Turna

21.1K posts

Turna banner
Turna

Turna

@T_urnam

Biz Aleviyiz Müslüman değiliz… Bu bir destek hesabıdır. Hiç bir dernekle kurumla bağlantım yoktur. Alevi-Alevilik. TANRI, Hak dır. HAK= EVREN, DOĞA ,İNSANDIR..

Türkiye Katılım Haziran 2016
1.2K Takip Edilen16.2K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Turna
Turna@T_urnam·
Genel hatlarıyla ALEVİLİK nedir? Ne değildir? - Din, inanç, mezhep, tarikat, cemaat vs. değildir. - Herhangi bir İbrahimi dinin ne içindedir ne de kenarındadır. - Bir dünya görüşüdür, felsefedir, öğretidir, yoldur. - Bir yaradan-tanrı anlayışı yoktur. "Ben hakkım, hakk bendedir." Hakk insandadır. Can merkezdedir. - Hakk ve hakikat yoludur. HAKK, evren, doğa ve canlıdır. Alevilikte "Hakk" yoktan var eden bir tanrı değildir. - Ateş, hava, su, toprak yani dört ana unsurun bütünlüğü, yaşamı var eden temel unsurdur. Bu dört ana unsur olmadan hiçbir canlının yaşama şansı yoktur. "Birlik" ve "Vardan Var Oluş" felsefesini (varlığın birliği - Vahdet-i Mevcut) savunur. Hedefinde rıza şehri ve kâmil insan anlayışı vardır. - Yaradılışı reddeder. Varoluşu savunur. Cennet-cehennem, ahiret, öbür dünya anlayışı yoktur. - Alevi anlayışında ölmek yoktur. Hiçbir şey yoktan var, vardan yok olmaz. - Alevilikte devriye (devir) kuramı vardır. Devriye öğretisi gereği doğada ölüm yoktur. Değişim, dönüşüm ve yeniden doğum vardır. - Hz. Ali ve 12 İmamlar Alevi değildir. Alevilikten bihaberdirler. Onlar Şia'nın, yani İslam'ın değerleridir. Alevilik, Ali sevgisi değildir. Alevilik, ŞİA ve CAFERİLİK değildir. - Anadolu'nun ve Mezopotamya'nın kadim halklarıdır. Neolitik çağdan beridir hep bu topraklardaydılar. Orta Asya'dan, Horasan'dan, Ortadoğu'dan bu topraklara doğru yayılmamışlardır. - Alevilik tek bir milliyete indirgenemez. Irkçı değildir. Tüm insanlığa aynı nazarda bakar. Sınırları yoktur. Bayrağı yoktur. - Savaşsız, sömürüsüz, kansız, kinsiz bir dünya kurmayı amaçlamak, rızalık şehrine ulaşmak Alevilikte hedeftir. - Soydan gelmez. İkrar, rızalık, razılık, ocak, talip, rayber, pir, mürşid yoludur. Şartları yerine getiren Alevidir. - Ateizm değildir. - Katliamlardan, baskılardan kaçmak adına, bir İslam silahı olan TAKİYYE'ye sarıldığımız, Şia değerleri üzerinden İslam'a sarıldığımız doğru ve gerçektir. - Özellikle Sivas katliamından sonra Aleviler yavaş yavaş takiye kabuğunu kırmaya başlamışlardır. - Alevilerin tarihten günümüze dinsiz, zındık, münkir, kafir, mürted, mülhid, râfizi adı altında katledilmelerinin altında, Aleviliğin İslam olmadığı gerçeği yatar. - Aleviler başta İslam, hiçbir dine düşman değildir. Başta İslam, tüm İbrahimi dinler Alevilere ve Aleviliğe düşmandır. - Aleviliği Alevi olmayanların ve asimilasyoncuların tarif etme devri kapanmıştır. - Artık iç ve dış asimilasyon çalışmaları tarafımızdan daha net görülmektedir. -Okuyan, yazan, sorgulayan Pirlere-Analara, canlara kulak kesiliyoruz. Yol'da, hakikatı ortaya koyan dik duruşlarından dolayı onlara aşk olsun. - Hakikatı arayan, sorgulayan tüm canlara aşk olsun... Aşk ile... @T_urnam
Turna tweet media
Türkçe
2
27
198
8.9K
Cenan Ünal
Cenan Ünal@cenan_unal·
@T_urnam Emeğine sağlık dost. Özümüzü hatırlattığın ayrıca teşekkür ederim.
Türkçe
1
0
1
44
Turna
Turna@T_urnam·
Cemevleri neden var? Cemevleri, namaz kılınacak, Kuran okunacak alanlar değildir. İslam’da böyle bir uğurlama erkânı var mıdır? Bir Alevi, yaşamı boyunca nasıl yaşıyorsa, Hakk’a yürüdüğünde de aynı şekilde uğurlanmalıdır. Alevilerin ve Aleviliğin cenaze namazını kılmayı brakn.
Türkçe
1
9
74
2.6K
Turna
Turna@T_urnam·
@ahtorun 1990’larda SHP ve DYP’de görev almış eski milletvekili, sözde Alevi Cemal Şahin’in oğlu. Babasının izinde...
Türkçe
1
0
3
37
Turna
Turna@T_urnam·
Bunlar, Alevilerin alınlarını secdeye eğdirenlerdir. Bunların Alevilikle bir alakası yoktur. Tanıyın bunları, prim vermeyin.
Türkçe
9
5
71
1.6K
Turna
Turna@T_urnam·
Babasından devraldığı İslamcı çizgiyi sürdüren bir figürün Alevi olduğunu, Aleviliği temsil ettiğini düşünmeyin. Asimilasyonu savunarak Alevi olunmaz.
Turna tweet mediaTurna tweet mediaTurna tweet mediaTurna tweet media
Türkçe
0
0
24
395
Turna
Turna@T_urnam·
Alevilik tek bir etnik kimliğe indirgenemez. Alevilik her türlü ırkçılığı reddeder. Tüm insanlığa aynı gözle bakamayan, kendi Aleviliğini sorgulasın. NOKTA...
Turna tweet media
Türkçe
2
3
50
579
Turna
Turna@T_urnam·
İran halkı okuyan, düşünen, aklını kullanan bir halktır. Özgürlüğüne düşkündür. Mollaların demokrasiye ve kendi halkına düşmanlığı, emperyalizme karşı onları birlik olmaktan geri almadı. Onlar özgürlük mücadelelerine devam edecektir. Umarım ki molla rejimi, 78’de İran devriminde Pevlevi hanedanlığına karşı solculardan aldığı desteği, iktidara gelir gelmez yok saydığı gibi aynı hataya düşmez. Kadına, insan yaşamına (idam), özgürlüklere, demokrasiye saygı duyar. Yıkılsın emperyalizm, yıkılsın dikta ve dini rejimler..
Türkçe
0
3
39
656
Turna
Turna@T_urnam·
@SemaKar50490517 Bu konuda Web de şöyle bir araştırmam olmuştu. x.com/T_urnam/status…
Turna@T_urnam

ALEVİ SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE Alevi sözcüğü, İslamcı yorumlar, devlet aklı ve işbirlikçi düşkünler tarafından çoğunlukla Arapçadaki anlamına indirgenerek “Ali’ye mensup olan”, “Ali soyundan gelen” ya da “Peygamber soyuna bağlı” şeklinde sunulur. Oysa tarihsel veriler, bu sözcügün İmam Ali döneminde değil, ondan yüzyıllar sonra üretildiğini ve bu tanımlamaların sonradan kurgulandığını göstermektedir. Osmanlı kaynaklarında “Alevi” sözcüğünün kullanımı 15. yüzyıla kadar gitmektedir. 1455, 1485, 1553 ve 1579 yıllarına ait Ordu ili tapu tahrir defteri kayıtlarında; 1528 yılında kaleme alınan Celalzâde Salih Çelebi’nin Tarih-i Sultan Süleyman adlı eserinde; XVI. yüzyıl şairleri Aşkî ve Hayalî Bey’in divanlarında ve Âşık Çelebi’nin Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâadlı eserinde “Alevi” sözcüğünün hem Kızılbaşları hem de günümüzde ocak merkezli yapılanan Alevi inancını tanımlamak için kullanıldığı görülmektedir (Bülent Akın). 1558 tarihli bir Eskişehir kadısına gönderilen padişah fermanında geçen “Seydi Gazi ışıklarının yola getirilmesine dair…” ifadesi, “ışık” tanımlamasının yalnızca halk arasında değil, resmî belgelerde de kullanıldığını göstermektedir. İsmail Beşikçi, “Luvi” sözcüğünün Hitit dilinde “ışık insanı” anlamına geldiğini; Anadolu’da yalnızca Luvilerin değil, Likyalıların da bulunduğunu ve “Likya” adının “ışık ülkesi” anlamına geldiğini belirtir. Beşikçi’ye göre, “ışık taifesi” Osmanlı–Safevi savaşları sonrasında katli vacip hâle getirilince, hayatta kalabilmek için isim ve kimlik değiştirmek zorunda kalmıştır. Ona göre “Alevi” sözcüğü, bu tarihsel kırılmanın ardından, ilk kez 16. yüzyılın son çeyreğinde kullanılmaya başlanmıştır. Erdoğan Çınar’a göre Alevi kelimesi, “aleve ait”, “ışığa ait”, “alevden gelen” ve “ışıktan gelen” anlamlarını içeren kadim bir kavramdır. İrene Melikoff Alevi sözcüğünün yaygınlaşmasının, daha sonraki bir dönemde Suriye’de Nusayrî topluluklara Alavîler (Alaouites) denmeye başlanmasıyla ilişkili olmasının muhtemel olduğunu belirtir. Tarihsel süreçte Alevi sözcüğünün; Hakikatçıları (Ehl-i Hak, Rêya Heq, ışık ehli), Kızılbaşları, Bektaşileri, Nusayrîleri ve Caferileri kapsayan bir üst adlandırma olarak kullanıldığı görülmektedir. Özellikle Kızılbaş ve Nusayrî sözcüklerinin devlet ve egemen inanç dili tarafından kriminalize edici ve aşağılayıcı bir içerikle kullanıldığı dönemlerde, Alevi adı bu topluluklar tarafından bir tür koruyucu kimlik olarak benimsenmiştir. Bununla birlikte, hakikatçi yol anlayışı özünde diğer tanımlamalardan ayrılır. Bugün Aleviler kendilerini Kalenderî, Haydarî, Vefâî, Bektaşî, Babaî, Bedreddinî; Tahtacı, Yörük, Türkmen, Kızılbaş; Rêya Heq, Ehl-i Hak, Hakikatçiler, Yâresan, Kakai, Êzidî; Çepni, Abdal, Işıkçılar, Tekeli, Avşar gibi çok sayıda ad ve kimlikle tanımlamaktadır. @T_urnam

Türkçe
0
0
1
52
Sema Karabulut
Sema Karabulut@SemaKar50490517·
@T_urnam Beşikçi; II.Abdülhamit'ten önce Alevi kavramı kullanılmıyor, Kızılbaş,zındık, dinsiz vs deniyor 600 yıl. 15.yy öncesinde de Kızılbaş kavramı yok.Alevi kavramının kullanılmasınınsa en fazla 140 yıllık tarihi olduğunu belirtiyor.Rêya Heq inancı tamamen yok sayılılarak.
Türkçe
1
0
1
65
Turna
Turna@T_urnam·
Erdebil Tekkesi’nin başlangıcı Sünni bir tekkedir. Tarikatın kurucusu Şeyh Safiyüddin İshak Erdebilî (1252–1334)’dir ve Şafiî-Sünnî bir mutasavvıftır. Öğretmeni Şeyh Zahid-i Gilanî’dir. Şeyh Cüneyd (1447–1460) dönemine kadar, yani yaklaşık 150 yıl boyunca burada Sünnilik hâkimdir. Bu dönemden itibaren Şiileşme eğilimi başlar; Türkmen aşiretleri etrafına toplanır. İlk defa “cihatçı (savaşçı), siyasi bir Şii söylem” ortaya çıkar. Şeyh Haydar (1460–1488) döneminde tarikat belirgin biçimde Şii bir kimlik kazanır. Kızıl tac (12 dilimli) bu dönemde sembolleşir. Şah İsmail (1501–1524) ile birlikte On İki İmamcı Şiilik devlet ideolojisi haline gelir. Erdebil Tekkesi artık bir tarikat merkezi olmaktan çıkıp devletin ideolojik kurumu haline dönüşür. Kızılbaşlık da bu süreçte siyasi ve askeri bir kimlik kazanır. Buradan çıkan sonuç şudur: Kızılbaşlık, Safevi merkezli bir tarikat–ordu yapılanmasıdır. Şah İsmail’e mutlak bağlılık üzerine kuruludur. On İki İmam Şiiliği temel referanstır. Savaşçı ve yayılmacı bir harekettir. Bu nedenle Kızılbaşlık, Aleviliğin özü ya da kaynağı değil; Safevi devletinin siyasi-askeri projesi olarak şekillenmiş bir kimliktir. Osmanlı’da ise Kızılbaşlığa karşı Bektaşilik öne çıkarılmıştır. Yani devlet, Kızılbaşlığa karşı kendi denetiminde bir alternatif üretmiştir. Bugün Muhammed ve Ali merkezli söylemin Alevilik içinde hâlâ güçlü olmasının sebeplerinden biri de bu tarihsel etkidir. Safevilerin imamet ve Ali merkezli dili, zamanla Alevi topluluklara taşınmış ve yer yer belirleyici hale gelmiştir. Oysa Alevilik; insanı ve doğayı merkeze alan, evren–canlı–insan bütünlüğünü esas alan çok daha eski ve özgün bir yoldur. Bu nedenle Aleviliği, bu tarihsel siyasal yapılardan ayırarak yeniden düşünmek gerekir. Aşk ile...
Turna tweet media
Türkçe
3
10
65
2.3K
Turna
Turna@T_urnam·
Aleviliğin içi şehirleşmeyle boşaltıldı,can. Pir–talip–ocak bağı koptu. Güçlü pirler ya Hakk’a yürüdü ya dışlandı ya da etkisizleştirildi. Donanımlı Pirler geriden gelmedi. Bugün yolun ölçüsünü işletecek pir-ana neredeyse yok; bir avuç pir var, onlar da adım atamıyor. Cemevlerindeki pirler istisnalar dışında çıkar ve işbirliği peşinde...
Türkçe
0
0
1
32
Sema Karabulut
Sema Karabulut@SemaKar50490517·
@T_urnam Ve, DÜŞKÜN İLAN EDİLEN tek bir kişi görmedim henüz -:)
Türkçe
1
0
1
29
Turna
Turna@T_urnam·
Bir mafya lideri için Avrupa’nın en büyük cemevlerinden birinde lokma erkânı yapılması bir süredir tartışılıyor. Sorular: -Cemevi her talebi yerine getiren bir yer mi, yoksa yolun ölçüsünü koruyan bir yer mi? -Alevilikte esas olan yaşamın kendisi değil mi? -Erkânlar rızalık, toplumsal vicdan ve hak–adalet ölçüsü üzerine kurulmaz mı? -Yolun temel ilkelerini çiğneyen kişinin toplum nezdinde sorgulanması ve yaptırımla karşılaşması gerekmez mi? -Toplumun dengesini bozan düşmez mi, düşkün olmaz mı? -Düşkünlük, yolu ve yolun ahlakını koruma mekanizması değil midir? -Bu kişi düşkün müdür, değil midir? Düşkünlüğü işletmeyen bir yapı, Alevi yolu değildir; sadece boş bir kurumdur. AABF bir asimilasyon kurumudur. Berlin Cemevi bir asimilasyon merkezidir. Hüseyin Mat bir asimilasyoncudur.
Turna tweet mediaTurna tweet mediaTurna tweet mediaTurna tweet media
Türkçe
3
7
85
5.7K
Turna
Turna@T_urnam·
Cemevleri, Alevi asimilasyon merkezleridir. Aksini iddia eden varsa, gittiği cemevinin yöneticilerine, hoca-dedelere, yapılan cemlere, Hakka yürüme, sırlama, paklama, lokma erkânlarına ve kullanılan terminolojiye baksın...
Turna tweet media
Türkçe
3
14
86
1.8K
Turna
Turna@T_urnam·
Alevilik sorgulamaktır; biat yoktur, sorgusuz kabul yoktur. Ölçü gerçektir, hakikattir. #Sorgula
Türkçe
1
8
89
1.4K
Turna
Turna@T_urnam·
''Ne Ali Aleviydi, ne Alevilik İslam’dır.'' Hakikati eğmeden söyleyen canlara günaydın.
Türkçe
2
8
132
1.8K
Turna
Turna@T_urnam·
@zeynepb81867656 Biz kullandık. Ancak erk, sapık, rafızi, tehlikeli gibi anlamlar yükleyerek hakaret ve suçlama dili olarak; siyasi ve dini hedef gösterme aracı olarak kullandı. Örnek: Güner Ümit vakası. Bu, sadece ona ait değil; toplumun Kızılbaşlığa bakışına örnektir.
Türkçe
1
0
1
239
zeynepbayram
zeynepbayram@zeynepb81867656·
@T_urnam Bizim annemiz babamız Kızılbaş aleviyiz derlerdi. İkisini bir kullanırlardı
Türkçe
1
0
2
272
Turna retweetledi
Turna
Turna@T_urnam·
Kendilerine “Arap Alevisiyim” diyenlerin genelde “Nusayriyiz” dememelerinin nedeni, bu kelimenin tarih boyunca aşağılayıcı ve dışlayıcı bir dille kullanılmasıdır. Aynı ışık insanlarına “Kızılbaş” denmesi gibi. “Alevi” kavramı bugünkü anlamıyla 1500’lerden sonra ortaya çıktı;👇👇
Turna tweet media
Türkçe
2
10
118
10.2K
Turna
Turna@T_urnam·
BENİ PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİNDEN NİÇİN İHRAÇ ETTİLER? GÜNLERDİR, YURDUN, DÜNYANIN HER YERİNDEN MERAK EDİP SORUYORSUNUZ. ANLATMAYA ÇALIŞAYIM Sevgili okuyucularım, öğrencilerim, öğretmen arkadaşlarım, akrabalarım, Yol'da beraber yürüdüğümüz Canlarım Böyle bir yazıyı kaleme alacağımı hiç aklımdan geçirmezdim. Sizler denli şaşkınım. Aynı gün iki ayrı 'ifadeye çağrı' yazısı aldım.... Biri; "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" bildirisine imza attığım için Ankara Savcısının Soruşturması, Kovuşturması ile ilgili, öbürü ise; aynı gün, bir kaç saat sonra, PTT görevlisinin imza karşılığı, evimin kapısında bana teslim ettiği; PSAKD Genel Merkezi'nden gelen, sıkı sıkı zımbalanmış, 'ifadeni ver' yazısı. Kaderin cilvesi işte. İki ayrı Makam, iki ayrı ifadeye çağrı. Tarih: 27.11.2025 Olay şöyle başlıyor: MYK Genel Sekreteri olan kişi, PSAKD GYK'sına benim hakkımda; "bir an önce adım atılması" istemiyle bir şikayet dilekçesi yazıyor. Bu yazıda, kısaca; "medya paylaşımında bulundu", "kamuya açıklama yaptı", "TV programlarında konuştu", "... derneğin kurumsal yapısına... Genel Başkanımıza... Yönetim Kurulu üyelerine... Hakaret etti, mesnetsiz suçlamalarda, aşağılayıcı söylemlerde bulundu."diyor. Tarih: 27. 10.2025 Ben bu kadar kötü işler yapmışım. İyi de; bir tane de "İŞTE ÖRNEĞİ" demez mi bir Genel Sekreter?... Kendi mi yazdı, bir başkas mı dikte etti bunu bilmiyorum. Üstelik örgütümüzdeki geçmişi de sadece on yıl öncesine dayanıyor. Yani Sivas Madımak Katliamından 23 yıl sonra. Yaşı ise, Emekli Öğretmen. Öbür şikayetçi ise; Mali Sekreter. Bu kişi hem semah öğretmeni, hem de Semah Hizmetlisi. Büyük bir Aşure Hizmeti sırasında, 10 bin kişi izleyici iken, komşu camiden gelen Ezan Sesi an'ında Semahın durdurulmasına "gık"ı çıkmayan biri. Bu durumun ne denli ACI olduğunu Genel Başkan'a söylediğimde ilginç bir savunma yaptı: "Başkanım ya... Dün Karşıyaka'da Sivas Şehitlerimizi ziyarete gittik, gördük ki; 24 saat Kuran okunuyor...' Başkan böyle olunca?... Anımsanacaktır; 2025 Eylül-Ekim aylarında; "Alevi'nin HAİNİ olur mu tartışması yaşanmıştı. Merdan Yanardağ; "Her toplum kesimi gibi" vurgusunu özellikle belirtmesine karşın, bizimkiler ısrarla üstüne gidiyorlardı. Bu tartışmaya ben de o platform üzerinde katıldım. Yararı, zamanı olmayan, trollerin köpürttüğü bir tartışma dedim. Konu güncelliğini yitirdi gitti. Ama bu Sayman arkadaş sürdürdü. Mikrofona geçip dedi ki: "Merdan Yanardağ Aleviler için ne yapmış ki" Sonraki günlerde de Merdan Bey tutuklandı. Ben de bu kez; biraz şaka, biraz eleştiri, biraz laf atma kebilinden; "Küpeli sevinmiştir." dedim. " Vaay... sen nasıl bana 'küpeli' dersin diye, cinsiyet konusu yaparak şikayetçi oldu. O da, üyesi olduğu GYK'ya Dilekçe verdi. Şaşı, kekeme, aksak değildi ki... Kulağına Pir Sultan Abdal simgesini küpe boyutunda taktığı için 'küpeli' dedim. GYK bunu da İHRAÇ gerekçelerinden biri saydı. ASIL NEDENE GELİNCE: Bu arkadaşlar ne yazık ki; tarih bilincinden yoksunlar. Aleviliği bilmiyorlar. Derneğimizi tanımıyorlar. Kent koşullarında, sistemin onca saldırıları karşısında ne yapacaklarını bilmiyorlar. Aleviliğin inanç boyutunu, insan ve doğa yorumunu, doğuşunu, yüzyıllar boyunca yaşananları, kendine özgü bir dili olduğununu, felsefesini, amacını, yürüyüş hattını, dostlarını, özellikle bağımsızlığını, genç kuşaklara nasıl aktarılacağını bilmiyorlar. Her kademesinde yıllarca mücadele etmiş bir (kabul ederlerse) abileri olarak; kongrelerde, danışma kurullarında, uygun her ortamda anlarttım, yazdım. Romanlarımda, öykülerimde konu yapım. Özellikle siyasi partilerle ilişkileri örnekleriyle sundum. O sıcak "muhabbetlerini" hep merak eder olduk. Başaramadım, başaramadık. Her eleştiriyi, her eleştireni "hain" sandılar. Ülkemizde DEMOKRASİ ARARKEN, kendi örgütümüzdekini yaraladılar. Son Genel Kurul, 17'ncisi olarak, 19-20 Nisan 2025 tarihinde yapıldı. Öncekı 16 sına da katıldım. Hepsinde iki liste oldu. Ne kavga oldu, ne gürültü. Bir liste öbüründen biraz daha fazla oy aldı, kardeşçe kucaklaşıldı. Pir Sultan Kazandı, denildi. Ama bu 17'si böyle olmadı. Olanları kısaca anlatayım. Divanda yaşanan bir olumsuzluk çözülemeyince; 652 delegeden 176'sı salonu terk etti. Terk edenleri zaman zaman posta oturan ANA'mız videoya çekti. Başka bir DEDE'miz de Amigoluk yaptı. BALIK BAŞTAN GÜZELLEŞİR ya... Bunlar olacak şey mi Allah aşkına! Bu ne ya?... Genel Başkan, kendi Genel Kurul'unda KORUMA bulundurur mu peşinde? Kongre sonrası, bir genel değerlindirme yapıp, kırgınları, küskünleri davet edip, gelin şu işi bir konuşalım deyip ortamı yumuşatmaz mı? Ali Balkız'ı disipline verip ihraç etmek varken... Bunlar gelip geçer, su akar yatağını bulur. Sel gider, kum kalır. Evlatlarını, kardeşlerini, anne babalarını Sivas Cehenneminde bırakanlar unutmaz. Alevilik içeriden dışarıdan onca engelleri aşıp nasıl bugüne geldiyse; Haydut Trump Dünyamızı ateşe atmazsa... Bir de; şu popülist yanımız, şişkin egomuz, narsist yapımız, medya merakımız, "beğeni" yanımız kangrene dönüşmezse... Medya tutkumuz bizi teslim almazsa... Ney miş? "Görünür olmalı"ymışız. Uzattım. Bir de, Son Söz olsun: ELİNE, DİLİNE, BELİNE SAHİP OLMAYI, içselleştirmiş, yaşam iksiri haline getirmiş olanları çoğaltmalıyız. Bir Alevi Kurumunu, Alevi bir CAN gibi yönetmeliyiz. Ali Balkız
Turna tweet media
Türkçe
2
12
92
4.4K
okan
okan@CheSevin·
Bunca zamandır şu zırvalıkları yaymaya çalışıyor, kaç para alıyor acaba
Türkçe
2
0
2
399