

Turna
21.1K posts

@T_urnam
Biz Aleviyiz Müslüman değiliz… Bu bir destek hesabıdır. Hiç bir dernekle kurumla bağlantım yoktur. Alevi-Alevilik. TANRI, Hak dır. HAK= EVREN, DOĞA ,İNSANDIR..





ALEVİ SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE Alevi sözcüğü, İslamcı yorumlar, devlet aklı ve işbirlikçi düşkünler tarafından çoğunlukla Arapçadaki anlamına indirgenerek “Ali’ye mensup olan”, “Ali soyundan gelen” ya da “Peygamber soyuna bağlı” şeklinde sunulur. Oysa tarihsel veriler, bu sözcügün İmam Ali döneminde değil, ondan yüzyıllar sonra üretildiğini ve bu tanımlamaların sonradan kurgulandığını göstermektedir. Osmanlı kaynaklarında “Alevi” sözcüğünün kullanımı 15. yüzyıla kadar gitmektedir. 1455, 1485, 1553 ve 1579 yıllarına ait Ordu ili tapu tahrir defteri kayıtlarında; 1528 yılında kaleme alınan Celalzâde Salih Çelebi’nin Tarih-i Sultan Süleyman adlı eserinde; XVI. yüzyıl şairleri Aşkî ve Hayalî Bey’in divanlarında ve Âşık Çelebi’nin Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâadlı eserinde “Alevi” sözcüğünün hem Kızılbaşları hem de günümüzde ocak merkezli yapılanan Alevi inancını tanımlamak için kullanıldığı görülmektedir (Bülent Akın). 1558 tarihli bir Eskişehir kadısına gönderilen padişah fermanında geçen “Seydi Gazi ışıklarının yola getirilmesine dair…” ifadesi, “ışık” tanımlamasının yalnızca halk arasında değil, resmî belgelerde de kullanıldığını göstermektedir. İsmail Beşikçi, “Luvi” sözcüğünün Hitit dilinde “ışık insanı” anlamına geldiğini; Anadolu’da yalnızca Luvilerin değil, Likyalıların da bulunduğunu ve “Likya” adının “ışık ülkesi” anlamına geldiğini belirtir. Beşikçi’ye göre, “ışık taifesi” Osmanlı–Safevi savaşları sonrasında katli vacip hâle getirilince, hayatta kalabilmek için isim ve kimlik değiştirmek zorunda kalmıştır. Ona göre “Alevi” sözcüğü, bu tarihsel kırılmanın ardından, ilk kez 16. yüzyılın son çeyreğinde kullanılmaya başlanmıştır. Erdoğan Çınar’a göre Alevi kelimesi, “aleve ait”, “ışığa ait”, “alevden gelen” ve “ışıktan gelen” anlamlarını içeren kadim bir kavramdır. İrene Melikoff Alevi sözcüğünün yaygınlaşmasının, daha sonraki bir dönemde Suriye’de Nusayrî topluluklara Alavîler (Alaouites) denmeye başlanmasıyla ilişkili olmasının muhtemel olduğunu belirtir. Tarihsel süreçte Alevi sözcüğünün; Hakikatçıları (Ehl-i Hak, Rêya Heq, ışık ehli), Kızılbaşları, Bektaşileri, Nusayrîleri ve Caferileri kapsayan bir üst adlandırma olarak kullanıldığı görülmektedir. Özellikle Kızılbaş ve Nusayrî sözcüklerinin devlet ve egemen inanç dili tarafından kriminalize edici ve aşağılayıcı bir içerikle kullanıldığı dönemlerde, Alevi adı bu topluluklar tarafından bir tür koruyucu kimlik olarak benimsenmiştir. Bununla birlikte, hakikatçi yol anlayışı özünde diğer tanımlamalardan ayrılır. Bugün Aleviler kendilerini Kalenderî, Haydarî, Vefâî, Bektaşî, Babaî, Bedreddinî; Tahtacı, Yörük, Türkmen, Kızılbaş; Rêya Heq, Ehl-i Hak, Hakikatçiler, Yâresan, Kakai, Êzidî; Çepni, Abdal, Işıkçılar, Tekeli, Avşar gibi çok sayıda ad ve kimlikle tanımlamaktadır. @T_urnam















Eline her saz alan adam olamıyor. Senden ne adam olur ne de sözde sanatçı olur. Bırak sadece Alman istihbaratını, herhangi bir kurumdan kişiden nemalanan haysiyetsizdir, onursuzdur, şerefsizdir. Değilse aksini söyleyenindir. (Tüm canlardan özür diliyorum) @Ayguncam23