Tayfur Sokmenoglu

844 posts

Tayfur Sokmenoglu banner
Tayfur Sokmenoglu

Tayfur Sokmenoglu

@TSokmenoglu

Katılım Mart 2017
110 Takip Edilen171 Takipçiler
Tayfur Sokmenoglu
Tayfur Sokmenoglu@TSokmenoglu·
@muratkarahann Harbiye’de muhteşem gece… Murat Karahan’ın efsane performansıyla hayat verdiği Sezen Aksu şarkılarında, İstanbul seyircisi yağmura rağmen Açıkhava’yı yalnız bırakmadı. Bazı geceler sadece konser değil, hatıra oluyor. ✨🎶
Tayfur Sokmenoglu tweet media
Türkçe
1
0
3
152
Tayfur Sokmenoglu retweetledi
Tuncer Şengöz
Tuncer Şengöz@TuncerSengoz·
Bazı tivitlerim sosyal ağımın dışına doğru yayıldığında şu tarz tepki gösterenlere denk geliyorum. * Bilmediğin konularda yorum yapma * Sen Elliott yaz, x konusunda ahkam kesme * Mavi tiki almış, olur olmaz her konuda yazmış da yazmış vs... Bütün bu sözel tacizler,
Türkçe
6
9
106
6.6K
Tayfur Sokmenoglu
Tayfur Sokmenoglu@TSokmenoglu·
Ne sahne zamanında hazır, ne izleyen… Ama hayal hep aynı: “Avrupalıyız.” Zamanla barışmadan kimlikle barışılmıyor.
Tayfur Sokmenoglu tweet media
Türkçe
0
0
0
24
Tayfur Sokmenoglu retweetledi
MAHARAJ
MAHARAJ@Maharaj__·
“Ben gizli hazine idim, bilinmek istedim, âlemi yarattım.” Bu meşhur Kutsi Hadis, tasavvufta akılları en çok meşgul eden ve zorlayan cümledir. Allah zaten her şeyi biliyorsa, neden "bilinmek" için âleme ihtiyaç duysun? Kâinat, henüz "yok" iken; Mutlak Varlık, kendi cemalini ve kemalini seyretmeyi murad etti. Bu, bir eksiklikten değil, aşkın taşmasından ileri gelen bir tecelli arzusuydu Konuyu anlama babında bir örnek verelim; mükemmel bir ses sanatçısı veya ressam olabilirsiniz ama bunu açığa çıkarmadığınız zaman bilinmez. Sadece içinizde bir potansiyel olarak kalır Bu örnekten yola çıktığımızda anlarız ki; “Âlem, Allah’ın kendini bilmesinin sebebi değil; kendi cemalini, kemalini seyretmesinin sahnesidir” Allah’ın kendini bilmesi bir eksiklik olduğu için değil, o sonsuz kudretin kendi kendini "müşahede etme aşkı" nedeniyle âlem var olmuştur. Daha doğrusu görünür olmuştur
Türkçe
12
18
130
7K
Tayfur Sokmenoglu retweetledi
GeniusThinking
GeniusThinking@GeniusGTX·
Rich people collect fancy watches. I collect useful mental models—timeless rules of thumb that simplify decisions. 12 most powerful (and dangerous) mental models I've found: 1. The Power of Walking
GeniusThinking tweet media
English
10
261
1.3K
311.3K
Tayfur Sokmenoglu
Tayfur Sokmenoglu@TSokmenoglu·
İngiliz Barclays için hazırlık
Tayfur Sokmenoglu tweet media
Türkçe
0
0
0
40
Tayfur Sokmenoglu retweetledi
Tuncer Şengöz
Tuncer Şengöz@TuncerSengoz·
Old school ultra-liberalizm: Sosyalizm korkusu, 1980'lerin Özal döneminden kalma bayatlamış "yapısal reform" söylemi. Trilyonlarca dolar vergi toplanmış, özelleştirme yapılmış, taşı toprağı kazıla kazıla orman bırakılmamış bir ülkede açlık/yoksulluk sınırında yaşayan halka "kaynak nerede"? "100 ekonomiste sorsan 99'u Erdoğan der" saçmalaması. "IMF gelir" sopası. Popülizm yapmayalım ezberleri. Plütokrasinin iktisaden ve ahlaken çoktan iflas etmiş sistemini cansiperane savun kanka, aynen devam...
Etkili Haber Yeni Sayfa@etkiIihaberyeni

Atilla Yeşilada: "Ekonomistler açısından 100 kişiye sorsan 99'u Erdoğan'ı tercih eder. CHP'nin ekonomi politikası yok. Mevcut iktidarın iş dünyasına verdiği paraları, imtiyazları alıp halka dağıtmak uygulanabilir bir politika değil."

Türkçe
13
70
474
31.1K
Tayfur Sokmenoglu
Tayfur Sokmenoglu@TSokmenoglu·
RT @Maharaj__: Derviş, uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından üstadının dergâhına vardı. İçinde biriken sorular, zihninde düğüm olmuştu. Se…
Türkçe
0
1
0
16
Tayfur Sokmenoglu retweetledi
MAHARAJ
MAHARAJ@Maharaj__·
“Hakk’a ulaşmak” denilen söz, varılacak bir menzil değil; yokluğu fark edilip aradan çıkarılacak olan vehmi benliktir Çünkü “bu benim” diye özleşerek kendimiz sandığımız kişi, Hakk’ın önünde duran en kalın perdedir Hakk’a ulaşmak, bir yere gitmek değil, aradan çekilmektir Çıkabilirsek aradan, kalır sadece Yaradan
Türkçe
3
7
54
1.3K
Tayfur Sokmenoglu retweetledi
MAHARAJ
MAHARAJ@Maharaj__·
Allah, kendi zuhurunu deneyimlemek ve seyretmek muradıyla, mutlaklığını sınırlı bir tecellide izhar etmeyi dilemiştir. Bu sırra mazhar olan insan ise, O’nun isim ve sıfatlarını taşıyan bir ayna olarak yeryüzünde Halifetullah kılınmıştır Zira sınırsızlık, kendi başına idrak olunamaz; hudut olmadan şuur oluşmaz. Mutlak olan, bilinmez; bilinmeyen ise seyredilemez. Bu yüzden Hakk, kendini sınırlı suretlerde açığa vurur; görünmeyen, görünür elbiseler giyer suretlere bürünür Okyanus, kendi enginliğini doğrudan temaşa edemez; lakin bir dalga, o sonsuzluğu hisseder, taşır ve dile getirir. Dalga, okyanustan ayrı değildir ama kendini ayrı sanarak hareket eder. İşte bu vehim, seyrin başlangıcıdır İnsan da böyledir. Kendi hakikatinden perdelenmiş bir hâlde, benlik zannıyla yaşar. Bu zannın içinde arar, sorar, yanılır, bulur. Her buluş, aslında bir hatırlayıştır; her kayboluş, bir perde daha aralamaktır İnsan, kendinde gördüğü her sıfatın O’ndan bir tecelli olduğunu fark eder. Hayat O’ndandır, kudret O’ndandır, ilim O’ndandır, irade O’ndandır. Kendisinde sandığı hiçbir şeyin kendine ait olmadığını idrak ettikçe, benlik çözülmeye başlar Bir an gelir ki kul, kendine nispet ettiği her şeyi terk eder. Ne fiilini kendinden bilir ne varlığını. O vakit dalga, dalga olmadığını anlar; kendini okyanusta bulur. Ayrılık vehmi silinir, ikilik ortadan kalkar Varlık bir muamma olmaktan çıkar, bir şahitliğe dönüşür. Bu şahitlikte insan, kendine değil, O’na bakar, kendini değil, O’nu görür. Bu şahitlik, Hakk’ın kendini kendinde seyretmesidir “Allah, kendisinden başka bir ilah (varlık) olmadığına şahit oldu.” {Âl-i İmrân 18}
Türkçe
5
16
88
2.5K
Tayfur Sokmenoglu retweetledi
MAHARAJ
MAHARAJ@Maharaj__·
Rüyamızda gördüğümüz şeylerin sûretleri, fiilleri, isimleri ve varlıkları bize aittir. Rüyada başka şeylerin ve başkalarının var olduğunu zannederek yaşamış olmamız, bizim orada tek gerçek olduğumuz hakikatini değiştirmez İşte bu hâl, uyanıklık dediğimiz âlem için de bir işarettir. Zira insan, dışarıda gördüğünü “başka” sanır; hâlbuki gördüğü, kendi varlığının sûretlere bürünmüş hâlidir. Her yüz, içindeki bir hâlin aynası; her ses, gönlünde yankılanan bir mânânın yansımadır Rüyada korktuğun da sendin, kaçtığın da. Sevdiğin de sendin, sarıldığın da. Uyanınca nasıl ki hepsinin senden ibaret olduğunu anlarsın, hakikate uyanan gönül de bu âlemdeki ayrılık vehmini öylece terk eder Bil ki bu âlem, büyük bir rüyadır; fakat öyle bir rüya ki, uyanışı ölümle değil, idrakle olur. Gözünü kapatmakla değil, gönlünü açmakla uyanırsın. Ve o uyanışta anlarsın ki, sen ne yalnızca bir seyircisin ne de sadece bir sûret. Sen, hem gören hem görünensin
Türkçe
1
30
119
4.6K
Tayfur Sokmenoglu retweetledi
MAHARAJ
MAHARAJ@Maharaj__·
Tasavvufu “terk-i dünya” zanneden, tasavvufun sırrına eremez Terk, dışta değil; bilinç boyutunda olur. Hakikat de yine bilinç boyutunda yaşanır Dünya terk edilmez; ona yüklenen anlamlar, bağımlılıklar ve zanlar terk edilir. İnsan eşyadan değil, eşyaya verdiği yanlış kıymetten sıyrılır Hakikat yolcusu, dünyadan kaçmaz; dünyaya esir olmamayı öğrenir Perde dışarıda değil, insanın idrakindedir. Perde kalktığında, aynı dünya bu defa hakikatin aynası haline gelir
Türkçe
3
16
114
3.2K
Tayfur Sokmenoglu retweetledi
MAHARAJ
MAHARAJ@Maharaj__·
Hacı Bektaş Veli İle Mevlana Bir zamanlar, yaptığı hataların ağırlığı altında ezilen bir adam vardı. Yıllarca kötü yollardan para kazanmış, haksız kazançla yaşamıştı. “Bu yükten nasıl kurtulacağım?” diye düşünüyordu. Sonunda elindeki haram parayla bir inek satın aldı. Niyeti, bu hediyeyi büyük bir veliye sunmaktı. Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına gitti Huzura vardığında başını eğerek konuştu: “Efendim, bu hediyeyi kabul edin, belki affa vesile olur.” Hacı Bektaş Veli, adamın yüzüne dikkatle baktı: “Evladım, bu mal helal değildir. Helal olmayan bir hediye kabul edilmez.” Adam ineği alıp bu kez Mevlana Celaleddin Rumi’nin dergâhına gitti. Adam gözyaşları içinde pişmanlığını anlattı. Mevlana, onun kalbindeki pişmanlığı gördü ve hediyeyi kabul etti. Adam şaşkındı. Aynı hediyeyi Hacı Bektaş Veli reddetmişti. Dayanamayıp sordu: “Efendim, Hacı Bektaş Veli bunu kabul etmedi. Siz neden kabul ettiniz?” Mevlana hafifçe gülümsedi ve şöyle dedi: “Biz bir akbaba gibiyiz, nerde bir leş görsek konarız. Hacı Bektaş Veli ise bir kartal gibidir. Öyle her leşe konmaz.” Adam bu sözleri duyduktan sonra, Hacı Bektaş Veli meğer ne büyük bir veliymiş kapısından ayrılmamak lazımmış diyerek sabah erkenden Hacı Bektaş Veli’nin yanına döndü. Duyduklarını aynen aktardı. Hacı Bektaş Veli, bu sözleri işitince tebessüm etti: “Evladım,” dedi, “bizim gönlümüz bir su birikintisi gibiyse, Mevlana’nın gönlü bir okyanus gibidir. Bir damla kir bizim gönlümüzü bulandırabilir; ama onun engin gönlü kirlenmez.”
Türkçe
3
20
140
8.7K
Tayfur Sokmenoglu
Tayfur Sokmenoglu@TSokmenoglu·
Bazen durmak gerekir… Kendinize zaman ayırın. Sessizliğin içinde kim olduğunuzu ve ne olduğunuzu hatırlamaya çalışın. “Türkler Yalnız Kalamıyor” | İlber Ortaylı youtube.com/shorts/NaauSSA… @YouTube aracılığıyla
YouTube video
YouTube
Türkçe
0
0
0
326
Tayfur Sokmenoglu retweetledi
Mehmet ÖNTÜRK
Mehmet ÖNTÜRK@mehmetonturktr·
Hatay’ımızın kaderine yön veren, bağımsızlık mücadelesinin öncü ismi, Hatay Cumhuriyeti’nin ilk ve tek Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen’i vefatının 46’ncı yılında rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Mehmet ÖNTÜRK tweet media
Türkçe
3
22
155
2.1K
Tayfur Sokmenoglu retweetledi
MAHARAJ
MAHARAJ@Maharaj__·
Yürümek yolculuk değil, yükü bırakmaktır Aramak uzaklara gitmek değil, Öz’ünü fark etmektir Uyanış göz açmak değil, gafletten uyanmaktır Vuslat kavuşmak değil, ayrılığın zan olduğunu bilmektir Fena yok oluş değil, benlikten arınmaktır Beka varmak değil, Hak ile kaim olmaktır
Türkçe
1
11
38
887
Tayfur Sokmenoglu retweetledi
Av. Dr. Gönenç Gürkaynak
Av. Dr. Gönenç Gürkaynak@GurkaynakGonenc·
Bu gönderiyi olabildiğince geniş alana duyurmakta bana destek verebilirseniz, Türkiye'de tabiatı koruma yönündeki hukuk mücadelesine önemli destek vermiş olursunuz. Minnettar olurum. Hem X hem Instagram hesaplarımdan, Milas Akbük mevkiindeki tabiatı katleden madenlerle hukuk mücadelesi başlattığımı ve kendi adıma dava açtığımı 11 Ağustos 2025 tarihinde duyurmuştum. Gururla ve mutlulukla bildirmek isterim ki, ÇED raporu olmadan madenlere izin veren Aydın Valiliği’nin işlemi, kendi adıma bizzat açtığım dava sonucunda iptal edilmiştir. Orman alanlarında çevre etki değerlendirmesi yapılmadan madencilik işlemleri yürütülemez. Devlet buna himaye veremez. Hukuk, kamu menfaatini dengeleyen ve gözeten tedbirlerin alınmasını emreder. Gerekirse, bir avukat kendi kendisini ağaçlarla ve toprakla beraber müvekkil yapar; mahkemeye emanet eder. Aydın Valiliği’nin "ÇED Gerekli Değildir" kararını iptal eden Aydın 2. İdare Mahkemesi'ne selam olsun. Ben konuyu hukuk yoluna götürdüğümde "memlekette hukuk mu var hocam?" diyerek yılgınlık gösterenlere selam olsun. Yollar yürümekle aşınmaz. Hukukçunun elinde bir tek hukuk vardır. Ona asla sırt dönmez. Aydın 2. İdare Mahkemesinin verdiği bu kararın, Türkiye’nin farklı illerindeki farklı valiliklerin verdiği veya verecekleri “ÇED Gerekli Değildir” kararına karşı iptal davalarında emsal niteliğinde kullanılabileceğini de memnuniyetle belirtmek isterim. Bu türden durumlar karşısında dava açmak isteyen ve dayanak noktası arayanların ilgisine, detaylar aşağıdadır: 1- Akbük’te yer alan saha için yapılması planlanan “kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi projesi” kapsamında Aydın Valiliği 23.07.2025 tarihinde ÇED Gerekli Değildir kararı vermişti. Proje sahasının ormanın, tarım alanlarının ve yerleşim yerlerinin yakınında bulunduğu, proje kapsamında hukuki gereklerin usulüne uygun şekilde yerine getirilmediği, jeolojik, sismik ve halk üzerindeki etkilerinin yeterince analiz edilmediği ve özetle Valiliğin işleminde kamu yararı olmadığından bahisle bu kararı yargı yoluna taşımıştım. 2- Valilik ve projenin verildiği şirket savunmalarında projenin ÇED Yönetmeliğine uygun olduğunu, gerekli kurumlardan görüş alındığını ve projenin çevreye zarar vermeyecek şekilde yapılacağını öne sürmüşlerdi. Akabinde Mahkeme dosyanın esaslı incelenmesi amacıyla bir bilirkişi heyeti atamaya karar verdi. Bilirkişi heyetindeki uzmanlar ÇED gerekli değildir kararını çevre mühendisliği, biyoloji bilimi ve orman mühendisliği yönlerinden hukuka uygun bulurken maden ve jeoloji mühendisliği bakımından hukuka aykırı bulmuştu. Ayrıca bir bilirkişi “sahanın olduğu gibi korunmasında parayla ifade edilemeyen üstün kamu yararı” olduğunu vurgulamıştı. 3-  Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkeme; (i) proje tanıtım dosyasındaki jeolojik ve sismik analizlerin yetersizliğini ve bölgedeki su sorununu, (ii) orman, zeytinlik, yerleşim yeri ve turizm bölgelerine olan yakınlığı dolayısıyla flora/fauna üzerindeki riskleri ve (iii) bilirkişi raporuna ilişkin beyanlarımı değerlendirmiş ve bilirkişi raporu doğrultusunda, proje kapsamında yürütülecek madencilik faaliyetlerinin mevsimsel dereleri ve yeraltı sularını kirletme riski, dere yataklarının yönünü değiştirme ihtimali ve kalker tozlarının deniz turizmine vereceği zararları dikkate alarak, ÇED raporu hazırlanması gerektiğine karar vermiştir. 4- Ayrıca Mahkeme, projenin sadece kazı alanı değil, pasa stok, cevher stok ve tesis alanlarının toplamı üzerinden hesaplanması gerektiğini ve bu durumda 25 hektar sınırının geçildiğini ve kırma eleme tesisi için planlanan yıllık 1.200.000 tonluk üretimin, yönetmelikteki 400.000 tonluk eşik değerin çok üzerinde olduğunu tespit etmiştir. Sonuç olarak Mahkeme, yukarıda özetlediğim gerekçelerle, oybirliğiyle, “ÇED Gerekli Değildir” kararının eksik incelemeye dayandığını belirterek Aydın Valiliği’nin davaya konu işlemini iptal etmiştir. Yurdumuza, Aydın'a, Bozbük'e hayırlı olmasını dilerim. Mahkemenin gerekçeli kararının tamamı şurada: drive.google.com/file/d/1SPltbj…
Av. Dr. Gönenç Gürkaynak tweet mediaAv. Dr. Gönenç Gürkaynak tweet media
Türkçe
269
4.1K
8.2K
289.6K
Tayfur Sokmenoglu retweetledi
Tuncer Şengöz
Tuncer Şengöz@TuncerSengoz·
O bize bağlı. Püskevitle, domuz etiyle, hamasetle, goygoyla vakit kaybedersek atların kaderini yaşamaktan kurtulamayız. Çağ değişimini anlamak ve müdahil olmak zorundayız. Zaman daralıyor.
Türkçe
1
2
35
2K