SIRADAN_Biri 🇹🇷🇪🇸
1.5K posts

SIRADAN_Biri 🇹🇷🇪🇸
@Stepgrafik
Eline, beline özellikle de diline (bu mecrada klavyesine) sahip olanlar buyursunlar. Retweet ve beğeni onay değildir. 💛💙 💛💙 💛💙 💛💙
Istanbul Katılım Aralık 2009
925 Takip Edilen440 Takipçiler

Mart ayında yağmurdan rahatsız olan sktirsin gitsin afedersiniz.
Bu büyük bir nimet ve şans.
Yazın sıcakta kavrulurken de 2 gram yağmur yağsa diye ağlanıyorsunuz.
Hiçbir şey sizi memnun etmiyor.
Barajların derelerin göllerin dolması gerek.
Susuzluk bu ülkenin başına gelecek en büyük problemlerden biri olacak.
O yüzden bu mevsimde yağmur yağdığında oturun dua edin...
Türkçe

@anonimuhabir Çıkar umduğunu söyleyinceye kadarki kısmını izledim ve ondan sonrasına dayanamadım. Sadece izlenebilmek için her yol mübah mı sende?…
Türkçe

@Coinmatik1 Gene de sizin gösterdiğiniz yoldan daha az riskli bence. :)
Türkçe

@Coinmatik1 Hayret, bu postta alameti farikanız olan heyecan ve coşku yok…
Türkçe

Dostlar önümüzde iki senaryo var;
1. Senaryo: İşler iyi gider ve #Others Dominansı %20 seviyesine kadar yükselir.
2. Senaryo: işler kötü gider ve altlar buradan da %35-45 arası düşer. Alt destek noktası olan %4-5 bandından destek bulur.
Her iki senaryoda da en önemli faktör sabır dostlar çünkü her iki senaryonun sonunda da sabırlı olan kazanacaktır.
2017'de de 2021'de de her daim sabırlı olanlar kazandı.

Türkçe

@smurfypappa Çok hızlı reaksiyon gösteren sistemimiz var ondan. :)
Türkçe

Türkiye neden her yeni şeye geç kalıyor?
Ben düşündüm ve bir liste çıkardım kafamda, yazdıkça sinir oldum açıkçası.
İnternet dünyaya 1983'te geldi, bize 1993'te. 10 yıl geç. O da ODTÜ'nün ısrarıyla oldu, devlet "bu ne işe yarar" diyordu.
ABD'de insanlar email atarken biz faks çekiyorduk. İlk bağlantı 64 Kbps'lik bir hatla yapıldı ki bu bugün bir mesajı bile açamayacak kadar yavaş.
E-ticaret dünyada 1995'te Amazon'la başladı, Türkiye'de ciddi anlamda 2010'ları buldu.
Gittigidiyor ve Sahibinden vardı evet ama gerçek patlama çok sonra geldi ve geldiğinde de düzenleme yoktu, herkes ne yapacağını bilmeden koşturdu, e-ticaret yönetmeliği ancak son birkaç yılda düzgün bir çerçeveye oturdu.
5G dünyada 2019'da başladı, Türkiye'de 2026'dayız ve hala 4.5G kullanıyoruz. 7 yıl oldu, ihale defalarca ertelendi.
Bu arada Elon Musk Starlink ile uydu internetini dünyanın her yerine ulaştırdı, çiftçiler tarlada internet kullanıyor, gemiler okyanusun ortasında bağlanıyor ve biz hala "5G ne zaman gelecek" diye bekliyoruz.
Daha da kötüsü Starlink Türkiye'de uzun süre yasaklıydı, insanlar VPN ile kullanmaya çalıştı, sonunda izin verildi ama geç kalındı yine.
Dünya uydu internetine geçerken biz kablo altyapısını tartışıyorduk.
Ve şimdi yapay zeka.
Dünyada ChatGPT 2022 sonunda çıktı, 2 yılda her sektörü altüst etti, şirketler iş gücünü yeniden yapılandırıyor, ülkeler düzenleme yapıyor.
- AB Yapay Zeka Yasası'nı çıkardı.
- ABD kendi çerçevesini oluşturuyor.
- Çin zaten kendi modellerini devlet kontrolünde geliştiriyor.
Peki Türkiye ne yaptı?
Türkiye'de yapay zeka ile ilgili üç ayrı kanun teklifi var, biri 2024 Haziran'da sunulmuş, biri 2025 Kasım'da, biri daha sonra.
Üçü de hala inceleme aşamasında. Hiçbiri yasalaşmadı.
2026 Mart'ındayız, yapay zeka dünyayı değiştireli 3 yıl oldu ve bizde hala "inceliyoruz" aşamasındayız.
Bu arada Türkiye'de insanların %19.2'si yapay zeka kullanıyor, 16-24 yaş grubunda bu oran %39.4 yani gençlerin neredeyse yarısı kullanıyor ama düzenleme yok.
Şirketlerin %7.5'i yapay zeka kullanıyor, 250+ çalışanlı büyük şirketlerde oran %24.1'e çıkıyor ama düzenleme yok.
İnsanlar ve şirketler koşuyor, devlet arkadan bakıyor.
Hep aynı döngü. Teknoloji geliyor, biz "bekle gör" diyoruz, dünya adapte oluyor, biz hala bekliyoruz.
Sonra bir gün uyanıp "aaa geç kaldık" diyerek aceleyle bir şeyler yapıyoruz ama artık tren kalkmış oluyor.
İnternet'te olan bu, e-ticarette olan bu, kriptoda olan bu ve yapay zekada da aynısı oluyor.
Ve her seferinde geç kalmanın faturasını kim ödüyor biliyor musunuz? Senin benim gibi insanlar. İnternet geç geldi, dijital okuryazarlıkta hala gerideyiz.
E-ticaret düzenlemesi geç geldi, binlerce insan dolandırıldı. 5G ihalesi ertelendi, sanayimiz dijital dönüşümde rakiplerinin gerisinde kaldı, akıllı fabrika kurmak isteyen şirketler altyapı bulamadı.
Şimdi yapay zekada aynı şeyleri yaşıyoruz. Düzenleme yok, insanlar yapay zekayı kullanıyor ama haklarını bilmiyor.
Yapay zeka seni işten çıkardığında ne olacak, yasal çerçeve ne?
Yapay zekanın ürettiği içerik kimin mülkü? Yapay zeka bir karar aldı ve sen zarara uğradın, kime dava açacaksın?
Bu soruların hiçbirinin cevabı yok şu an Türkiye'de.
Büyük şirketler 2026'da yapay zeka yüzünden kadro azaltacaklarını söylüyor, özellikle idari pozisyonlar risk altında ve bu küresel bir trend ama Türkiye'de henüz bu tartışmanın adı bile geçmiyor.
Neden hep geç kalıyoruz diye düşününce aklıma birkaç şey geliyor.
Bir, bürokrasi. Yeni sistem ile Meclis'in işlevselliği yok hükmünde. Seçilmişlerin hepsi kravatlı dinozor. Dün yapılan açıklamaların rezilliğini hepiniz gördünüz.
İnsan bir utanır yani.
İki, "kontrol refleksi" diye bir şey var. Yeni bir teknoloji geldiğinde devletin ilk tepkisi "bunu nasıl kontrol ederiz" oluyor.
Halbuki bunu nasıl fırsata çeviririz diye yaklaşılsa bambaşka bir Türkiye konuşuyor olacaktık.
İnternet geldiğinde sansür konuşuldu, kripto konusuna girmiyorum bile. Yapay zeka için de muhtemelen kontrol konuşulacak.
Singapur, BAE, Estonya gibi ülkeler "nasıl çekeriz" diye düşünürken biz "nasıl kısıtlarız" diye düşünüyoruz.
Üç, ve belki en önemlisi, vizyon eksikliği.
10-20 yıl sonrasını planlayan bir teknoloji stratejisi yok. Eskiden 5 yıllık kalkınma planları açıklarlardı. Şimdiki hükümet nasıl olsa biz seçiliyoruz diye böyle bir şey yapma zahmetine girmiyor.
Bizimkilerin planı, yangın söndürme modu. Sorun çıkınca müdahale et ama sorun çıkmadan önleme yapma.
Estonya 2000'lerin başında dijital vatandaşlık sistemini kurdu, şu an dünyanın en dijitalleşmiş ülkesi.
1.3 milyon nüfuslu küçük bir ülke ama vergi beyannamesini 5 dakikada veriyor, oy kullanmayı internetten yapıyor, kimlik doğrulamayı dijital olarak çözmüş.
20 yıl önce bir karar verdiler ve bugün meyvesini topluyorlar.
Bizde de var ama kimlik bilgilerimiz; gruplarda panellerde satılıyor. Onu bile beceremediler.
86 milyonluk genç bir nüfusumuz var, teknik yeteneğimiz var ama her seferinde geç kalıyoruz.
Çünkü kimsenin umrunda değil; genç kuşakların geleceği iki dudak arasında.
Çünkü birileri "bekle gör" diyor ve beklediğimiz her yıl fırsat penceresi biraz daha kapanıyor.
Yapay zekada da geç mi kalacağız? Muhtemelen. Ama umarım bu sefer fatura çok ağır olmaz.
Ne dersiniz, bu döngüyü kırabilir miyiz yoksa yine aynı terane mi olacak?


Türkçe

@Coinmatik1 Seni takip eden bahtı karaların kazançlı olmadıklarından yana zerre kuşkum yok.:)
Türkçe

Kripto piyasasında yatırım yapanlar şuan kazanç var mı?
uzmancoin@uzmancoin
AK Parti Milletvekili Ejder Açıkkapı: "Devlet blok zinciriyle değil, kazançla ilgilenir. Kazanç varsa vergi vardır."
Türkçe

@Coinmatik1 İnanılmaz! Hem iyi haberlerden, hem de kötü haberlerden boğa sonucu çıkarmışsınız. Kendinizi de aştınız artık. 😂
Türkçe

2017 BOĞA sezonu #FED faiz arttırımına gitmesiyle başladı.
2020 - 2021 BOĞA sezonu pandemi ilanıyla başladı.
Yani tarih bize şunu söylüyor:
En büyük ralliler, en kötü haberlerin içinden doğar.
Önümüzde ki BOĞA sezonunu da ABD - İran savaşı tetikleyebilir.
Bu zamana kadar her kötü haber yeni ralli hikayesi yazdı, bu sefer ki hikaye neden olmasın?
Türkçe

@ThePenguinBTC Emeğinize sağlık, geniş bir perspektiften bakmışsınız. 👏👏👏
Türkçe

Amerika tarihinin en büyük çıkmazında olabilir. Kimse çıkmazın büyüklüğünün farkında değil.
Herkes 82. Hava İndirme Tümeni'nin intikal emrini konuşuyor. Ben İran'ın ateşkes şartlarına bakıyorum.
Çünkü o şartların içinde Amerika'nın neden çıkışı olmadığı yazıyor.
Anlatıyorum.
Netanyahu sürekli Trump'a "Anlaşma yok İran'ı daha sert vur" diyor.
Suudi Prensi Selman aynı şeyi söylüyor. "Durmayın. Sert vurun."
Bugün Fox News son dakika olarak duyurdu.
82. Hava İndirme Tümeni komutanı ve karargah ekibine Orta Doğu'ya intikal emri verildi.
Kharg Adası'nın işgali ve Hürmüz Boğazı'nın kontrolü masada.
Aynı anda ABD İran'la ateşkes görüşmeleri yürütüyor.
Bir eliyle asker gönderiyor. Diğer eliyle müzakere ediyor.
Bu çaresizlik.
Neden mi çaresizlik?
İran'ın ateşkes şartlarından biri şu:
"Hürmüz Boğazı için İran'ın çıkarlarını gözeten yeni bir protokol yazılacak. Geçiş koşulsuz olmayacak."
Bu cümleyi bir daha okuyun.
İran Hürmüz'de yeni kurallar istiyor.
Araghchi açıkça söyledi: "Geçiş koşulsuz olmayacak. İran ve bölgesel çıkarlara uygun şartlar altında yapılacak."
Prens Selman'ın neden "İran'ı daha sert vur" dediğini şimdi anladınız mı?
Şu an Hürmüz'de bazı geçişler için yuan şartı gündeme geliyor.
Eğer ateşkes İran'ın şartlarıyla olursa bu kalıcı hale gelir.
Bunun ne demek olduğunu anlıyor musunuz?
Suudi Arabistan yarın "petrolümü dolar karşılığında satmak istiyorum" dese bile İran itiraz edebilir. Çünkü boğazın kontrolü İran'da.
Petrodolara yapılmış en büyük darbe bu olur.
1974'ten beri petrol dolarla satılıyor. Ve şimdi o sistem İran'ın eline geçmek üzere.
Amerika buna izin verebilir mi?
Veremez.
Çünkü petrodolar biterse Amerika istediği gibi borçlanamaz. 39 trilyon dolarlık borcu çeviremez. Hegemonya biter.
O yüzden Hürmüz'ü güçle almaya çalışıyor.
Ama güçle alırsa ne olacak?
İran Meclis Başkanı cevabı verdi.
"Bundan sonra enerji altyapımıza yönelik herhangi bir saldırıda bölgedeki tüm enerji tesisleri, tuzdan arındırma tesisleri ve bilgi iletişim altyapısı meşru hedef olacaktır."
Bu sözü bir daha okuyun.
İran Hürmüz'ü kaybettiğini anladığı an bölgedeki her şeyi vuracak.
Suudi Arabistan'ın rafinerileri vurulacak. Katar'ın LNG tesisleri vurulacak. BAE'nin terminalleri vurulacak. Tuzdan arındırma tesisleri vurulacak. IT altyapısı vurulacak.
Hepsi İran füze menzilinde.
Sonra ne kalacak?
Boğaz açık. Gemiler geçebiliyor. Ama nereye gidecek? Rafineri yok. Terminal yok. Yükleme noktası yok.
ABD Hürmüz'ü niye açmak istiyor?
Petrol gemileri güvenle geçsin diye.
Petrol altyapısı kalmayınca gemiler ne taşıyacak?
Hiçbir şey.
Peki ABD geri çekilirse?
İran Hürmüz'de kalıcı üstünlük sağlar. Geçiş şartlarını İran belirler.
Ve Ray Dalio'nun dediği gerçekleşir. 1956'da İngiltere'nin Süveyş'te başına gelen Amerika'nın başına gelir.
"Bu ülke artık güçlü değil" algısı oluşur. Müttefikler uzaklaşır.
Bakın çıkmazı görüyor musunuz?
Güçle almaya çalışırsa: Körfez'in altyapısı küle döner. Elinde boş boğaz kalır. Amerika'ya güven azalır.
Geri çekilirse: İran Hürmüz'ü kontrol eder. "Bu ülke artık güçlü değil" algısı oluşur. Hegemonya biter.
İki yol. İkisi de felaket.
Ve bence bu savaşa girmekle Amerika kaybettiğini zaten ilan etti.
Çünkü kazanan belli.
Çin, İran ve Rusya.
Nasıl mı?
Çin İran'a askeri destek veriyor. Füzelerindeki GPS Çin kaynaklı. Hürmüz'de yuan şartı Çin'in işine yarıyor. Petrodolar zayıfladıkça yuan güçleniyor. Amerika zarar verdiği her müttefiki Çin'in kurduğu sisteme itiyor.
Rusya savaş uzadıkça kazanıyor. Ortadoğu enerjisi çöktükçe dünya Rusya'nın gazına ve petrolüne muhtaç kalıyor. Fiyatlar yükseliyor. Tek kurşun atmadan. Rusya zenginleşiyor.
İran acı çekiyor evet. Ama dayandıkça güçleniyor. Hürmüz kozunu elinde tuttuğu sürece masada en güçlü kart onda.
Üçü de akılla kazanıyor. ABD güçle kaybediyor.
Çünkü mesele askeri güç değil. Mesele matematik.
Kapıyı alsan bile bina yanıyorsa kapıyı tutmanın anlamı yok.
Bu benim şahsi analizim.
Savaşla ilgili tüm gelişmeleri ve analizleri buradan paylaşıyorum.
Sen bu konu hakkında ne düşünüyorsun?


Türkçe

@ThePenguinBTC Yorumda bende kuşku uyandıran sadece İran’ın hala bölgedeki enerji tesislerini bu kadar kapsamlı bir şekilde vurabilecek gücünün kalıp kalmadığı…
Türkçe

Bu tablo çok kötü…
Özellikle kısa vade #altın alanlar için hüsran.
#Altın elbet yeniden yükselecek ama daha zamanı var.
Pusholder@pusholder
Kapalıçarşı’da kuyumcuların çoğunda altın kalmadı, kuyruklar sürüyor.
Türkçe

@smurfypappa Çabanıza teşekkür ederim de bir söz vardır. “Sen ne kadar anlatırsa anlat, anlattığın şeyler ancak karşındakinin anlayacağı kadardır” Bu sebepten biraz umutsuzum maalesef.
Türkçe

Lütfen bu yazıyı yetkililerin önüne düşürelim.
Paylaşımın altına vekilleri; bakanları etiketleyin.
Zira bu yazıyı sizler için değil yetkililer için yazıyorum.
#KriptoVergiyeHayır diyerek başlayalım.
Biliyorum, eleştirmek kolay, önemli olan çözüm üretmek.
Bu yüzden dünyada işe yarayan modellere bakarak Türkiye'ye uyarlanabilecek 10 somut öneri hazırladım.
Bunlar hayal değil, başka ülkelerde test edilmiş ve çalışan uygulamalar.
1 - Çıkış vergisi modeli:
Slovenya 2023'te kriptoda alım satımı vergilendirmek yerine sadece paraya çevirme anını vergilendirdi, yani kripto→fiat dönüşümünde %10 vergi aldı. Türkiye de lokal borsadan bankaya çekim anında %5-10 stopaj alsa hem yatırımcı rahat eder hem devlet her kuruşu yakalar çünkü bankaya çekmeden harcayamazsın.
2 - Uzun vadeli tutma teşviki:
Almanya'da kriptoyu 1 yıldan fazla tutarsan vergi sıfır. Bu model uzun vadeli yatırımı teşvik ediyor, spekülatif kısa vadeli ticareti caydırıyor ve piyasa dalgalanmasını azaltıyor. Türkiye 1 yıl üzeri tutmalara %0, 1 yıl altına kademeli vergi uygulasa hem piyasayı stabilize eder hem uzun vadeli sermayeyi çeker.
3 - Geriye dönük uygulamadan vazgeçilmeli:
Kanunun 1 Ocak 2026'dan itibaren geriye dönük işlemesi hukuki öngörülebilirlik ilkesine aykırı. Hiçbir yatırımcı kuralları bilmeden cezalandırılmamalı. Kanun en erken yayınlandığı tarihten ya da 1 Ocak 2027'den itibaren uygulanmalı. İsviçre, Singapur ve BAE dahil hiçbir ciddi finans merkezi geriye dönük vergi uygulamıyor.
4 - Sermaye kazancı vergisi gelir vergisinden ayrılmalı:
Şu an kripto kazançları gelir vergisi tarifesine tabi yani %15'ten %40'a kademeli. BAE'de bireysel kripto kazancı %0, İsviçre'de sermaye kazancı vergisi yok sadece yıllık servet vergisi var ve bu %0.1-1 arasında. Türkiye kriptoya özel sabit oranlı bir sermaye kazancı vergisi koysa, mesela %10 sabit, hem tahsilat artar hem yatırımcı kaçmaz.
5 - Küçük işlemler muaf tutulmalı:
Günlük kahve alımından market harcamasına kadar her kripto işleminin vergilendirilmesi pratik olarak uygulanamaz. El Salvador teknolojik yenilik kapsamındaki küçük işlemleri tamamen muaf tuttu. Türkiye de yıllık belirli bir eşiğin altındaki kazançları, mesela 50.000 TL altını muaf tutsa hem küçük yatırımcıyı korur hem bürokrasiyi azaltır.
6 - CARF takvimi ile uyumlu geçiş süreci:
Türkiye CARF kapsamında 2028 grubunda, yani yabancı borsalardan bilgi paylaşımı 2028'den önce başlamayacak. Kanunun beyan zorunluluğunu bilgi paylaşımı altyapısı hazır olmadan getirmesi uygulanamaz bir durum yaratıyor. Geçiş süreci CARF takvimine paralel olmalı ve 2028'e kadar gönüllü beyan teşvik edilmeli, zorunlu beyan 2028 sonrasına bırakılmalı.
7 - Yerel borsa teşviki:
Singapur'da kripto borsaları Monetary Authority of Singapore lisansı altında çalışıyor ve lisanslı borsalardaki işlemler daha düşük vergi oranına tabi. Türkiye de SPK lisanslı borsalarda düşük oran, lisanssız platformlarda yüksek oran uygulasa sermayeyi lokal ekosistemine çeker ve düzenleme altına alır.
8 - Staking ve madencilik geliri ayrı değerlendirilmeli:
Staking geliri ile alım satım kazancı farklı nitelikte gelirler ama kanun hepsini aynı kefeye koyuyor. Portekiz'de 1 yıl üzeri tutma vergisiz, Hong Kong'da yatırım fonları kripto kazancından muaf. Türkiye staking gelirini pasif gelir olarak daha düşük oranla vergilendirebilir.
9 - Blok zincir şirketlerine özel teşvik bölgesi:
Dubai'nin VARA düzenlemesi ve serbest bölge modeli yıllarca kripto şirketlerini çekti. Türkiye'de İstanbul Finans Merkezi bünyesinde blok zincir şirketlerine özel vergi avantajları sunulsa, savaş nedeniyle Dubai'den çıkan şirketler Türkiye'ye gelebilir. Zamanlama mükemmel çünkü Körfez şu an istikrarsız.
10 - Varlık barışı ile geçiş dönemi:
Türkiye daha önce yurt dışı varlıklarda varlık barışı uyguladı ve ciddi kaynak çekti. Kripto için de benzer bir model uygulanabilir: belirli bir süre içinde beyan edilen varlıklara düşük sabit oran, mesela %2-3, sonrasında normal oran. Bu hem sermayeyi kayıt altına alır hem de yatırımcıya gönüllü beyan için motivasyon verir.
Bu 10 maddenin ortak noktası şu:
Dünyada kripto sermayesini çeken ülkelerin hepsi cezalandırmak yerine çekmek stratejisi uyguladı. Yasakla, ağır vergile, korkut yaklaşımı tarihte hiçbir zaman işe yaramadı.
1933'te ABD altını yasakladı, insanlar sakladı. Hindistan %30 vergi koydu, 6.1 milyar dolar kaçtı. Çin üç kez yasakladı, madenciler taşındı.
Türkiye'nin şu an elinde altın bir fırsat var: savaş yüzünden Körfez'den kaçan sermaye, arabuluculuk rolüyle artan diplomatik güç ve 12 milyon kripto yatırımcısıyla dünyada üçüncü en büyük pazar.
Bu fırsatı %40 vergiyle kaçırmak yerine akıllı bir düzenlemeyle yakalamak mümkün.
Umarım Genel Kurul'daki vekiller bu satırları okur.
#kriptodavergiyehayır

Türkçe

@ustadsplinter34 Altın yumurtlama ihtimali olan tavuğu kesme operasyonu …
Türkçe

Aslında devlet için
kriptoda vergi almaktan çok daha pozitif ve vergi getirisi yüksek olacak şey
"Rwa Hub" yani tokenize edilmiş hisse senetleri, fonlar, emtialar ve gayrimenkul için bir Gerçek Dünya Varlıkları Merkezi olmak için regülatif hareketler ve altyapı çalışması yapılsa, ülkeye milyar dolar yabancı yatırım girebilir.
Bu tarz likidite çeken hareketler yapmak çok daha yapıcı olur.
Kriptodan bir şekilde gelir elde etmiş kişiden vergi almazsan, zaten o kişi ülkeye para sokmuş oluyor ve ülkedeki ticareti canlandırıyor. Zaten aldığı maldan da vergisini ödüyor.
Türkçe

@kriptoBurju Nereden baktığına göre değişiyor. Buradan hiç öyle hissedilmiyor…
Siz iyi olun bari.
Türkçe

Modern elektrik 1800lerin sonunda doğdu.
Yani kabaca 150 yıldır modern elektrik var.
İnsanoğlunun yaptığı en hızlı araç Parker Solar Probe.
Bu araç saatte 725bin km gidebiliyor.
2018'de uzaya fırlatıldı bu ve güneşe yolculuk etti.
Şimdi şöyle düşünün;
önümüzdeki 50 yıl
yapay zeka ve robotik gelişince
insanoğlu uzaya binlerce araç yollayacak.
Ve ordan gelen data ile evren hakkında bildiklerimizin yüzlerce katını öğreneceğiz.
Yani şu an medeniyetimiz büyük bir sıçrama aşamasında.
Türkçe




