen yapılardan oluşmuştur. Bu veri dahi, meselenin imar barışı üzerinden tartışılmasının gerçeği yansıtmadığını göstermektedir. Deprem gerçeğiyle yüzleşirken asıl hedefin; yapıların hiç zarar görmemesi değil, can kaybının önlenmesi olduğu unutulmamalıdır. Bu noktada, az katlı ve yatay mimariye sahip yapıların, özellikle kırsal alanlarda ve köylerde, deprem sırasında çok daha az can kaybına yol açtığı açıkça görülmüştür. Buna karşılık, birçok yüksek katlı ve “ruhsatlı” yapı, ne yazık ki adeta kâğıt kuleler gibi çökmüştür. Bugün ülkemizin pek çok bölgesinde; Barınma ve hayvancılık amaçlı, Az katlı, Fiilen kullanılan, Büyük bölümü sağlam ve güvenli olan ancak ruhsat ve plan sorunları nedeniyle yok hükmünde sayılan milyonlarca yapı bulunmaktadır. Bu yapıların sistem dışında bırakılması, denetimsizliğin bizzat kendisini doğurmakta, olası bir afette bu yapıların da risk grubuna girmesine neden olmaktadır. Nitekim tarafımıza ulaşan ve ekte sunulan TBMM Dilekçe Komisyonu’nun 22/01/2026 tarihli ve 15725 sayılı kararında da açıkça ifade edildiği üzere; az katlı ve sağlam yapıların yıkımlarının durdurulması ve yapı kayıt/uyum belgesi verilmesine yönelik taleplerin bireysel dilekçelerle değil, ancak kanun değişikliği yoluyla çözülebileceği belirtilmiştir. Bu karar, konunun bireysel değil, toplumsal ve yasal bir mesele olduğunun açık bir göstergesidir. Bu çerçevede beklentimiz; Az katlı, barınma ve üretim amaçlı yapıların tespit edilmesi, Teknik inceleme ve denetimlerden geçirilmesi, Sağlam olduğu tespit edilen yapıların kayıt altına alınması, Riskli yapıların ise güçlendirme veya dönüşüm süreçlerine dâhil edilmesi yönünde denetimli ve kalıcı bir yasal düzenlemenin hayata geçirilmesidir. İmar Yasasına Takılanlar Derneği olarak, bu meselenin herhangi bir siyasi görüşün değil, insan hayatının ve kamu yararının konusu olduğuna inanıyoruz. Afetler yaşanmadan önce alınacak doğru kararların, yarın telafisi mümkün olmayan kayıpların önüne geçeceğine inanıyor; bu konuda göstereceğiniz hassasiyet ve destek için şimdiden teşekkür ediyoruz. Saygılarımızla, İmar Yasasına Takılanlar Derneği #YapıKayıtMeclise @MHP_Bilgi @MhpTbmmGrubu @TBMMGenelKurulu
İMAR YASASINA TAKILANLAR DERNEĞİ TÜRKİYE tweet media
Türkçe
1
12
25
177
Sevinç retweetledi
İMAR YASASINA TAKILANLAR DERNEĞİ TÜRKİYE
Türkiye’de milyonlarca vatandaş, imar mevzuatındaki eksiklikler, güncel olmayan planlar, uygulamada yaşanan büyük çelişkiler ve yasal boşluklar nedeniyle ciddi mağduriyetler yaşamaktadır. İmar Yasasına Takılanlar Derneği olarak, bu mağduriyetlerin artık görmezden gelinmemesi ve kalıcı bir çözüm üretilmesi için bu çağrıyı yapıyoruz. 1. Büyükşehir Yasası’nın Yarattığı Mağduriyetler 2014 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası ile köyler mahalleye dönüştürülmüş, ancak bu yeni statüye uygun imar planları hazırlanmadığı için milyonlarca vatandaşın taşınmazı bir gecede plansız ve kaçak yapı durumuna düşmüştür. Köyde kendi toprağında yaşayan vatandaşın evi, ahırı, samanlığı bile şehir merkezindeki bir bina ile aynı hükümlere tabi tutulmuş; bu durum idari para cezalarına, yıkım kararlarına, abonelik sorunlarına ve hukuki çıkmazlara yol açmıştır. Bu mesele, vatandaşın değil; belediyelerin plan üretmemesinin doğurduğu bir sistem hatasıdır. 2. 2018 İmar Barışı ve İptal Edilen Yapı Kayıt Belgeleri 2018 yılında çıkarılan İmar Barışı, milyonların devlete güvenerek başvurduğu bir düzenlemeydi. Vatandaş ücretlerini ödedi, belgesini aldı, fakat daha sonra Yapı Kayıt Belgeleri yargı kararlarıyla iptal edildi. Bu durum: ❗Hukuki güvenlik ilkesini zedelemiş, ❗Devlete olan inancı sarsmış, ❗Aynı vatandaşları yeniden kaçak yapı sahibi konumuna getirmiştir. ❗İmar Barışı ile verilen taahhüdün yerine getirilmesi ve belge sahiplerinin hakkının korunması devletin sorumluluğudur. 3. Anayasa Mahkemesi’nin ‘Yapıların Güvenliği Malikin Sorumluluğundadır’ Kararı 23 Temmuz tarihli AYM kararıyla, devlet yapı güvenliği konusundaki tüm yükümlülüğünü vatandaşa devretmiştir. Oysa asıl sorun, vatandaşın sorumluluk almaması değil; ilgili kurumların zorunlu imar planlarını yıllarca hazırlamaması ve vatandaşın yasal bir yol bulamamasıdır. Plan yoksa, ruhsat yoktur. Ruhsat yoksa, güvenli yapı da yoktur. Devletin görevi, vatandaşı çıkmaza sürüklemek değil; güvenli yapılaşmanın önünü açmaktır. 4. Pandemi Sonrası Kırsala Yönelim ve Mevcut Mevzuatın Yetersizliği Pandemi döneminde milyonlarca insan köyüne, arazisine yönelmiş; doğayla iç içe bir yaşam arzusu artmıştır. Ancak planlar güncellenmediği için vatandaş toprağına: ❗Küçük bir konut, ❗Basit bir barınak, Tarımsal amaçlı bir yapı bile yapamaz hâle gelmiştir. Bu yapılar şehirdeki dev binalarla aynı mevzuata tabi tutulduğu için cezalar ve yıkımlar artmıştır. Bu durum hem vatandaşın yaşam hakkını zedelemekte hem de ülkenin tarım ve kırsal kalkınma hedefleriyle çelişmektedir. 5. Yapıların Kayıt Altına Alınması Devlet Hazinesine Katkıdır Kayıt dışı milyonlarca yapı bulunmaktadır. Bu yapılar: ❗Vergi kaybına, ❗Denetim eksikliğine, ❗Plansız kentleşmeye, ❗Kaçak elektrik/su sorunlarına neden olmaktadır. Çözüm basittir: Devlet, yapıların tamamını kayıt altına aldığında: ❗Hazineye milyarlarca lira gelir girecek, ❗Abonelikler yasal zemine oturacak, ❗Güvenli yapılaşma desteklenecek, ❗Çarpık kentleşmenin önü kesilecektir. Sonuç ve Talebimiz Bu mesele siyaset üstüdür. Milyonlarca vatandaşın ekonomik, sosyal ve hukuki geleceğini doğrudan ilgilendiren toplumsal bir sorundur. İmar Yasasına Takılanlar Derneği olarak talebimiz nettir: • Büyükşehir Yasasının doğurduğu mağduriyetler giderilmeli, kırsal alanlar için özel bir imar düzenlemesi yapılmalıdır. • 2018 İmar Barışı ile verilen Yapı Kayıt Belgeleri için hakkaniyetli bir çözüm üretilmelidir. • Yapıların güvenliği için vatandaşı çıkmaza sokan plan eksikliği giderilmeli, belediyeler plan üretmeye zorlanmalıdır. • Kırsalda yaşayan vatandaşın yaşam hakkını kısıtlayan katı mevzuat yerine, makul ve uygulanabilir bir imar modeli oluşturulmalıdır. • Tüm yapılar kayıt altına alınmalı, böylece hem devlet kazanmalı hem vatandaş nefes almalıdır. Bu çağrı, sadece mağduriyet değil; çözüm ve işbirliği talebidir. Ülkemizin yararına olan bu düzenlemeyi yapmak, hepimizin ortak sorumluluğudur. #YeniYıldaYapıKayıt @RTErdogan @murat_kurum
İMAR YASASINA TAKILANLAR DERNEĞİ TÜRKİYE tweet media
Türkçe
1
22
26
169